Makaleler Bütün Yazılar Makale Politika Ne olduğuma karar verdim sonunda!
 

Ne olduğuma karar verdim sonunda! Popüler

Bakla en nihayet ağızdan çıktı. Etyen Mahçupyan üç gün önce Taraf’ta yayımlanan yazısında açıkça şu cümleleri yazarak, aylardan beri üstü kapalı olarak murad edilenin, artık hiçbir sakınmaya gerek duyulmadan ilan edilmesi dönemine girildiğini de göstermiş oldu.

Bakalım ne yazmış Mahçupyan:

 

 

 

 

Kritik nokta ise tabii ki seçimler... Çünkü bu seçimler yerel yönetimlerle ilgili olmayacak. AKP iktidarının yüzde 45 civarında oy alarak konumunu tescil ettirmesi, askerî vesayetin sona ereceği yeni bir dönemin de başlangıcını ima edecek. Buna karşılık oyların yüzde 35’e inmesi, Türkiye’nin hâlâ ‘eski’ rejimden kurtulamadığının göstergesi olacak.

http://www.taraf.com.tr/makale/3600.htm

 

Görülebiliyordur umarım; “eski rejimin” tasfiyesi AKP’nin, hem de belediye seçimleri düzeyinde %45 oranına ulaşılmasına bağlıymış. Hani, “bürokratik elitlerin hakim olduğu eski rejim.” Yani Melih Gökçek’in Ankara’da yeniden kazanması, bizi daha demokratik ve özgür yapacakmış kısacası. Ya da Anadolu genelinde içki içilemeyen, herhangi bir tiyatro veya sinema salonu bulunmayan ama bilmem kaç kişilik camilerle dolu şehirleri kuranlar, “askeri vesayete” son vereceklermiş. Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen kazanırsa, askerlerin hegemonyasının sürdüğü “ima olacakmış”.

Bunu yazmak istemezdim gerçekten ama ben bu satırların yer aldığı bir gazeteyi solculuk adına satın alan, okuyan, savunan, propagandasını yapan, bu gazete nedeniyle öbür solcularla polemiğe giren, hatta kavga eden hiçbir ama hiçbir kişiyle insani düzeyde bile birlikte olmak istemiyorum. Bu satırlar da bu arkadaşların kafasına düşen bir saksı işlevi görmüyorsa artık, bize hala uzun uzun “Ergenekon Operasyonu”ndan falan bahsedilecekse, AKP’ye itiraz ettiğimiz için “Ergenekoncu” falan ilan edileceksek, valla çok açık yazayım, benim için hava hoş. İlle de kendimi bu arkadaşlardan ayrı tarif etmemiz için bana bir sıfat takılacaksa, ben bu sıfatı kabul ediyorum. Sizin "özgürlükçü" ve "demokrat" olduğunuz her ortamda ben “askeri vesayet taraftarı”, "otoriter devlet sempatizanı", "dar kafalı kemalist", "aydınlanmaya tapan donuk zekalı modernist" olmaya razıyım. Bütün samimiyetimle. Sizin olsun "demokrasiniz", "özgürlükleriniz". Cemaatlerinizle, hocaefendilerinizle mutlu mesut yaşayıp gidin, Allah tamamına erdirsin. Amin.

 

 

 

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (4)
  • guclu
    avatar

    Mahçupyan, hiçbir mahçubiyet hissetmeden yazılarına ve övgülerine devam ediyor.
    Ayıptır...

    http://www.taraf.com.tr/makale/3741.htm

  • kaknüs
    avatar

    Elif Çakır Taraf 27.01.2009
    "Kılıçdaroğlu’na İstanbul’u tanıma rehberi

    Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı oldu ya, pek hızlı girmiş.

    “29 Mart’ta İstanbul’u haramilerden kurtaracağız!” demiş, Başkan Kadir Topbaş’ı da “işadamlarına rant sağlamakla” suçlamış.

    İyi hoş da, Sayın Kılıçdaroğlu bu işe pek fena sardırdı.

    Bir şeyler söylüyor ama, ne dediğini anlamakta herkes zorlanıyor.

    Belediyeden ya da devletin herhangi bir kurumundan ihale alan bütün işadamları, orada o iş için vardır, para kazanmak için. İşadamlarını zarara uğratacak bir belediye başkanı olabilir mi? Devlet kime işlerini gördürebilir bu şekilde?

    Yakın zamana kadar “kesinlikle adaylığım yok” diyen Kılıçdaroğlu’nu İstanbul seçimine sürmesini Baykal’ın yeni bir oyunu olmasın diye düşünmeden edemiyor insan.

    CHP’nin nasıl bir İstanbul bıraktığını hiçbirimiz unutmadık ama Kılıçdaroğlu’nun bunun farkında olup olmadığına pek emin değilim. Önüne verilen dosyalardan başını kaldırıp ne olup bittiğini bile pek kavrayamadığı kaygısını taşıyorum.

    İlk yılında biraz bocalamış olmasına rağmen Kadir Topbaş’ın İstanbullular nezdindeki itibarı hiç de kötü değildir.

    Beyefendi, çalışkan, samimi ve dürüst olduğundan kuşku duyanların sayısı pek fazla değildir.

    Kılıçdaroğlu bence Kadir Topbaş’a karşı belge getirmek yerine, önce İstanbul’a şöyle bir gelse, kıyısını köşesini tanısa iyi olur."

    Kadir Topbaş mesela şöyle bir Sulukuleye kadar gelebilse,belediyenin hemen dibinde, yürüyerek bile gelebilir isterse,oradaki savaş ve afet bölgesini aratmayan haline baksa tek kabahatlari yoksulukları olan Sulukulenin dramına ne diyor Topbaşı destekleyen TARAF yazarı ELİF HANIM

    TOPBAŞ VE ELİF ÇAKIR iSTANBULUN KIYISINI KÖŞESİNİ DEĞİL YANIBAŞINI SULUKULEYİ MESELA TANISA İYİ OLUR
    tarafgillere duyurulur
    kaknüs

  • guclu
    avatar

    Bu süreçte adını anmadıkları en önemli öğeler ise kapitalizm ve sınıfsallık. TSK neyi temsil edip neyi koruyor(du) ki "eski düzen"de ki, şimdi bu güç geriletiliyor? Neyin "vesayetini" yapıyorlar(dı)?

    Şu konuda çok net olunmalı: Mahçupyan'ın temsi ettiği görüşler sağcılığın dik alasıdır. Sağcılığı genel olarak "muhafazakar islamcılık+milliyetçilik+sermaye düzeni taraftarlığı+Amerikancılık" gibi gevşek bir formülasyonla tarif edebilirsek, yani belirli dozlarda bu öğelerin tamamını veya bir kısmını içeren bir "düşünsel sepet" olarak tahayyül edebilirsek, hem Mahçupyan hem de Taraf tayfası anıra anıra sağcıdır. Amerikancılıkları arşa çıkmıştır. Sermaye sevgileri göz yaşartıcıdır. Muhtemelen ateist olmalarına rağmen de islamcılar kadar islamcıdırlar. Bu çevre solcu falan değil, düpedüz sağcıdır. Sadece miiliyetçi değil diye bir düşünce akımı sağcılıktan uzak kalabilir mi?

  • Fantom
    avatar

    Sınıfsal perspektif size olan biten herşeyi açıklamanızda yardımcı olmayabilir. Ama diğer yandan sınıfsal olmayan bir bakış açısı ile de gözünüzün önünü göremez, tökezlersiniz. Bunların ki de aynı hesap, aynı Kemalistlerde olduğu gibi. Şöyle ki nasıl Kemalistler herşeyi "ilericiler ve gericiler ekseninde" görüp açıklamaya çalışıyorlarsa, bunlar da "otoriter bürokratik merkez-sivil demokrat çevre (toplum)" olarak olaya bakıyorlar. Aslına bakarsan birbirinin karbon kopyası diyebileceğimiz çarpık bakış açısıdır bu. Bu adamlara sormak lazım; AKP yerel seçimlerde E oy alıp askeri vesayet sona erdiğinde polis marifetiyle yine solcuların kafasını kolunu kırdırmaya devam edecekler mi acaba? Tıpkı geçen hafta Ankara'da İsrail'i protesto eden solculara yaptıkları gibi. Tarafçılar bunları görmüyor mu, görüyorlar da yazmak işlerine gelmiyor mu?

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #4 kaknüs 29-01-2009 04:51
Elif Çakır Taraf 27.01.2009
"Kılıçdaroğlu’na İstanbul’u tanıma rehberi

Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı oldu ya, pek hızlı girmiş.

“29 Mart’ta İstanbul’u haramilerden kurtaracağız!” demiş, Başkan Kadir Topbaş’ı da “işadamlarına rant sağlamakla” suçlamış.

İyi hoş da, Sayın Kılıçdaroğlu bu işe pek fena sardırdı.

Bir şeyler söylüyor ama, ne dediğini anlamakta herkes zorlanıyor.

Belediyeden ya da devletin herhangi bir kurumundan ihale alan bütün işadamları, orada o iş için vardır, para kazanmak için. İşadamlarını zarara uğratacak bir belediye başkanı olabilir mi? Devlet kime işlerini gördürebilir bu şekilde?

Yakın zamana kadar “kesinlikle adaylığım yok” diyen Kılıçdaroğlu’nu İstanbul seçimine sürmesini Baykal’ın yeni bir oyunu olmasın diye düşünmeden edemiyor insan.

CHP’nin nasıl bir İstanbul bıraktığını hiçbirimiz unutmadık ama Kılıçdaroğlu’nu n bunun farkında olup olmadığına pek emin değilim. Önüne verilen dosyalardan başını kaldırıp ne olup bittiğini bile pek kavrayamadığı kaygısını taşıyorum.

İlk yılında biraz bocalamış olmasına rağmen Kadir Topbaş’ın İstanbullular nezdindeki itibarı hiç de kötü değildir.

Beyefendi, çalışkan, samimi ve dürüst olduğundan kuşku duyanların sayısı pek fazla değildir.

Kılıçdaroğlu bence Kadir Topbaş’a karşı belge getirmek yerine, önce İstanbul’a şöyle bir gelse, kıyısını köşesini tanısa iyi olur."

Kadir Topbaş mesela şöyle bir Sulukuleye kadar gelebilse,beled iyenin hemen dibinde, yürüyerek bile gelebilir isterse,oradaki savaş ve afet bölgesini aratmayan haline baksa tek kabahatlari yoksulukları olan Sulukulenin dramına ne diyor Topbaşı destekleyen TARAF yazarı ELİF HANIM

TOPBAŞ VE ELİF ÇAKIR iSTANBULUN KIYISINI KÖŞESİNİ DEĞİL YANIBAŞINI SULUKULEYİ MESELA TANISA İYİ OLUR
tarafgillere duyurulur
kaknüs
Alıntı
 
 
0 #3 Güçlü Kuvvetli 28-01-2009 12:56
Mahçupyan, hiçbir mahçubiyet hissetmeden yazılarına ve övgülerine devam ediyor.
Ayıptır...

http://www.taraf.com.tr/makale/3741.htm
Alıntı
 
 
0 #2 Güçlü Kuvvetli 22-01-2009 11:38
Bu süreçte adını anmadıkları en önemli öğeler ise kapitalizm ve sınıfsallık. TSK neyi temsil edip neyi koruyor(du) ki "eski düzen"de ki, şimdi bu güç geriletiliyor? Neyin "vesayetini" yapıyorlar(dı)?

Şu konuda çok net olunmalı: Mahçupyan'ın temsi ettiği görüşler sağcılığın dik alasıdır. Sağcılığı genel olarak "muhafazakar islamcılık+mill iyetçilik+serma ye düzeni taraftarlığı+Am erikancılık" gibi gevşek bir formülasyonla tarif edebilirsek, yani belirli dozlarda bu öğelerin tamamını veya bir kısmını içeren bir "düşünsel sepet" olarak tahayyül edebilirsek, hem Mahçupyan hem de Taraf tayfası anıra anıra sağcıdır. Amerikancılıkla rı arşa çıkmıştır. Sermaye sevgileri göz yaşartıcıdır. Muhtemelen ateist olmalarına rağmen de islamcılar kadar islamcıdırlar. Bu çevre solcu falan değil, düpedüz sağcıdır. Sadece miiliyetçi değil diye bir düşünce akımı sağcılıktan uzak kalabilir mi?
Alıntı
 
 
0 #1 Kızılmaske 21-01-2009 21:30
Sınıfsal perspektif size olan biten herşeyi açıklamanızda yardımcı olmayabilir. Ama diğer yandan sınıfsal olmayan bir bakış açısı ile de gözünüzün önünü göremez, tökezlersiniz. Bunların ki de aynı hesap, aynı Kemalistlerde olduğu gibi. Şöyle ki nasıl Kemalistler herşeyi "ilericiler ve gericiler ekseninde" görüp açıklamaya çalışıyorlarsa, bunlar da "otoriter bürokratik merkez-sivil demokrat çevre (toplum)" olarak olaya bakıyorlar. Aslına bakarsan birbirinin karbon kopyası diyebileceğimiz çarpık bakış açısıdır bu. Bu adamlara sormak lazım; AKP yerel seçimlerde E oy alıp askeri vesayet sona erdiğinde polis marifetiyle yine solcuların kafasını kolunu kırdırmaya devam edecekler mi acaba? Tıpkı geçen hafta Ankara'da İsrail'i protesto eden solculara yaptıkları gibi. Tarafçılar bunları görmüyor mu, görüyorlar da yazmak işlerine gelmiyor mu?
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile