Makaleler Bütün Yazılar Makale Guncel Gayet Şahsi Bir 12 Eylül Yazısı
 

Gayet Şahsi Bir 12 Eylül Yazısı Popüler

Çocuktum, ufacıktım, bir gün uyandık, bir baktık askerler "memleketi kurtarmaya" gelmişler. Dokuz yaşında bir çocuk olarak ne hissetmiştim, anımsadıklarımı paylaşayım istedim, bu uğursuz yıldönümünde...

 

12 Eylül 1980 günü annemlerle birlikte Edirne’de, anneannemlerdeydik. Günlerden yine cumaydı ve pazartesi günü de okullar açılacaktı. İlkokul dördüncü sınıfa başlayacaktım ve Eskişehir’de yaşadığımız için de o gün geri dönüş yoluna çıkacaktık. O zaman doğrudan otobüs seferi falan olmadığı için, Edirne – Eskişehir arası zahmetli bir yolculukla kat ediliyordu; önce İstanbul Topkapı’da, şimdi artık olmayan Trakya Garajı’nda inecek, çok uzak ama fazla yakın da olmayan, yine Topkapı’daki Anadolu Garajına gidip Eskişehir otobüsü arayacaktık. Ama biz genellikle Kadıköy’e geçip babaannemlerin Acıbadem’deki evinde bir gece kalıp Eskişehir’e ertesi ya da daha ertesi gün tren veya otobüsle giderdik. O sene nasıl bir planımız olduğunu doğal olarak hatırlamıyorum.

 

Sabaha karşı saat 5 gibi, dayımın sesiyle uyandık. Dayım yeni evliydi ve Kaleiçi’nde tam da anneannemlerin evinin yanında bir apartmanda oturuyordu. İki ev birbirine çok yakın olduğu için genellikle pencereden konuşulurdu. Dayım, radyoyu açmamızı, ordunun yönetime el koyduğunu söylüyordu. Herkes büyük bir heyecanla kalktı ve radyonun başına koştu. TSK’nın bilmem kaç numaralı bildirisi okunuyordu. Çocuk aklımla, yaşanan durumun olağanüstü olduğunu anlamış, etrafımdaki büyüklerin endişeli telaşından da yaşanabilecek olumsuz şeyler olabileceğini hissetmiştim.

 

Öncelikle babam hızlı adımlarla dayımlara gitti. Belki yarım saat, belki de bir saat sonra dayımla birlikte çeşitli kutu ve torbalarla geri döndü. O kutu ve torbalarda bir tabanca ve çeşitli evraklar olduğunu sonraki yıllarda öğrendim. Anneannemlerin evi iki katlı, bahçeli, teraslı, çamaşırhaneli ve büyük tavan aralı, eski bir Edirne eviydi. Evraklar hemen yakılırken tabanca da koca evin içinde bir yerlere gizlendi. Babam yerini hala söylemez J

 

Evdeki hemen herkes politik tercihleri nedeniyle başı derde girebilecek durumdaydı. Teyzem ve yengem TÖBDER’li ve İKD’li, dayımsa hem CHP’li hem de çaktırmadan İGD’liydi. Dedem ve anneannem emekli PTT’ci ama aktif CHP üyesiydiler, üstelik 60’ların sonunda kurulan ilk PTT sendikasının da Edirne yönetiminde yer almışlardı. Daha geçen ay Dev-Gençli bir öğretmeni sokaklarında vurmuşlar, adamcağızın içmek için son suyunu da anneannem vermişti. Haftada birkaç gece evlerine ülkücülerden tehdit telefonu gelir, ya bomba ya da kurşun yoluyla ortadan kaldırılacakları kendilerine “tebliğ” edilirdi. O kadar çok yapılan bu tehditlerden artık korkmayı bırakmışlar, telefon edenlerle alay etmeye başlamışlardı. Cesur insanlardı vesselam. Her zaman ortanın solunda yer almış annem ve babamın ise daha ileri bir solculukla veya aktif politikayla o zaman da ilgileri yoktu ve şimdi de yoktur. En fazla CHP mitinglerine ailecek gider, Ecevit’i heyecanla dinleyip evimize dönerdik.

 

Sokağa çıkma yasağı ve her köşe başında bir askeri araç olmasına rağmen, babam, bende o zaman çok büyük bir hayranlık ve aynı zamanda da müthiş bir korku uyandıran bir cesaretle ekmek almaya dışarı çıktı. Birkaç varta atlatıp ama ekmek almayı da başararak geri döndüğünde neredeyse öğlen olmuş ve hepimiz televizyon başında Kenan Evren ve saz arkadaşlarının görüntüleriyle müşerref olmuştuk.

 

Öğleden sonra sokağa çıkma yasağı birkaç saatliğine kaldırıldı ve biz de bulduğumuz ilk otobüsle İstanbul’a doğru yola çıktık. Edirne sınır şehri olduğu için bütün giriş çıkışlarda inanılmaz bir kontrol vardı. Beş, on kilometrede bir bütün arabalar durdurulup bütün erkekler indirilip tek tek aranıyordu. Tam şehri terk ederken yapılan bir aramayı, büyük bir tesadüf eseri, annemlerin mahalleden çocukluk arkadaşları olan ve muhtemelen torpil sonucu Edirne’de askerliğini yapan bir asteğmen ağabeyin komutasındaki takım yaptı. En azından o aramayı rahat atlattığımızı ve bu ağabeyden Türkeş’in kayıp olması nedeniyle harıl harıl arandığını öğrendiğimizi anımsıyorum.

 

İstanbul’a karanlıkta vardığımızı biliyorum ama Topkapı’dan Acıbadem’e nasıl ulaştığımız aklımdan tamamen çıkmış. İstanbul’da yaşayan baba tarafım çoğunlukla apolitik ve merkez sağcı oldukları için müdahaleden memnunluk duyduklarını hissetmiştim. O zamanlar lisede okuyan ve birçok yaşıtı gibi politize olmuş halamın büyük oğluna ait Edip Akbayram ve Cem Karaca kasetlerinin başımızı ağrıtıp ağrıtmayacağının konuşulduğunu anımsar gibiyim, kasetlerin akibetini ise bilmiyorum.

 

Eskişehir’e dönmemiz pazartesini buldu ve okulun açılış gününü kaçırdım. Salı günü sınıfıma kavuştuğumda, son birkaç günde ailecek yaşadığımız büyük macerayı heyecanla anlattım arkadaşlarıma, hem de annemin bunlardan asla bahsetmemem gerektiğini tembihlemesine rağmen. Çocukluk işte. Eskişehir çatışmaların yoğun olduğu bir yerdi 70’lerde. Özellikle oturduğumuz cadde, üzerinde tam hakimiyet kurulamadığından olacak, av sahası gibiydi. Gece yattığımızda uzaktan gelen “makine” seslerini ya da patlayan bombaların gürültüsünü duyardık.

 

12 Eylül sonrasında bende iz bırakan iki şey var. İlki, tam karşımızdaki banka şubesine bir pazar akşamı, kışın bastırmasına haftalar kalan geç bir sonbahar akşamıydı, bombalı pankart kondu. Polisler bütün evlerin camlarını açtırıp bombayı imha ettiler. İnsanların pencereden merak ve korkuyla baktıklarını görür gibiyim. İkinci olay ise, okula giderken geçtiğim dar ve çamurlu yoldaki duvarlarda yer alan yazılama ve afişlerin teker teker kazınıp, üzerlerinin boyanmasıydı. Ufacık bir yolda olmamıza rağmen duvara neden “Dev Yol” yazıldığını, duvara çizilen yumruklu ve yıldızlı şeklin ne anlama geldiğini kestiremez; aynı sokakta karşı duvara yapıştırılan “Kurtuluş” afişinin ise, o yıllarda okutulan ilkokul ansiklopedilerinin yayıncısı Baki Kurtuluş ile bir şekilde ilgili olabileceğini düşünürdüm.

 

12 Eylül beni tam çocukluğumdan yakalamıştı.

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (5)
  • bulent
    avatar

    12 eylulu bır sekılde bır kac ay onceen babaım subay olması nedenıyle bır derbe degılde bır seyler olacagı seklınde bır sezgımız vardı.aslın da bızım gurupda da beklentıler vardı .abıler tarafın dan dıkatlı olmamız ve bulusma noktaları olusturulmusdu. bunu duyan babam bıze guzel bır nasıyat cekmıs.ve tarttısmalar olus.ve o hafda babamım nobetlerı sıklasmıs dı.bızde bos durmamıs yesıl yurt tarafında ızmırın o zamanlar kırsal kesımın de yerlerımızı belırlemısdık.sabah bırsekılde bulusma yerlerıne ulasmısdık ama cogu kısı o gece bulundukları yerlerden alındıgı ıcın. bız 17 yasındakı dekı gencler kalmıstık ortalık da.3 4 gun gezındıkden sonra bırcok arkadasımıza ulasamadık.bır korku vardı bız dırenıs beklıyorduk.cunku oyle ogretılmıs. dırencektık. bırcok arkadas da yurt dısına kacmıs kaybetmısdık.ozamanlar tek uzuldugum sey bugunlerde oldugu gıbı cep tel olmaması ıdı.evet brseyler beklenıyordu ama bukadar guclu olduklarını tamın etmemısdık. usakda kı bazı arkadaslar dırenmısler ama her catısmada bırcok arkadası kaybetmısdık.her nakadar ılegel yapılanma olsada legel olmadıgımızı yıllar sonra marmarıs de bır okul arkadasını turızım polısı olarak gordugum de anladım bızım unıversıde de okumus du daha dogrusu okutulmus.

  • AliOsman
    avatar

    İşe biraz fantezi katmışsın ama aşağı yarı böyle bir şeydi... :-)

  • guclu
    avatar

    Ali Osman,

    Senin yıllar önce anlattığın bir olay vardı. Kayseri'de çift tabancayla gezen bir eleman varmış hani, takır takır etrafa ateş edermiş. Vardı öyle bir adam, değil mi, ben uydurmuyorum yani?

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #5 bulentbarn 12-09-2008 15:39
12 eylulu bır sekılde bır kac ay onceen babaım subay olması nedenıyle bır derbe degılde bır seyler olacagı seklınde bır sezgımız vardı.aslın da bızım gurupda da beklentıler vardı .abıler tarafın dan dıkatlı olmamız ve bulusma noktaları olusturulmusdu. bunu duyan babam bıze guzel bır nasıyat cekmıs.ve tarttısmalar olus.ve o hafda babamım nobetlerı sıklasmıs dı.bızde bos durmamıs yesıl yurt tarafında ızmırın o zamanlar kırsal kesımın de yerlerımızı belırlemısdık.s abah bırsekılde bulusma yerlerıne ulasmısdık ama cogu kısı o gece bulundukları yerlerden alındıgı ıcın. bız 17 yasındakı dekı gencler kalmıstık ortalık da.3 4 gun gezındıkden sonra bırcok arkadasımıza ulasamadık.bır korku vardı bız dırenıs beklıyorduk.cun ku oyle ogretılmıs. dırencektık. bırcok arkadas da yurt dısına kacmıs kaybetmısdık.oz amanlar tek uzuldugum sey bugunlerde oldugu gıbı cep tel olmaması ıdı.evet brseyler beklenıyordu ama bukadar guclu olduklarını tamın etmemısdık. usakda kı bazı arkadaslar dırenmısler ama her catısmada bırcok arkadası kaybetmısdık.he r nakadar ılegel yapılanma olsada legel olmadıgımızı yıllar sonra marmarıs de bır okul arkadasını turızım polısı olarak gordugum de anladım bızım unıversıde de okumus du daha dogrusu okutulmus.
Alıntı
 
 
0 #4 AliOsman KOCAK 12-09-2008 09:30
yarı=yukarı
Alıntı
 
 
0 #3 AliOsman KOCAK 12-09-2008 09:29
İşe biraz fantezi katmışsın ama aşağı yarı böyle bir şeydi... :-)
Alıntı
 
 
0 #2 Güçlü Kuvvetli 12-09-2008 09:14
Ali Osman,

Senin yıllar önce anlattığın bir olay vardı. Kayseri'de çift tabancayla gezen bir eleman varmış hani, takır takır etrafa ateş edermiş. Vardı öyle bir adam, değil mi, ben uydurmuyorum yani?
Alıntı
 
 
0 #1 AliOsman KOCAK 12-09-2008 08:48
12 Eylül bizi de Kayseri'de yakalamıştı.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile