Makaleler Bütün Yazılar Makale Politika Siyasal Bir Kavram Olarak Ask
 

Siyasal Bir Kavram Olarak Ask Popüler

Makale

Sizlerle Negri'nin Cokluk'undaki bir pasaji paylasmak istiyorum..Oldukca onemli
oldugunu dusunuyorum.

Zizek, Deleuze uzerine olan son kitabinda mukemmel bir tespitde bulunuyor:

"Bir filozofa olan gerçek/samimi sevginin kanıtı, kişinin onun kavramlarını kendi hayatında heryanda gorebilmesidir". Ortodoksiden kurtulup yeni düşünürlere yönelme yaklaşımı bizde hep bir moda olarak görülüp aşagılanır. O düşünürlerde gerçekten birseyler bulunduğu icin değil, bir züppeliğe malzeme sağladıgı için okunduğu sanılır.. Tarafsız olarak okunduğunda Negri'nin Zizek kıstasına mükemmel bir şekilde uyan bir düşünür olduğu görülecektir. Ama biz politik düşünürlerden, Lenin'de en tipik örneğini bulduğumuz gibi, hazır reçeteler sunmasını beklediğimiz için, Negri'den pek hoslanamıyoruz..Daha kitabın basında "bizden politik bir program beklemeyin" diyen bir yazardan Türkiye solcusu hoşlanabilir mi? Negri sadece eğilimlerden bahseder, onları betimler.Aslinda gercek bir hayat öyküsü anlatır gibidir. Adeta gerçekci bir roman. Kişiden bu eğilimleri kendi özgül hayatında kendi özgül görüngüleri içinde görebilmesi ve kendi politik programını kendi koşullarından kendisinin çıkarması teşvik edilir. Ben Negri'nin son kitabını okurken defalarca büyük bir şaşkınlıkla "Ah bunu ben de daha once düşünmüştüm.Evet bu durumu biz de yaşıyoruz" dedim kendi kendime.Iste bugun boyle bir pasajı aktarmak istiyorum, cunku ülkemizdeki sol hareketin marjinalleşmesindeki çok onemli ve gözden kaçan bir noktayı dile getiriyor: SİYASAL BIR KAVRAM OLARAK AŞK: "Bugün insanlar aşkın nasıl bir siyasal kavram olabildiğini anlayamıyor, oysa çokluğun kurucu gücünü anlayabilmek icin asıl ihtiyacımız olan şey bir AŞK kavramı.MODERN AŞK KAVRAMI NERDEYSE BURJUVA ÇİFTE VE ÇEKİRDEK AİLENİN KLASTROFOBİK KUTUSUNA KAPATILMIŞTIR. AŞK TAMAMEN ÖZEL BİR OLGU HALİNE GELMİŞTİR. Daha comert ve sınırsız bir aşk kavramına ihtiyacımız var. PREMODERN GELENEKLERDEKİ KAMUSAL VE SİYASAL AŞK KAVRAMINI GERİ GETİRMELİYİZ. Örneğin Hiristiyanlık da Musevilik de aşkı, çokluğu inşa eden siyasal bir eylem olarak kavrar. AŞKIN BURDAKİ ANLAMI, GENIS ILISKILENMELERIMIZIN VE SUREKLI ORTAKLASMALARIMIZIN BIZE GETIRDIGI MUTLULUKTUR. Aslinda Hiristiyanliktaki veya Musevilikteki Tanri aski ozunde metafizik bir ask degildir: Coklugun ortak, somut, siyasal projesinde hem insanligin Tnariya aski hem de Tanrinin insanliga aski cisimlesir ve ifadesine kavusur. ASKIN BU SOMUT VE SIYASAL ANLAMINI, OLUM KADAR GUCLU BIR ASK FIKRINI BUGUN YENIDEN CANLANDIRMALIYIZ. BU ESINIZI,ANNENIZI VEYA COCUGUNUZU SEVEMEYECEGINIZ ANLAMINA GELMEZ. SADECE SEVGININ O NOKTADA SONA ERMEDIGI, YANI ASKIN ORTAK SIYASAL PROJELERIMIZIN VE YENI BIR TOPLUM INSASININ TEMELI OLDUGU ANLAMINA GELIR...!!!!! ASK OLMADAN BIZ BIR HICIZ !!!!!" ( Cokluk - Sh 365..vurgular bana ait) Negri BABA konusuyor..Bu mukemmel pasaj kanimca sol'un en buyuk eksikligini dile getiriyor: ASKSIZ BIR SOL. Bu noktada ODP'nin Askin ve Devrimin partisi olarak ciktigi hatirlatilabilir. Ama ODP'nin aski bana kamusal bir ask'tan ziyade iki kisilik ozel bir aski dile getiriyor gibi geliyor..Populer bir soylem operasyonu gibi..Bu slogan secilirken kafalarda Negri'nin "sinirsiz, siyasal aski" mi vardi bilinmez..Ama 10 yillik performans, Negri'ci bir asktan ziyade klasik iki kisilik bir ask yani sevgiliye duyulan askin kafalarda oldugunu dusundurtuyor. Peki Negri'ci ask tam olarak nasil birsey? Iste Negri'nin buyuklugu de burda..Formul uretmiyor..Konuyu gundeme getiriyor ve bosluklari sizin doldurmanizi bekliyor.. Biz de oyle yapalim kendi hayatimizdan cikarak.: Ukrayna'da yalniz bir insanla tanismistim. Ilk bulusma teklifimi o gun Kiliseye gitme ihtiyaci icinde oldugunu soylerek redetmisti..Aslinda dindar bir insan olmadigini, ama kilisenin o husu verici atmosferinde bir kac saat gecirince butun depresyonundan kurtuldugunu soylemisti..Iste bu anektod kanimca sol'un gozden kacirdigi aslinda herinsanin hamurunda yeralan sonsuz ve derin bir gereksinimin dile getirilmesi olarak okunabilir. Sol insanlari sadece maddi bir kurtulus vaat ederek cagirir, manevi bir seslenis yoktur. Asiri rasyoneldir, kuru kupkuru bir akilcilik..Rasyonalizmin tavan yaptigi modernlesme surecinde insanlarin sonsuzlukla baglanti kurma temel ihtiyaci bir politik mucadele alani olarak yeniden one cikti..Ama sol bu ihtiyaci es gecti..Tarihci Hobsbawm, post-modernite doneminin ayni zamanda dinsel ihtiyaclarin one ciktigi bir donem oldugunu soyluyor..Anlasilabilir bir durum degil mi? Maddi ilerlemeyi, mekanik akilciligi one cikaran Aydinlanma kendi butun olanaklarini tuketince insanlik temel varolussal manevi ihtiyaclarini belki de yeniden kesfetti..Negri, Richard Sennet'in bir gozlemini aktariyor: "Eskiden ABD'de birlikte eglenme, kamusal yasam cok daha yaygindi.Post-modernite tek basina bowling oynayan insanlar yaratti". Gerci Negri bu tur bir nostaljik tavri gericilik olarak yorumluyor..Kaybolan toplumsal alana agit duzmektense, post-modernitenin sundugu yeni toplumsallasma olanaklarini kullanmaliyiz diyor. Ancak Sennett'in gozlemi de post-modern durumda insanligin dustugu durumu gayet guzel betimliyor..Iste biz solcular, tarihin bu kirilma noktasinda insanligin gecirdigi bu donusumu gozden kacirdik..Yalnizlasan bireylerin bir "sonsuz ask" arayisini anlayamadik..Iki kisilik "asklara" siginarak post-modern asksizliga karsi ayakta durabilecegimizi sandik..Ama toplumsal bir alanin olmadigi yerde iki kisilik de olsa askin olamayacagini anlayamadik..Kuru, mekanik bir modernlesme ve ekonomik kurtulusu yegane toplumsal ozgurleseme hedefi olarak onumuze koyduk..Oysa modernlesme/aydinlanma projesini sermayenin zaten yeterince yerine getirmis oldugunu ya da en azindan bu iddiayi kitlelerin gozunde daha inandirici bir sekilde dile getirdigini gozden kacirdik..Sermayeye karsi onun kendi silahiyla mucadele etmeye kalktik..Yegane iddiamiz sosyalizmin daha iyi ve adil bir modernlesme projesi olduguydu. Oysa insanlik artik sadece modernlesme projeleriyle ilgilenmiyordu..Kapitalizmin bir silindir gibi ezip gectigi toplumsal aski yeniden kazanma ihtiyaci icindeydi insanlar..Dunyanin her kosesinde dinsel ideolojilerin bu denli yukselisi, insanlardaki bu temel ihtiyacin dile getirilmesi degil midir? Bugun insanlarin bir sonsuzluk'la, sinirsiz bir askla baglanti kurabildikleri yegane alan din degil midir? Sol bu alanda varolmayi secemez miydi? Kendi aramizdaki iliskilere bakalim? Yoldaslarimiza sinirsiz bir askin sonsuz sayidaki faillerinden biri olarak mi bakiyoruz, yoksa bir "gorevi" yerine getirmek icin beraber calistigimiz bir is ortagi olarak mi? Solcular bir toplumsal odevi yerine getirmek disinda biraraya gelir mi? Hayati paylasirlar mi? Ortak Bir meslegi icra eden meslekdaslar olmalari disinda aralarinda bir hukuk var midir? Bir panele, yuruyuse katilirlar, yanyana yururler..Sonra bir gorevi icra etmis olmanin gonul rahatligiyla, herhangi iki burjuva meslekdas gibi kendi ozel hayatlarina cekilirler..Yasamlar birbirine dokunmaz..Mekansal olarak yanyana gelinse bile yabancilar olarak kalmaya devam edilir..Solcu olmak bir kimlik olarak otekine bir mesaj iletmez..Manevi Ortak payda hissedilmez..Solcular buyuk bir baraj projesinde calisan profesyonel muhendisler gibidir..Evet solcularin, ellerindeki "bilimsel" marxismin uygulayicilari olarak muhendisten daha fazla bir kimligi yoktur.. Bir baska anektod anlatmak istiyorum izninizle: Yurtdisinda calisirken, Hintli bir musluman muhendis yaklasmaya calisti bana..Musluman bir ulkeden geliyor olmam benimle iletisime gecmek icin, kendi basina yeterli bir veriydi ..Yabanci bir ulkede yalniz bir musluman onun icin dogal bir durtuyle iletisime gecilmesi, kazanilmasi gereken bir ozneydi..Bunu sadece politik bir perspektifle yapmiyordu..Sahip oldugu varolus buna onu dayatiyordu..Muslumanlar dayanismak ve biraraya gelmek zorundadir.. Oysa bir de solculara bakalim..Ayni ulkede internet uzerinden solcu oldugunu ogrendigim insanlarla iletisime gecmeye calismis olmama ragmen, kimisinden mesajima bir cevap bile alamazken, kimisi tarafindan ise resmen soz verilmesine ragmen ekildim..Ev aile, mesleki yukumluluklerden, zamanin kisitliligindan dem vurularak basit bir bulusma-tanisma firsatini yakalayamadik..Dusunun yabanci bir ulkede yasayan yalniz birisiniz, sizin gibi olanlara ulasmaya calisiyorsunuz, ama "ortak paydaniz" solculuk iki yabanci olarak kalmanizi asmanizi saglayacak yeteri verileri sunamiyor..Bu solculugu mekanik bir aydinlanma projesi olarak algilamanin, isin manevi yonunu onemsemenin dogal sonucu degil midir? Solculuk yapabilmemiz icin tek tek bireysel iliskileri onemsememiz gerekmez..Bireysel iliskiler alani, solcularin solculuklarini icra ettikleri alan olamaz..Eger solcu olmak gibi bir derdin varsa, o isi icra eden kurumlar vardir..Gidersin oraya uye olursun ve sorumlulugunu yerine getirirsin..Solculuk gunluk hayat icinde siradan iliskilerde yoktur..Gunluk hayatin ikili iliskililerini kurucu bir yonu yoktur..Ikili iliskilerle kurulan "bireylerarasi ag" ise sadece oncu kadrolar arasinda vardir. O da gizli olmak zorundadir..Solculuk siradan insanlarin siradan ikili iliskilerini bir ag gibi kuramaz. Cunku tek tek bireylerin solculukta bir hukmu yoktur..Topluma yalniz makro projelerle yaklasiriz..Toplumu ancak yukaridan makro mudahalerle donsuturebilecegimize inaniriz..Bunun aygitlari ise bellidir: Parti, sendika, dernek, STO'ler..Sadece kurumsal yapilar..Boyle yaparak sistemin kurumsal insaasinin yaninda cok daha onemli gunluk hayat icindeki dokusal insaasinin da oldugunu gormeyiz..Bu yuzden toplumu sadece kurumsal olarak donusturmekle yetinen sscb, bu duzeyde basarili olsa da, gunluk hayat dokusunu, yani insanlar arasi ikili iliskileri donusturemedi..Kurumsal yapilari donustururken, insanlarin gercek hayatinda olup bitenlerle ilgilenmedi..O hep korlestirici altyapisal donusumun zorunlu olarak ustyapisal donusumleri getircegi safsatasi yuzunden..Sosyalist kurumlar kurulurken, insanlar arasindaki gercek iliskilerde fazla birsey degismiyordu..Kurumlar yikilinca insanlar kiliseleri doldurdular..Bu kadar kolay bir gecis, aslinda gunluk hayatin alt-yapisal kurumlardan cok daha etkili oldugunu gosterdi.. Tarihin bu buyuk dersine ragmen hala "kurumsal solculuk" yapmakla yetiniyoruz..Hala o muthis "devin uyanmasini" bekliyoruz..(Daha gecen hafta Birgun'un ic sayfalarindaki bir mansetti bu.."Uyuyan dev uyaniyor"..Maalesef o dev bir turlu uyanmiyor )..Kendi tek tek bireysel iliskilerimizle solcu bir iliskiler agi kurmaya ozen gostermeyip, buyuk kurumsal yapilarda "profesyonel solculuk" yapmaya devam edersek, hayatin dokusunu degistiremeyiz.. Dinsel cemaatlerden ogrenmemiz gereken cok sey var. Onlarin gunluk hayat icinde kurulan tek tek iliskiler agini taklit etmemiz lazim..Her bir "can"in bir politik mucadele alani oldugunu gormemiz lazim..Nasil dinler bir bireysel kurtulus vaadi, bireysel bir selamete ,hidayete erme vaadi iceriyorsa, nasil bu bireysel selamete ermelerden bir toplumsallik cikiyorsa, bizlerin de tek tek her insanla iletisimimizi sol bir gunluk varolus icinde derinlestirerek, bir muhalefet agi kurmamiz lazim.. saygilar

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile