Makaleler Bütün Yazılar Makale Politika Kütüphanem, kitaplarım ve okumalar
 

Kütüphanem, kitaplarım ve okumalar Popüler

Bazen insan ne okuyacagini sasiriyor... Kitapliga bakiyorum, hala okunmadik kitaplar var. Ayni okunmayan kitaplara yillardir baktigimi fark ettim. O kadar asina olmusum ki kapaklara, sanki okumusum gibi hizla geçiyor kitaplarin üzerinden gözlerim.

Sürekli yeni kitaplar aliyorum ama her nedense o bir grup eski, bir türlü okunamiyor. Bu yüzlesmeden korkttugum için Vedat Türkali'nin Güven'ini çikar çikmaz, karar verip bir çirpida okumustum. Ben her kitapçiya girdigimde ya da satin almissam evde ya da arkadaslarin kütüphanelerinde, bu tugla ciltli kitabi görüp, ömür boyu bunun ezikligini mi mi duyacaktim ? Zaten Anna Karenina ve Savas ve Baris için bu ezikligi duyuyordum. Simdilerde karar verdim, arasira da olsa okuyup, artik huzurumu kaçirmaya baslayan bu kitaplardan kurtulacagim.

Kitap muhabbeti yapinca aklima geldi. Son zamanlarda okuyup da hararetle tavsiye edeceginiz kitaplar mevcut mu ? Genelde arkadaslarin tavsiyeleri ile okudugum kitaplar, kitap dergilerinden görüp aldiklaklarimda daha mutlu edici oluyor. Kendi yakin geçmis kitap okumalarindan biraz bahsedeyim. Jonh Fante'nin Bahara Kadar Bekle Bandini ve Toza Sor'unu okudum. Özellikle Toza Sor'da, Bukowski'nin önyazisi pek bi hos geldi. Dayanamayip aldim. Iki kitap beraber okunursa, nasil ki Ahmet Hamdi Tanpinar'in Huzur'u, Tutunamayanlar'in öncülü olarak görülüyorsa, bu iki kitap da -cinsellikten arindirarark söylüyorum- direkt mesajlar içermeyen, rahat, bohem, no future tarzi Bukowski kitaplarinin öncülü diyebilirim. Okuyamayanlara teknik okuma babinda tavsiye ederim.

Geçenlerde hakkin rahmetine kavusan Kurt Vonnegut'tan da Kedi Besigi ve Galapogos'u okudum. Tamam bilim-kurgu, fantazi, edebiyat karisimi bu kitaplardan zevk aldim ama Vonnegut hakkinda bir seyler bilen arkadaslar varsa lütfen yazsin, nedir bu kitaplari benim anlayamadigim mertebelere yükselten o yüce "derinlik"...?

Poliseye kültürüne karsi pek sicak baktigim söylemezdi. Sirf farkli birseyler okuyayim diye 4-5 yil önce Ahmet Ümit'in Patasa'sini okumustum. Pek de begenmistim. Ardindan Sis ve Gece, Seytan Ayrintida Gizlidir geldi. Her ne kadar son ikisini Patasana kadar basarili bulmasam da, okunabilitesi olan kitaplar olarak aklima yazmistim. Daha sonralari polisiye de okumaya basladim. Geçen aylarda Jean Christophe Grange 'in Kizil Nehirler'ini okudum. O heyecanla hemen DVD'sini de aldim. Lakin bir Kitap-Film hayalkirikligini daha yasadim diyebilirim. Geçenlerde Tas Meclisi'ni de okudum. Kitabi bitirdikten sonra filimi çekilse nasil olurdu acaba diye sorarken, benim hatun filmin geçen yil çekildigini söyledi. Simdi alsam mi almasam mi diye düsünüyorum.

Geçen haftalarda Evrensel'in kitap ekinde Ermeni tarihini anlatan bir Türkiyeli Ermeni'nin yazdigi "Küçük Asya'da Hint Avrupa Gezileri" ( ya da öyle birsey) bir kitap elestirisi okudum. Elestiri bile beni heyecanlandirdi. Bir sürü yeni seyden bahsediyor. Mesela, Ermenilerin Urartular ile hiçbir köken benzerligi yokmus, Ermeniler Frigler ile beraber balkanlardan Anadolu'ya gelmis bir halkmis. Daha sonra Friglerle bir sebepten dolayi papaz olmuslar ve Dogu'ya yönelmisler. Hristiyanligi ilk kabul eden ilk millette Ermenilermis. O yüzden Bizans ve Roma Hristiyanligindan oldukça farkli ritüelleri varmis. Ben hiç birini bilmiyordum ve sasirdim. Aslinda biraz da utandim.

Simdi ise yeni yasamlarimiz ve yeni yaslarimizla, uzun zaman sonra bazi kitaplar yeniden okundugunda nasil keyifler alabiliriz ? Sorusunu cevaplamak için tam 20 yil sonra Suç ve Ceza'yi bir daha okuyayim dedim. Her ne kadar 200. sayfalarda dahi olsam hayal kirikligi yasadigimi söyleyebilirim.Bayila bayila okudugum kitap, öylesine gidiyor iste... Ulan tercümanin hiyarligi mi diye de düsünmeden edemedim. Çünkü kitap Bordo-Siyah yayinevinden çikmis. Adamlar tam bir facia bence.. Daha önce bir iki kitablarini okudum. Kafayi Türkçesine takmayayim diyorum. Takilmayacak gibi degil ki ? Acaba ayni hiyarligi bu kitaba da yapmislar midir diyorum kendi kendime ..? Yahu o degil de siradaki eski kitap, en sevdigim kitaplardan, Marquez'in Yüzyillik Yanlizlik'i idi. Ondan sonrada Kolera Günlerinde Aski okuyacaktim. Yasadigim hayalkirikligindan sonra bu okumalar beni biraz daraltti.

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (5)
  • KenanKenan
    avatar

    aynı duyguları yaşayanlardanım.. ben de yıllarca tekrar tekrar Kapital okumak için uğraştım..ilk seferin dışında bitiremedim..

  • onder
    avatar

    Bu okunmadan duran kitaplar olayı sadece benim meselem değimiş demek ki. Kendime söz veririm pek çok kez, kütüphanemdeki kitaplar bitene kadar yeni kitap almayacağım diye. Ama şöyle ne var ne yok diye büyük bir kitapçıya girdiğimde de bir sürü yeni kitap almadan edemem. Dolayısıyla kütüphane açığı açıldıkça açılır. Baze açığı dengelemek içimn Fordist okuma seansları yaparım. Åžimdiye kadar okunmamış ama okuması kolay kitapları, koltuğumun bir yanına üst üste yığarım. Sonra oturup bir okuma ırgatı gibi, kazma salllar gibi okumaya başlarım. Sırf inat. Seri okuma. Açık biraz kapanır ama kısa bir süre sonra tekrar daha da açılmak üzere.

  • AliOsman
    avatar

    Irgatlık için ben de bir ekleme yapayım. Okunmamış kitapların yığılı olduğunu düşündüğüm bir dönemdedi.Askere gitmeden 1,5 ay önce işten ayrıldım. 5-10 gün gezdikten sonra sabah 9:00'da (mesai yapar gibi)başlayan okuma seansları akşam yatma saatine doğru 300-500 sayfalık kitabın bitmesi ile sonuçlanıyordu. Ertesi günü aynı mesai... 1 ay sürdü. Sayıyı tam hatırlamıyorum ama sanırım 25 civarında bir kitap tükettim. 'Tükettim' diyorum özellikle. Bu okuma hızının başka bir anlamı yok bence... Nişadır sürülmüş gibi okursan, kitabın ruhunu hissedemiyorsun. Kitabı yaşayamıyorsun..

    Ondan sonra bir daha bu kadar tüketim mantığında kitap okumadım.Tek faydası, her bakışta tepemi attırtan kitap kapaklarının üzerinden geçerken, daha cesur bakmak oldu.

  • AliOsman
    avatar

    Emrah,

    Aslı Erdoğan'ın Kırmızı Pelerinli Kent'ini okuma listeme aldım. Yorumlarımı yazarım.

  • emrahpolat
    avatar

    "Son zamanlarda okuyup da hararetle tavsiye edeceginiz kitaplar mevcut mu?" diye soruyorsun. Gerçi çok yeni değil, ama Aslı Erdoğan'ın 'Kırmızı Pelerinli Kent'i okunabilir diye düşünüyorum. Rio sıcağını sözcüklere geçiren bir roman. Okurken, Metin Kaçan'ın 'Ağır Roman'ı aklıma gelmişti hep.

    Bu yazıyı okuduktan sonra John Fante'yi okuma programıma aldım; teşekkürler.

    Bordo-Siyah yayınevinden kesinlikle uzak durmak lazım; bunlar insanları edebiyattan soğutan, dediğiniz gibi facia bir yayınevi. Dosto'nun dört baba kitabının (sırasıyla Suç ve Ceza, Cinler, Budala ve Karamozof Kardeşler) İletişim Yayınları'ndan Ergin Altay'ın çevirisiyle okunması tavsiye olunur.

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #5 KenanCelik 13-02-2008 12:39
aynı duyguları yaşayanlardanım .. ben de yıllarca tekrar tekrar Kapital okumak için uğraştım..ilk seferin dışında bitiremedim..
Alıntı
 
 
0 #4 AliOsman KOCAK 08-02-2008 11:37
Irgatlık için ben de bir ekleme yapayım. Okunmamış kitapların yığılı olduğunu düşündüğüm bir dönemdedi.Asker e gitmeden 1,5 ay önce işten ayrıldım. 5-10 gün gezdikten sonra sabah 9:00'da (mesai yapar gibi)başlayan okuma seansları akşam yatma saatine doğru 300-500 sayfalık kitabın bitmesi ile sonuçlanıyordu. Ertesi günü aynı mesai... 1 ay sürdü. Sayıyı tam hatırlamıyorum ama sanırım 25 civarında bir kitap tükettim. 'Tükettim' diyorum özellikle. Bu okuma hızının başka bir anlamı yok bence... Nişadır sürülmüş gibi okursan, kitabın ruhunu hissedemiyorsun . Kitabı yaşayamıyorsun. .

Ondan sonra bir daha bu kadar tüketim mantığında kitap okumadım.Tek faydası, her bakışta tepemi attırtan kitap kapaklarının üzerinden geçerken, daha cesur bakmak oldu.
Alıntı
 
 
0 #3 Önder Kurt 06-02-2008 20:13
Bu okunmadan duran kitaplar olayı sadece benim meselem değimiş demek ki. Kendime söz veririm pek çok kez, kütüphanemdeki kitaplar bitene kadar yeni kitap almayacağım diye. Ama şöyle ne var ne yok diye büyük bir kitapçıya girdiğimde de bir sürü yeni kitap almadan edemem. Dolayısıyla kütüphane açığı açıldıkça açılır. Baze açığı dengelemek içimn Fordist okuma seansları yaparım. Åžimdiye kadar okunmamış ama okuması kolay kitapları, koltuğumun bir yanına üst üste yığarım. Sonra oturup bir okuma ırgatı gibi, kazma salllar gibi okumaya başlarım. Sırf inat. Seri okuma. Açık biraz kapanır ama kısa bir süre sonra tekrar daha da açılmak üzere.
Alıntı
 
 
0 #2 AliOsman KOCAK 05-02-2008 11:32
Emrah,

Aslı Erdoğan'ın Kırmızı Pelerinli Kent'ini okuma listeme aldım. Yorumlarımı yazarım.
Alıntı
 
 
0 #1 emrah polat 04-02-2008 13:31
"Son zamanlarda okuyup da hararetle tavsiye edeceginiz kitaplar mevcut mu?" diye soruyorsun. Gerçi çok yeni değil, ama Aslı Erdoğan'ın 'Kırmızı Pelerinli Kent'i okunabilir diye düşünüyorum. Rio sıcağını sözcüklere geçiren bir roman. Okurken, Metin Kaçan'ın 'Ağır Roman'ı aklıma gelmişti hep.

Bu yazıyı okuduktan sonra John Fante'yi okuma programıma aldım; teşekkürler.

Bordo-Siyah yayınevinden kesinlikle uzak durmak lazım; bunlar insanları edebiyattan soğutan, dediğiniz gibi facia bir yayınevi. Dosto'nun dört baba kitabının (sırasıyla Suç ve Ceza, Cinler, Budala ve Karamozof Kardeşler) İletişim Yayınları'ndan Ergin Altay'ın çevirisiyle okunması tavsiye olunur.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile