Bayrak Histerisi
Son günlerde yasadigimiz toplumsal histeri için içimden bir seyler karalamak geldi. Türk Bayragini grafiksel anlamda hos ve ayirtedilir bir bayrak oldugunu düsünmeme , kendimi her zaman dünya vatandasi, zaman zaman da yurtsever görmeme ragmen son günlerde yasadiklarimiz ben de bir bayrak bulantisi bir yurtseverdöverlik duygusunu ziyadesi ile gelistirdi. Son günlerde yasadigimiz toplumsal histeri için içimden bir seyler karalamak geldi. Türk Bayragini grafiksel anlamda hos ve ayirtedilir bir bayrak oldugunu düsünmeme , kendimi her zaman dünya vatandasi, zaman zaman da yurtsever görmeme ragmen son günlerde yasadiklarimiz ben de bir bayrak bulantisi bir yurtseverdöverlik duygusunu ziyadesi ile gelistirdi. Suurlar kapandi. Bursa'da dükkanlarda "yurtsever" talanlar basladi, beli silahli kisiler site yönetimlerine ugrayarak "sizin sitede bayrak yok, uygun bir meblaa karsiligi size bayrak tedarik edelim" diyerek, yeni, yaratici bir haraç toplama mekanizmasi yarattilar. Vallahi bu senaryoyu yazanlar bile vatandasin bu kadar performans gösterecegini düsünmüyordu her halde. Basketbolda bir tabir vardir "coachable", yani koçun her dedigini yapan. Bizimkiler surcoachable çiktilar. Vallahi bravo... Salon alkistan inliyor, koç bile saskin...
Mevzumuz ile ile ilgili bir iki de tahil yaparsak..Eknomik Krizin neticesinde gelen IMF reçeteleri, AB tartismalari ve uyum süreci, ülke içindeki siyasi dengeleri ve karar alma mekanizmalarini kökten olmasa da ciddi bir sekilde degistirdi. Öncesinde gizli hükümet olarak görünen Ordu ve Paramiliter güçler, bu süreçler ile beraber tartisilir sorgulanir bir hale gelmeye basladi. Hatta "yatan asker istemiyoruz" ifadesi ile de hükümetin kolluk güçlerine nasil bakmaya basladigi ya da tabani, biraz da manipülatif bir tarzla, nasil bakmasi gerektigi yönünde yönlendirmeler yaptigina sahit olduk. Bastigi topraklarin ayaklari altindan kaymaya basladigini hisseden ordu aristokratlari, buna küçük ölçekte de olsa karsi çikti lakin seçim döneminde özellikle MHP tarafindan seçim meydanlarinda dillendirilen orduya baglilik yeminleri, zaten bu is için hazirkita olarak tutulan MHP'nin, orduya "Göreve Hazirim Pasam" mesajini göndermesi olarak algilanabilir diye düsünüyorum.
Seçim sonrasinda "laikcanlar" cephesinde yasanan hezimet, gelecek ile ilgili kurgularinda ordunun, söför mahalinden uzaklasip, sirtini yola dönerek, motorüstünde oturmasi olarak algilandi. Bu durumda yapilan bunca gürültü ile berber daha rahat anlasiliyor ki Ordunun temel derdi laiklik degil, iktidari kaybetmek.
AKP'nin GD'de yüksek oy almasi hem Orduyu hem de PKK'yi sikintiya soktugu asikar. Ordu'nun bir de iktidari kaybetme riskini yasadigi düsünülürse, yapilan tbütün samatanin ve ajitasyonun arkasinda bizim malum pasalarin oldugu hepimiz tarafindan gayet net olarak görülüyordur sanirim. AKP 'yi tabiri caizse dürterek yola sokma çabasi bir yerde cevap buldu. AKP sahinlesmeye basladi. Fakat yasanan seyler bence hala ordu açisindan bir kumar. Kazanilabilecek her türlü kale, ortalik yatisinca, AKP'nin kapi kapi dolasan kadrosu tarafindan, AKP'ye maal ettirilecegi ve ordunun geçici bir iktidar sarhoslugundan sonra olabilecek her hangi bir seçim veya kamuoyu yoklamasinda AKP desteginin 60% lar civarina çikmasini saglayabilir. Bu da laikcanlarin bir kere daha topu aglarinda görmeleri anlamina gelebilir.
Türkiye'nin Kuzey Irak ve Kürt politikalarinin sertligi, Barzani'yi biraz da hakli olarak sinirlendirmis durumda. Adam mealen diyor ki " Hem kaale almiyorsun, muhattap olmuyorsun, zahmet edip de fikrimizi sormuyorsun hem de PKK ile savasinizda benden 'sanki devletmisim' gibi yardim istiyorsun". Kaldi ki hem Barzani (1996), hem de Talabani (1998) toplamda 3000 pesmergenin ölümü ile sonuçlanan, TSK'nin sinirötesi operasyonlarina destek vermislerdi. Simdi Barzani diyor ki " Kardesim, 1999 yilindaki kazanimlarinin üzerine gitseydin, PKK'yi silebilirdin. Ama gitmedin. PKK simdi tekrar basina peydah oldu. PKK'nin kontrollü bir sekilde varolmasi, TSK'nin Kuzey Irak'i kontrol etme, hatta ilerideki konjektürün degisimine göre isgal etme planlarinin bir parçasi ( bu kismi da ben ekleyeyim : TSK'nin da iktidardaki yerini garantileyen bir senaryo) olabilir" diyor. Kuzey Irak cephesinden durum böyle algilaniyor. Bölgedeki degisen konjektür ve ABD varligini da ekleyince, sinirin bizden tarafinda bu durum, PKK'ya yardim ve yataklik olarak düsülüyor. Ve tüm politikalar bu zemine oturtuluyor. Isin gerçegi, savas yapma teknikleri itibari ile 1996 ve 1998 yillarinda yasanmis tecrübeler isiginda , 10 Pesmerge = 1 Gerilla olunca, Barzani'nin PKK'nin üzerine gitmemesinin nedenini hem isine gelmiyor, hem gücü yetmiyor, hem de maçası yemiyor olarak formülize edebiliriz.
Bagimsiz Kürt Devleti'nin bölgede var olama sansi, su siyasi durum çerçevesinde sifir. Türkiye'nin , Suriye'nin ve Iran'in sinirlari kapatmasi halinde Kürdistan, etrafi karalar ile çevrili kara parçasi olacagi açik. Bakiniz Ermenistan'a ... Bütün "güçlü" Ermeni lobisine, Rusya'ya yakinligina ragmen, Türkiye ve Azerbaycan sinirlarini kapattigi için kisibasina düsen milli gelir 1000 dolar civarinda. Neredeyse sadece bu yüzden Soykirim politikalarinda Diaspora ile ile ayni seyi düsünemiyorlar. Hal böyle olunca Kürtlerin bokunda boncuk mu var ki ABD bunlara sonsuza kadar yardim etsin. Derdi petrol, onu da zaten bu sekilde de aliyor. Ha güvenlik önlemleri nedeniyle çikan petrolün birim maliyetleri biraz yükseliyor, onu da bir sekilde asacaktir. ABD bagimsiz Kürt Devleti istiyor çünkü Petrole bekçi ariyor. Bölgenin en güvenilir unsuru olarak da Kürtleri görüyor. Ama bu is maliyet hesabidir. Kürt Devleti'nin maliyetleri istenenden fazla olursa Kürt Devleti olmayi verir olur biter...
30 Temmuz 2007
Mevzumuz ile ile ilgili bir iki de tahil yaparsak..Eknomik Krizin neticesinde gelen IMF reçeteleri, AB tartismalari ve uyum süreci, ülke içindeki siyasi dengeleri ve karar alma mekanizmalarini kökten olmasa da ciddi bir sekilde degistirdi. Öncesinde gizli hükümet olarak görünen Ordu ve Paramiliter güçler, bu süreçler ile beraber tartisilir sorgulanir bir hale gelmeye basladi. Hatta "yatan asker istemiyoruz" ifadesi ile de hükümetin kolluk güçlerine nasil bakmaya basladigi ya da tabani, biraz da manipülatif bir tarzla, nasil bakmasi gerektigi yönünde yönlendirmeler yaptigina sahit olduk. Bastigi topraklarin ayaklari altindan kaymaya basladigini hisseden ordu aristokratlari, buna küçük ölçekte de olsa karsi çikti lakin seçim döneminde özellikle MHP tarafindan seçim meydanlarinda dillendirilen orduya baglilik yeminleri, zaten bu is için hazirkita olarak tutulan MHP'nin, orduya "Göreve Hazirim Pasam" mesajini göndermesi olarak algilanabilir diye düsünüyorum.
Seçim sonrasinda "laikcanlar" cephesinde yasanan hezimet, gelecek ile ilgili kurgularinda ordunun, söför mahalinden uzaklasip, sirtini yola dönerek, motorüstünde oturmasi olarak algilandi. Bu durumda yapilan bunca gürültü ile berber daha rahat anlasiliyor ki Ordunun temel derdi laiklik degil, iktidari kaybetmek.
AKP'nin GD'de yüksek oy almasi hem Orduyu hem de PKK'yi sikintiya soktugu asikar. Ordu'nun bir de iktidari kaybetme riskini yasadigi düsünülürse, yapilan tbütün samatanin ve ajitasyonun arkasinda bizim malum pasalarin oldugu hepimiz tarafindan gayet net olarak görülüyordur sanirim. AKP 'yi tabiri caizse dürterek yola sokma çabasi bir yerde cevap buldu. AKP sahinlesmeye basladi. Fakat yasanan seyler bence hala ordu açisindan bir kumar. Kazanilabilecek her türlü kale, ortalik yatisinca, AKP'nin kapi kapi dolasan kadrosu tarafindan, AKP'ye maal ettirilecegi ve ordunun geçici bir iktidar sarhoslugundan sonra olabilecek her hangi bir seçim veya kamuoyu yoklamasinda AKP desteginin 60% lar civarina çikmasini saglayabilir. Bu da laikcanlarin bir kere daha topu aglarinda görmeleri anlamina gelebilir.
Türkiye'nin Kuzey Irak ve Kürt politikalarinin sertligi, Barzani'yi biraz da hakli olarak sinirlendirmis durumda. Adam mealen diyor ki " Hem kaale almiyorsun, muhattap olmuyorsun, zahmet edip de fikrimizi sormuyorsun hem de PKK ile savasinizda benden 'sanki devletmisim' gibi yardim istiyorsun". Kaldi ki hem Barzani (1996), hem de Talabani (1998) toplamda 3000 pesmergenin ölümü ile sonuçlanan, TSK'nin sinirötesi operasyonlarina destek vermislerdi. Simdi Barzani diyor ki " Kardesim, 1999 yilindaki kazanimlarinin üzerine gitseydin, PKK'yi silebilirdin. Ama gitmedin. PKK simdi tekrar basina peydah oldu. PKK'nin kontrollü bir sekilde varolmasi, TSK'nin Kuzey Irak'i kontrol etme, hatta ilerideki konjektürün degisimine göre isgal etme planlarinin bir parçasi ( bu kismi da ben ekleyeyim : TSK'nin da iktidardaki yerini garantileyen bir senaryo) olabilir" diyor. Kuzey Irak cephesinden durum böyle algilaniyor. Bölgedeki degisen konjektür ve ABD varligini da ekleyince, sinirin bizden tarafinda bu durum, PKK'ya yardim ve yataklik olarak düsülüyor. Ve tüm politikalar bu zemine oturtuluyor. Isin gerçegi, savas yapma teknikleri itibari ile 1996 ve 1998 yillarinda yasanmis tecrübeler isiginda , 10 Pesmerge = 1 Gerilla olunca, Barzani'nin PKK'nin üzerine gitmemesinin nedenini hem isine gelmiyor, hem gücü yetmiyor, hem de maçası yemiyor olarak formülize edebiliriz.
Bagimsiz Kürt Devleti'nin bölgede var olama sansi, su siyasi durum çerçevesinde sifir. Türkiye'nin , Suriye'nin ve Iran'in sinirlari kapatmasi halinde Kürdistan, etrafi karalar ile çevrili kara parçasi olacagi açik. Bakiniz Ermenistan'a ... Bütün "güçlü" Ermeni lobisine, Rusya'ya yakinligina ragmen, Türkiye ve Azerbaycan sinirlarini kapattigi için kisibasina düsen milli gelir 1000 dolar civarinda. Neredeyse sadece bu yüzden Soykirim politikalarinda Diaspora ile ile ayni seyi düsünemiyorlar. Hal böyle olunca Kürtlerin bokunda boncuk mu var ki ABD bunlara sonsuza kadar yardim etsin. Derdi petrol, onu da zaten bu sekilde de aliyor. Ha güvenlik önlemleri nedeniyle çikan petrolün birim maliyetleri biraz yükseliyor, onu da bir sekilde asacaktir. ABD bagimsiz Kürt Devleti istiyor çünkü Petrole bekçi ariyor. Bölgenin en güvenilir unsuru olarak da Kürtleri görüyor. Ama bu is maliyet hesabidir. Kürt Devleti'nin maliyetleri istenenden fazla olursa Kürt Devleti olmayi verir olur biter...
30 Temmuz 2007
Üye eleştirileri
Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok
Powered by JReviews
