Makaleler Bütün Yazılar Makale Politika GECEKONDU SORUNUNU KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇÖZEMEZ!
 

GECEKONDU SORUNUNU KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇÖZEMEZ! GECEKONDU SORUNUNU KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇÖZEMEZ! Popüler

GECEKONDU SORUNUNU KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇÖZEMEZ!

Makale

Mamak'ta gecekondunun tarihi, Ankara'nın ve Türkiye'nin gecekondu tarihidir aynı zamanda.

Şimdi  gecekondulu hayat 1990 sonrası imar yoluyla epeyce azaldı ve önemli bir oranda dar bir alana sıkıştı. Bu dar alanı da kentsel dönüşüm adını verdikleri yerinden etme yöntemiyle yok etmek istiyorlar. Halbuki Mamaklı olmanın temsil ettiği dayanışma duyguları, ortaklaşma ve paylaşma değerleri  Mamak'ı var etmişti, ilk kurulduğu günden beri.

Kurulduğu günden beri genel yapı ne gecekonduyu önleme çabasından geri durmuş ne de gecekonduyu teşvik etmeden devam edebilmiştir. Yani sistem bir küs, bir barışıktır gecekondu ile... 1930'lardan beri ortalık her seferinde “bir sefer”liğine çıkarılan onlarca “imar affı” ile doludur. Bu imar afları hem kendisinden önce yapılan gecekonduları yasallaştırarak bir güzel sistemle barıştırır hem de sonradan yapılacak gecekonduları da güya nasıl engelleyeceğini, nasıl yasaklayacağını ilan ederdi. Her imar affı ilanı ise kitlelerin ağzına çalınmış bir parmak baldı.

Bu sürecin 1940'lardan 1985'lere kadar devam eden döngüsü budur, bu döngünün doğal sonucu da her geçen gün biraz daha büyüyen gecekondu alanlarıdır. Bu şekilde büyüyen gecekondu alanlarının içindeki sosyal doku, dayanışmacı, paylaşımcı, direngen bir ağdır. Çünkü sistem gecekonduların yapımına karşı durdukça, dayanışma ağları güçlenmiş, halk örgütlü bir şekilde arazilerin işgalinden, gecekondunun yapımına kadar iradesini koymuştur. Ekolojik olarak da bu mekanlar kentlere ciddi katkı sağlamıştır.  Kırdan yeni kopmuş, toprakla girdiği ilişkide marifetli eski “köylü”, yeni “kentli” yani tabiri caizse gecekondulu kavak ağacı ile evin önündeki bir karış toprağa ektiği soğanı, fasulyesi ile kentlere de bir ekolojik değer katmıştır.

İlk gecekondunun kurulduğu gün başlayan dayanışma ve direnme duygusu ile bezenip, yapının ayağa dikilmesiyle devam eden bir yaşama biçimiydi gecekondu. Bu yaşama biçimi önündeki bir karış toprakta büyütülen kavak ağacı ve önünde bahçe olarak karık karık ekilen domates, soğan, fasulye ile hayattaki yerini alırdı.

Sıcak yaz akşamlarında konu komşu ile bir bardak demli çayın paylaşıldığı bir vaha olurdu gecekondunun önü. Önündeki küçük, çoğu zaman camekan denilen giriş, devrimci gençlerin gece nöbetinde karanlıkta güvenli uğrak yeri idi.

Fakat tabii gecekondu, kente konut bazında  bir katılımdı. Hastane, okul, park ya çok sonradan geliyor ya da hiç gelmiyordu; ya da asfalt gören gecekondu mahallesi pek azdı, Mamak'ta... Bir gazete almak için bile yarım saat yürümek gerekebiliyor, en yakın okul için çocukların epey topuklaması gerekiyor, en basit sağlık hizmeti için bile Hacettepe, Ankara Hastanesi gibi tam teçhizatlı bir hastaneye gitmek gerekebiliyordu.  Yani güzel hoş yanları kadar zor, zahmetli bir hayattı gecekonduda yaşamak. İçinde yaşarken insan hep zorlukları göz önüne geliyor; bu da gecekondulunun beklentilerini, özlemlerini diri tutuyordu.

Gecekondulu çocuklar kentte tutunabilmek için okuyor, yetişkinler ise özellikle kamuda memur veya sendikalı işçi olmak hemşehrilik, siyasi ilişkiler, mezhep bağları  ne varsa devreye sokuyorlardı. Epey bir kısmı da bunda başarılı oluyordu.

1984 imar affı işte bu koşullarda  ilan edilmişti. 12 Eylül'ü izleyen yıllar bağların zayıfladığı gecekonduların bir anlamda sahipsiz kaldığı yıllardı.

Gecekondulunun direngenliği ve paylaşımcılığı ile ütopyası, yediği darbe ile yok edildiği koşullarda “çağ atlama” ve “kısa yoldan köşeyi” dönme modasına yenik düşmüştü. “Islah planı” denilen güya sihirli değnek bu dönemin icadı idi. Bir gecekonduya karşılık üç-beş daire almak Mamak'ta çok sınırlı bir çevreye nasip olmuştu ama bu umut tüm gecekonduda yaşayanların bu yeni dünya düzenine teslim olmasına yetmişti. Sosyal çevre açısından bu ıslah planlarının pek farkı yoktu, çünkü bu yasayı yapanlar kendilerine belli bir standartta yol, park, hastane vb yerleri yapma şartını koymaya gerek görmemişti.

Gecekondulu alışıktı bu koşullarda yaşamaya nasılsa, önemli olan yeni yetme yap-satçı müteahhidin daha fazla “daire” çıkarmasını sağlamaktı.Bu yasayı çıkaran Özal'a belediyelerde bu yasayı uygulamak fırsatı kalmamıştı ama belediyelerde iktidar olan sosyal demokrat yapılar, bunun  ne denli liberal, sol karşıtı bir politika olduğunu çözemedi ne yazık ki !

Daha fazla kat ve rant vermenin halkı ideolojik olarak ne denli saptıracağını, bireyselleştireceğini göremediler. Bir fazla kat konut yerine bir fazla park alanı, bir kat fazla konut yerine kültür merkezinin insanları ortaklaştırabileceğini, soldan uzaklaştırmayacağını göremediler.  Balık tutmadan balık yemeye alıştırılan halk, 1994'de bunun ideolojisini yapan siyasi İslama teslim etti tüm kentleri... Bugün hüküm süren yardım düzeninin temeli o günlerde atıldı ve o günlerde kabul gördü.

2000'lere geldiğimizde gecekondu gerçeği hala yanı başımızdaydı. Evet bir miktarı kentsel rantın yoğunlaştığı alanlara dönüşüvermişti, piyasa mekanizmaları ile ama bizim yap-satçı müteahhidin kârsız gördüğü ve sermayesinin yetmediği için giremediği alanları bir bütün olarak dönüştürmek kaçınılmaz hale gelmişti.

Evet… Önce Arap sermayesi, büyük inşaat sermayesini seferber etmek için denemeler yaptı. Onlardan verim alamayınca belediyecilikten gelen yeni iktidar kuşağı TOKİ adı altında kamu sermayesini devreye soktu.  Adını da “kentsel dönüşüm” koydu. Bu tarihten sonra kente gelip gecekondu yapanlar güya “işgalci” idi ve “hak sahibi” değildi bu kentsel dönüşüm jargonunda. Nasıl olsa son imar affından beri 20-25 sene geçmişti. Onlar bulundukları yerleri terketmeli, konut sahibi olmak istiyorlarsa da “müşteri” durumuna geçip epey bir para ödemeliydiler.  Bir de bu insanların eski oturdukları yerlerden konut sahibi olmaları da istenmiyordu, yerlerinden edilmek isteniyorlardı. Ne de olsa yeni müşterileri hazırdı!  Mamak'tan, Dikmen'den epey bir itiraz yükseldi bu duruma ama epey bir kesim de “sözleşmeleri” imzalayıp, iktidarın verdiği afyonu yuttu.

Şimdi gecekondulu hayat 1990 sonrası imar yoluyla epeyce azaldı ve önemli bir oranda dar bir alana sıkıştı. Bu dar alanı da kentsel dönüşüm adını verdikleri yerinden etme yöntemiyle yok etmek istiyorlar.

Tabii bu değerleri nostaljik bir biçimde sürdürmek değil gayemiz... Bugünün koşullarında ortaya çıkan değerleri toplum yararına kullanarak, insanların sağlıklı ve kaliteli kentlerde yaşamasının bir hak olduğunu kabul ederek ortaklaşmayı ve paylaşımı yeniden var edebiliriz.

Bu değerleri, ancak toplumun birikimlerine bir avuç azınlığın el koymasına karşı çıkan barınmanın bir hak olduğu anlayışı ile hayata geçirebiliriz.

 

Kasım 2012 / Mamak Halk Gazetesi

 

https://www.facebook.com/mamakhalkgazetesi

 

http://www.mamakhalkgazetesi.com/

 

Resim Galerisi

GECEKONDU SORUNUNU KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇÖZEMEZ!

Üye eleştirileri

Toplam 1 üyeden ortalama puan:

Genel Puan 
 
10.0
İçerik/Fikir 
 
10.0  (1)
Üslup 
 
10.0  (1)
Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
GECEKONDU SORUNUNU KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇÖZEMEZ! 2012-01-19 22:21:24 hasever
Genel Puan 
 
10.0
İçerik/Fikir 
 
10.0
Üslup 
 
10.0

Çok güzel

Serdar, eline sağlık; meseleyi çok güzel ortaya koymuşsun.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile