Üstat Feylezof/İktisatçı/Köşeci Cemil Ertem'e Bir Tribute Popüler
Makale
Leman'ın çok iyi bir tiplemesi vardı eskiden; Üstat/Şair/Yazar Ercüment Menemen. Turgut Özal ve ailesine derme çatma, sonunu getiremediği uzun cümlelerden kurulu methiyeler düzerdi. O dönemki Leman, Türkiye'de faaliyete sokulan beyin iğfal şebekesinin sahne alışını çok iyi ortaya koymuştu bu karakter sayesinde. Tabii bunun bir de ekurisi vardı: Mustafa Kamil Zorti. Süreç Tamamlanmışa benziyor: Ercüment Menemen edebiyat alanında faaliyet gösteriyordu. Şimdi artık, iktisat, tarih, marxism gibi başka alanlarda da Ercüment Menemen'ler işbaşında. Ben de bu büyük "üstat"lardan birine bir tribute yazı kaleme almak istedim:
****************************************************************************************************************************************
G-8 Zirvesi, sistemin krizi ancak Türkiye gibi yükselen değerlerle ortaklaşmaya giderek çözebileceğini teslim etti. Bugün artık değil G-8'in, G-20'inin bile önemi kalmamıştır. Önümüzdeki süreçte G-195 öne çıkacaktır. Artık New York'un lüks restoranlarında sadece sushi değil çiğ köfte de servis edilmeye başlayacaktır. Yemeklerin yanında Fransız şarabı kadar Adana'nın şalgam suyu da içilecektir, Beverly Hills partilerinde şerbet de ikram edilecektir. İnsanlığın geçirdiği bu muazzam dönüşümü göremeyen cahildir.
Bu zirvede, Türkiye'nin Etopya, Irak, Bangladeş, Togo, Kamboçya gibi ükelerle birlikte, bölgesel gücü kabul edilmiş ülkeler arasında yeraldığı kaydedildi. Kamboçya ve Irak'ın direnişlerine rağmen, Bangladeş'in de desteklediği, gerici, nasyonalist Chavez ve Morales yönetimlerine karşı yeni bir küresel ittifaka doğru gidiyoruz. Bu süreçin sonunda zengin kuzey, yoksul güney ayrımı kalmayacaktır. Amerikalı Joe, Gana'li Hobumbo'nun çok uluslu şirketinde çaycı olarak çalışacaktır. ABD'nin bir siyahı seçerek gösterdiği "Öteki"ne saygı jestine karşı, Tanzanya da hem beyaz hem de kadın birini, muhtemelen Angelina Jolie'yi başkan seçerek "öteki"ne saygıyı ikiye katlayacaktır. Bu süreç de kuşkusuz Dubai'nin en yüksek gökdeleni inşa etme yarışına benzer bir şekilde dünyanın "öteki"ne en saygılı yönetimi olma hevesini güçlendirip hem ateist, hem eşcinsel, hem komunist, hem PETA aktivisti, hem Michael Jackson gibi yarı siyah yarı beyaz birini yeni emir olarak atamasına kadar gidebilecektir. Hatta eşcinsellik yeterli olmayabilir, yukarıdaki vasıflara ilaveten ameliyatla cinsiyet değiştirdikten sonra lezbiyen olan bir erkeği atayabilirler.
2008 krizini kapitalizme maletmek, sel oluşumunu aşırı yağışların, ağaçsızlaştırmayla birleşmesinin toptan etkisine bağlamak ya da depremleri yerkabuğunun tektonik hareketleriyle ilişkilendirmek kadar mantıksızdır, bilim dışıdır. Yaşadığımız krize yolaçan neoliberal-devletçilik, komunist-serbest piyasa ekonomisi, demokratik-diktatörlük, parlementer-otokrasi, tekilci-çoğulculuk gibi yaşadığımız çağa özgün durumlardır.
İşlerin artık böyle gitmeyeceğini ABD de görmüş bulunuyor. ABD şimdiye kadar yoksul ülkelere yönelik yaptığı yaramazlıklara devam edemeyeceğini anladı. Artık büyüyüp aklı başında bir yetişkin olarak bu tür yaramazlıklar yapmasının yakışık almayacağını idrak etti. Obama'yı seçerek şimdiye kadar yaptığı bütün yumurcaklıklarını geride bıraktığını kanıtlamış olmadı mı? Zaten dünya halklarının ABD'ye karşı tepkileri, Negri'nin de dediği gibi bir ABD karşıtlığını dile getirmez, onlar sadece Lost dizisinin daha sık yayınlanmasını talep ediyorlar. Zira ABD karşıtı olmak, çocukluğumuzun o kahramanlarına, Komiser Colombo'ya, Charlie'nin Meleklerine, Beyaz Gölge'ye, Kaptan Kirk'e, Mr.Spock'a ihanet etmek anlamına gelmez mi?
Obama'nın yaratacağı hoşgörü ortamı sonucunda artık aslanlar bile ceylanları avlamayacak, organik bitkiler yiyen vejeteryanlar olmaya doğru evrim geçireceklerdir. Muhafazakar bir insanımız, dört eşinin ikisini mazbut ailelerden seçecekse, birisini komunist, diğerini de feminist bir aileden seçecektir. Dini değerlerine bağımlı bilim adamlarımız, evrim teorisine karşı çıksa bile, iman gücünün verdiği azimle kansere çözüm bulacaktır.
Hepimizi çok güzel ışıl, ışıl, tertemiz tos pembe bir dünya beklemektedir. Yeter ki enseyi karartmayalım; yoksulluk, eşitsizlik, işsizlik gibi kendi kimliğimizin değerlerini, "öteki"nin sefahat, bolluk, rahatlık gibi değerleri ile karşı karşıya getirmeyelim. Kimliklerimizin farklılıklarını kabul edip, birarada yaşama iradesi gösterirsek bütün sorunlarımız hemen çözülür.

Demek daha güzel bir dünya mümkünmüş işte. Yeterki vizyonumuz geniş, arzular şelale olsun :-)))