Laiklik ve Sinif Mucadelesi Popüler
Turkiye'de, sermaye birikiminin aksamadan surmesi ana iktisadi hedeftir. Bu hedefin devlet veya ozel tesebbusle gerceklestirilmesi ic ve dis konjonkture gore degisir. Uzun yillar devlet eliyle ve devlet tarafindan secilmis Sabanci ve Koc gibi gruplarca surdurulen sermaye birikim sureci, 80lerden bu tarafa disa acik ve ihracata donuk bir perspektifle idare ediliyor. Cumhuriyetin kurulusundan beri kontrolu elinde bulunduran askeri ve sivil burokrasi, zaman icinde egemenligini sermaye sinifiyla paylasmaya basladi. Son yillarda, disa acik buyume surecinin Anadolu'daki yansimasi olarak ortaya cikan muhafazakar egilimli sermaye gruplarinin da kendisini ifade edecegi politik bir kanal bulmasi (AKP) ile, egemen blokta donusum sureci basladi. "Anadolu Kaplanlari" yonetici blokta kendilerine yer aciyorlar. Sivil burokratik kastin aleyhine olarak guclerini buyutuyorlar, patirti da buradan kopuyor.
Anitkabir'e giden kitleler tabi ki, "sivil burokrasi gucunu yitiriyor, aman ona destek olayim" diye hareketlenmedi. Sinif savasinin ciplak olarak yurudugu, iki dusman kampin billurlasmis bir halde karsi karsiya geldigi cok az tarihsel an vardir. Burada mucadele soylem, yasam tarzi, sinifsal yukselme imkaninin paylasimi uzerinden suruyor.
Cumhuriyetin kuruldugu donemden bu yana, aydinlanmis ve okuyarak ilerleme sansi edebilecek, yukselebilecek bir orta sinif yaratma faaliyeti, rejimin ana dayanagini olusturageldi. Laik, modern, kurulus felsefesi ile uyumlu, Bati ile barisik, dis gorunus ve yasama aliskanliklariyla Batili degerleri benimsemis, dansa giden, opera dinleyen, kizlarini okutan ve agirlikli olarak sehirli bir orta sinif kitlesinin olusturulmasi basariyla surduruldu. Laiklik asil olarak, dini simge ve sembollerin gundelik hayatin ve gorulebilir alanlarin disina tasinmasi olarak algilandi. Bu arada, sola ait her turlu gorus ve orgutlenme siddetli bir sekilde yasaklandi. Muhtemelen kuzey komsumuzun bir urunu olarak algilanan marksizm, Bati'daki hegemonik durumuna ragmen buralarda hic yasam hakki bulmadi. Vedat Nedim Tor, Sevket Sureyya gibi eski TKP'lilerden Kemalizme ideolog uretme cabasi da oldukca kisa surdu. Isgal Istanbul'unda bile grev yapan isciler, Tek Parti zamaninda gik cikartamadilar.
Gorunus ve semboller uzerinden kurgulanan bu anlayis uzunca bir sure de idare etti acikcasi. Ne zamanki sermaye birikim sureci ozel tesebbuse de acildi, paralel sekilde cok partili sisteme donuldu (donuldu diyorum, cunku 2. Mesrutiyet zaten cok partili bir sistemdi) tasrada o zamanin kosullarina gore tutucu ve kapali yasayan insanlarin da merkeze kendi degerlerini aktarabilecekleri bir mekanizma dogmus oldu. Cumhuriyetin ilk kurulus yillarina ait saf Batici, laik ve milliyetci harmana, belirli duzeylerde dini motifler de eklemlenmeye basladi. Orta sinifin okuyarak yukselme ve aydinlanmis olma ozelliklerinin hemen hic zedelenmedigi cok partili donemde, 60-80 arasinda, artan proleterlesmeye de bagli olarak sola goz kirpma yasandi. CHP'nin aniden solcu oldugunu ilan etmesi, yukselen sosyalizme ket vurma cabasindan baska bir nitelik tasimaz. CHP ve Kemalizm bu antikomunist vasfini hicbir zaman yitirmemistir.
12 Eylul'un ardindan antikomunizmin dozunun artirilmasiyla yetinilmeyip, tasranin tabiri caizse sosyal genlerinde mevcut bulunan dindarlik ve milliyetciligin iktisadi liberalizm ile karisimindan yeni bir harman turetilip, merkezin yeni ideolojik sacayaklari olusturuldu. Merkezdeki hegemonik soyleme Sunni Muslumanligin tam olarak adaptasyonu da bu doneme denk geliyor.
Ekonominin disa acik olmasi, korumaci ekonominin de sona ermesi, bazi sekorlerin yasamasi, bazi sektorlerin olmesi anlamina geldi. Devletci-korumaci donemin sona ermesi, kamuda calisanlarin durumlarinin da bozulmasini getirdi. Simgeler uzerinden yasayan laiklik ise, din dersinin zorunlu hale gelmesi, dindar figurlerin artan bicimde ekonomik ve sosyal yasamda yer almasiyla sarsildi. Disa acik ekonomi doviz soklariyla sarsildikca, ihracata dayali uretim yapan ve yasam tarzi olarak cumhuriyet tipi orta sinifa benzemeyen yeni bir sosyal katman olustu. Nerdeyse toplumun icinden yeni bir toplum ortaya cikti. Vulgarize ediyorum ama yasanan donsumun sarsiciligini vurgulamaya calisiyorum.
90'larin sonu ve 2000lerin basindaki ekonomik krizlerde net bir sekilde ortaya cikan durum var ki, geleneksel-cumhuriyetci-aydinlanmis orta sinifin okuyarak yukselebilme ve bunu kendi cocuklarina da aktarabilme surecinin sonuna gelindi. Bu, dogal olarak, kabul edilmesi cok zor bir durum. Artik okusaniz bile yirtmanizin kosullari cok azalmis durumda. Laikligin bu orta sinif tarafindan algilanma bicimini olusturan "cagdas giyim, basi acik olma, en fazla cumadan cumaya namaza gidip aksamlari raki icme" gibi sosyal kodlar, muhafazakar yeni orta sinifta bulunmuyor dogal olarak. Geleneksel orta sinifin kendi yasam tarzini bu kadar yogun bir sekilde tehdit altinda hissetmesi de buna bagli. Laiklik refleksinin teyakkuz haline gelmesi de bundan kaynaklaniyor. Bunlara ek olarak Kurt meselesi ve AB sureci de geleneksel orta sinifin milliyetci egilimlerini de kiskirtan faktorler. Kemalizmin laiklik ve milliyetcilik ilkeleri hic olmadigi kadar telaffuz edilir hale gelmis durumda.
Son iki soz. Birincisi, bu kadar antikomunizm zerkedilmis bir toplumda gercek bir aydinlanmanin yasanmamis olmasi son derece normal. Marksizm, aydinlanma dusuncesinin tarihsel olarak nihai sonucuna ulastirilmis halidir. Toplumu soldan uzak tuta tuta, muhafazakar ve dindar bir toplum olusmasina, bizzat "devletin sahipleri" de neden oldular. İkincisi de, bu ulke hicbir zaman laik olmadi. Diyanet'in varoldugu, hayatinda hicbir gun camiye adim atmamis insanlardan kesilen vergilerle imamlarin maaslarinin odendigi bir ulke laik falan degildir.
