Mevzubahis Olan Pazar Olunca Gerisi Teferruattır. Popüler
Makale
Kaç zamandır kafamı biraz toparlayayım, yaşanan 'devrim' süreçlerine ilişkin iki çift kelam edeyim istiyorum ama iş kafa toparlanmasına kalırsa gündemin tozu dumanı içinde yazılan da bir halta benzemeyecek gibi göründüğü için çalakalem başlıyorum yazmaya...
Nedir Kuzey Afrikadaki yaşananların ardındaki dinamik diye sorduğumda, birçok politik argüman ile baraber, enerji politikaları bir cevap olarak karşımıza dikiliveriyor. Lakin sormadan da edemiyorum : Batılı güçler bölgedeki enerji kaynaklarından faydalanamadığı için mi bombalar yağdırıyorlar ? Libyadaki petrolü çıkartan güçler zaten bomba atanlar değil mi ? Yoksa naif Avrupa Solu gibi isyancılara destek midir tüm bu patırtı gürüldü ?
Talep ile paranın görece dengede olduğu ülkelerin yerküredeki dağılımına baktığımızda BRIC'in ( Brazil, Russia, India, China) yanısıra Türkiye, Meksika, Arjantin, Polonya gibi birkaç ülkeyi görebiliyoruz. Batılı ülkelerde para mevcut ama talep tıkanması, Afrika gibi ülkelerde ise korkunç talebe karşılık paranın olmama sıkıntısı ile karşı karşıyalar. Varolan bu talep göz döndürecek cinsten... Nijerya, Angola, Gana, Senagal, Kenya... Kara Afrika'nın elle tutulur, kapitalistler açısından dişe dokunur ülkeleri arasında yer alıyor. Lakin özellikle seküler-diktatörlük olarak tanımlanabilecek Kuzey Afrika ülkerlerinde durum biraz daha farklı... Kaddafi'nin, Bin Ali'nin, Mübarekin 50-60 Milyar dolarlarlık kişisel servetlerinden bahsediliyor. Yandaşlarının da bu işten karlı çıktıklarını düşünürsek, 1-2% nufusun birkaç yüzmilyarı bloke ettikleri ve kendi ekonomilerine katmadıklarını söylemek çok da yanlış olmaz herhalde. Tüm dünyada para ve talepte denge sıkıntısı yaşayan kapitalizm için bu sabredilecek bir şey değil. Nihayetinde Tunuslu insanlara laptop satmak, Mısırlılara araba pazarlayabilmek, Libyalılara Nike aldırtma niyetinde olan şirketler, tüm bu olan bitenden orta vadede en karlı çıkacak kesim olarak karşımıza çıkıyor.
Bu toplumsal muhalefetin dinamiğini, Kapitalistlerin daralan talebi geçici de olsa çözmek için yarattığı fikrinin sıkıcılığının ve ruh daralttığının farkındayım. Uzunca yıllar diktatörler tarafından yönetilen toplumlarda 'özgürlük' hayali ve talebi anlaşılabilir birşey. Lakin bunun patlamalı niteliksel bir dönüşüme uğraması ve domino etkisi yaratması benim aklıma hiç yatmıyor. Bir türlü bölgedeki toplumsal dinamiklerin bunu yapabileceğine inanasım gelmiyor. Patlamaya katkısı olduğu aşikar ama işin lokomotifi, dinamiği, nedeni bence Kuzey Afrika ve Ortadoğu halkları değil. Olsa olsa çıranın üzerindeki reçine olabilecekleri kanaatindeyim.
Dert bölgeyi pazara dahil etmektir. Enerji politikaları bile bunun karşısında tali bir unsur olarak kalıyor.
