Muhafazakarlik yukselirken (1) Popüler
"Turk usulu laiklik" diye adlandirabilecegimiz ve kendisini asil olarak simgeler duzeyinde gosteren anlayisin asinmasi, daha dogrusu omur suresinin dolmasi soz konusu. "Turk usulu laiklik", devletin ve dinin karsilikli olarak birbirlerine dokunmadiklari, devletin farkli dinlere mensup inananlar karsisinda tarafsiz durdugu ve inancsizlari inanclilara "ezdirtmedigi" turden bir laiklik degil. Hos, bu turden bir laiklik gunumuz dunyasinda mevcut mudur, bu ayri bir tartisma konusu; ancak ugruna bu kadar patirti cikan laiklik "histerisinin" buna degecek bir icerigi oldugu son derece tartismalidir. "Turk usulu laiklik" dinsel,ozellikle de muslumanliga ait geleneksel simge ve sifatlari gundelik hayatin disina atan, atamadigi zamanlarda da bu simge/sifatlari "yeterli gelismislik duzeyine ulasamamis" tasrali/koylu kitlelere maleden bir anlayistir.
Surec ilerleyip "cagdaslasma" ilerledikce, tasralilar da dinsel simgelerden vazgececek, basortulerini atacak, dinsel rituel ve adetlerden modern hayata uyum saglamis olan ibadetleri gereken zamanlarda yapacak ama asil olarak dinin hayatin sinirlarina itildigi bir modern gundelik hayat organizasyonu olusacak; beklenti bu oldu . Bununla birlikte, geleneksel Islama takinilan hasmane tutuma ragmen, materyalist herhangi bir dunya gorusunun gelismesine de izin verilmedi. Ataturk kultunun etrafinda neredeyse yeni bir din kurgulandi ve dogru durust tanimlanmayan ama icerigi adindan menkul bir "cagdaslik" soylemi gelistirildi. Bilimsellikten anlasilan yegane ogeyse "pozitivizm" oldu.
Yillar gecip cok partili sistem vasitasiyla cevrede yer alan kitle merkeze kendi degerlerini tasidikca, laiklik soylemine muslumanligin Sunni yorumu da eklemlendi; hem Ataturkcu hem de Sunni muslumanligin yanyana ama cok da barisik olmayan bilesimi karisa barisa gunumuze dek geldi ve artik bu terkibin yurumeyecegi gun gectikce daha da acik hale geliyor.
Sosyalistlerin "Turk usulu laikligi" benimsemesi dusunulemez dogal olarak. Bugune dek bu anlayis delik desik edildi ve hesaplasma suruyor/surecek. Ancak bugun bambaska bir sorunla karsi karsiyayiz. Gundelik hayatin muhafazakarlasmasi ve buna karsi direnmek zorunluluk noktasina evrilmistir.
Üye eleştirileri
-
2008-02-22 15:52:10 |Administrator| AliOsman
-
2008-02-17 04:38:45 |SAdministrator| onder

Ha şimdi bu normal bir insan diyelim..Ülkenin önemli bir yazarından aynı yaklaşımı bekler misin? İnsanı şaşkınlığa gark edecek bir durum ama oluyor..Orhan Pamuk'un Nobel ödülünü aldığı törende bulunan Can Dündar'dan bahsediyorum. "Orhan Beethoven'ın 9.senfonisi eşliğinde salona girdi. Kadehler kaldırıldı. Onlardan biri olduğumuz gösterdik, tüylerim kabardı" minvalinde bir yazıydı.
-
2008-02-17 10:55:58 |Administrator| guclu
-
2008-02-19 14:22:19 |Publisher| gurkangur

Merhabalar,
Anti-emperyalist mi, anti-kapitalist mi? Irkci mi, fasist mi? Sosyal demokrat mi, liberal demokrat mi?
Teori diyor ki, anti-kapitalistsen zaten dogal olarak anti-emperyalistsin, o zaman neden emperyalizm terimini kullanalim?
Baska bir teori de soyle diyor. Zaten emperyalist olmak icin kapitali sinirlar otesine tasimak gerekmiyor mu? Yani emperyalistler zaten kapitalist olmak durumunda.
Iktidar hedefse, iktidarda kapitalistler (bu arada belirteyim, iktidarda sadece kapitalistler yok. Oligarsi var.) varsa, hedefin kapitalistler olur. Yok iktidarin arkasinda ornegin ABD emperyalizmi varsa, birinci teoriye gore bu gercek es gecilir ve emperyalizm hedef alinmaz. Bu tabi iktidari ele gecirmek isteyenlerin sorunu.
Basa donelim. Bu tanima gerek yok, emperyalizm yerine kapitalizm kullanalim. Boylelikle iki terim kullanmayarak ekonomi yapmis oluruz gibi bir amacimiz varsa. Bu sadece basit bir dil sorunu olarak algilanir. Amac mucadelenin bicimini ve hedefleri tespit etmekse, iste o zaman is degisir. Bugun ABD emperyalizmine karsi bir mucadele bicimini benimsemeyen, kendini kandiriyordur. Ulkemizdeki kapitalistlerin ve onlarin destekcilerinin arkasinda ya ABD ya da AB emperyalizmi vardir. Ana hedef te bunlar olmak zorundadir.
Onder arkadas, solun son yarim asirlik sorunu kavram tartismalarinin otesine gecememektir. Biz boyle olmayalim. Ya da durduralim su anlamsiz terminoloji uzerine kurulan teorileri.
Seattle'dan baslamak uzere, Avrupa dogumlu sol anti-kapitalist mucadeleyi sokaklara tasidi. Iyi de yaptilar. Onlar icin bu dogru bir yaklasim. Ama bizim ulke icin degil. Eger ekonomiyi yonlendirenin IMF, orduyu organize edenin NATO, siyaseti ve dis politikayi belirliyenin Washington ve Bruksel oldugunu kabul ediyorsak, o zaman acik olarak ulkenin emperyalizm tarafindan yonetildigini de gormek zorundayiz.
Diyelim ki, olur ya, yarin iktidari sol gucler ele gecirdi. Ertesi gun ABD filolarini sularimizda gormeyecegimize gercekten inaniyor muyuz?
Kuba Devrimi sonrasindaki Domuzlar Korfezi cikartmasi, Allende'nin CIA destekli Pinochet tarafindan devrilmesi.. hala hatirlayabildigimiz eski ornekler. Daha guncel olarak senin de dedigin gibi ABD'nin Dunya capindaki polisligi ki, sadece polislikten ibaret degil. ABD bombalari tarafindan dumduz edilen Irak'in yeniden yapilanmasi yine ABD'li sirketlere verildi. Ortagi Ingiltere sikayetci olmustu, bizimkilere yeterince pay birakmiyorsunuz diye...
Kisaca dostum, emperyalizm var ve hala islevini surduruyor. Biz adina kapitalizm de desek bu birsey degistirmez. Bizim kapitalistlerin kafalarina balyozla vuracaksan, bir yandan da oragi hazir tutacaksin ki, bunlarin patronlari geldiginde bicebilesin. Harmaniniz bol olsun.
Not: Bir aralar Kurt milliyetciler, Turkiye devletine karsi ABD'ye "biz size birsey yapmadik ki, niye bize terorist diyorsunuz?" gibisinden serzeniste bulunuyorlardi. Onlarin dustugu bu duruma bizim dusmememiz gerekir. Ayrica yeri geldiginde anti-kapitalist olmayanlari da, anti-emperyalizm cercevesinde, mucadeleye cekmek gerekebilir. Aklimizda bulunsun.
-
2008-02-19 15:04:11 |SAdministrator| onder

Sevgili Gürkan,
"Yorumunu" keşke "Makale" olarak önsayfaya yazsaymışın..Neyse..
Yazımda belirtiğim gibi, "Emperyalizm" kavramı konusunda kendim de çok emin değilim. Ama en azından bunun bi "kavram tartışması" olduğunu da sanmıyorum. Bir kere bence anti-emperyalizmi ve anti-kapitalizmi ikisi de bir kavram diye aynı kefeye koymamak lazım.
Çünkü anti-kapitalizmden ne yapılırsa yapılsın, nasıl eğilip bükülürse bükülsün, bir sağcılık, bir faşistlik çıkmaz. Marxism terimi bile sağcı kavrayışa hizmet edebilir (Altan'ların Serdar Turgut'un marksitliklerini düşünün) ama anti-kapitalizm etmez. Anti-kapitalist olmak zorunlu olarak tek bir anlam sahiptir.
Ama son zamanlarda türkiye "solunun" içine düştüğü büyük gericileşme, bence doğrudan anti-emperyalist bakış açısıyla ilintili. Bu iki kavram bana hiç de eşit gibi görünmüyor.
Ülkemizde yaşadığımız gelişmeler, anti-emperyalizm çerçevesinden, sağdan sola doğru değil, soldan sağa doğru bir termodinamik olduğun gösterdi..Anti-emperyalizm çerçevesinde anti-kapitalizme taraftar kazanmayı bırakalım, mevcutları kaybettik..Åžöyle son 15-20 yılın tartışmalarına bir göz atalım, küresel ısınma, yok olan çevre koşullarında sürdürlebilir bir üretim modeli nedir?, iletişim devriminden sonra doğrudan demokrasi adına ne gibi fırsatlar çıkmıştır, bu devrim artan bir katılımcılık için nasıl kullanılabilir vs gibi gerçek sosyalizmin sorunsalları mı tartışılıyor, yoksa doğu-batı çekimesi, hristiyan-islam karşıtlığı vs gibi anti-emperyalizm esinli, halkların kardeşliğini zedeleyici konular mı?
Yalçın Küçük gibi bir adam nasıl oldu da sebatayizm gibi bir "sorunsala" tam zamanını ayırmaya başlayabildi. Nihat Genç gibi ancak Çorumlular Kahvesi hatibi olabilecek biri ülkenin önemli düşünürü haline gelebildi.?
Sence bunlar niye oldu?
-
2008-02-19 15:29:32 |SAdministrator| onder
-
2008-02-17 04:34:07 |SAdministrator| onder

Güçlüm bizdeki şekilsel çağdaşlaşma takıntısının nasıl derinlere işlemiş çarpık bir etkisi olduğuna iki örnekle değinmek istiyorum;
Çalışmaya başladığım ilk şantiyemden taşradan çıkıp "modern" alemlere dalmak için can atan bir köylü vardır. Åžirket Siemens, modern cemiyet ritüellerinin kolayca bulunabileceği uluslarası bir şirket. TV'de gördüğün saniyeleri yaşayabilirsin. Bizim vatandaş Kahramanmaraş'ın bağrından çıkıp Siemens'in partilerine falan katılmaya baçlayınca kültür şokuna uğramış. Böyle bir partiden sonra bana geldi (hava atacak ya, biz yeni mühendis olduğumuz için davetli değildik) "Önder bi göreceen, tıpkı Amerikan filmlerindeki gibiydi. Elimizde şampanya kadehleri felsefi konulardan konuştuk". Aynı vatandaş başka birgün de plajda güneşleniymuş. Aklına şu gelmiş "Ya ne tuhaf burda sadece bir mayo altında uzanmışım kimsenin bir mühendis olduğum anlaması mümkün değil". (Mühendis de değil ha, alaydan yetişmiş)
Yorumlar
"Yorumunu" keşke "Makale" olarak önsayfaya yazsaymışın..Neyse..
Yazımda belirtiğim gibi, "Emperyalizm" kavramı konusunda kendim de çok emin değilim. Ama en azından bunun bi "kavram tartışması" olduğunu da sanmıyorum. Bir kere bence anti-emperyaliz mi ve anti-kapitalizm i ikisi de bir kavram diye aynı kefeye koymamak lazım.
Çünkü anti-kapitalizm den ne yapılırsa yapılsın, nasıl eğilip bükülürse bükülsün, bir sağcılık, bir faşistlik çıkmaz. Marxism terimi bile sağcı kavrayışa hizmet edebilir (Altan'ların Serdar Turgut'un marksitliklerin i düşünün) ama anti-kapitalizm etmez. Anti-kapitalist olmak zorunlu olarak tek bir anlam sahiptir.
Ama son zamanlarda türkiye "solunun" içine düştüğü büyük gericileşme, bence doğrudan anti-emperyalis t bakış açısıyla ilintili. Bu iki kavram bana hiç de eşit gibi görünmüyor.
Ülkemizde yaşadığımız gelişmeler, anti-emperyaliz m çerçevesinden, sağdan sola doğru değil, soldan sağa doğru bir termodinamik olduğun gösterdi..Anti- emperyalizm çerçevesinde anti-kapitalizm e taraftar kazanmayı bırakalım, mevcutları kaybettik..Åžöy le son 15-20 yılın tartışmalarına bir göz atalım, küresel ısınma, yok olan çevre koşullarında sürdürlebilir bir üretim modeli nedir?, iletişim devriminden sonra doğrudan demokrasi adına ne gibi fırsatlar çıkmıştır, bu devrim artan bir katılımcılık için nasıl kullanılabilir vs gibi gerçek sosyalizmin sorunsalları mı tartışılıyor, yoksa doğu-batı çekimesi, hristiyan-islam karşıtlığı vs gibi anti-emperyaliz m esinli, halkların kardeşliğini zedeleyici konular mı?
Yalçın Küçük gibi bir adam nasıl oldu da sebatayizm gibi bir "sorunsala" tam zamanını ayırmaya başlayabildi. Nihat Genç gibi ancak Çorumlular Kahvesi hatibi olabilecek biri ülkenin önemli düşünürü haline gelebildi.?
Sence bunlar niye oldu?
Anti-emperyalis t mi, anti-kapitalist mi? Irkci mi, fasist mi? Sosyal demokrat mi, liberal demokrat mi?
Teori diyor ki, anti-kapitalist sen zaten dogal olarak anti-emperyalis tsin, o zaman neden emperyalizm terimini kullanalim?
Baska bir teori de soyle diyor. Zaten emperyalist olmak icin kapitali sinirlar otesine tasimak gerekmiyor mu? Yani emperyalistler zaten kapitalist olmak durumunda.
Iktidar hedefse, iktidarda kapitalistler (bu arada belirteyim, iktidarda sadece kapitalistler yok. Oligarsi var.) varsa, hedefin kapitalistler olur. Yok iktidarin arkasinda ornegin ABD emperyalizmi varsa, birinci teoriye gore bu gercek es gecilir ve emperyalizm hedef alinmaz. Bu tabi iktidari ele gecirmek isteyenlerin sorunu.
Basa donelim. Bu tanima gerek yok, emperyalizm yerine kapitalizm kullanalim. Boylelikle iki terim kullanmayarak ekonomi yapmis oluruz gibi bir amacimiz varsa. Bu sadece basit bir dil sorunu olarak algilanir. Amac mucadelenin bicimini ve hedefleri tespit etmekse, iste o zaman is degisir. Bugun ABD emperyalizmine karsi bir mucadele bicimini benimsemeyen, kendini kandiriyordur. Ulkemizdeki kapitalistlerin ve onlarin destekcilerinin arkasinda ya ABD ya da AB emperyalizmi vardir. Ana hedef te bunlar olmak zorundadir.
Onder arkadas, solun son yarim asirlik sorunu kavram tartismalarinin otesine gecememektir. Biz boyle olmayalim. Ya da durduralim su anlamsiz terminoloji uzerine kurulan teorileri.
Seattle'dan baslamak uzere, Avrupa dogumlu sol anti-kapitalist mucadeleyi sokaklara tasidi. Iyi de yaptilar. Onlar icin bu dogru bir yaklasim. Ama bizim ulke icin degil. Eger ekonomiyi yonlendirenin IMF, orduyu organize edenin NATO, siyaseti ve dis politikayi belirliyenin Washington ve Bruksel oldugunu kabul ediyorsak, o zaman acik olarak ulkenin emperyalizm tarafindan yonetildigini de gormek zorundayiz.
Diyelim ki, olur ya, yarin iktidari sol gucler ele gecirdi. Ertesi gun ABD filolarini sularimizda gormeyecegimize gercekten inaniyor muyuz?
Kuba Devrimi sonrasindaki Domuzlar Korfezi cikartmasi, Allende'nin CIA destekli Pinochet tarafindan devrilmesi.. hala hatirlayabildig imiz eski ornekler. Daha guncel olarak senin de dedigin gibi ABD'nin Dunya capindaki polisligi ki, sadece polislikten ibaret degil. ABD bombalari tarafindan dumduz edilen Irak'in yeniden yapilanmasi yine ABD'li sirketlere verildi. Ortagi Ingiltere sikayetci olmustu, bizimkilere yeterince pay birakmiyorsunuz diye...
Kisaca dostum, emperyalizm var ve hala islevini surduruyor. Biz adina kapitalizm de desek bu birsey degistirmez. Bizim kapitalistlerin kafalarina balyozla vuracaksan, bir yandan da oragi hazir tutacaksin ki, bunlarin patronlari geldiginde bicebilesin. Harmaniniz bol olsun.
Not: Bir aralar Kurt milliyetciler, Turkiye devletine karsi ABD'ye "biz size birsey yapmadik ki, niye bize terorist diyorsunuz?" gibisinden serzeniste bulunuyorlardi. Onlarin dustugu bu duruma bizim dusmememiz gerekir. Ayrica yeri geldiginde anti-kapitalist olmayanlari da, anti-emperyaliz m cercevesinde, mucadeleye cekmek gerekebilir. Aklimizda bulunsun.
Çalışmaya başladığım ilk şantiyemden taşradan çıkıp "modern" alemlere dalmak için can atan bir köylü vardır. Åžirket Siemens, modern cemiyet ritüellerinin kolayca bulunabileceği uluslarası bir şirket. TV'de gördüğün saniyeleri yaşayabilirsin. Bizim vatandaş Kahramanmaraş'ı n bağrından çıkıp Siemens'in partilerine falan katılmaya baçlayınca kültür şokuna uğramış. Böyle bir partiden sonra bana geldi (hava atacak ya, biz yeni mühendis olduğumuz için davetli değildik) "Önder bi göreceen, tıpkı Amerikan filmlerindeki gibiydi. Elimizde şampanya kadehleri felsefi konulardan konuştuk". Aynı vatandaş başka birgün de plajda güneşleniymuş. Aklına şu gelmiş "Ya ne tuhaf burda sadece bir mayo altında uzanmışım kimsenin bir mühendis olduğum anlaması mümkün değil". (Mühendis de değil ha, alaydan yetişmiş)

Bazı etiketlere yüklenen bir takım anlamlar var. Orta sınıfın gözde mesleklerinden olan mühendislik, doktorluk, orta ve üst kademe yöneticiliği... Haliyle bu etiketi almış kişilerden toplum, böylesi davranışlar bekliyor. Koskoca doktor, şöyle yapıyor, böyle yapıyor... Bu durumuma düşmemek adına olabilir, ya da kraldan kralcılık denebilir bir sebepten dolayı, şiraze sapıyor. Ve saçmalama süreci başlıyor. Batı adına kabul edilen şeylerin ciddi bir kısmının da eklektik bir yapısı olduğunu düşünürsek... Sonradan görme diyebileceğimiz bir kesim ortaya çıkıyor. Aynı konuyu laiklik ( Güçlü'nün Türk usulü dediği) için de benzer şekilde yorumlayabiliriz. Aslında bu tarz laklik 'Sonradan görme' bir laikklik anlayışıdır. Tıbkı 30'lu yıllardaki Cumhuriyet Baloları gibi eklektik ve iğreti...