Makaleler Bütün Yazılar Makale Guncel İsmail Beşikçi Eleştirisi
 

İsmail Beşikçi Eleştirisi Popüler

Günlerdir yazayım diyordum, bu sabah “Sol” web sitesinde Fatih Yaşlı, son kısım hariç, düşündüklerimi dile getirmiş ve İsmail Beşikçi’nin hafta başında Taraf Gazetesi’nde Neşe Düzel’e verdiği mülakattaki görüşlerini eleştirmiş. Katılmadığım kısım ise, sondaki Türkiye vurgusu. Bence sosyalistlerin gelecek projeksiyonlarının Anadolu ve Trakya ile sınırlı kalması çok da anlamlı gelmiyor. “Neden Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya’yı da içine alan bir bölgesel federasyon, konfederasyon arzulamayalım ki?” diye sorup, Fatih Yaşlı’ya bağlanalım.

Mümtaz Soysal geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet’teki köşesinde “Kesin Çözüm” isimli bir yazı yazdı ve şöyle dedi: Güneydoğu’da, “ bölgesel özerklik, resmi dil dışında öğretim gibi ulus-devlet ilkesiyle çatışan isteklere karşı kesin kırmızı çizgiler çizmek ve düzen değiştirici planlı ekonomik-sosyal kalkınmayı öne çıkarıp bu koşullara uymak istemeyenlerin Irak’taki Türkmen nüfusla değiştirilmesini önermek gerekecektir.”

 

Soysal, yazısının adını Nasyonal Sosyalist “nihai çözüm”e atıf yapmak için mi böyle koydu bilinmez ama önermiş olduğu çözüm, yani mübadele açıkça faşist bir tınıya sahipti. Benzer şeyleri 50 sene önce Nihal Atsız da şu şekilde söylüyordu: Kürtler, “Türk milletinin başını belaya sokmadan, kendileri de yok olmadan çekip gitsinler. Nereye mi? Gözleri nereyi görür, gönülleri nereyi çekerse oraya gitsinler. İran’a, Pakistan’a, Hindistan’a, Barzani’ye gitsinler. Birleşmiş Milletlere başvurup Afrika’da yurtluk istesinler.”

 

50 yılın ardından gelinen noktada Soysal’ın Atsız’la benzer çözümleri dile getirmeye başlamış olması üzücü sahiden de ama ya benzer görüşleri tersten meşru kılmaya çalışan İsmail Beşikçi’ye ne demeli?

 

Beşikçi, Neşe Düzel’e verdiği ve Pazartesi ve Salı günü Taraf’ta yayınlanan mülakatta Kürt sorununun çözümü için neredeyse Soysal ve Atsız’la aynı cümleleri kuruyor, aynı önerileri dile getiriyor.

 

Beşikçi’nin çözümü basit: “Kürtler Kürtlerle bir arada yaşasınlar.” Yani Kürtlerin Kürt etnisitesine dayalı bir devletleri olsun ve bu devlet çatısı altında yaşasınlar. Bunun mantıki sonuçlarına doğru götürüldüğünü düşünelim bir an. Kürtler Kürtlerle, Türkler Türklerle, Almanlar Almanlarla, Araplar Araplarla yaşasınlar. Etnik aidiyetlere dayalı devletler kaplasın dünyayı. Etnisite insan var oluşunun başat unsuru olsun… Atsız ve Soysal’ın söylediklerinden, onları da geçelim saf bir volk yaratmaya çalışan Nazi ideolojisinden bir farkı var mı bu söylenenlerin?

 

Peki nasıl bir devlet bu, yönetim biçimi ne, diktatörlük mü, monarşi mi, cumhuriyet mi, kapitalist bir devlet mi, sosyalist mi, bağımsız mı yoksa yarı sömürge mi? Bunların Beşikçi için bir önemi bulunmuyor; Düzel’in “nasıl bir Kürt devleti hayal ediyorsunuz” şeklindeki sorusuna “Herhangi bir devlet işte” diye yanıt veriyor.

 

Neşe Düzel, Beşikçi’ye “Devlet çok mu önemli” diye soruyor. Beşikçi ise şöyle yanıtlıyor soruyu: “Devlet tabii çok önemli. 1989’da Cizre taraflarında bir komutan Kürtlere bok yedirdi. Bu kavramı size karşı kullandığım için özür diliyorum. Sizin kendinize ait boktan bir devletiniz bile olsa, bu tür yaptırımlarla karşılaşmazsınız o zaman siz.” İlginç sahiden de, Beşikçi “kendi devletleri olanlar”a o devletin Mamak’ta, Metris’te, Sağmalcılar’da neler yaptığını, neler yedirdiğini unutmuş gibi görünüyor. Sadece o da değil, Beşikçi “kendi devletleri olanlar”a o devletin 1 Mayıs 1977’de, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta neler yaptığını unutmuşa da benziyor.

 

Neşe Düzel, “Bu ülkeyi Türkler yönetti ve 12 Eylül’de 1 Milyon kişi işkenceden geçti diyor. Beşikçi’nin buna verdiği yanıt ise son derece çarpıcı: “Güney Kürdistan’a bakın. Saddam döneminde Kürtler nasıl yönetiliyordu, şimdi nasıl yönetiliyor. Kürtlerin Kürtleri yönetmesi çok daha iyi.” Saddam’a karşı Barzani… Kürt halkına reva görülen ehven-i şer bu demek ki, bir despotun yerine başka bir despot.

 

Atsız, Soysal ya da Beşikçi… Herkes kendi “kesin çözüm”ünü dile getiriyor, dünya görüşleri farklı olanların çözümlerinin birbirine bu kadar benzer bir hale gelmesi ise artık bizleri şaşırtmıyor, meselelere etnik bir perspektiften bakanlar eninde sonunda bir körleşmenin ortasında buluyorlar kendilerini, bazen “mübadele”, bazen “tehcir”, bazen de “herhangi bir devlet işte” diyebiliyorlar.

 

Bizimse bu topraklara ve bu toprakların insanlarına dair asla vazgeçmeyeceğimiz bir düşümüz bulunuyor. Düşlerin en ütopik ve en gerçekçi olanı bu: Türklerin, Kürtlerin ve bilcümle Anadolu halkının kurucu öznesi oldukları ve “yarin yanağından gayri her yerde

her şeyde hep beraber” diyerek bir arada yaşadıkları bir Türkiye.

 

http://haber.sol.org.tr/sabah-sabah/ismail-besikci-ye-haberi-17889

 

Taraf'taki söyleşi için:

 

http://www.taraf.com.tr/makale/7306.htm

 

 

 

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile