BİRKAÇ SÖZCÜK Popüler
Makale
Ferit EDGÜ'nün "Doğu Öyküleri" kitabına (1995 Yapı Kredi Yayınları) yazdığı önsözden bir bölümü aşağıya aldım;
Oraya ilk kez ayak bastığımda -yıllar yıllar önceydi- bu insanları anlayabileceğimi sanıyordum.
Çok uzaklardan geliyordum ve birbirimizin dilini konuşmuyorduk.
Doğrusu, o sıralar pek önemsemiyordum bunu.
Ortak dilin, ortak sözcükler demek olmadığını biliyordum.
Dağ başındaki o köyde, uzun, bembeyaz bir kış boyu o insanlarla birlikte yaşadım.
Günlük dertlerimizin iletişiminde güçlük çekmiyorduk.
Günlük dertlerimiz de gereksinimlerimiz de, (hemen hemen) aynıydı.
Ama onların yalnızlığıyla benim yalnızlığım aynı değildi.
Sanırım onların yalnızlık diye bir sorunları yoktu.
Ya da bunun bilincinde değillerdi.
Ya da bambaşka, benim tanımadığım bir yalnızlık sözkonusuydu.
Bilmiyorum.
Bildiğim, ben onlara yaklaştıkça onlar benden uzaklaşıyordu.
Onlar bana yaklaştıkça ben onlardan uzaklaşıyordum.
-Hoca, radyoda ne haberler var?
Onlara haberleri özetliyordum.
Ama bu haberler onların haberleri değildi.
Onları ilgilendirmiyordu.
Onlar ölüyor ve öldürüyorlardı.
Niçin? diye sorduğumda, başımı taş bir duvara çarpmış gibi oluyordum:
Sorumu -"Niçin öldürüyorsunuz birbirinizi"- kimse anlamıyor gibiydi.
"Biz" hala "onları" anlamıyoruz, onlar hala ölüyor ve öldürüyorlar. (Fantom)
Üye eleştirileri
-
2009-05-11 11:19:29 |Administrator| guclu
-
2009-05-08 02:03:40 |SAdministrator| onder
-
2009-05-08 02:15:38 |Publisher| Fantom

Yazılı anlatımda oluyor böyle şeyler bilirsin, dümdüz yazarsın ama okuyanlara meramını tam aktaramazsın. Yazarken kafandan geçen herşeyi kağıda (ekrana) dökemezsin bazen. Son satırdaki yorumumu kısa ve "öz" tutmamın bir nedeni de Doğu Öyküleri kitabında yakaladığım bir bağlantıyı aklımdan uçmadan bir an önce derleyip toparlama kaygısıydı. Kitabın farklı bölümlerindeki 3 farklı kısa öyküyü birleştirdim, bloglara koydum. Umarım birşeye benzemiştir.
-
2009-05-08 01:47:38 |Publisher| Fantom

Önder ben olayı mistifiye etmiyorum, farkındaysan son satırda biz ve onları tırnak içinde göstererek, bugünkü anlamazlıktan gelme durumuna gönderme yapmak istemiştim. Devlet, medya, AKP, DTP, liberaller, ilericiler vs. hala kendi işlerine geldiği gibi "anlama" derdinde iken, senin de saydığın nedenlerle insanlar ölüyor demek istemiştim. Yazdığın iyi oldu, sayende meramımı biraz detaylandırdım.
-
2009-05-08 01:27:31 |SAdministrator| onder

Ben bu konunun "onlari anlayamiyoruz" söylemiyle mistifiye edilmesini çok doğru bulmuyorum. Kanımca bu yaklaşım, çok sarih ve bariz bir toplumsal durumu, "burda bizim anlayamayacağımız çok karmaşık süreçler var" gibi bir yaklaşımla muğlaklaştırıyor.
Taraf'tan şu şahsın yazısını örnek veriyorum:
http://www.taraf.com.tr/makale/5390.htm
Bu yazıda çok iyi diye referans verilen Ali Bulaç "Zenkırt Katliamı" yazısı da bu:
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1025
Görüleceği gibi Edgü'nün söylemi Bulaç'ın ve şu adı lazım olmayan Taraf yazarının söylemi ile birebir örtüşüyor.
Sormak lazım, Namus Cinayeti denen sosyolojik fenomen neden sadece İslam Ülkelerinde bu kadar yaygındır? Dünya Sırlaması şöyle:
1. Filistin
2. Pakistan
3. Türkiye
İran, Yemen sırlamaya girmiyor çünkü namus cinayetine konu olan "suç"lar bizzat devlet tarafından "recm" ile falan resmi olarak cezalandırılıyor.
Ortada din Kültüründen kaynaklanan bir durum sözkonusu. Buna karşı duruş da yüzyıllardır, Voltaire'lerden, Diderot'lardan beri bilinmesine rağmen, post-modern saldırı sayesinde unutturuldu.
Sebeb bilinmesine rağmen, ülkenin yüzlerce yıldır süregelen gerilemesinden kazançlı olan egemen sınıfsal yapıların kültürel hegemonyası yüzünden üzeri sürekli örtülüyor. Utanmasalar resmen bu 700 yıllık arkaik toplumsal dinamiklerin bu gibi sonuçlarının sorumlusu da Atatürk diyecekler. Ve yukarıdaki iki yazıya bakın, hafiften hafiften dediklerini de görecekseniz bence.
En son yaşanan acı olay karşısında DTP'nin, haklı olsa da olayı sadece Koruculara bağlaması, ne kadar partizanca bir duruş içinde olduğunu gösteriyor bence.
Yorumlar
Olayın sadece dinin egemenliği ile alakası olduğunu zannetmiyorum. İç Anadolu veya Doğu Anadolu daha az dindar değildir ama böyle bir vahşetin oluşması için başka faktörlerin devreye girmesi gerekiyor sanırım. Kürtlerin "ırksal" geriliği türünden aşağılık yaklaşımlar ise bu türden bir katliamın Kürtlerin olduğu başka bölgelerde neden yaşanmadığını açıklayamaz.
Bence bu olay normal veya doğal değil. Buradaki normal ve doğal olmamaktan kastım, olayın ardında bir takım gizli güçlerin, komploların olması falan değil. Bu, çok aşırı bir olay; bu olaydan hareketle büyük genellemelere varamayız. Olayın ardında çok basitçe arazi anlaşmazlığı çıkarsa ne olacak bütün bu kocaman teoriler? Feodalite, dinsel baskı, koruculuk, silah kullanımının gelenekselleşmi ş olması, arazi anlaşmazlığı ve daha bir dizi faktörün bir araya gelmesi bu olayı bu kadar aşırı hale getirmiş olabilir.
Taraf'tan şu şahsın yazısını örnek veriyorum:
www.taraf.com.tr/makale/5390.htm
Bu yazıda çok iyi diye referans verilen Ali Bulaç "Zenkırt Katliamı" yazısı da bu:
www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1025
Görüleceği gibi Edgü'nün söylemi Bulaç'ın ve şu adı lazım olmayan Taraf yazarının söylemi ile birebir örtüşüyor.
Sormak lazım, Namus Cinayeti denen sosyolojik fenomen neden sadece İslam Ülkelerinde bu kadar yaygındır? Dünya Sırlaması şöyle:
1. Filistin
2. Pakistan
3. Türkiye
İran, Yemen sırlamaya girmiyor çünkü namus cinayetine konu olan "suç"lar bizzat devlet tarafından "recm" ile falan resmi olarak cezalandırılıyor.
Ortada din Kültüründen kaynaklanan bir durum sözkonusu. Buna karşı duruş da yüzyıllardır, Voltaire'lerden , Diderot'lardan beri bilinmesine rağmen, post-modern saldırı sayesinde unutturuldu.
Sebeb bilinmesine rağmen, ülkenin yüzlerce yıldır süregelen gerilemesinden kazançlı olan egemen sınıfsal yapıların kültürel hegemonyası yüzünden üzeri sürekli örtülüyor. Utanmasalar resmen bu 700 yıllık arkaik toplumsal dinamiklerin bu gibi sonuçlarının sorumlusu da Atatürk diyecekler. Ve yukarıdaki iki yazıya bakın, hafiften hafiften dediklerini de görecekseniz bence.
En son yaşanan acı olay karşısında DTP'nin, haklı olsa da olayı sadece Koruculara bağlaması, ne kadar partizanca bir duruş içinde olduğunu gösteriyor bence.

Burada da "geleneksel sporumuz" olan ikiyüzlülüğümüz hemen devreye giriyor. Sanki bu ülke de kör şiddet olağan halde değil, sanki 84'den bu yana 30-40 bin kişi dağda bayırda ölmemiş, sanki 1915'de bu ülke de yüzbinlerce insan tam da Mardin'deki gibi birbirini öldürmedi... Hürriyet'ten Kanat Atkaya çok güzel yazmıştı konu hakkında, bu insanlar diyordu Atkaya, zaten ya kan davasından ya PKK meselesinden ya basit hastalıklardan ya trafik kazasından ya doğal afetlerden ya bakımsızlıktan önümüzdeki 10-15 yıl içinde peyder pey ölüp gideceklerdi oradaki "şartların gereği", ruhumuz dahi duymayacaktı "normal olduğu gibi", hepsinin birden aynı anda tek bir nedenden göçüp gitmesi bize korkunç geliyor.
Olayın sadece dinin egemenliği ile alakası olduğunu zannetmiyorum. İç Anadolu veya Doğu Anadolu daha az dindar değildir ama böyle bir vahşetin oluşması için başka faktörlerin devreye girmesi gerekiyor sanırım. Kürtlerin "ırksal" geriliği türünden aşağılık yaklaşımlar ise bu türden bir katliamın Kürtlerin olduğu başka bölgelerde neden yaşanmadığını açıklayamaz.
Bence bu olay normal veya doğal değil. Buradaki normal ve doğal olmamaktan kastım, olayın ardında bir takım gizli güçlerin, komploların olması falan değil. Bu, çok aşırı bir olay; bu olaydan hareketle büyük genellemelere varamayız. Olayın ardında çok basitçe arazi anlaşmazlığı çıkarsa ne olacak bütün bu kocaman teoriler? Feodalite, dinsel baskı, koruculuk, silah kullanımının gelenekselleşmiş olması, arazi anlaşmazlığı ve daha bir dizi faktörün bir araya gelmesi bu olayı bu kadar aşırı hale getirmiş olabilir.