Makaleler Bütün Yazılar Makale Guncel Dilimize ne oluyor?
 

Dilimize ne oluyor? Popüler

Makale

Yazar

Dil üzerinden oynanan oyunlara bakıldığında tıpkı eğitimimizde olduğu gibi dilimiz üzerinde de ciddi bir takipsizlik olduğu öne çıkıyor...

Forumları bazen yazım kuralları açısından incelediğimde gördüğüm de aynı...


İtinalı değiliz...

Ancak belki farklı bir bakış açısı gibi gelecek size ve muhtemelen pek mantıklı bulmayacaksınız ama benim şöyle bir tespitim mevcut: Nasıl düşünüyorsak öyle konuşuyor ve nasıl konuşuyorsak öyle yazıyoruz artık...

Kafalarımız o kadar karışık ve karrmaşıkki düzgün konuşmamız, doğru yazmamız da beklenesi olmuyor ne yazıkki...

Okumuyoruz öncelikle...

Okulda ders kitapları dışında okunulan kitap sayısı ortalamasını düşünebiliyorsanız bu konudaki yozlaşmanın altını o derece doldurabilirsiniz... Okumayan toplum tepkilerinde de, dilinde de, tavır ve davranışlarında da acaipliklere mahkumdur...

Kaç kelime ile günlük dilimizi yaşatıyoruza bakalım...

Sonuç orada işte...

Kelime hazinemizi izlediğimiz tv şovlarından edinmediğimizi düşünebiliyor musunuz?

Bir diğer enteresanlık ise şu: Dil artık bir iletişim değil eğlence aracına dönüştürüldü...

Şaklabanlık aracı oldu...

Dil değil sadece; biz siz hepimiz bozulduk...

Sahip çıkmamız gereken şeyler her geçen gün çoğalıyor...

Bozuluyoruz...

 

Peki biraz daha derinlemesine baktığımızda durum nedir?

 

Dünyada yazıldığı gibi okunan bir dil olarak bilinen Türkçemiz, aynı zamanda konuşulduğu gibi de yazılmakta...

Bu da günlük konuşma dili ile yazı dilinin benzeşmesi, bozulması, yozlaşmasını kaçınılmaz kılar... Bu doğrultuda yapılacak işleri salt SLOGANVARİ ÇIKIŞLAR veya ŞOVLAR bazında değil, günlük yaşamımızda kullandığımız dil ile örnek olarak/oluşturaaak YAŞAYAN DİL haline getirmeliyiz... Dil de tıpkı bizler gibi SOSYAL BİR VARLIK ve bizim gibi yaşar, bozulur, düzelir, dönem dönem rehabilitasyona, resetlenmeye ihtiyaç duyar... İşte bu noktada yukarıda belirttiğim konu önem kazanıyor: DİL SOSYAL BİR VARLIKTIR...

Bu noktadan hareketle evde, işte, sosyal yaşam alanlarında, çocuğumuz, eşimiz, dostumuz, arkadaşımız ile konuşmalarımızda özenli olarak sosyal bir varlık olan ve bir insan için vazgeçilmez İFADE ARACI olan DİL olgusunun yıprranmasına müsade etmemeliyiz...

Diller dönem dönem tıpkı bir vücut gibi çeşitli salgınlarla mücadele etmek durumunda kalırlar ve bu virüslere yenik düştükleri de vakidir... Bu noktada bozulmalar, çözülmeler, yozlaşmalar ve tek düzelikler çıkar ortaya... Hastalıklı bir hal alan dil zamanla kronikleşen bu salgınların etkisi ile güçlü bir organizmaya sahip değilse yaşamsal özelliklerini yitirmeye ve başkalaşmaya başlar...

Bu salgınların en tehlikelisi ise TAKLİTÇİLİK olarak ifade edilebilir... Taklit tıpkı kişilik oluşumundaki birr çocuk için ileride BOZUK KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ oluşturmaktaysa DİL de aynı şekilde KİMLİKSİZ ve KİŞİLİKSİZ kalarak SAVUNMASIZ bir hal alacaktır.

Bugün yaşadığımız ve TÜRKÇEMİZ BOZULUYOR" şeklinde ifadelendirdiğimiz sorun DİLİN KİMLİK SORUNUDUR...

Günlük dilin hareket kabiliyeti maalesef bazı taklit kelimelerin sokuşturulması sonucu normalleşmiş algılanmakta ve bu da ne yazık ki DİLİN DEFORMASYONU da diyebileceğimiz sonucu ortaya çıkarmaktadır.

Bir dilin dayanıklılığının esası o dili kullananların ona göstereceği özendir...

Yazaken, konuşurken ve dinlerken daha dikkatli ve özenli olarak bu konuda bireysel çabalarımızı ortaya koymalıyız ve demin bahsettiğim üzere SOSYAL BİR VARLIK olan DİL olgusunu SALGIN ve TAKLİT marazlarından korumalıyız...

Birşeye sahip çıkmak ŞOV ve SLOGAN MİLİTARİZMİ ile değil, yaşatılarak gerçekleşir...

Yoksa yapılanın adı sadece HAMASET olur...

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (3)
  • büşra
    avatar

    Öncelikle böyle bir konuda gösteridğiniz hassasiyet için teşekkürler...

    Düşüncelerinize katıldığım gibi katılmadığım noktalar da var. Daha doğrusu ifade etmek istediğinizi tam olarak algılayabilmiş değilim. Ancak temelde düşüncelerimizin aynı olduğunu düşünerek -dil bilinci- yazınızı okumamın ardından aklımdan geçenleri sizlerle paylaşmak isitedim.

    Dediğiniz gibi dil sosyal bir varlıktır ve sürekli bir evrim süreci içerisindedir. Bunu çok kısa bir şekilde örneklendirmek gerekirse; bugün nasıl "bazan" ifadesini kullanmıyor ve bu şekilde kullananları yadırgıyorsak gelecekte de durum buna benzer oalcaktır. Bu kaçınılmaz. "Gitmeyeceğim", "gitmiyeceğim"e dönüşebilr, bu daralmanınn gerçekleşmesi mümkündür. Asıl dikkat etmemiz gereken, sizin de üzerinde durduğunuz gibi yabancı kelimelerin günlük hayatımıza ne şekilde girdiği konusu. Türkçesi gayet kabul görmüş, yaygın şekilde kullanılan kelimelerin dahi maalesef yabancı halleri kullanılmakta.Ancak mesleki özelliklerinden dolayı bu kelimeleri ister istemez kullanan insanları bu konuda çok da fazla yadırgamamak gerekli diye düşünüyorum. Çünkü kimi kelimelere uydurma bir Türkçe ifade bulmak,dilimizi gülünç duruma düşürüyor.

    Bunların dışında kısa mesajları, elektronik postaları, notları, mektupları vs kullanmamız gereken Türkçeyle yazdığımızda ya da konuştuğumuzda zaman içinde bu normal bir hal alıyor. Bir tür alışkanlık hali. Bu büyük bir anlamda da bilinçle alakalı bir durum.

    Bir de harflerin farklı dillerdeki şekliyle ifadesini gençlerimiz, özellikle kısa mesajlarında ve kendilerince oluşturdukları msn dillerinde(!) bolca kullanmakta ve bunu maalesef farklılık olarak görmekteler. Ayşe ismini Ayshe yapar... Çetin ismini Chetin yapar... Bunların ardından "Türkçe Türkcheleşmesin." demekten başka bir şey elden gelmez. Fakat "Dilimiz elden gidiyor!.." şeklindeki ifadelerin de kimseye faydasının olduğunu düşünmüyorum. Bilgisayar bundan on yıl öncesinde birçoğumuzun evinde yokken, şu an evinde bilgisayarı olmayan yok. İnternet yine benzer bir şekilde. Bilgisayarı en az televizyon kadar normal kabul eden çocuklar yetiştiğinde durumun daha farklı olacağını düşünüyorum. Bu gelişim süreçlerinde dil bilincinin farkına varmalarını sağlayacak yetişkinlerin etraflarında yer alması da bu durumu etkileyecektir.

    Herkes önce kendinden sonra ulaşabildiği diğerlerinden sorumlu. Bu sorumluluk hali bir zorunluluk değil elbette. Ama dili mümkün olduğunca doğru ve anlaşılır kullanmak herkesin yapabileceği türden işler. Yirmi bir yaşındayım, henüz çok büyük değilim, farkındayım ama geleceğin daha parlak olacağı inancındayım. Kendi gözlemlerime ve ufak çaplı araştırmalarıma baktığımda şimdiki öğrencilerin ilköğretim ve ortaöğretim sürecinde daha fazla kitap okuduğunu görmekteyim. Bu değişim daha iyi bir neslin habercisi bence.

    Bir insanın öncelikle bağlaç olan "de" ve "ki"nin ve bütün "şey" kelimelerinin ayrı yazılması gerektiğinin bilincinde olması gerekiyor. "Herkez" değil "herkes", "hiç bir" değil "hiçbir", "madem ki" değil "mademki", "yada" değil "ya da", "rastgele" değil "rasgele", "hoşçakal" değil "hoşça kal"... Liste uzatılabilir. Gerçi bu "hoşça kal" ifadesi şu an bir ironi oluşturmuş durumda. "Bye bye" varken birbiriyle "hoşçakal" şeklinde vedalaşan kaç kişi kaldı ki!..

  • onder
    avatar

    Tespitlerine katılıyorum Yaşar. İtiraf etmek gerekirse HayalEt'te de dile çok özen göstermeden yazıyoruz. Şahsen ben çok hızlı ve çalakalem yazdığımı için, dil ve imla hatalarım çok fazla oluyor.

    Ancak makul bir gerekçemiz de var; bu site samimi informel bir platform olarak ortaya çıktı. Geniş bir okuyucu kitlesi bulunmadığı, "bizbize" olduğumuz için çok da dikkat etmeye çalışmadık.

    Ancak yavaş yavaş açıldıkça, gündeme getirdiğin konu önem kazanıyor.

    Artık daha özenli olmaya çalışmak lazım.

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #3 m2312 28-06-2009 12:08
Öncelikle böyle bir konuda gösteridğiniz hassasiyet için teşekkürler...

Düşüncelerinize katıldığım gibi katılmadığım noktalar da var. Daha doğrusu ifade etmek istediğinizi tam olarak algılayabilmiş değilim. Ancak temelde düşüncelerimizi n aynı olduğunu düşünerek -dil bilinci- yazınızı okumamın ardından aklımdan geçenleri sizlerle paylaşmak isitedim.

Dediğiniz gibi dil sosyal bir varlıktır ve sürekli bir evrim süreci içerisindedir. Bunu çok kısa bir şekilde örneklendirmek gerekirse; bugün nasıl "bazan" ifadesini kullanmıyor ve bu şekilde kullananları yadırgıyorsak gelecekte de durum buna benzer oalcaktır. Bu kaçınılmaz. "Gitmeyeceğim", "gitmiyeceğim"e dönüşebilr, bu daralmanınn gerçekleşmesi mümkündür. Asıl dikkat etmemiz gereken, sizin de üzerinde durduğunuz gibi yabancı kelimelerin günlük hayatımıza ne şekilde girdiği konusu. Türkçesi gayet kabul görmüş, yaygın şekilde kullanılan kelimelerin dahi maalesef yabancı halleri kullanılmakta.A ncak mesleki özelliklerinden dolayı bu kelimeleri ister istemez kullanan insanları bu konuda çok da fazla yadırgamamak gerekli diye düşünüyorum. Çünkü kimi kelimelere uydurma bir Türkçe ifade bulmak,dilimizi gülünç duruma düşürüyor.

Bunların dışında kısa mesajları, elektronik postaları, notları, mektupları vs kullanmamız gereken Türkçeyle yazdığımızda ya da konuştuğumuzda zaman içinde bu normal bir hal alıyor. Bir tür alışkanlık hali. Bu büyük bir anlamda da bilinçle alakalı bir durum.

Bir de harflerin farklı dillerdeki şekliyle ifadesini gençlerimiz, özellikle kısa mesajlarında ve kendilerince oluşturdukları msn dillerinde(!) bolca kullanmakta ve bunu maalesef farklılık olarak görmekteler. Ayşe ismini Ayshe yapar... Çetin ismini Chetin yapar... Bunların ardından "Türkçe Türkcheleşmesin ." demekten başka bir şey elden gelmez. Fakat "Dilimiz elden gidiyor!.." şeklindeki ifadelerin de kimseye faydasının olduğunu düşünmüyorum. Bilgisayar bundan on yıl öncesinde birçoğumuzun evinde yokken, şu an evinde bilgisayarı olmayan yok. İnternet yine benzer bir şekilde. Bilgisayarı en az televizyon kadar normal kabul eden çocuklar yetiştiğinde durumun daha farklı olacağını düşünüyorum. Bu gelişim süreçlerinde dil bilincinin farkına varmalarını sağlayacak yetişkinlerin etraflarında yer alması da bu durumu etkileyecektir.

Herkes önce kendinden sonra ulaşabildiği diğerlerinden sorumlu. Bu sorumluluk hali bir zorunluluk değil elbette. Ama dili mümkün olduğunca doğru ve anlaşılır kullanmak herkesin yapabileceği türden işler. Yirmi bir yaşındayım, henüz çok büyük değilim, farkındayım ama geleceğin daha parlak olacağı inancındayım. Kendi gözlemlerime ve ufak çaplı araştırmalarıma baktığımda şimdiki öğrencilerin ilköğretim ve ortaöğretim sürecinde daha fazla kitap okuduğunu görmekteyim. Bu değişim daha iyi bir neslin habercisi bence.

Bir insanın öncelikle bağlaç olan "de" ve "ki"nin ve bütün "şey" kelimelerinin ayrı yazılması gerektiğinin bilincinde olması gerekiyor. "Herkez" değil "herkes", "hiç bir" değil "hiçbir", "madem ki" değil "mademki", "yada" değil "ya da", "rastgele" değil "rasgele", "hoşçakal" değil "hoşça kal"... Liste uzatılabilir. Gerçi bu "hoşça kal" ifadesi şu an bir ironi oluşturmuş durumda. "Bye bye" varken birbiriyle "hoşçakal" şeklinde vedalaşan kaç kişi kaldı ki!..
Alıntı
 
 
0 #2 didemgulmez 27-06-2009 07:54
Ankara Universitesi Dil-Tarih Fakultesinde Turkcemiz uzerine kisa bir anket hazirlanmis. Katilmak isterseniz 30 Haziran'a kadar su linkten ankete ulasabilirsiniz :
www.surveymonkey.com/s.aspx?sm=sJaBvGtrfEaKDMxLga_2bsjw_3d_3d
Alıntı
 
 
0 #1 Önder Kurt 25-06-2009 16:47
Tespitlerine katılıyorum Yaşar. İtiraf etmek gerekirse HayalEt'te de dile çok özen göstermeden yazıyoruz. Şahsen ben çok hızlı ve çalakalem yazdığımı için, dil ve imla hatalarım çok fazla oluyor.

Ancak makul bir gerekçemiz de var; bu site samimi informel bir platform olarak ortaya çıktı. Geniş bir okuyucu kitlesi bulunmadığı, "bizbize" olduğumuz için çok da dikkat etmeye çalışmadık.

Ancak yavaş yavaş açıldıkça, gündeme getirdiğin konu önem kazanıyor.

Artık daha özenli olmaya çalışmak lazım.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile