Yaya Hakları mı Trafik Sorunu mu? Popüler
Belediye seçimleri yaklaştıkça partilerin trafiğe yönelik çözüm önerilerini içeren çeşitli vaatlerini de duymaya, okumaya başlayacağız. Özellikle İstanbul'da kangren haline gelmiş bu sorunun ana kaynağının, sorunun yayalardan bağımsız ve sadece araçların rahat hareket edebilmesinin önünün açılması olarak yorumlanması olduğunu düşünüyorum. Mesela Ankara'da Melih Gökçek yönetimi araçların sorunsuz ve hızlı hareket edebilmesi adına, yayaların Kızılay'da karşıdan karşıya geçişini ya ecüş bücüş üst geçitlerle ya da aralarında çok uzak mesafe bulunan yaya geçitleriyle sınırlamış durumda.
Bu bağlamda, aslında dünyanın başka yerlerinde yürürlüğe girmiş ve uygulamaya çoktan konmuş ama bizim buralarda muhtemelen "entelektüel fantezi" muamelesi görecek olan "Yaya Hakları" kavramını yaygınlaştırmanın zamanı çoktan geldi de geçti. Solun/sosyalistlerin, tam da halkın gündelik ihtiyaç ve sorunları merkezinden üretilen bir siyasi hattı geliştimesinin önceliği göz önüne alınacak olursa, yayaları merkezine koyan bir trafik algılayışı da zorunlu hale gelecektir.
Aşağıdaki metin, bundan tam 19 yıl önce İnsan Hakları Derneği tarafından hazırlanmış. Solun savunabileceği bir metin olma özelliğini de hala koruyor.
YAYA HAKLARI BİLDİRGESİ
Biz yayalar, kent nüfusunun büyük çoğunluğunu meydana getiren ve toplumun her kesiminden gelen bir kitleyiz. Bebekler, çocuklar, çocuklular, hamileler, yaşlılar dahil, her yaştan insandan, çeşitli sakatlıkları olanlardan, herhangi bir biçimde yük taşıyanlardan oluşan bir topluluğuz.
İNSANA VE ÇEVREYE DOST ULAŞIMI
Yayalık, diğer insanlara ve çevreye hiçbir zarar vermeyen, insanın kendi sağlığına da katkıda bulunan bir ulaşım biçimidir. İnsanın kendi enerjisi dışında kaynak tüketmediği için havayı kirletmemesi, park ederek alan işgal etmemesi ve diğer yayalara zarar verme riskinin sıfır olması, çevresine dost bu ulaşım biçiminin ayırt edici nitelikleridir. Ayrıca toplumsal ilişkiyi de kolaylaştırma ve sıklaştırma olanakları sunmaktadır.
Bu esnek ve insancıl ulaşımı seçen bizler, ne yazık ki, kentlerde korumasız durumdayız ve son yıllarda, giderek daha fazla zarara uğratılmakta, köşeye kıstırılmaktayız.
YÜRÜMÜYORUZ SÜZÜLÜYORUZ
Motorlu araç sayısının her gün hızla artması ve bu artışla oranlı gelişmeyen altyapı, bir yandan motorlu araç trafiğini kilitlenme noktasına getirirken, diğer yandan, yaya haklarına tecavüzü olağanüstü ve dayanılmaz boyutlara ulaştırdı.
Yayaların, motorlu araçlar karşısında yalnız, gasp edilmiş hakları bakımından savunmasız bırakılmaları, çok büyük bir haksızlıktır.
Bu sorunun yaratılmasında hiçbir sorumluluğumuz olmadığı halde, ortaya çıkan durumdan ötürü anında ve fiilen cezalandırılıyoruz, haklarımız kısıtlanıyor.
Kentlerin yaya kaldırımlarında, özellikle kent merkezlerinde ve akşamları mahalle içlerinde artık yürüyemiyor, araçların ve engellerin arasından adeta süzülüyoruz.
ÇÖZÜMSÜZLÜK SARMALI
Trafik kördüğümüne getirilen çözümler, hep motorlu araç trafiğini rahatlatmaya yönelik oldu. Oysa bu çözümlerin hepsi, sorunu ortadan kaldıracağına daha da çözümsüzleştiriyor.
Yapılması gereken, motorlu araç yerine alternatif ulaşım sistemlerini ele alan ve yayaları gözeten önerilerin kamuoyunda tartışılması ve gerçekleştirilmesidir.
Biz yayalar,
Bu eşitsiz ve haksız durumu neredeyse kanıksadık; yayalık haklarımızı talep etmeyi ve korumayı unuttuk.
Yaya Hakları Bildirgesi’ni
Yayalık haklarımızı hatırlamak, hatırlatmak, gündeme getirmek, savunmayı kolaylaştırmak ve genişletmek amacıyla, yurttaşların bu konudaki inisiyatiflerinin gelişimine katkıda bulunmak üzere hazırladık.
Daha adil ve eşitlikçi bir yapıda, kentsel ekolojiye olumlu katkılarımızla, yayalar olarak haklarımızı elde edeceğimize inanıyoruz.
Bu Bildirge ile,
Yaya haklarının tanımlanması, sahiplenilmesi, fiilen tanınması ve uygulanması için somut bir çerçeve ilan edilmektedir.
YAYA KALDIRIMLARI YAYALARINDIR
Bu nedenle;
• Bütün yerleşim merkezlerinde, örgün ve yaygın yaya kaldırımı ağının bulunması, en temel yaya hakkıdır.
• Bütün yerleşim alanlarında yaya kaldırımlarının yapımı zorunludur.
• Araçlar, yaya kaldırımına park edemez.
• Kaldırımlar üzerindeki bütün fiziki ve toplumsal engeller, serbest yürüyüşü aksatmayacak biçimde düzenlenir.
• Yayaların egzoz gazlarıyla zehirlenmemesi, gürültüyle rahatsız olmaması, üzerlerine çamur, toz ve benzerlerinin sıçratılmaması için önlemler alınır.
KENT MERKEZİ YAYA BÖLGELERİNİNDİR
Bu nedenle;
• Toplu taşım dışındaki araçlar, merkeze girmekten özenle kaçınır.
• Yaya bölgeleri, giderek bütün merkezi kapsayacak biçimde genişletilir.
• Yaya bölgeleri, her türlü motorlu araçtan, kesinlikle arındırılır.
• Yayalar, bu bölgeleri, kentsel etkileşim, kültürel etkinlik ve alış-veriş için özgür bir biçimde kullanırlar.
YAYA GEÇİTLERİNDE ÜSTÜNLÜK, MUTLAK OLARAK YAYALARINDIR
Bu nedenle;
• Yayaların gereksindiği kadar sık, yaya geçidi sağlanır.
• Yaya geçitleri işaretlenir ve buraları, hiçbir biçimde, araçlar tarafından işgal edilemez. Yayalar için yeşil ışık süresi, gerekli yürüme süresine göre ayarlanır.
• Zemin katı yayalarındır. Genel kural olarak, yayalar, üst ve alt geçitlere zorlanamaz.
HERKESİN, İSTEDİĞİ YERE, YAYA YOLLARINDAN GİTME HAKKI VARDIR
Bu nedenle,
• Kentlerde, motorlu trafik altyapısından tamamen ayrı, sırf yayalar için, özel yollar yapılır.
• Her çocuğun, okula, yaya yolundan güvenlik içinde gitmesi sağlanır.
• Kent yönetimi, yaya yolunu hizmet ve tesislerle donatır.
• Yaya yoluna paralel, bisiklet yolları yapılır.
• Yaya ve bisikletli ulaşımı, kitle haberleşmesi ile ve diğer özendiricilerle desteklenir.
KENT YAŞAMININ GERÇEK SAHİPLERİ YAYALARDIR
Bu nedenle;
• Yayalık, insanlar arası etkileşimi artırıp kentsel kültüre katkıda bulunduğu için, desteklenir ve özendirilir.
• Yayalar, yerel yönetimlerle birlikte, yayalık haklarını savunabilecek, şikayetlerini iletecek bir örgütlenme geliştirir.
• Trafikle ilgili kararlar ve polisler, yayaların haklarını da gözetir ve korurlar.
• Yaya altyapısının, gece-gündüz bakımını, temiz ve aydınlık tutulmasını, onarılmasını, bitki ve ağaçlarla görsel çekiciliğinin sağlanmasını, yayaların katkılarıyla, yerel yönetimler yapar.
Ve yayalar,
• Kaldırımlar, yaya bölgeleri, yaya yolları, yaya geçitleriyle ilgili kararların alınmasına katılmak hakkına sahiptir.
Üye eleştirileri
-
2009-01-17 03:21:02 |Publisher| annakarenin
-
2009-01-15 12:46:07 |Administrator| guclu

Çok fazla yer dolaşmadım dünyada, üç ülkeye gittim toplam ama bu üç ülkede de yayaların kesinlikle önceliği vardı. Hele son gittiğim Katar'da yayalar yolların kralı. Karşıdan karşıya geçebilmeleri için trafik lambasının düğmesine basmaları yeterli, beş saniye bile sürmeden, muhtemelen üç saniyede, yeşil ışık yanıyor ve karşıdan karşıya geçiyorlar.
-
2009-01-13 19:37:34 |Administrator| guclu

Yaşadığımız şehirler ne bu kadar insan yaşasın diye yapılmış, ne de yollar bu kadar arabayı kaldırabilir. Bu kadar arabayı park etmek nasıl mümkün olabilir gerçekten bilmiyorum. O kadar çok araba kaldırıma park edilmiş oluyor ki, yayalar da mecburen yola inmek zorunda kalıyorlar. Benzinin bu kadar pahalı olduğu bir ülkede toplu taşımanın da gelişmemiş olması ayrı bir akıl dışılık. 2009 yılındayız, İstanbul'un raylı ulaşım sistemi hala bitmiş durumda değil.
Ana toplu taşıma çoğunlukla minibüslere havale edilmiş durumda ve ben açıkçası minibüslerden nefret ediyorum. Minibüs denen araç, insanlığa aykıdır arkadaş. Balık istifi gibi gidersin, can güvenliğin yoktur, şöför hiçbir kurala uymaz ve gerektiğinde bir yolcu için öteki minibüsçülerle bıçaklaşır (gözlerimle gördüm).
-
2009-01-13 19:47:14 |SAdministrator| onder

Konuyu dağıtmak gibi olmasın ama benim bildiğim en komik minübüscü hikayesi memleketim Adana'da geçiyor;
İki minibüsçü kavgaya tutuşmuşlar; yeşil işıkta binip gidiyorlarmış, kırmızı ışıkta durup kavgaya kaldığı yerden devam ediyorlarmış. Aynı hatta çalıştıkları için bu epey bir kırmız ışık devam etmiş.;-)
-
2009-01-15 11:15:08 |Administrator| AliOsman

Yasaların caydırıcı olması önemli. Lakin herşey yasayla olsa cinayetler, hırsızlık, gasp, kamu önünde hakaret arasıra görünen şeyler olurdu hayatımızda her halde. Konuyu eğitim, insana ve canlılara saygı temelinde ele almak şart.
Sol için yılmadan usanmadan devam edilmesi gereken şeylerden birkaçı toplu taşım ve demiryollarıdır. Hem yayalara, hem toplu taşımı kullanan vatandaşların derin nefes alması için şehir merkezlerindeki birçok yerin toplu taşım araçları dışında araç trafiğine kapatılması gerektiğini düşüyorum.
İstanbul coğrafi koşullarının çok uygun olmamasından kaynaklı bisiklet kullanımı ile ilgili (bazı güzelgahlar için teşvik edililebilir) kafamda soru işaretleri olmasına karşın, scooter tipi motorsikletlerin yaygınlaşması için yasal ve yol düzenlemelerin mutlaka yapılması gerekiyor.
-
2009-01-13 19:01:28 |SAdministrator| onder

Bir ülkenin yayalara davranışının belli bir gelişmişlik göstergesi olduğuna inanıyorum..Maalesef bizim ülkenin geleceği hakkında karamsar olmamın nedenlerinden biridir yayalara gösterilen inanılmaz saldırgan tavır..Kadın sürücülerin saygılı olmasını beklerdim ama ülkenin genel ruh hali kadın erkek ayrımı yapmıyor anlaşılan...
ABD'denin bu konudaki tavrına hayranım. İnsan yürürken kendini resmen çok önemli biri gibi hissediyor..Tabii insan kalitesinden ziyade yayalara zarar vermenin cezasının gerçekten pişman ettirecek kadar ağır olmasının etkisi var sanıyorum..Kendin de hissediyorsun o baskıyı..Sokak aralarında araba kullanırken ödüm kopuyor resmen bir yayaya çarparım diye.
Yorumlar
Elinize sağlık...
Sol için yılmadan usanmadan devam edilmesi gereken şeylerden birkaçı toplu taşım ve demiryollarıdır . Hem yayalara, hem toplu taşımı kullanan vatandaşların derin nefes alması için şehir merkezlerindeki birçok yerin toplu taşım araçları dışında araç trafiğine kapatılması gerektiğini düşüyorum.
İstanbul coğrafi koşullarının çok uygun olmamasından kaynaklı bisiklet kullanımı ile ilgili (bazı güzelgahlar için teşvik edililebilir) kafamda soru işaretleri olmasına karşın, scooter tipi motorsikletleri n yaygınlaşması için yasal ve yol düzenlemelerin mutlaka yapılması gerekiyor.
İki minibüsçü kavgaya tutuşmuşlar; yeşil işıkta binip gidiyorlarmış, kırmızı ışıkta durup kavgaya kaldığı yerden devam ediyorlarmış. Aynı hatta çalıştıkları için bu epey bir kırmız ışık devam etmiş.;-)
Ana toplu taşıma çoğunlukla minibüslere havale edilmiş durumda ve ben açıkçası minibüslerden nefret ediyorum. Minibüs denen araç, insanlığa aykıdır arkadaş. Balık istifi gibi gidersin, can güvenliğin yoktur, şöför hiçbir kurala uymaz ve gerektiğinde bir yolcu için öteki minibüsçülerle bıçaklaşır (gözlerimle gördüm).
ABD'denin bu konudaki tavrına hayranım. İnsan yürürken kendini resmen çok önemli biri gibi hissediyor..Tab ii insan kalitesinden ziyade yayalara zarar vermenin cezasının gerçekten pişman ettirecek kadar ağır olmasının etkisi var sanıyorum..Kend in de hissediyorsun o baskıyı..Sokak aralarında araba kullanırken ödüm kopuyor resmen bir yayaya çarparım diye.

Son birkaç yıldır artık yayalar "azınlık"; araç satışlarının ve kullanımının patlaması sonucunda elbette... Halen ehliyet-siz kalarak koruduğum azınlık olma bilinciyle, her gün arkalarından söylendiğim -karşılaşsak yüzlerine de söylerim!- çoğunluğa selam ederim...
Elinize sağlık...