Makaleler Bütün Yazılar Makale Politika Bir Irkçının Hezeyanları
 

Bir Irkçının Hezeyanları Popüler

 

Nihal Atsız, Türkiye’deki milliyetçi-faşist hareketi derinden etkileyen en önemli “düşünür” olsa gerek. Adına internet siteleri açılıp binlerce üyeyi kapsayan yazışma grupları kurulan bu ırkçının bazı “düşüncelerini” hatırlatalım ki, %20’ye dayanan bir oy potansiyeline ulaşan bir partinin DNA’sının hangi maddeden oluştuğunu vurgulamış olalım.

 

Nazım Hikmetof Yoldaş! Sarı suratlı afyonkeş Çinlilerle kara suratlı yamyam Habeşlerin davasını güdüyorsan, haydi oraya... Yolun açık olsun. Babiali caddesinde Habeş davası müdafaa olunamaz. Senin beğenmediğin burjuvalardan yüzlerce kişi Habeş davasını kanlarıyla korumak için kızgın kum çöllerine koştular. Sende o yürek nerede? Şimdiye kadar ki susuşumuzu sakın güçsüzlüğümüze ve çekindiğimize verme. Deli-Petro gibi bayrak açıp gelseniz bile bizi karşınızda Baltacı`lardan mürekkep bir ordu halinde bulursunuz. Hem bu sefer her biriniz için Katerin gelse de elimizden kurtulamazsınız.”

(İstanbul, 1935)

“Savaş için mutlak olarak, iyidir yahut kötüdür diye bir hüküm yürütülemez. Milletin kuvveti iyi hesaplanmadan, millet savaşa hazırlanmadan girişilen, mağlubiyetle biten savaşlar kötüdür. Fakat yabancıların elinde tutsak yaşayan urukdaşları kurtarmak, milleti daha zengin ve güçlü bir hale getirmek, bir ülküyü veya bir dini yaymak için girişilen savaşlar, zaferle biten savaşlar şüphesiz iyidir. Tarihte savaşsız büyümüş bir millet gösterilemez. Büyük devletler ve büyük medeniyetler daima savaşlardan sonra kurulur.

Bu böyle olduğu halde, ilim kılığına bürünerek yapılan savaş aleyhtarlığını her gün görüyoruz. İştahlı milletlerin yanı başında yaşayan 18 milyon nüfuslu Türkiye, varlığını korumak için savaşa ruh ve beden bakımından daima hazır bulunmaya mecburdur. Pek kuvvetli ve yırtıcı olan arslan ve kaplan, kendilerinin dörtte biri kadar olan parsa saldıramaz. Çünkü pars dövüşkendir ve dövüşte müdafaa nedir bilmez, daima saldırır. “Biz yalnız bize saldırılırsa harbederiz” düşüncesi de yanlıştır. Çünkü bu düşünce bir milleti pasif kılmağa mahkûm eder. Pasif yaşayanlar taarruz kabiliyetinden mahrumdur. Taarruz kabiliyeti ise müdafaa için dahi lâzımdır. Çünkü en iyi müdafaa taarruzdur.”

(Orhun, 1943, Sayı 12)

“Bence Türk gençliğinin kahraman yetiştirmek için maarifte bazı değişiklik yapmak lazımdır. Fikrimce bunların ana çizgileri şunlardır:

1- İlkokullardan başlayarak yüksek tahsil müstesna olmak üzere bütün okullardan muhtelif tedrisatı kaldırmalıyız küçük sınıflarda kız ekseriyeti arasında kalan bazı erkek çocukların erkeklik ruhlarını kaybettikleri ve kısmen avareleştikleri muhakkaktır.

2- İlkokulların programları bizim talebelik zamanımızda olduğu gibi olgunlaştırılmalı, ikinci sınıfta başlayarak her yıl biraz daha mufassal olmak üzere Türk tarihi ve grameri gösterilmelidir.

3- İlkokul talebesine verilen sınırsız hürriyet derhal kaldırılacak çocuk sıkı bir disiplin muhiti içine alınmalı ve hayatta disiplin denilen bir şeyin varolduğunu daha pek küçükken idrak etmelidir.

4- Ceza bütün şiddetiyle okullara girmeli ve kötü aile muhitlerinde yetişen veya şahsen fenalığa istidatı olan çocuklar yaptıkları hareketlerin mukabelesiz kalmadığını görmeli ve iyi çocukların da bozulmasının önüne geçilmelidir.

5- İyilerin ahlakını bozacak kabiliyette olanlar derhal okullardan çıkartılmalı ve bir kişi kazanmak için 40 kişinin önünden fena örnek bulunmasının önüne geçilmelidir.

6- Bütün oyunlar, ders kitapları, vazifeler, kahramanlar, Türkçülük, fedakarlık aşılayacak şekilde olmalıdır.

7- Kadın öğretmenler erkek talebeye ders vermemelidir. Bütün öğretmenler sade kılıkları ile talebeye örnek olmalıdır. Boyalı veya bob-stil hocalar derhal meslekten uzaklaştırılmalıdır.

8- Ortaokullarda askerlik dersi nazari ve ameli olarak çoğaltılmalı ve ciddi tutulmalıdır. Talebe askeri kanunlara ve cezalara tabi olmalı ve mektep üniformasını giymeğe mecbur edilmelidir. Ortaokullara girerken kendisinden ortaokul usullerine tabi olacağına dair imza alınarak söz ve mesuliyet ne demek olduğu kendisine anlatmalı ve nizamata aykırı gidenler tahsilden men edilmelidir.

9- Gramer, Türk tarihi, Türk coğrafyası, yurt bilgisi dersleri ortaokulun her üç sınıfına biraz daha genişletilmek üzere gösterilmelidir. Tekrar edilen derslerin ne kadar iyi öğrenildiği malumdur.

10- Ortaokulda milli sporlar başlamalı, kılıç, güreş, cirit gibi ananevi sporlar, yüzücülük, kürekçilik vesaire gibi savaşa yardımcı sporlar birinci mevkii tutulmalıdır.

11- Askerlik dersler ile sporlar en mühim dersler haline gelip her birinden ayrı not verme usulü konulmalı, gösteriş izciliği, caka resmi geçitleri kaldırarak yerine hakiki ve sert askerlik konulmalıdır.

12- Ortaokullarda hiçbir faydası görülmeyen, boşuna zaman, emek ve para harcamaktan başka bir şeye yaramayan ecnebi dili dersleri tamamen kaldırılarak bunun yerine askerlik ve spor dersleri konulmalıdır.

13- Lisenin ilk sınıfından itibaren edebiyat ve fen kolları ayrılarak yalnız bir tarafa istidatı olan pek çok değerli talebemizin parlak istidatlarının körleşmesinin önüne geçilmelidir.

14- Gramer ve yurt bilgisi dersleri bilhassa liselerde devam ederek talebenin kendi dilini ve memleketin kanunlarını kavraması temin edilmelidir. Geçen yıl liselerde okutulan gramer derslerinden benim aldığım iyi netice gramerin muhakkak liselerde de okutulması lüzumunu bana ispat etti. Böylelikle ilkokuldan itibaren gramer okumuş talebe liseyi bitirirken kendi diline tamamen hakim olacak ve artık memlekette “Kuyu sokak, Nur apartmanı” diyecek edebiyat öğretmenleri ve dil mütehassısları kalmayacaktır.

15- Askerlik ve spor liselerde daha sıkı olarak devam etmeli ve talebeler silahla toplu bir halde talime, hakiki süngü ve kılıçlarla hakiki mübarezeler yapmağa alışmalıdır. Zarar yok, aralarında tehlikeli yara olanlar bulunsun... Bu yaralar sinemaların, baloların yaptığı tahribat kadar zararlı değil; talebeyi tehlikeli azımsamağa alıştırmak bakımından faydalıdır.

16- Ortaokul ve liselerden en ufak ahlaki ve zaaf tartla ceza görmeli ve bu talebeler başka hiçbir okula alınmamalıdır.

17- Talebenin başına daima otoriter, seciyeli ve Türk öğretmenler getirilmelidir. Bizim talebemiz hatta kız talebemiz, gayri Türk öğretmenlere tahammül edememektedir.

18- Okullar birer kışla haline gelmeli, hatta liselerin müdürleri yüksek rütbeli subaylardan olmalıdır.

19- Okullar birbiri ile futbol gibi manasız ve voleybol gibi kadınca müsabakalar değil, askeri ve milli müsabakalar yapmalı. Türk kılıcı, okçuluk gibi milli sporlarımız ihya olunarak liselere sokulmalıdır. Bir stadyumda iki okulu temsil eden 22 gencin lastik top ardında koşması ile iki okulu temsil eden 200 gencin başlarında tulgalar, göğüslerinde zırhlar olduğu halde, hakiki kılıçlar veya süngüler çarpışmaları arasındaki farkı düşünür.

20- Bütün okul kitapları mütehassız ve fedakar öğretenlere, milli ve askeri ruh gözönüne alınmak şartile yeniden yazdırılmalı ve öğretmenler bu işin şerefi ile kanarak maddi kazanç beklememelidir.

21- Liselilerin fen kollarında laboratuvar çalışmaları arttırılmalı ve talebe yurt için yaratıcılık kabiliyeti daha bu sıralarda inkişaf ettirilmelidir.

22- Askerlik ve spor derslerinde liyakat gösterenler için eski ananelerimizde olduğu gibi alplık ve batırlık unvanları, bilgide başarı gösterenler için bilgelik ve danışmanlık unvanları ihdas olunarak hakkaniyet dairesinde talebelere verilmeli, sıkı mücazat olduğu gibi büyük mükafaatlar da bulunmalıdır.”

(Çınaraltı, 1942, Sayı 35)

“Türk beğleri dalkavukluğun ne olduğunu bilmedikleri,devşirmeler ise bunda pek usta oldukları için, II.Murad çağından sonra memleketin yüksek mevkilerine devşirmeler gelmeye başlamış ve milli ahlakın bozulmasına sebep olmuşlardır.

Türkler, en eski çağlardan beri kımız, şarap ve rakı içerek sarhoş olurlar, fakat ciddiyetlerini, vakarlarını asla bozmazlardı. Ziya Paşa'nın XIX. Yüzyılda yazmış olduğu:

Bed-maye olan anlaşılır meclis-i meyde İşret, güher-i ademi temyize mihektir.

Beytini sanki hepsi biliyordu. Değil sarhoş olup cıvımak, sendelemek bile ayıptı.

Cengiz Han'ın oğlu Çağatay, bir gün, küçük kardeşi olup büyük kağanlık mevkiinde bulunan Ögedey ile birlikte çok içerek ciddiyete aykırı sayılabilecek bir harekette bulunmuş, ertesi gün Ögedey'e giderek bir gün önceki hareketinden dolayı kendisinin cezalandırılmasını istemişti.

Aksak Temür'ün de günlerce süren toylarda boyuna şarap içtiği olur, fakat ne neşeye kapılır, ne kimsenin gönlünü kırar, ne de devlet işlerinde aksaklık yapacak bir buyruk verirdi. Türklerin cinsi ahlakları da yüksekti. Yuva, aile ve evdeş muhterem sayılırdı. Evli bir kadına taarruzun cezası idamdı. Kadın hürdü. Kocası uzak yolculuğa gitmiş olsa bile eve gelen yabancı erkeği konuklardı. Kendisine saygı gözü ile bakıldığı için bundan bir kötülük de doğmazdı. Anadolu Yörüklerinde ve Türkmenlerinde, Türkistan'ın göçebelerinde bu adet hala vardır. “

(Çınaraltı, 1941, Sayı 7)

“Türkiye'de faşist, şu veya bu değil, Türkçü gençler vardır. Bunlar göğüslerine millî alâmet olan Bozkurtlu rozet takarlar ve kendilerine Bozkurt derler. Komünistlerin gemi azıya aldığı yıllarda Adalet Partisi, kasdî mi olduğu hâlâ anlaşılmayan bir acz içinde olaylara seyirci kalırken millî duyguyu ve hattâ devleti bilek gücü ile savunanlar, düşmanları tarafından komando diye adlandırılan bu Bozkurtlardı.”

(Ötüken, 1974, Sayı 4)

“…Gazetelerin "anarşist" diye bahsettikleri kömünistlerin hareketi siyasî değil, ihanet suçudur. Çünkü sosyal düzeni bozup yüz binlerce insanı öldürdükten sonra Türkiye'yi Sovyetlere katmak hedefini gütmektedir.

İşte, Bay İsmet İnönü'nün bağışlatmak için uğraştığı adamlar bu yaratıklardir ve Damad Efendi'nin "adam öldürmediler" diye savunduğu kişiler de "Dursun"u cinayetler tarihine geçecek şekilde öldüren ve Niksar'da imha edilen yahut hapishanelerde bekleyenlerin fikir ve aksiyon arkadaşlarıdır.

Azizim Bay Mustafa İsmet!

İdamdan kurtarabilirsen, ilerde, kalırsa, partiden mebus adayı çıkarmak üzere o dinamikleri alda Pembe Köşk'te, yahut Taşlık'ta, yahut Ada'da yahut Maltepe'de bir kokteyl ver. Onlara ortanın solundaki erdemleri anlat ve ırkçı, Turancı, kafatasçı, faşist Türkçü'lere karşı yeni düzen kurarak, vaktiyle Türk-Moskof dostluğunu kurduğun gibi(ki bunu Podgorni 14 Nisan'da sana söyledi), şimdi de Mao ile yarınki Türk-Çin dostluğunun temellerini at.

Kafandaki plânlarla idamdan kurtarmaya çalıştığın vatan evlâtları uğurlu, kademli olsun ve elli yıl sonraki tarihler senin için ne yazarsa yazsın. Zaten senden sonra tufan... Sen tarih değil, kös dinlemeye alışkınsın...”

(Ötüken, 1972, Sayı 2)

Birleşmiş Milletler ideali uğrunda Kora'da şehitler vermek güzel bir şey, fakat Türkleri birleşmiş görmek için Kafkasyada, Azerbaycanda, Türkistanda, Altayda can harcamak şaheser bir şeydir. Türkçülük din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.

Türkçüler! Sıkı saflar halinde birleşerek ve başka her düşünceyi geride bırakarak, ateş yağmuru altında döküle döküle, fakat bir an durmadan Moskofa karşı Köprüköy taarruzunu yapan Türk alayı gibi ülküye doğru ilerleyiniz. Bu ilerleme sırasında düşenlere bakmak için bile bir an kaybetmeyiniz.

Tanrı Türkü Korusun!

(Orkun, 1952, Sayı 68)

 

 

 

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (4)
  • guclu
    avatar

    Evet Fetekos, bana da öyle geldi. Atsız, o kadar da kolay kıyaslanabilecek birisi değil öbür milliyetçilerle. Türkeş dahi daha ılık kalıyor Atsız'dan, en azından belli konularda.

  • fetekos
    avatar

    “Atsız, Soysal ya da Beşikçi…” deyip her ne kadar eleştirilecek görüşlere sahip olsa da İsmail Beşikçi’yi şu yukarıdaki lafların sahibi Atsız’la aynı kefeye koyarken sanki biraz haksızlık etmiş Fatih Yaşlı. Keşke sınıfsal bakış açısı yoksunluğu eleştirisini bu benzetmeye başvurmadan yapsaydı. Ölçülü ve isabetli eleştiri zor iş doğrusu...

  • guclu
    avatar

    Nihal Atsız tarzı bir ırkçı-milliyetçi eğilimin, "laik hassasiyetlere sahip", "Arap, Kürt ve her türlü Doğulu'ya antipati duyan", "Beyaz" ve okumuş Türklerde geliştiğini ve daha da gelişebileceği düşüncesindeyim. Propagandasını yapmamak için adını vermeyeceğim ama bu insanların bir web sitesi de var ve eğer doğruysa binlerce üyesi de var.

    Hem Atatürkçü olup hem de ırkçı olmak, Atatürk'ü kendi görüşleri içinde bir yere yere koyup ama en alasında da faşistlik yapmak şu an için mümkün, en azından bu elemanlar için.

  • AliOsman
    avatar

    Nihal Atsız'ın Talebeleri diye , askeriye ve emniyet içerisinde dolaşan bir kesim olduğunu duyuyorum. Özellikle askerler arasındaki popülaritesinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Kendine direkt Talebe olarak tanımlamasa da sempati duyan insanların sayısı azımsanacak gibi değil.

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #4 Güçlü Kuvvetli 29-09-2009 12:39
Evet Fetekos, bana da öyle geldi. Atsız, o kadar da kolay kıyaslanabilece k birisi değil öbür milliyetçilerle . Türkeş dahi daha ılık kalıyor Atsız'dan, en azından belli konularda.
Alıntı
 
 
0 #3 fetekos 29-09-2009 00:50
“Atsız, Soysal ya da Beşikçi…” deyip her ne kadar eleştirilecek görüşlere sahip olsa da İsmail Beşikçi’yi şu yukarıdaki lafların sahibi Atsız’la aynı kefeye koyarken sanki biraz haksızlık etmiş Fatih Yaşlı. Keşke sınıfsal bakış açısı yoksunluğu eleştirisini bu benzetmeye başvurmadan yapsaydı. Ölçülü ve isabetli eleştiri zor iş doğrusu...
Alıntı
 
 
0 #2 Güçlü Kuvvetli 28-09-2009 16:53
Nihal Atsız tarzı bir ırkçı-milliyetç i eğilimin, "laik hassasiyetlere sahip", "Arap, Kürt ve her türlü Doğulu'ya antipati duyan", "Beyaz" ve okumuş Türklerde geliştiğini ve daha da gelişebileceği düşüncesindeyim . Propagandasını yapmamak için adını vermeyeceğim ama bu insanların bir web sitesi de var ve eğer doğruysa binlerce üyesi de var.

Hem Atatürkçü olup hem de ırkçı olmak, Atatürk'ü kendi görüşleri içinde bir yere yere koyup ama en alasında da faşistlik yapmak şu an için mümkün, en azından bu elemanlar için.
Alıntı
 
 
0 #1 AliOsman KOCAK 28-09-2009 15:20
Nihal Atsız'ın Talebeleri diye , askeriye ve emniyet içerisinde dolaşan bir kesim olduğunu duyuyorum. Özellikle askerler arasındaki popülaritesinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Kendine direkt Talebe olarak tanımlamasa da sempati duyan insanların sayısı azımsanacak gibi değil.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile