Emperyalizm Hala Kullanışlı Bir Kavram Mı? Popüler
Makale
Oğuzhan Müftüoğlu uzunca bir süredir ara verdiği yazılarına Türkiye Sol'unun Kemalist mirası üzerine analizleriyle yeniden başlamış. Malum bu ülkedeki en temel tartışma başlıklarından biri olduğu için bıkmadan ele almakta fayda var.
Ben de bu yazıda Emperyalizm kavramını sorunsallaştırarak Sn.Müftüoğlu'nun görüşlerini eleştirmek istiyorum.
Daha dün bir belgesel kanalında "Küresel Isınma" ile ilgili iki saatlik bir belgesel seyrettim. Yanlış anlaşılmasın, "bayat" bir post-modern tema ile eleştirime başlamak değil derdim. Belgeselin adı "Dünya , artı 6 derece" idi. Her bir derece artışa karşılık neler olacağını anlatıyordu. 2 derece bile korkulu rüyalar görmek için yeterli, 6 derece arttığında ise anlaşılan istenilebilecek tek şey de buralarda olmamak, göçüp gitmiş olmak galiba. Yaradan şimdiki çocukların yardımcısı olsun, zira ondan başka medet umacak kimseleri kalmadı. Karanlık bir dünya, bir Mad Max dünyası geliyor galiba. Zaten insanlığı temiz yeni bir sayfadan başkası paklamaz artık. 5000 yılık devasa bir fiyasko.
Sorun tabii ciddi de, ben bu belgeseldeki alakasız başka bir sahneden giriş yapacağım. Gröland'taki bir eskimo balıkçı şunları söylüyordu: "Çok kötü şeylerin olup bittiğini görmek için bilim adamı olmanıza gerek yok. Kendi günlük pratiklerinizde bunu anlıyorsunuz.". Hala küresel ısınma diye bir problem olmadığını savunan gerizekalılara bu adamı dinletmek lazım. İnsanın küresel ısınma gibi bir problemin varlığını anlaması için bu eskimo gibi doğayla iç içe yaşaması da gerekmiyor. Birazcık çıkarsama yapabilecek zihinsel kapasiteye sahip ve lise fiziği düzeyinde eğitim almış biri, kapitalizmin sınırsız büyüme modelinin sınırlı bir mekan olarak Dünya gezegeninde sürdürülemeyeceğini anlar. Kapalı kapta sıkıştırılmış bir gazı sürekli ısıtırsan ya da o sınırlı kaba sürekli yeni gaz pompalarsan, sonunda büyük bir patlama olmak zorundadır. Kapitalizmin "sınırlı hacime sahip bir kap" olarak gezegenimize yaptığı da bu. Alim olmaya gerek yok.
Ben bu eskimonunkine benzer durumu kendi hayatımın başka alanlarında da hisediyorum. "Emperyalizm" kavramı da bunlardan biri. "Emperyalizm kavramının bugün birey ya da toplum olarak karşı karşıya kaldığımız problemleri anlamak için hiçbir açılım sunmadığını anlamak için iktisatçı olmaya gerek yok, kendi profesyonel hayatınızda bunu anlıyorsunuz" diyorum kendime. Tıpkı eskimo gibi bilimsel verilere dayanarak değil de, kendi hayatımdaki bireysel gözlemlere dayanarak söyleyebiliyorum bunu. Paralelliği daha fazla zorlamamak lazım zira Emperyalizm'in hala kullanışlı olup olmadığı sorusu, küresel ısınma diye bir problem var mı sorusu kadar açık değil. Akademik düzeyde bu sorunun hala işlevsel olduğu gösterilebilir belki. Ama ben sıradan bir insan olarak, sıradan gözlemlerime dayanarak sorgulayacağım; bunda da hiçbir abes olmasa gerek zira sosyalist politika herkesin anlayabileceği kavramlar üzerinden politika yapar. Sıradan bir kavram olarak emperyalizmden, sıradan insanlar olarak ne anlarız?
Benim anladığım şu:
Zengin ve teknolojik olarak gelişmiş bir ulus devlet, bir başka ulus devletin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına, zorla ya da siyasi manevralarla el koyar. Sermayenin kendi pazarlarındaki doğal işleyişinde elde edemeyeceği fazladan bir artı-değer, sömürge devletteki ucuz emek ve ucuz hammadde sayesinde adeta yoktan yaratılır. Bu hokus pokus ile, yokdan yaratılmış fazladan -beleş- artı değer, merkez ülkede sınıf mücadelesini geriletmek için rüşvet olarak kullanılır. Merkez ülkedeki işçi sınıfı aldığı rüşvet sayesinde, dünyadaki diğer işci hareketlerine kayıtsız hale gelir. Ucuz emeğin ve ucuz hammaddenin paylaşılması için emperyalist kamplar arasında bir savaş sürer gider. Emperyalistler arasındaki bu "zincir" en zayıf halkasında birgün kopar ve iyi örgütlenmişlerse sosyalistler iktidarı ele geçirir.
Bu şablonun gayet de güzel oturduğu, uzun hem de çok uzun sürmüş bir dönemi insanlık yaşadı ve emperyalizm kavramı oldukça da iş gördü. Lakin bugünün dünyasına baktığımız zaman Emperyalizm'in tipik pek çok özelliğinin aşındığını görmüyor muyuz? En başta da metaların fiyatlarının evrensel bir ölçekte belirlendiğini söylememiz mümkün değil mi? Örnek olarak ABD'nin Irak işgalini eğer klasik emperyalist bakış açısına göre yorumlarsak,ucuz petrole ulaşmak için askeri gücünü kullanan emperyalist bir güç görmemiz gerekir. Ama çıkan sonuca baktığımızda ABD için özel bir petrol fiyatı belirlenmiş gibi durmuyor. Ya da en azından karşımızda bi ulus devlet olarak ABD kadar, karmaşık küresel sermaye ağlarının jandarmalığını yapan paralı bir polis gücü görüyoruz. Petrolün fiyatı uluslararası pazarlarda herkes için aynı. Hatta tuhaf bir paradoks sonucunda Irak işgalinden ABD'nin en önemli rakibi Rusya bayağı karlı çıktı. Keza Norveç için de aynısını söylüyorlar. Hadi bu çok karmaşık bir konu, aklımızın ermediği başka dinamikler var diyelim.
- Önceki
- Sonraki >>
Üye eleştirileri
-
2008-02-22 14:49:31 |Publisher| gurkangur
-
2008-02-22 14:55:13 |SAdministrator| onder

Gürkan bu yorumun zaten yayınlanmıştı ama yanlış yerde..Bir şekilde Güçlü'nün yazısının altına koymuştun..Ben de şu cevabı vemiştim
------
Sevgili Gürkan,
"Yorumunu" keşke "Makale" olarak önsayfaya yazsaymışın..Neyse..
Yazımda belirtiğim gibi, "Emperyalizm" kavramı konusunda kendim de çok emin değilim. Ama en azından bunun bi "kavram tartışması" olduğunu da sanmıyorum. Bir kere bence anti-emperyalizmi ve anti-kapitalizmi ikisi de bir kavram diye aynı kefeye koymamak lazım.
Çünkü anti-kapitalizmden ne yapılırsa yapılsın, nasıl eğilip bükülürse bükülsün, bir sağcılık, bir faşistlik çıkmaz. Marxism terimi bile sağcı kavrayışa hizmet edebilir (Altan'ların Serdar Turgut'un marksitliklerini düşünün) ama anti-kapitalizm etmez. Anti-kapitalist olmak zorunlu olarak tek bir anlam sahiptir.
Ama son zamanlarda türkiye "solunun" içine düştüğü büyük gericileşme, bence doğrudan anti-emperyalist bakış açısıyla ilintili. Bu iki kavram bana hiç de eşit gibi görünmüyor.
Ülkemizde yaşadığımız gelişmeler, anti-emperyalizm çerçevesinden, sağdan sola doğru değil, soldan sağa doğru bir termodinamik olduğun gösterdi..Anti-emperyalizm çerçevesinde anti-kapitalizme taraftar kazanmayı bırakalım, mevcutları kaybettik..Åžöyle son 15-20 yılın tartışmalarına bir göz atalım, küresel ısınma, yok olan çevre koşullarında sürdürlebilir bir üretim modeli nedir?, iletişim devriminden sonra doğrudan demokrasi adına ne gibi fırsatlar çıkmıştır, bu devrim artan bir katılımcılık için nasıl kullanılabilir vs gibi gerçek sosyalizmin sorunsalları mı tartışılıyor, yoksa doğu-batı çekimesi, hristiyan-islam karşıtlığı vs gibi anti-emperyalizm esinli, halkların kardeşliğini zedeleyici konular mı?
Yalçın Küçük gibi bir adam nasıl oldu da sebatayizm gibi bir "sorunsala" tam zamanını ayırmaya başlayabildi. Nihat Genç gibi ancak Çorumlular Kahvesi hatibi olabilecek biri ülkenin önemli düşünürü haline gelebildi.?
Sence bunlar niye oldu?
-
2008-02-20 18:43:45 |Publisher| KenanKenan
-
2008-02-20 19:21:56 |Unregistered| Administrator
Kenan Hocam,
Ulusal bağımsızlık meselesi malum devasa bir başlık. Bunu makale yorumları üzerinden yapmak zor..Forum'da yapmak lazım..İstersen Forum'un ilgili kategorileri altında ya da uygun bir kategori bulamadıysan yaratalım onun altında tartışalım..Forum'da bir başlığı kendin açabilirsin..
-
2008-02-21 10:52:18 |Administrator| AliOsman

Önder, şimdi daha önce yazdığım yorumu okudum. Yorumumun yavan olmasından kaynaklı vicdanen sıkıntı duydum. Yazın, siste yolunu kaybetmiş, el yordamı ile bu yoğun sisten çıkmak isteyen sosyalistler için bir 'sis lambası' olmuş. Her ne kadar güncel konular bizleri de ilgilendirse ve bunlar için de politikalar üretmek gibi dertlerimizin olmasına karşın, gündemimizi salt bunlar ile boğmamak gerekiyor. Kemalizm ve sol ise başlı başına bir konu... Özellikle sosyal demokrat kesimin sol adına yaşadıkları-yaşamak istedikleri şeylerin, neredeyse her gün, azala azala sıfırlandığı bir ülkedeyiz. Diğer taraftan da sosyalist kan kaybı o kadar fazla oldu ki neredeyse akacak beden kalmadı... Bir arkadaşın da dediği gibi, burjuvazi Ekim Devrimi'nin kazanımlarını yedi. Fransız Devrimi'ne dayandık. Yani eşitlik, kardeşlik, insan hakları... Bunlarında her gün törpülendiğine hepimiz şahit oluyoruz. Temelden başlayan bir derlenişten başka seçeneğimiz yok gibi görünüyor. Zaten birazda bu yüzden bu siteyi kurduk. Mevzuyu burada daha da derinleştirmek istemiyorum. Konu ile ilgili Forumda mı olur, Blogda mı olur bilmem birşeyler karalayacağım.
Eline sağlık Önder..
-
2008-02-21 11:18:12 |SAdministrator| onder
-
2008-02-21 11:33:31 |Publisher| gurkangur
-
2008-02-21 12:00:27 |SAdministrator| onder

Butun kayıtlara baktım yayınlanmamıs bir yorum gorunmuyor hocam...Ama problemin ne oldugunu anladım..Sen bu yazıyı muhattap alan yorumunu, Guclu'nun yazısının altına yazmıssın.."Muhafazakarlık Yukselirken" yazısına bakarsan, yorumunun orda oldugunu gorebilirsin..
Eger bunun haricinde bir yorumdan bahsediyorsan, ne oldugunu bilemiyorum..Ama hicbir sekilde biz silmedik..
-
2008-02-15 11:36:47 |SAdministrator| onder
-
2008-02-15 13:23:33 |Administrator| AliOsman
-
2008-02-16 22:06:03 |Unregistered| hürriyet karadeniz
biraz önce ödp iletişimde oğuzhan'ın yazısını okudum, oturup birşeyler yazayım diye düşünürken sizin yazının bilgisi geldi. ne diyeyim bana söyleyecek söz kalmamış. kadıköy'de bir grup olarak kendi aramızda konuştuğumuz hemen her konuya değinmişiniz. aklınıza sağlık.
site çok güzel. bütün yazılar öyle. kutluyorum sizi.
-
2008-02-17 02:55:45 |SAdministrator| onder
-
2008-02-12 10:47:08 |Publisher| KenanKenan
-
2008-02-12 10:56:07 |SAdministrator| onder
Yorumlar
------
Sevgili Gürkan,
"Yorumunu" keşke "Makale" olarak önsayfaya yazsaymışın..Neyse..
Yazımda belirtiğim gibi, "Emperyalizm" kavramı konusunda kendim de çok emin değilim. Ama en azından bunun bi "kavram tartışması" olduğunu da sanmıyorum. Bir kere bence anti-emperyaliz mi ve anti-kapitalizm i ikisi de bir kavram diye aynı kefeye koymamak lazım.
Çünkü anti-kapitalizm den ne yapılırsa yapılsın, nasıl eğilip bükülürse bükülsün, bir sağcılık, bir faşistlik çıkmaz. Marxism terimi bile sağcı kavrayışa hizmet edebilir (Altan'ların Serdar Turgut'un marksitliklerin i düşünün) ama anti-kapitalizm etmez. Anti-kapitalist olmak zorunlu olarak tek bir anlam sahiptir.
Ama son zamanlarda türkiye "solunun" içine düştüğü büyük gericileşme, bence doğrudan anti-emperyalis t bakış açısıyla ilintili. Bu iki kavram bana hiç de eşit gibi görünmüyor.
Ülkemizde yaşadığımız gelişmeler, anti-emperyaliz m çerçevesinden, sağdan sola doğru değil, soldan sağa doğru bir termodinamik olduğun gösterdi..Anti- emperyalizm çerçevesinde anti-kapitalizm e taraftar kazanmayı bırakalım, mevcutları kaybettik..Åžöy le son 15-20 yılın tartışmalarına bir göz atalım, küresel ısınma, yok olan çevre koşullarında sürdürlebilir bir üretim modeli nedir?, iletişim devriminden sonra doğrudan demokrasi adına ne gibi fırsatlar çıkmıştır, bu devrim artan bir katılımcılık için nasıl kullanılabilir vs gibi gerçek sosyalizmin sorunsalları mı tartışılıyor, yoksa doğu-batı çekimesi, hristiyan-islam karşıtlığı vs gibi anti-emperyaliz m esinli, halkların kardeşliğini zedeleyici konular mı?
Yalçın Küçük gibi bir adam nasıl oldu da sebatayizm gibi bir "sorunsala" tam zamanını ayırmaya başlayabildi. Nihat Genç gibi ancak Çorumlular Kahvesi hatibi olabilecek biri ülkenin önemli düşünürü haline gelebildi.?
Sence bunlar niye oldu?
19 Subat 2008
ANTI-EMPERYALIZM
Merhabalar,
Anti-emperyalis t mi, anti-kapitalist mi? Irkci mi, fasist mi? Sosyal demokrat mi, liberal demokrat mi?
Teori diyor ki, anti-kapitalist sen zaten dogal olarak anti-emperyalis tsin, o zaman neden emperyalizm terimini kullanalim?
Baska bir teori de soyle diyor. Zaten emperyalist olmak icin kapitali sinirlar otesine tasimak gerekmiyor mu? Yani emperyalistler zaten kapitalist olmak durumunda.
Iktidar hedefse, iktidarda kapitalistler (bu arada belirteyim, iktidarda sadece kapitalistler yok. Oligarsi var.) varsa, hedefin kapitalistler olur. Yok iktidarin arkasinda ornegin ABD emperyalizmi varsa, birinci teoriye gore bu gercek es gecilir ve emperyalizm hedef alinmaz. Bu tabi iktidari ele gecirmek isteyenlerin sorunu.
Basa donelim. Bu tanima gerek yok, emperyalizm yerine kapitalizm kullanalim. Boylelikle iki terim kullanmayarak ekonomi yapmis oluruz gibi bir amacimiz varsa. Bu sadece basit bir dil sorunu olarak algilanir. Amac mucadelenin bicimini ve hedefleri tespit etmekse, iste o zaman is degisir. Bugun ABD emperyalizmine karsi bir mucadele bicimini benimsemeyen, kendini kandiriyordur. Ulkemizdeki kapitalistlerin ve onlarin destekcilerinin arkasinda ya ABD ya da AB emperyalizmi vardir. Ana hedef te bunlar olmak zorundadir.
Onder arkadas, solun son yarim asirlik sorunu kavram tartismalarinin otesine gecememektir. Biz boyle olmayalim. Ya da durduralim su anlamsiz terminoloji uzerine kurulan teorileri.
Seattle'dan baslamak uzere, Avrupa dogumlu sol anti-kapitalist mucadeleyi sokaklara tasidi. Iyi de yaptilar. Onlar icin bu dogru bir yaklasim. Ama bizim ulke icin degil. Eger ekonomiyi yonlendirenin IMF, orduyu organize edenin NATO, siyaseti ve dis politikayi belirliyenin Washington ve Bruksel oldugunu kabul ediyorsak, o zaman acik olarak ulkenin emperyalizm tarafindan yonetildigini de gormek zorundayiz.
Diyelim ki, olur ya, yarin iktidari sol gucler ele gecirdi. Ertesi gun ABD filolarini sularimizda gormeyecegimize gercekten inaniyor muyuz?
Kuba Devrimi sonrasindaki Domuzlar Korfezi cikartmasi, Allende'nin CIA destekli Pinochet tarafindan devrilmesi.. hala hatirlayabildig imiz eski ornekler. Daha guncel olarak senin de dedigin gibi ABD'nin Dunya capindaki polisligi ki, sadece polislikten ibaret degil. ABD bombalari tarafindan dumduz edilen Irak'in yeniden yapilanmasi yine ABD'li sirketlere verildi. Ortagi Ingiltere sikayetci olmustu, bizimkilere yeterince pay birakmiyorsunuz diye...
Kisaca dostum, emperyalizm var ve hala islevini surduruyor. Biz adina kapitalizm de desek bu birsey degistirmez. Bizim kapitalistlerin kafalarina balyozla vuracaksan, bir yandan da oragi hazir tutacaksin ki, bunlarin patronlari geldiginde bicebilesin. Harmaniniz bol olsun.
Not: Bir aralar Kurt milliyetciler, Turkiye devletine karsi ABD'ye "biz size birsey yapmadik ki, niye bize terorist diyorsunuz?" gibisinden serzeniste bulunuyorlardi. Onlarin dustugu bu duruma bizim dusmememiz gerekir. Ayrica yeri geldiginde anti-kapitalist olmayanlari da, anti-emperyaliz m cercevesinde, mucadeleye cekmek gerekebilir. Aklimizda bulunsun.
Eger bunun haricinde bir yorumdan bahsediyorsan, ne oldugunu bilemiyorum..Am a hicbir sekilde biz silmedik..
Tartışmalar için Forum'u kullanalım..Blo g'u daha bireysel ve tartışma amaçlı olmayan günlük gözlemler için kullanalım derim ben..Yani "Deneme" ya da kişisel günlük gibi
Eline sağlık Önder..
Ulusal bağımsızlık meselesi malum devasa bir başlık. Bunu makale yorumları üzerinden yapmak zor..Forum'da yapmak lazım..İstersen Forum'un ilgili kategorileri altında ya da uygun bir kategori bulamadıysan yaratalım onun altında tartışalım..For um'da bir başlığı kendin açabilirsin..
site çok güzel. bütün yazılar öyle. kutluyorum sizi.

Tesekkurler Onder yazinin yanitini tekrar gonderiyorum. Selamlar. GG
19 Subat 2008
ANTI-EMPERYALIZM
Merhabalar,
Anti-emperyalist mi, anti-kapitalist mi? Irkci mi, fasist mi? Sosyal demokrat mi, liberal demokrat mi?
Teori diyor ki, anti-kapitalistsen zaten dogal olarak anti-emperyalistsin, o zaman neden emperyalizm terimini kullanalim?
Baska bir teori de soyle diyor. Zaten emperyalist olmak icin kapitali sinirlar otesine tasimak gerekmiyor mu? Yani emperyalistler zaten kapitalist olmak durumunda.
Iktidar hedefse, iktidarda kapitalistler (bu arada belirteyim, iktidarda sadece kapitalistler yok. Oligarsi var.) varsa, hedefin kapitalistler olur. Yok iktidarin arkasinda ornegin ABD emperyalizmi varsa, birinci teoriye gore bu gercek es gecilir ve emperyalizm hedef alinmaz. Bu tabi iktidari ele gecirmek isteyenlerin sorunu.
Basa donelim. Bu tanima gerek yok, emperyalizm yerine kapitalizm kullanalim. Boylelikle iki terim kullanmayarak ekonomi yapmis oluruz gibi bir amacimiz varsa. Bu sadece basit bir dil sorunu olarak algilanir. Amac mucadelenin bicimini ve hedefleri tespit etmekse, iste o zaman is degisir. Bugun ABD emperyalizmine karsi bir mucadele bicimini benimsemeyen, kendini kandiriyordur. Ulkemizdeki kapitalistlerin ve onlarin destekcilerinin arkasinda ya ABD ya da AB emperyalizmi vardir. Ana hedef te bunlar olmak zorundadir.
Onder arkadas, solun son yarim asirlik sorunu kavram tartismalarinin otesine gecememektir. Biz boyle olmayalim. Ya da durduralim su anlamsiz terminoloji uzerine kurulan teorileri.
Seattle'dan baslamak uzere, Avrupa dogumlu sol anti-kapitalist mucadeleyi sokaklara tasidi. Iyi de yaptilar. Onlar icin bu dogru bir yaklasim. Ama bizim ulke icin degil. Eger ekonomiyi yonlendirenin IMF, orduyu organize edenin NATO, siyaseti ve dis politikayi belirliyenin Washington ve Bruksel oldugunu kabul ediyorsak, o zaman acik olarak ulkenin emperyalizm tarafindan yonetildigini de gormek zorundayiz.
Diyelim ki, olur ya, yarin iktidari sol gucler ele gecirdi. Ertesi gun ABD filolarini sularimizda gormeyecegimize gercekten inaniyor muyuz?
Kuba Devrimi sonrasindaki Domuzlar Korfezi cikartmasi, Allende'nin CIA destekli Pinochet tarafindan devrilmesi.. hala hatirlayabildigimiz eski ornekler. Daha guncel olarak senin de dedigin gibi ABD'nin Dunya capindaki polisligi ki, sadece polislikten ibaret degil. ABD bombalari tarafindan dumduz edilen Irak'in yeniden yapilanmasi yine ABD'li sirketlere verildi. Ortagi Ingiltere sikayetci olmustu, bizimkilere yeterince pay birakmiyorsunuz diye...
Kisaca dostum, emperyalizm var ve hala islevini surduruyor. Biz adina kapitalizm de desek bu birsey degistirmez. Bizim kapitalistlerin kafalarina balyozla vuracaksan, bir yandan da oragi hazir tutacaksin ki, bunlarin patronlari geldiginde bicebilesin. Harmaniniz bol olsun.
Not: Bir aralar Kurt milliyetciler, Turkiye devletine karsi ABD'ye "biz size birsey yapmadik ki, niye bize terorist diyorsunuz?" gibisinden serzeniste bulunuyorlardi. Onlarin dustugu bu duruma bizim dusmememiz gerekir. Ayrica yeri geldiginde anti-kapitalist olmayanlari da, anti-emperyalizm cercevesinde, mucadeleye cekmek gerekebilir. Aklimizda bulunsun.