Avrupa Futbol Şampiyonası ve Türkiye Popüler
Makale
Toplumun ruh hali ne kadar çabuk degisiyor. Bir gün Krallar, Imparatorlar resmi geçisler yaparken, bir iki hafta sonra da ayni kisileri yerin dibine sokuyoruz. Öyle bir ruh hali varki ortada, hani tabiri caizse "kolum (!) hıyar diyene tuzlugu alip kosturan insanlar ile doldu bu ülke". Yasanan seylerin bayrak histerisi, kazi-kazan paranoyasindan çok da farkli olmadigi asikar.
{joomsay}Birileri hata yaptiginda öyle abartili yaklasimlar oluyor ki karsidaki de 'tamam kötü oynadik da o kadarda degil' diye basliyor, 'takim sahada elinden geleni yapti' ile bitiriyor. Bu durum tarz itibariyla babam ile yaptigimiz Kürt Sorunu tartismalarina benziyor. Tartismanin sonuna dogru babam MHP'li olurdu (aslinda halen öyle ), ben de PKK'li ( ben artik o kadar savrulmuyorum). Yani öyle bir tartisma kültürümüz olusmus ki kendimizi ve karsimizdakini kutuplara itiyoruz. Haliyle saglikli düsünemeyen, gaz yemeye açik bir toplum halini bir türlü terk edemiyoruz.{/joomsay}
Hani derler ya "spor bu kazanmakda var kaybetmekte" , biraz geyik tarafi olmasina karsin gerçek biraz da böyle ... Aslinda burada daha önemli olan kime ve ne zaman yenildigin herhalde. KimseTürk Ulusal takiminin Brezilya, Ingiltere, Ispanya ya da Almanya yenilmesi ile ilgili birsey söylemeye hakkini kendinde görmüyor. Ama sorun Malta, Moldova olunca mesele büyük oluyor. Peki her gün surada burada çikan, keza yazan, beylik laflar eden 'spor adamlari' Avrupa ve Dünya Futbolunu ne kadar takip edebiliyorlar ? Antreman teknikleri, gelisen teknoloji ve yayginlasan futbol anlayisi ( özellikle 4-4-2, 3-5-2 gibi dizilimler) artik dünyanin her tarafinda takip ediliyor. Bunun da yansimalari skorlarda veya oynanan futbolda görünüyor. Makedonya'nin Yugoslav ekolünün en önemli temsicilerinden Hirvatistani -ki Hirvatistan, Ingiltere ve Rusya'nin bulundugu grupta grup lideri- 2-0, Dünya sampiyonu Italya'nin Iskoçya deplasmaninda son soniye gölü ile 1-2 yenmesi ve bu skorun sürpriz olarak algilanmasi, daha devlet hukukunu oturtamamis Kazakistan'in yine Yugoslav ekolünden gelen Sirbistan'i (Kizil Yildiz ve Partizan'i bu noktada hatirlatmak isterim) 2-1 yenmesi, daha düne kadar büyük takimlar karsisinda 4-5 yedigi zaman hepimizde 'az yemis' dedigimiz Lüksemburg'un Hollanda'ya direnip maçi 0-1 vermesi, Transkafkasya'nin zayif ekiplerinden Azerbaycan'in Finlandiya'yi ( Bu arada oynanmayan Ermenistan-Azerbaycan maçlari ne olacak acaba? ), Ermenistan'in da Polanya'yi yenmesi büyük sürpriz olarak görünmüyor artik. Alt orta diye tabir edilen Moldova, Makedonya, Estonya, Litvanya'nin da gayretleri gayet taktire sayan. Yani dünya degisti..! Futbol artik sadece büyüklerin oynadigi bir oyun degil! Yukaridaki tabloya bakildiginda neredeyse hiçbir skor beklenmedik degil! Ha bu arada hala adam olamayalar da var tabi. Andorra, Lihtenstayn, San Marino... Dünya degisti ama milliyetçilik gazini sonuna kadar almis, bir Türk'ün hakikaten dünyaya bedel oldugu fikrine sonuna kadar inanan, bilmem kaç yillik devlet gelenegine ve nufusuna güvenerek, yeni devletler olmus ya da nufusu bizden daha az olan ülkelere karsi verilen puanlar, bir vatan millet meselesi haline geliyor. Sanki 15 yil önce Ingiltere'den iki defa 8 yiyen , Almanyada 3'lü 5'li goller yedigi halde, 'yakaladigimiz firsatlari degerlendirebilseydik, durum farkli olurdu' dedigimiz takim ayni takim (Ulusal anlamda) degil. Ayrica bu yazarlari degil mi ( ya da o takima bile girmeye hak edememis) bize Ingiltere faciasini yasatan, Almanlarin, hatta Izlandalarin avarajini düzelten kadro içinde yer alan...
Her ülke'de Krallar vardir, Imparatorlar da. Ama Italya dahil, hiçbir ülkede medya, bu kadar sinüzoidal yazilar yazamaz. Bazen diyorum, kafayi kirip son 5 yilin spor yazarlarinin yazilarini analiz edeyim, bu soytariligi kitaplastirayim mi? Bu konuda ortak çalisma yapilirsa, bir kaç ayda çok degerli bilgiler edinilebilir diye düsünüyorum. Bu kitap projesine hevesli arkadaslar varsa oturup konusabiliriz. Neyse konuya tekrar dönelim. Avrupalilar ne kadar atesli olursa olsunlar, kurumsal kimliklerini ön plana çikartarak, Amerikalilar (ABD) da istatistiklere dayanarak elestiri yaparlar. Bu sadece sporda degil, hemen her alanda böyle. Yani, 0-0 giden bir maçin 70. dakikasinda görüntüyü dondurup maçin yorumu yapilmasi istense, bir de maçin devaminda 85. dakikadan sonra atilmis bir golle yenilen bir takim hakkinda yorum yazisi istense, Avrupali ve Amerikali spor yazarinin yazilarindaki 70 ve 90. dakika yorum farki ile bizimkilerin arasindaki farkin inanilmaz olacagindan eminim. Skora göre yazilan yazi ile yasanan toplumsal paranoyakligin ruh hali arasinda yakin iliskilerin oldugunu düsünüyorum. Ayni gölden su içiyor, ayni çimenlerde otluyorlar.. Tabii bunlara 'farkli olma' ( ki ben daha çok soytarma ifadesinin daha uygun oldugunu düsünüyorum), 'dikkat çekme- reklamin kötüsü olmaz yaklasimi' hallerini de ekledigimizde, zaten çapsiz olan spor medyamiz (popüler olanlardan bahsediyorum), yariçaplarini da sifira yaklastirmis oluyor.
Tribünlerin durumunun, sanilanin aksine, medyamizdan daha iyi oldugunu düsünüyorum. Fener seyircisinde bile gözle görünür bir rasyonalite mevcut. Gayet aklibasinda insani sasirtan yaklasimlari olabiliyor. Yani demem o ki 'ula Fenerliler adam oldu, medya olamadi' :))) Sakasi bir tarafa 'dikkat çekme, farkli olma kaygilari' minimumda oldugu için sadece kendi takimi adina yorum yaptiklarinda ,biraz da pragmatik olarak, medyadan katmer katmer ilerdeler...
Futbolumuz ilerliyor. Ama taktik, kondisyon bir yere kadar... 3-5 seneye kadar takimlar arasindaki farklar (Ulusal düzeyden bahsediyorum. Maddi durumlarda kaynakli Kulüp takimlari biraz daha farkli olabilir) azalacak diye düsünüyorum. Farki yaratacak olan, algi-zeka, yetenek ve takim oyunu olacak diye düsünüyorum. Hal böyle olunca da Türk Ulusal Takiminin gelecegini -böyle giderse- çok parlak göremiyorum.
21 Kasım 2007
Üye eleştirileri
-
2008-02-06 17:39:48 |Administrator| AliOsman
-
2008-02-06 01:55:30 |SAdministrator| onder

Ali Osman, söylediklerine çok güzel bir örneği Yunanistan ya da ondan önceki maçtan sonra manşetten sergilemişlerdi.
Eğer kitap çalışmasına birgün girerseniz bu manşetleri kaçırmayın. Klinik bir vaka çünkü.
11 erin şehit olmasından sonra manşetteki balık suydu:
"Åžehitlere Millilerden Saygı". Milliler asker selamı durmuş.
Aradan 2-3 gün geçtikten sonra maç oyanıyor ve hezimet.
Ertesi günkü manşet de şu; "Selam vermeyi bırakın da top oynayın"
Güler misin ağlar mısın? Hani balık hafızalı olduğumuz söylenir de işin bu kadar kanıksanmış olması insanı dumura uğratıyor. Bu gazetenin olayın ne büyük bir itirkarsızlık olduğunu gören editörleri yok mudur? Ama bu ülkede bu tür tutarsızlıklara kimse dikkat etmez. Düşünün ülkenin en büyük yayın organının umrunda değil 2 gün önce sergilediği yaklaşımla taban tabana zıt bir tavır sergilemek...
Yorumlar
Eğer kitap çalışmasına birgün girerseniz bu manşetleri kaçırmayın. Klinik bir vaka çünkü.
11 erin şehit olmasından sonra manşetteki balık suydu:
"Åžehitlere Millilerden Saygı". Milliler asker selamı durmuş.
Aradan 2-3 gün geçtikten sonra maç oyanıyor ve hezimet.
Ertesi günkü manşet de şu; "Selam vermeyi bırakın da top oynayın"
Güler misin ağlar mısın? Hani balık hafızalı olduğumuz söylenir de işin bu kadar kanıksanmış olması insanı dumura uğratıyor. Bu gazetenin olayın ne büyük bir itirkarsızlık olduğunu gören editörleri yok mudur? Ama bu ülkede bu tür tutarsızlıklara kimse dikkat etmez. Düşünün ülkenin en büyük yayın organının umrunda değil 2 gün önce sergilediği yaklaşımla taban tabana zıt bir tavır sergilemek...

Evet Önder, O başlıkları hatırlıyorum... Böyle yazılar, başlıkları okuyunca etrafıma bakıp kamera falan arıyorum.