Makaleler Bütün Yazılar Makale Politika Tanıl Bora: Sinizm Üzerine
 

Tanıl Bora: Sinizm Üzerine Popüler

Makale

Siteye de aktardığım son kanlı Korotonomedya tartışması esnasında, Birikim'de Tanıl Bora'nın epey bir zamandır sinizmi masaya yatırmış olduğunu öğrendim. Ben de solun açılım yapamayışındaki en büyük engelin sinizm olduğunu düşündüğümden,  çok merak ettim ve hiç üşenmeyip Beşiktaş'a indim Birikim'in son sayısını almak için. Ancak Korotonomedya'da bahsi geçen asıl yazı bir önceki sayıda yayınlanmış, lakin bu sayıda da sinizmi analiz etmeye devam etmiş. Diğer bazı kavramlar gibi sinizm de anlamı hakkında kesin bir uzlaşı olan bir kavram değil sanki; farklı anlamlar yüklenebiliyor. Tanıl Bora nasıl kullanmıştı?

Bora yazısına 80 öncesinden komik bir gözleminin aktararak başlıyor; ajite olmuş genç ortaokul/lise öğrencileri okullarda tuvaletlerin musluklarını açık bırakırlarmış, sistemin kaynakları azalsın, krize girmesi kolaylaşsın ve böylece emekçiler içinde bulundukları görece refah uyuşukluğundan silkinip, başkaldırmak zorunda kalsınlar diye.

Bu örnek Tanıl Bora'nın sinizmi kavrayışının genel çerçevesini de ortaya koyuyor. İtiraf etmeliyim ki bu çerçeve içinde tanımlandığında ben de bir hayli sinik biriyim; son krizin çelişkileri derinleştirip sisteme olan hıncı yükselteceğini umuyorum. Hatta açık açık  özellikle doğu avrupa ülkelerinde yaşayan emekçiler için "Ohh olsun, gördünüz mü kapitalizm nasıl birşeymiş" tepkiselliği içinde bulunuyorum, zor duruma düştüklerini gördükçe zil takıp oynayasım geliyor.

Bu anlamda tanımlanan sinizmden farklı bir sinizm kavrayışım olsa da,  Tanıl Bora'nın getirdiği eleştirilerin haklılığını da yadsıyamam. Bence bu tür bir sinizm için ileri sürdüğü en önemli eleştiri, bunun reaktif/tepkisel bir yaklaşım olacağı, emekçileri sisteme karşı salt tepkisel, devrimin  öncü elit sınıfının  bir anlamda hınç dolu tetikçisi durumuna indiregeyecek olması. Sosyalist mücadele böyle negatif, tepkisel, hınç dolu öznelliklerle verilemez.

Tanıl Bora'ya göre sinsi sinsi bir kriz beklentisi içinde olmanın sorgulanması gereken bir ikinci yönü de, sistemin periyodik krizlerinin sosyalizm için olduğu kadar faşizm için de en uygun koşulları yaratabilecek olması. Yani sistemin krizinin derinleşmesine katkıda bulunulsa bile, bunun sosyalistlerin işine geleceğinin bir garantisi de yok.

Bana çok yerinde gelen bir başka gözlem de, sahip oldukları görece refah seviyesi ile kendini geliştiren, zihinsel kapasitesi artan emekçilerin,  sistemden beklentilerinin de artacak ve sisteme yönelik muhalefetlerinin çok daha sağlam zeminlere oturacak olması. Ancak, bu konuda çok da emin olamıyorum ben. Derinleşen kriz koşulları faşizme de dönüşebileceği gibi, refah toplumu durumunda koşulları iyileşen emekçiler sisteme rahatça angaje de olabilir. Yani insani kapasitelerini geliştirmek yerine, sistemin eblehleştirici eğlence ve tüketim kültürü içinde, yılardır gözümüzün önünde cerayam etmekte olduğu gibi, yoğun bir apolitikleşlem sürecine de girebilirler.

Bu şekilde çerçevesi çizilen sinizm de bence önemli bir konu ama kendi adıma ben sinizmi biraz daha farklı kavrıyorum; Zizek'in kitaplarında çizilen türden bir sinizm. Hani Marx'ın ünlü ideoloji tanımını,  "Yapıyorlar ama bilmiyorlar"ı, "Biliyorlar ama yine de yapıyorlar"a çevirdiğini iddia ettiği sinizm. Aslında bu iki sinizmin uygulanabileceği toplumsal özne tipleri farklı galiba: Tanıl Bora'nın sinizmi zaten politik bir özne olarak faaliyet gösterenleri yönelik daha çok. Yani bir parti/örgüt vs içinde bilfiil faaliyet gösteren aktif politik özneler için. Zizek'in çerçevesini çizdiği sinizm ise bence çok daha geniş bir toplumsal kesimi kapsıyor: şahsen ben bu tip sinik bireyleri çevremde çok daha fazla görüyorum; kapitalizmin insanlığın büyük çoğunluğu için felaket anlamına geldiğini gayet de iyi "biliyorlar"dır, ama yine de kapitalizmi yeniden üreten günlük varoluşlarını sürdürüyorlardır. Yani içinde bulunulan siniklik durumu, kapitalizmi aşmak için hiçbirşey yapılamayacağı, mevcut durumu sineye çekip, kısa hayatlarımızı keyifle geçirme isteği ile tezahür ediyor. Bence asıl tehlikeli olan bu tür bir sinizmdir, zira kapsamı çok daha geniş ve çok daha yapısal. Bu tür sinik bireyler, yeni bir toplumsallık adına önerilen her türlü faaliyeti "faydasız", "naif", "yokolmaya mahkum", "çocukca" vs diye niteler.

Tanıl Bora'nın tanımladığı türden sinikler ne kadar yaygın bilemiyorum ama Zizek'in ele aldığı sinikleri ben her yanımda görüyorum, muhtemelen kendim de dahilim buna. Sonuçta biz de farklı gerekçelerle -haklı bile olsa- ÖDP içinde çalışmayı faydasız diye redetmedik mi?

 

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile