Emir Kusturica Popüler

Makale

Yazar

Adına “Meşru Kahramanlık” dediğim bu çıkışların (Adları çoğaltabilirim: Somun Pehlivanlığı, Tatlı Su Demokratlığı, Taşsız Köy Sakinleri, Kulübe Bekçileri vb.) ilki Davos’ta yapıldı, daha sonra “Mavi Marmara” şimdi de Kusturica” Nedir bunların ortak paydası? Bu meseleler, arısı alınmış peteklere benzer.

Emir Kusturica

Bence çok önemli bir gelişmeydi ama takip edebildiğim kadarıyla sanki geçiştirilir gibi yapıldı. Haberlere konu olana kadar haberim olmamıştı meğer Emir Kusturica Antalya Altın Portakal’a davet edilmiş ve üstelik jüri başkanlığı yapacakmış. Meseleyi kim fiştekledi bilmiyorum ama Ertuğrul Günay “Herkesi kucaklamak isteyen tarz ve tonda konuşunca mesele alev almış” Bu tarz bana çok dokunuyor ve bu tarzdan nefret ediyorum.

Adına “Meşru Kahramanlık” dediğim bu çıkışların (Adları çoğaltabilirim: Somun Pehlivanlığı, Tatlı Su Demokratlığı, Taşsız Köy Sakinleri, Kulübe Bekçileri vb.) ilki Davos’ta yapıldı, daha sonra “Mavi Marmara” şimdi de Kusturica” Nedir bunların ortak paydası? Bu meseleler, arısı alınmış peteklere benzer. Isırılma riski yoktur. Petek her zaman dolu olmayabilir ama bunun bir önemi yok en nihayetinde bal peteği bal kokar; zararı yok.

Kusturica nın Bosna savaşını destekler mahiyette konuşmuş olması elbette ki önemli bir veridir. (“Sanatçıyı sanatçılığıyla tartışmalıyız” “boşluğunu/hiçliğini” tartışma dışı tutuyorum) Bir sinema sanatçısından acılar arasında ayrım yapmasını bekleyemeyiz. Yalnız bunun protesto biçimi ve zamanı çok önemlidir. Belli, protestoya biçimini veren şey “dindaşlık” Soruyu şöyle sorayım: Dini bütün hangi esnaf, tezgahındaki Kusturica filmini kaldırma tutarlılığı içinde olmuştur? “Bursa belediye başkanı beni kabul etti ve elimi sıktı. O zaman başka biri miydim?” diye sordu Emir. Mantıklı geldi. Ama esas cümleyi bundan sonra kurdu. Bilmiyorum, o, buna benim yüklediğim manayı yükledi mi ama cümle şahaneydi “O (Türk Kültür Bakanı) bir siyasetçi, dolayısıyla özgür değil” dedi. Belki sanatçı sezgisi belki de tasarlanmış bir cümle. Kusturica ile aynı fikirdeyim: Siyasetçiler özgür değildir.

Bosna’da katliam işlendiği, Filistinlilerin İsrail devlet terörü altında yaşadığı ve hatta Filistinlilerin kendi devletlerine sahip olması gerektiği (Obama tarafından bile dile getiriliyor) artık herkesin malumu. Bu malumlar üzerinde oynarsanız ne olur? Bir: Zarar etmezsiniz; en fazla kardan zarar olur ama kar bakidir. İki:”miş” gibi olursunuz ve elinizde yeterince medya gücü varsa “miş”likten çıkar “derviş” olursunuz; her durumda kardasınız. Üç; dervişlik hırka saadeti gerektirir, sakıncası yok, o şimdi Topkapı müzesinde ve sanırım boğaza nazır. Dört: vicdan mastürbasyonu yapmış olursunuz, ki seks tabusu olanlar için aslında çok da lüzumsuz sayılmaz.

Peki risk yok mudur? Risk yani rızk... Olmaz olur mu; vardır. Müthiş yamultur, eğreti hale getirir, omurgasızlaştırır ve ağızda bal mumu olur. Bal mumu daha ziyade gevişe uygundur; işkembeye yardım eder. Yalnız kimi durumlarda nefes borusuna da kaçar; mevta eder...

Hep söylüyorum... Bazen, sırf bir an için, bir cümle hatta bir kelime için, acıttığını bile bile, ömrü tuza yatırabilmek gerekir. Semih Kaplanoğlu’nu tanımam. Kütüphanemde iki filmi duruyor; fırsat bulup izleyemedim. (Bir kitabı ya da filmi erteliyorsam, hiç zorlamam kendimi, övünç mü yoksa şans mı sayarsınız bilmem, bu güne kadar hiç “keşke daha erken” demedim.) En kısa zamanda onları izlemem gerekecek. Yalnız Kaplanoğlu’nun bilmesi lazım, Anadolu coğrafyası çok riskli bir coğrafyadır. Dikkat etmek lazım; belki de tutarlı bir aydın sanatçı kuşağı yetiştiremememizin sebeplerinden biridir, o toprakta dürülü hikaye çoktur. Bosna dersen, biri çıkar Emeni der, hatta o kadar uzağa gitmez Kürt der. Eğer envanterinde bu olgulara dair demirbaşların yoksa / sağlam değilse susacaksın. Susmak en azından altını garantiler; az mı? (bu sözden nefret ediyorum)

Türkiye sağı, tanıdığım için rahatlıkla yazıyorum, müthiş birikimsizdir ve üstelik pratiğin öğretmenliğinden de yoksundur. Biz sol, o kadar birikimli olmasak da bir pratik birikimimiz var. Ve biz biliriz ki tutarlılık bir bütündür. Bugün “dikatör” yarın “demokrat” olunmaz. Eğer bu iş bu kadar kolay olsaydı, bizler ömürlerimizi mahpuslarda ve ya sürgünlerde hayatta tutmak zorunda kalmazdık.

Emir Kosturika’ya bir çift laf edilecekse, bu lafı, hayatlarıyla hak edenler söylemelidir. “Ermeni Soykırımı” ve “Kürt Asimiliasyonun”dan devlet devlet kaçanların Bosna’yı sahiplenme hakkı yoktur. Şimdi geleyim Kusturica’ya: “Hoca, bir sonraki film ne zaman? (Siz istiyorsunuz diye sizin sorunuzu soracak değilim hem ben o soruyu Bosna bu kadar “piyasa” olmamışken sormuştum zaten. Geç kaldıysanız bu sizin hilkatiniz; umurumda değil)

Hasever
Zürich, 12 Ekim 2010

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile