Ilımlı İslam ve Nasıl Yapmalı ? Popüler
Makale
Malumunuz son zamanlarda memleketin ahvalinin Iran, Malezya, Misir'a benzeyip benzemeyecegi bizim medyanin gündemine oturmus durumda. Eline kamerayi alan Kuala Lumpur'da solugu aliyor. Özellikle Malezya demiyorum. Orayi da bu haber yapma mantigi ile zaten Türkiyeye benzetmis oldular. Vay Malezya'nin basina gelenler
Bu "Genius" habercilik zirvalarini bir kenara birakirsak, iki laf da bize düser diye düsünüyorum. Geçenlerde radyoda bir laf duydum : Laikcan. Hani Yigitcan gibi... Aslinda Yigit falan degilde, umutlar öyle hesabina söylendi herhalde. Benimde hosuma gitti açikcasi. Hepimiz çocukluk, ilk gençlik yillarindan da hatirlayacagi gibi hayat Anadolu'da, hemen hemen su anki yasanan sikayetler düzeyinde yasaniyordu. Yani kadinlarin çogu kapaliydi, Ramazan ayinda oruç tutmayanlar dayak yerdi, restaurantlar ya kapali olurdu ya da camlar gazete kagidi ile kapanirdi, Selamün aleyküm denildiginde, aleyküm selam ( hatta vealeyküm selaaaam) demezsen bir daha selam vermezlerdi, kurban kesmeyen kisiler gizliden mimlenirdi, cumaya gitmeyen dislanirdi. Yani Anadolu açisindan, temel dini degerler düzeyinde degisen fazla bir seyin oldugunu sanmiyorum. Ha, dinin hayata geçmisten biraz daha fazla girdigini, kismen kurumsallastigini söyleyebiliriz elbet. Geçmisten bu güne yasanan göçler, bu anadolu muhafazakarligini büyüksehirlere tasidi. Tasinan bu kitlenin sehir merkezlerinde kapitalist iliskiler içine girip, kendini sagda bulmasi, rüzgari arkasina alan milliyetçi muhafazakar hareket için bulunmaz bir nimet haline geldi. Ve bu potansiyeli kesfetmeleri de çok uzun zaman almadi. Sosyalist solun yarattigi siyaset boslugu, nihayetinde sosyal demokrat partileri de saga savurdugu gerçegini de gözardi etmemek gerekiyor tabiiki. Hal böyle olunca Büyüksehirler'den haber yapmaya alismis Medyamiz , hayatlarinda ilk kez "mahalle baskisini" hissetmeye basladi. Islami kesimin bu büyük iktidar yürüyüsü, Ordumuzun mümtaz pasalarini da rahatsiz edince çarsi karisti. Kavgaya her giren, kavgadan kazançli çiksa bile yumruk yemeden, hasar görmeden bu isten kurtulamaz. AKP, MSP-Refah kökeninden bir parça siyrilip, liberalize olma niyeti ile yola çikmisti. Lakin bu liberallik bizim Laikcanlar için yeterli olmadi ve su an DTP'ye alenen uygulamaya çalistiklari "aslini inkar et" politikasi bir baska sekli ile AKP'ye uygulaniyor. AKP ise sisteme düsman olmadigini göstermeye çalismak gibi "salakça" bir politik çizgiye oturttu kendisini. Gül'ün Cumhurbaskanligi seçiminden sonrada durum degismedi. Verilen mesaj hep ayni... Biz laikligin ve sistemin düsmani degiliz ! Yaptiklari tüm soytariliklara ragmen Laikcanlari ikna edemedi... Aslinda sadece laikcanlarin degil hepimizin kafasinda benzer soru isaretleri oldugu da bir gerçek. Simdi duruma bir bakiyorum, AKP laiklik ( baskici olmayan, özgürlükçü versiyonu ) ve toplumsal baris için ne yapti ? Cevap koskocaman bir hiç ! Erzurumda hala oruç tutmayan dayak yiyor -hatta dayak atan eskisine göre daha mesruu- , Selçuk Üniversitesinde elele tutustugu için çiftler okuldan atilabiliyor, üzümsuyunu markete siseleyip sattiginda 3 kurus vergi alinirken, mayalayip sarap yaptiginda yüzde bilmem kaç vergilendiriliyor, Beyoglu benzeri eglence mekanlari büyük bir piskinlikle sehirdisina çikartilma tartismalari yürütlüyor, muhalefette ve iktidarinin ilk yillarinda, "din dersleri zorunlu olmasin" tezini savunurken, simdilerde is basa düsünce masaüstü dansöz tadinda politik manevralar bulmaya çalisiyorlar. Yani ortada bir elle tutulur birsey yok. Hiçbir politik altyapisi olmayan odun-kömür, gida malzemesi dagitma, iftar çadirlari gibi halki dilenci durumuna düsüren politikalar, mekez sag ve sosyal demokrat taban ( üst kademelerden hiç duymadim) tarafindan da bir politika yapma biçimi olarak kabul edilmis durumda. Simdi burada benim AKP'den söyle bir beklentim oluyor haliyle... Madem, halkin tabanina inecek iliskilerin var , pazarlama terminolojisi ile dagitim agi, o zaman gidecek ve tabanina demokrat olmayi da ögreteceksin. Mini etek ile uzun etegin aritmetik ortalamasinin diz civari bir yerler olmadigini, her ikisine de sahip çikilmasi gerektigini, farkli yasam modellerinin toplumun zenginligi oldugunu, farkli yasam ve kültürlerin yeri geldiginde saksida bile yetistirmek gerektigini..vs. anlatmasi gerekiyor. Ve ek olarak bazi degerlerin masaya yatirip bunlarin analizinin de yapilmasi sart artik. En aklibasinda -ilimli- müslümanla bile konustugumda, ramazanda oruç tutarken karsisindakinden "saygi" bekledigini söylüyor. Yani vatandasin yaninda bir sey yememek ! Ne kadar saygi görmeye aç bir toplumumuz varmis, adam yerine konulmadiklarindan herhalde, adam aç diye benden saygi bekliyor. Halbuki hayat devam ederken bunlar ibadetlerini yapmalilar. Dogrusu inaçlari itibari ile de bu. En azindan bu durum için niyet olduktan sonra dini alt yapi saglanabilir. Bunlara ragmen bu ilimli adamin yaninda bir sey yersen, basina kötü bir sey gelmiyor genelde. Ama gecekondularda, Kayseri'de , Konya'da yediginde, ayni saygiyi bekleyen kitle üzerinde odun kiriyor. O zaman bu manyakliga dönüsen "saygi" masaya yatirilmali mesela... Türban için hak ve adalet, yani demokrasi talebin varsa, baska kültürlere ve yasam modellerine de saygi göstermeyi ögrenmen yani demokrat olman gerekiyor ! Artik azinlik degilsin, iktidarsin. Denilmesi gerekenin de "tasin altina elini sok ve ülkeyi daha yasanabilir bir hale getir" oldugunu düsünüyorum. Bunlari yapmaya niyeti olmayan ya da yapma konusunda basiretsiz olan bir iktidar, ya ülkeyi kaosa götürür ya da maymun olur. Diyecegim budur. 3 Ekim 2007
