Makaleler Bütün Yazılar Makale Politika "İhanete Uğrayan Devrim" ya da "Dış Mihraklar" Pathos'u:Sovyetler Neden Çöktü? M. Çulhaoğlu'na Cevap
 

"İhanete Uğrayan Devrim" ya da "Dış Mihraklar" Pathos'u:Sovyetler Neden Çöktü? M. Çulhaoğlu'na Cevap Popüler

Makale

Metin Çulhaoğlu'nun yazılarını genelde çok beğendiğimi siteyi takip edenler arkadaşlar bilir. Her yazısını beğenmek durumunda değiliz. Bu sefer de son derece "talihsiz" bulduğum bir yazısını alalım.

Siteye aktardığımız yazılarının gösterdiği gibi, Sn.Çulhaoğlu klasik ortodoksinin iman tazelemekten öteye gitmeyen kalıplarının dışında düşünen Markist bir yazarımız. Ancak geçmişe romantik/nostaljik bir bağlılığın nüksetmesi mi dersiniz, kalıpların dışında girişilen düşünsel maceralar kendi dar tabanında kuşkular yaratmasın diye "Ben hala sapasağlam aynı yerimdeyim" mesajı verme çabası mı dersiniz bilemem ama aşağıdaki yazı siteye daha önce aktardığımız yazılarında kendi hissettiren yeni zamanlara uygun bir sosyalizmin olanaklılığı üzerine düşünme ruhuna son derece ters düşen bir geri adım gibi görünüyor.

http://haber.sol.org.tr/yazarlar/metin-culhaoglu/demokrasi-meftunlugunun-sakincalari-20916

"Demokrasi Meftunluğunun Sakıncaları" başlıklı yazının konusu, " İhanete Uğrayan Sosyalizm, Sovyetler Birliği’nin Çöküşünün Arka Planı " (Roger Keeran ve Thomas Kenny, çeviren: Murat Akad, Yazılama Yayınları) adlı bir kitap.

Kitabı okumuş değilim; başlığına bakarak okunmaya değecek bir kitap olduğunu da hiç sanmıyorum. Zira başlık, yazarların nesnel bir sorgulamadan ziyade bizdeki sağcıların "dış mihraklar" pathosuna tekabül eden, sorunun kaynağını yapısal/ içsel mekanizmalarda aramak yerine, kötü/hain/bozguncu bir "dışarısında" arama mantığını gösteren bir pathos içinde yazdıklarını akla getiriyor.

İçinde bulundukları "ihanetle karşı karşıya olma" pathos'unu meşru kılacak tonlarca somut veri sunmuş olduklarında hiç kuşku duymuyorum. Hatta belki Stalin bile bir ihanetin kapıda beklediğine inanmak için yeteri veriye sahipti. Benim sorguladığım kesinlikle bu değil. Zira ortada farklı sınıfsal yapılardan oluşan bir toplum varsa, "ihanet" yüzleşmek zorunda olduğunuz kesin ve mutlak bir veridir, bütün denklemlerinizde hesaba katmak zorunda olduğunuz değişkendir. Devriminize yönelik ihanetin başarıya ulaşmasından şikayet etmek, savaş meydanında çok iyi savaştığı için düşmanınıza stem etmek kadar absürd birşeydir.

Dolayısıyla asli sorunun, devrimin çökmesinin arkasında ihanet mi olduğu değil de, ihanetin -eğer bir proleterya iktidarına karşı olmasından bahsediyorsak- nasıl başarıya ulaşabildiği olması gerekmez mi? Muz cumhuriyetlerinde bile, önceki diktatörün, darbeyle iktidara gelen şöförünü yeni darbe karşısında dahi destekleyecek birkaç bin kişi bulunabilecekken, anlı şanlı koskoca işçi devleti çökerken sahip çıkacak bir avuç insanın dahi çıkmamış olması değil midir asıl sorulması gereken? Sistem nasıl oldu da emekçilerin kendisinden dahi yabancılaştı. Ortodoksların totolojik cevabı hazırdır; "Çünkü devrim ihanete uğradı. Kruşçev geldi devrimin kazanımları yoketti".

Peki ihanete nasıl oldu da fırsat verilebildi? Tarihsel olguları bırakalım, çok temel mantıki çıkarsamalara başvuralım: Tanımı gereği, Sosyalizm "işçi sınıfın" iktidarda olduğu bir sistemdir. Toplumun mutlak çoğunluğunu oluşturmasa bile, büyük bir kollektif özne olması anlamında bir sınıf olarak işçi sınıfı gerçekten iktidarda idiyse, ihanete karşı bağışık olması gerekmez miydi? Zira ihanet dediğiniz şey koca bir sınıfa karşı icra edilemez. İhanet dediğiniz şey, dar çıkar grupları arasında olan birşeydir. İhanet, sokak çetesinin liderine, en güçlü mafya ailesine, darbeyle iktidara gelmiş despota karşı olabilir de, iktidardaki sınıfa karşı olabilir mi?

İktidar bir avuç parti aristokratının değil de sınıfın elinde olsaydı ihanet nasıl mümkün olabilirdi? Ortodoksların sormak istemedikleri soru bu işte.

Asli sorunun bu gözden kaçırılışı bence ortodoksların "iktidar"ı, sahibine bütün gücü bahşeden "Yüzüklerin Efendisi"ndeki yüzük gibi kavramasından kaynaklanıyor. Bir başka ifadeyle iktidarın devlet aygıtıyla eşitlenmesinden kaynaklanıyor. Devlet Aygıtını yani "yüzüğü" ele geçirenin bütün toplum üzerinde güç sahibi olacağına dayanan bir evren algılayışıdır bu. İşte Sovyetlerinin çöküşünün kanıtladığı birşey varsa, o da ihanetin varlığı değil iktidarın bir "yüzük" olmadığıdır. Zira "ihanet"in varlığı yeni bir sonuç değil, zaten en başından beri orda olan evrensel bir veri, mutlak koşuldur. Eğer İşçi sınıfı felsefesi, devlet aygıtında değil toplumun günlük varoluşunda iktidara gelebilmiş olsaydı, somut bireyler tarafından özümsenebilmiş olsaydı, değil birkaç karşı-devrimci, Holywood'un bütün "super villain"ları, insanlık tarihini bütün deccalları birleşse yerinden edemezdi onu.

Aslında belki sosyalizm konusunda bütün meselelerin, -iktidar konusu da dahil olmak üzere- dönüp dolaşıp geldiği ve düğümlendiği son nokta herhalde tarihin öznesinin nasıl kavranması gerektiği. En yaygın olan kavranış sanırım antromorfolojik ya da hümanist kavrayış. Althusser'in anti-hümanist olduğu söylenir. İnsan düşmanı, sadist, piskopat biri olması anlamında değil; somut tikel insanların tarihin öznesi olmadığı anlamında, tarihi yapanın tek tek şu ya da bu üstün insan, büyük lider değil kollektif, toplumsal özneler olduğudur. Paradoksal bir şekilde, toplumsalın sınıfsal olarak çözümlenmesi gerektiğinden en çok dem vuran , onu bunu sınıfsal analizlerden uzaklaşmakla en çok suçlayan ortodokslar, sınıfsal çözümlemer yerine, toplumsalı antromorfolojik nosyonlarla, hümanist kavramlarla çözümlemeye en çok meyledenler oluyor genelde. Toplumsalı farklı sınıflar olarak tezahür eden kollektif kadim güçlerin mücadelesi olarak değil de, bir Hollywood filmindeki gibi Süper Kahraman'lar ve Süper Villain'lar, Batman ile Joker arasındaki bir mücadele gibi kavrayanlar, kaçınılmaz olarak Sovyetlerin çöküşünü de ihanet ile açıklayabiliyorlar ancak. Arlarındaki fark kimin Batman, kimin Joker olduğu konusundaki anlaşmazlıktan çıkıyor sadece. Kimine göre Lenin Batman'dı, Stalin Joker, kimine göre ise Stalin Batman, Kruşçev de Joker. Tarih bu süper iyi ve süper kötü arasındaki mücadele olarak sahnelenirken, o çok yücelttikleri "işçi sınıfı" kurtarılmayı bekleyen "kadın" "kahraman" gibi bir köşede son yargının verileceği anı bekler durur. Bu çocuksu kibirli bakış acısı yüzünden, yalın mantıksal çıkarımı gözardı ederler; eğer "sınıf" gerçekten toplumsal iktidarı bir kez ele geçirmiş olsaydı herhangi bir şekilde ihanete uğratılamazdı.

Solcular olarak yoz kültürel belirlenimlerden bağışık olduğumuzu düşünürüz; ama aslında o belirlenimlerden tamamen bağışık değilizdir, sadece farklı bir biçim veririz. "Baba" figürünü ele alalım mesala. Çürümüş toplumu bir "Baba" çıkar kurtarır. "Baba" öldükten sonra bir takım hainler, ihanet girişimlerine başlarlar hemen. Bu yüzden bir süre sonra yeni bir "Baba", "Mesih" beklenir durur.

"İhanetle karşı karşıya olma" pathos'unu artık aşıp, Sovyetlerde kollektif öznenin neden iktidara gelemediğini, bundan sonra "ihanete" karşı bağışık tek iktidar biçimi olarak kollektif öznenin iktidarının nasıl başarıya ulaşacağını sorgulamak gerekmez mi?

Bu bağlamda, Ortodoksaların İktidar algılayışını çok iyi özetleyen "Yüzüklerin Efendisi" analojisinin çok doğru olan bir yönüyle bitirelim; "Yüzük", gerçek sahibi Sauron dışında onu takan herkesi "bozar", o bildik  güvenilir kişiliğinden uzaklaştırır, bambaşka biri yapar, bir kuzudan bir despot yaratır. Zavallı Gollum'un başına gelenleri unutmayalım. Kimse bundan bağışık değildir. Dolayısıyla yeni bir sosyalizmin hedefi, "yüzüğü" takabilecek bir süper kahraman bulmak değil, onu Mordor'un ateşinde tamamen yok etmektir. "Yüzük" ortada olduğu sürece onu takmak isteyecek birileri olacaktır. Ortada bir "yüzük" varsa ihanet de olacaktır.

Oturup devrim ihanete uğradı diye ağlamak yerine yapılması gereken, yeni bir "Baba"nın çıkmasını beklemekten vazgeçmek ve ihanete uğratılması "ontolojik olarak imkansız" gerçek bir devrim üzerine düşünmektir.

 

 

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile