Makaleler Bütün Yazılar Makale Guncel Davul Tozu, Minare Gölgesi / Hasever
 

Davul Tozu, Minare Gölgesi / Hasever Popüler

Makale

Yazar

Suya atılan taşın yarattığı dalgaların kıyıya yaklaşırken yayılıp büyümesi misali, Minare-yasağı[1] tartışmasının yarattığı dalgalar da kıyılarımıza yaklaştıkça çap büyütmeye devam ediyorlar. Dalgalar vurdukları her kıyıdan farkı bir ses çıkartıyor.

Davul Tozu, Minare Gölgesi

 

Suya atılan taşın yarattığı dalgaların kıyıya yaklaşırken yayılıp büyümesi misali, Minare-yasağı[1] tartışmasının yarattığı dalgalar da kıyılarımıza yaklaştıkça çap büyütmeye devam ediyorlar. Dalgalar vurdukları her kıyıdan farkı bir ses çıkartıyor. Bu sesin tınısında, dalgaların şiddeti kadar, kıyıların şekli ve konumu da önemli bir rol oynuyor. Sol-İslam kesim bu bir özgürlük kısıtlamasıdır derken, sağ-Hıristiyan kesim bu bir demokrasi örneğidir dedi. Mesele bir demokrasi tezahürü mü yoksa yasaklama eylemi mi? Tartışmaya muhtaç. Minare-yasağını isteyenler açısından durum net: Onlar küresel manada hedef tahtasına konan İslam siyasası üzerinden kolay kazanç elde etmek istediler. Kısa vadede istediklerini elde etmiş görünüyorlar. Babımız ise meselenin uzun vadesini incelemeye dair olacak. Zira yaşadığımız şu kısa vade, birilerinin bir zamanlar uzun vadesiydi...

 

İsviçre Halk Partisi’nin (SVP) İstediği

 

SVP’nin istediği çok net: İç siyasette bir ve ya bir kaç adım öne geçmek. Öyle de oldu. Zaten bu günlerde İslam üzerinden yürütülen her siyaset, Avrupa ve Kuzey Amerika coğrafyasında yüksek getirili yatırım enstrümanlarına dönüşmüş durumda. Bu, düşmansız kalan emperyalizmin geçici bir hevesi mi  yoksa soğuk savaş dönemi gibi bir dönemin eşiği mi tartışılır. Tartışma götürmeyen gerçeklik ise Afrika’nın Mogadişu’sundan Mezopotamya’nın Bağdat’ına, oradan Kabil ve Endonezya içlerine kadar İslam’ın, fakir ve ezilen yığınların çıkınlarında umut olarak duruyor olmasıdır. Milyonlar, ellerinde “çakar almaz” bir silahla savaş cephesinde cenk ediyorlar. Bir sol klavye için girilmesi zor cümleler bunlar. “Çakar-Almaz” her kullanıldığında dönüp elinde bulunduğunu yaralıyor. Bu çaresizliğe çare olacak bir sol ise henüz ufukta görünmüyor.

 

Tepkiler

 

Minare-yasağının kabulünden sonra Türk hükümetinden gelen ilk tepkilerden biri, İsviçre’de parası olan Müslümanların paralarını buradan alıp Türkiye’ye getirmeleri önerisiydi[2]. Bu öneriyi/tepkiyi çok anlamlı buluyorum. Bence bu, meselenin muhtevasını ortaya çıkarması bakımından aydınlatma fişeği rolü oynamıştır ama pek üzerinde durulmadı. Mevzunun sermaye olduğu ve bunun da sınır, din, dil ve milliyet tanımadığı böylece bir kez daha vurgulanmış oldu. Bu öneri İslam’a bir hakaret miydi? Bu öneriye İslam entelektüelleri nasıl bir tepki verdi? Tepki verdiler mi? Koparılan yaygaraya ve din formasyonlu ideolojiye biçilen kutsallığa/dokunulmazlığa bakılırsa Türk hükümetinin bu (parasal) önerisinin hakaret içerdiği kesin. Ama duyabildiğim kadarıyla bu konuda kimseden herhangi bir karşı ses çıkmadı.

 

Yasaklamaya (olumlu ya da olumsuz) kalem oynatan ve ya klavye kullananlar genellikle “karşılıklılık” (kavramı biraz zorlarsak mütekabiliyet esası da diyebiliriz) üzerinden fikir yürüttüler. Yasağı destekleyenler tezlerini “önce evinin önünü temizle” belirlemesiyle ispatlamaya çalıştılar. Doğrudur. Hükümranlığı altındaki coğrafyada diğer ideolojilere yaşama şansı tanımayan bir ideolojinin başka coğrafyalarda özgürlük diye çığlık atması pek inandırıcı değildir. Ama şu da doğrudur: Hem İslam hem de Hıristiyan ideolojisinin başka türlü davranmaya yeteneği yoktur. Her ikisi de baskın oldukları coğrafyada tek olmanın peşindedirler çünkü kurguları böyledir. Sadece din formasyonlu ideolojiler değil her ideoloji, o ideolojiyi temsil edenlerden bağımsız, bir yayılma[3] ve etki alanını genişletme eğilimi içindedir. Yasağa karşı çıkanlara gelince. Onlar daha ziyade Osmanlı üzerinden meseleye yaklaştılar. Osmanlının ne kadar engin bir hoşgörüyle dört kıtaya hüküm ettiği rivayet ettiler. Bilmem belirtmeme gerek var mı. Osmanlı oralara mehter grubuyla şimdiki gibi gösteri amaçlı gitmedi. ABD’nin şu anda Irak’ta camilere karışmaması(!) işgalciliğine ne kadar hoşgörü katıyorsa, Osmanlı da o kadar hoşgörülüydü. Bu sağlıklı beyinleri vereceği bir örnek değil.

 

Yayılan, çarpışmaları göze almak zorundadır. Barışın, kardeşliğin, birlikte (koyun koyun-a) yaşamanın propagandasını yapan dinler, nasıl oldu da bu kadar büyük coğrafyaları etkileri altına alabildiler. Gittikleri hangi yere kırmızı karanfiller götürdüler? Hangi gittikleri yeni memlekette kırmızı karanfillerle karşılandılar? Dünün istilacıları ne zamandan beri barışın elçileri oldular. Değil ülkelerin, kıtaların köleleşmesine yardım edenler ne zamandan beri özgürlüklerin savunucusu oldular? Bunları söylemeden bugüne dair yürütülecek her tartışma din formasyonlu ideolojilerin tahtını sağlamlaştırmaya hizmet edecektir. İnanç özgürlüğü (dar anlamada dini ideoloji) diğer özgürlüklerden daha değerli, daha (kutsal) dokunulmaz ve daha üstün değildir. İnsan yaşamına formasyon verme iddiasında olan ve bu hakkı kendisinde bulan hiçbir güç tartışılmaz/dokunulmaz değildir; olamaz. Hem bana dair hem benim üstününüm bir ideoloji olsa olsa köleliğimi körükler. Bunun özgürlükle, kutsallıkla, vicdanla açıklanabilir bir tarafı yok. Kıyılarıma gelip benden toprak koparmayı düşünen her dalga, kayalarıma çarpıp biçare damlalar olarak toprağıma düşmeyi de göze almalıdır.

 

Bu referandum “din” içerikli olduğu için bu kadar büyük bir gürültü koparıldı. Benim de esas itiraz noktam burası. Neden başka bir konu bu kadar önemli, bu kadar narin ve bu kadar titiz ele alın(a)mıyor? Din formasyonlu ideolojiler bu iltiması nereden alıyorlar. İsviçre’deki Müslüman toplum belki de en rahat, Müslümanlığını yaşıyordur. Kimse kuşaklar arası çatışmadan, özellikle gençler arasında yaygınlaşan çeteleşmeden, anadil öğretiminden ve iş piyasasında maruz kalınan çifte standartlardan bahsetmiyor. Bu oyuna mağdur olan taraf da dahil. Kimseye sorunlarını öğretmek gibi bir “tepedenciliğin” peşinde değilim. Özellikle vurgulamak istediğim şey, insanın özgürleşmesini sağlayan gereksinimler arasında bir sırala yapılamayacağıdır. Belki biliniyor ama söylenip yazılmıyor. İsviçre’de yeni minare yapımını yasaklayan bir halk oylaması yapılmış ve halk % 57,5’lik bir oranla yasağa evet demiştir. Bu, bu kadar. Aynı halk, aynı sandıkta ve aynı tarihte “muharebe silahlarının ihracatına hayır” oylamasına da hayır demiştir. Yani İsviçre halkı, başka bir coğrafyada birlerinin savaşmasına evet demiştir. Şimdi bu, minare yasağından daha mı az önemli? Din formasyonlu ideolojiler bulundukları yüksek kürsüden alınıp normal ihtiyaçlar arasına alınmalıdır. Bu, insanların düşünsel ve bedensel özgürlüğü için elzemdir.

 

Sol-İslam İttifakı

En çok sol görüşlü kadınların minare yasağına evet demesi bekleniyordu ama öyle olmadı. Kadınlar, meseleyi “özgürlükler” penceresinden değerlendirdiler ve düşük bir oranla[4] minare yasağına evet dediler. Sol-İslam ittifakından bugüne değin hep sol zarar görmüştür ve belli ki bu zararların henüz bir derli toplu bilançosu yapılmamış. Bir başkasının bana zarar verme özgürlüğüne evet demem, eğer bir siyasal körlük değilse kölelik tezahürüdür. Başkasının fikrine saygı gösterme modası bugünlerde celladına “seninle aynı fikirde değilim ama (beni öldürme) fikrine saygı duyuyorum” noktasına (çukuruna) kadar gelmiş bulunuyor. Bu bir aymazlık halidir ve insanın tepkilerini felç etme etkisine sahiptir. İnsanlar birlikte yaşayabilmek için kardeş[5] olmak, anlaşabilmek için ise birbirlerinin her türlü fikrine saygı[6] duymak zorunda değiller. Kaldı ki bir başkasının yaşamına kast etmek isteyen hiçbir fikrin saygıdeğer bir tarafı da yoktur. Sol ideoloji, özgürlükleri yorumlarken, o özgürlüğü envanterinde bulundurmayanlara mavi boncuk dağıtmak aymazlığından kurtulmak zorundadır.

 

İsviçre Halk Partisi’nin (SVP) İstemediği

 

(SVP’nin) Eğrisi (insanların) doğrusuna denk geldi. Bunu düşünemezlerdi. Onlar daha ziyade güçsüzün gücünden  güç almayı tasarladılar. Ama (güzel) bir şeye de sebep olmuş oldular. Bu, sadece İsviçre için değil, bütün dünya için bir ilk olmuş oldu. Nasıl ki bugün minare istenmedi yarın da hem minare hem kilise istenmez. Bunun önü açılmış oldu. İsviçreli “aklı başında” din entelektüellerinin dikkat çekmek istedikleri ama açık açık ifade etmek istemedikleri tehlike/fırsat buydu. Onlar durumun herkese uygulanabilir olduğunu sezinlediklerinden, değil oylamaya evet denmesini oylamanın kendisini dahi yanlış buldular. Onlar açısından çok doğru/tehlikeli. Bu oylamada oylamaya sunulan her ne kadar İslam gibi görünse de aslında din formasyonlu ideolojiler olmuşlardır. Mahallemizde kilise/camii istemiyoruz demenin önü açılmıştır. Ve buna, yaşamın büyük bir sürprizi olarak, sağ-ırkçı etiketli bir parti önayak olmuştur. Şimdi geriye o mahalleyi inşa etmek kalıyor.

 

Hasever

Zürich, 26.01.2010

oteki.ch



[1] Referandumla yasaklanan, minare değil yeni minare yapımıdır. İsviçre’de minareli camiler hali hazırda mevcut zaten. Babımızda yasaklama kısaca minare-yasağı olarak adlandırılacak.

[2] AKP’nin tüccar karakterine çok uygun bir tepki. Daha önce de “One Minute” felaketine tanık olmuştuk. Bir başbakanın kötü İngilizcesinden büyük bir marka yaratmaya çalışmak olsa olsa tüccarlara uygun bir davranıştır. Eğer o çıkışın sosyal-siyasal bir derinliği olsaydı o cenahta evvela kitap, tez ve ya araştırma konusu yapılırdı ve ya vakıf adı olurdu ama olmadı. Ola ola Avrupa’da marketler zincirine isim oldu. Erdoğan’ın derinliğine uygundur.

[3] Alman vatandaşı ve sonradan Müslüman (İslam dünyasında böyleleri çok makbul, tıpkı burjuva dünyasında sol döneklerin revaçta olması gibi. Bir aşağılık kompleksi tezahürü olsa gerek.) Pierre Vogels’ın sağ kolu İbrahim Thomas “İsviçre halkı için en iyisini istiyoruz/diliyoruz. O da İslam’dır. (Wir wünschen der Schweizer Bevölkerung nur das Beste. Und das Beste ist der İslam)”diyor. Gerisinin nasıl geleceğini her iki ideolojinin tarihinden biliyoruz. Aynı dilek Hıristiyan misyonerler tarafından Afrika ve Amerika kıtasındaki insanlar için de yapılmıştı. O “kardeşlerin” ne halde oldukları hepimizin malumu. O misyonerlerin İsviçre uzantıları bunu iyi bildiklerinden, İsviçre İslam Merkezini şimdiden potansiyel bir suç örgütü olarak lanse etmeye başladılar. Birbirlerinin kodlarından haberdar oldukları kesin. Çünkü ortak olan bir dolu koda sahipler.

[4] Tages Anzeiger oylama sonrası yapılan anketi “Die Mär von den islamkritischen linken Frauen” adı altında verdi. Türkçe’ye “Sol görüşlü kadınların İslam karşıtlığı palavrası” diye çevrilebilecek olan başlığın devamında şu bilgilere yer verilmiş:  Sağ görüşlü insanlar yasağı %80 oranında desteklerken aynı oranla sol görüşlüler yasağın karşısında yer alıyorlar. Oylamanın sonucunu etkileyen ağırlıklı oylar orta-yol diye tabir edilebilecek olan sağ-sol dışı yönelimlerden gelmiş. Yasağa evet diyenlerin % 15’i kararlarında İsviçre’de yaşayan Müslümanların etkin olduğunu bildiriyorlar. Yine evet diyenlerin altıda biri Müslümanların Hıristiyanlara ülkelerinde kötü davrandıkları için yasağa evet demişler. En düşük eğitim düzeyinde olanlar % 76 ile yasağa evet derken, bu oran yüksek okul mezunlarında % 34’te kalmış. Oylama sonrası anketin en öne çıkan istatistiği ise sol görüşlü kadınların % 16’lık bir oranla yasağa evet demesi olmuş. Rivayete göre bunun oldukça yüksek bir oranda seyretmesi gerekiyordu.

 

Kaynak. Tages Anzeiger, www.tagi.ch, 25.01.2010, İnternet Baskısı.

 

[5] Türkiye’de en çok Kürt gerçekliğini inkarda başvurulan bu “Kardeşlik” vurgusu aynı zamanda ilkelliğimizin de bir göstergesi. Simgesel de olsa geldiğimiz nokta henüz kardeşlik. Kuzen, komşu, hemşeri, dünyalı olmamıza çok zaman var... Kürtlerle Türkler aynı coğrafyada yan yana ya da iç içe (insanca) yaşayabilmek için kardeş mi olmak zorundalar? Kaldı ki bu iki halkın herhangi bir kardeşliği de bulunmuyor. Biri Orta Asya’dan gelmiş, diğeri yukarı Mezopotamya’nın kadim yerlilerinden. Ne olacak şimdi? Kardeşlik mi? Alın Filistin oğullarıyla İsrail oğullarını. İkisinin de aynı soydan geldiği rivayet ediliyor

[6] Fikre saygı göstermek ayrı, onu kale almamak ayrı, bastırmak ayrı ve ya ona teslim olmak ayrı şeylerdir. Fikrine katiyetle saygı duymadığım ve hatta onları deli saçması bulduğum bir yığın insan var. O fikirler gelip benim kıyılarımı dövmediği sürece onlara hiçbir sözüm ve tabi ki saygım da yok. Mesele o fikirlerin benim yaşam alanıma girip girmedikleridir...

Üye eleştirileri

Toplam 4 üyeden ortalama puan:

Genel Puan 
 
10.0
İçerik/Fikir 
 
10.0  (4)
Üslup 
 
10.0  (4)
Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Davul Tozu, Minare Gölgesi / Hasever 2010-02-27 18:03:33 emrah polat
Genel Puan 
 
10.0
İçerik/Fikir 
 
10.0
Üslup 
 
10.0

güzel bir yazı

abc

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
Davul Tozu, Minare Gölgesi / Hasever 2010-02-27 17:45:49 yalnız değilsin
Genel Puan 
 
10.0
İçerik/Fikir 
 
10.0
Üslup 
 
10.0
Eleştiren yalnız değilsin    Şubat 27, 2010

mesele budur

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
Davul Tozu, Minare Gölgesi / Hasever 2010-02-23 08:18:58 Murat
Genel Puan 
 
10.0
İçerik/Fikir 
 
10.0
Üslup 
 
10.0
Murat Eleştiren Murat    Şubat 23, 2010
İlk 10 Eleştirmen Arasında  -   Bütün eleştirilerime bakın

Herşey ortada

Tebrikler, aydınlatıcı, zihin açıcı bir yazı olmuş.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
Davul Tozu, Minare Gölgesi / Hasever 2010-02-22 10:01:07 Önder Kurt
Genel Puan 
 
10.0
İçerik/Fikir 
 
10.0
Üslup 
 
10.0
Önder Kurt Eleştiren Önder Kurt    Şubat 22, 2010
#1 Eleştirmen  -   Bütün eleştirilerime bakın

Sol-İslam İttifakı Hakkında Okuduğum En İyi Yazı

Sayın Hasever,

Öncelikle E-HayalET'e hoşgeldiniz. Yazınız gerçekten çok yerinde bir çözümlemede bulunuyor bence. Kesinlikle katılıyorum.

Bir kez de ben altını çizeyim;

"Sol ideoloji, özgürlükleri yorumlarken, o özgürlüğü envanterinde bulundurmayanlara mavi boncuk dağıtmak aymazlığından kurtulmak zorundadır."

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile