Makaleler Bütün Yazılar Makale Politika Küresel Faşizm: Wallerstein'ın Kehaneti Gerçekleşiyor (mu ?)
 

Küresel Faşizm: Wallerstein'ın Kehaneti Gerçekleşiyor (mu ?) Popüler

Makale

"Bildiğimiz Dünyanın Sonu" adlı kitabında Immanuel Wallerstein dünya kapitalist sisteminin en geç 2050'ye kadar çökeceğini kendine son derece güvenli bir çözümleme ile iddia ediyordu. Görünen o ki, bu kadar beklemeye bile gerek kalmayacak.

Lakin sosyalistlerin zaten bildiği ve beklediği bu saptamadan sonra Wallerstein orda durmuyor, sosyalistlerin beklediği sonraki aşamayı müjdelemekte pek iyimser olamıyordu. Tamam kapitalizm çökecek ama yerine ne geleceği belli değil; çok daha kötüsü, görülmemiş bir faşizm ve barbarlık da gelebilir diyordu. Kapitalizm sonrasının daha demokratik/sosyalist mi yoksa daha barbarlık dolu bir dünya mı olacağını bugün verilecek kitlesel mücadele belirleyecek diyordu.

İçinde bulunduğumuz dünyadaki temel emarelere bakarsak, kapitalizm sonrasının sosyalizme doğru evrilen bir dünyadan çok daha fazla gelmiş geçmiş en büyük kitlesel ve küresel bir faşizme doğru evrileceği daha güçlü olasılık gibi görünüyor. Küresel kapitalizmden sonra küresel faşizm gibi bir terimin politik jargonumuza gireceğini öngörebiliriz sanırım.

Böyle bir gelecek heyula gibi önümüzde dikilirken, politik mücadelenin önemi hiç olmadığı kadar artmış görünüyor. Politik mücadele derken ÖDP'in yapmakta olduğu gibi parlementer bir mücadele hattını kastetmiyorum. Wallerstein'in kapitalizm sonrası öngördüğü iki olasılıktan kabus gibi olan ikincisine hazırlıklı olmak için yerel dayanışma oluşumlarına dayalı politik mücadelenin çok daha önemli olacağını düşünüyorum.

Merkezi/kurumsal faşizmden ziyade, "sıradan" sokak faşizminin çok daha korkunç olacağını beklemek çok da paranoyak bir tavır olmayacak gibi görünüyor. Zira sokak faşizmi mevcut çete oluşumları sayesinde, kapitalizm sonrası kaotik dünyada büyük bir avantajla başlayacak gibi görünüyor. Devlet aygıtı kendi polis gücünü bile kontrol edemez hale geldiğinde, günlük hayat ilişkileri içinde  şiddetin araçlarını elinde tutan çetelerin yeni bir barbarlık dönemi başlatabileceğini öngörmek çok da uçuk bir beklenti olmasa gerek.

Sosyalistlerin birbirlerine çok daha sıkı sarılmaları, felaketlere gebe bir dünyada en temel politik hedef gibi görünüyor.

Önüzmüzdeki günlerde Taraf gibi demokrasi söylemi üzerinden parazit varoluşu sürdüren opportunist yapıların sevelim, sevilelim, inançlısı, solcusu, alevisi birarada yaşayalım tarzı asalak ve naif söylemlerinin maddi temellerinin olmadığı çok daha net bir şekilde ortaya çıkacak gibi geliyor bana. Bizi bekleyen gelecekte uzlaşımlar değil ayrışımlar çok daha fazla ön plana çıkacak gibi görünüyor.

 

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (2)
  • guclu
    avatar

    Bizi bekleyenin kapitalizm dışı bir şey olduğunu sanmıyorum. Daha şiddetli, daha az liberal ve az demokratik bir yönelim olabilir. Devletlerin güçlendiği, güvenlik meselesinin önem taşıdığı bir dönem olabilir.

    Şunu tartışmak gerekiyor kanımca: Neye kapitalizm deniliyor? Bu sistemi kapitalizm yapan nedir? Neler değişirse kapitalizm olmaktan çıkacak maruz kaldığımız düzen? Bunların kesin yanıtları olabilir mi, o da ayrı bir soru..

  • ayhan
    avatar

    Ben de pek iyimser olamıyorum. Önümüzdeki yüzyılda neler olabileceği herkesin hayal gücünü aşabilir.

    Tahmin ettiğim bazı şeyler var.

    1- Amerikan uygarlığı bitti (kapitalizm değil, ona daha var). 20. yüzyılın lokomotifi, hegemonu ve model ülkesi olarak ABD’nin bundan sonra kalıcı olarak toparlanması mümkün değil. Bu hegemonun -mecburen- geri çekilmesinin yaratacağı kaotik belki de katastrofik hal ve dönüşümler yaşanacak.

    2- Kısa orta vadede sistem açısından en iyi ihtimal bir geri noktaya yüzgeri ederek dengeye ulaşma çabası olur. Şu sıralar sıkça dillendirilmeye başlanan devletin denetiminin daha güçlü olduğu Keynes'ten ilham alan yeni bir uluslararası organizasyon, yeni bir model.

    Denenecek olan bu ama mümkün değil. Nedeni birinci maddedeki hegemonik dönüşümün zorunluluğu, tabi eğer başarılabilirse! Aşağı yukarı 400 yıllık sistem tarihinde bu dönüşümler hep büyük yıkımlar yaratarak gerçekleşebildi. Bu sefer insanlığın tüm kazanımlarını yok etme ihtimali her zamankinden daha güçlü.

    3- Sermaye birikiminin el değiştireceği kesin, nasıl olacağı meçhul. Yeni hegemon ülke hangi ülke olabilir? Adaylarımız var mı? Kağşamış şişmiş bitmiş Avrupa'yı unutmak lazım. Çin olabilir mi? Kölelik sisteminin bir versiyonunu uyguluyan bir ülke olarak model olma ihtimali zayıf gibi.

    Rusya mı? Doğal kaynakları iyi, bilimsel bilgi birikimi yüksek, ama şimdilik endüstriyel üretimi zayıf. Normal koşullarda daha olası gibi. 1800'lü yılların son çeyreğinde İngiltere çatırdamaya başlarken kimse ABD'ye ihtimal vermezdi. Sürüler halinde göçlerle Avrupa'nın atıklarını alıyordu. Ayrıca gelenler kıta yerlilerini katletmekle meşguldüler. Tarım ülkesiydi.

    4- Peki sistem bu geri çekilme noktasında duramazsa? Bence bunun ciddi ipuçları var. 1990'lı yıllar ekim devrimini geri alırken, bu yüzyıl liberal demokrasiyle ifadesini bulan Fransız devrimini geri almaya kalkarsa ne olur? Bu mümkün değil denirse sermayenin her varlık gibi yaşama güdüsü çok güçlüdür derim. Ayrıca çok ipucu var. Yarı köleci yarı feodal teknolojik krallıklar olur mu? Fazlalıklar yok edilir mi? Mesela böyle bir dünya için 6 milyar insan çok fazla. Çin şu haliyle model ülke olur mu o zaman?

    Sadede gelirsem, Mörfi'nin altın kuralı: altını olan kuralı koyar. Altın el değiştirecek, tabancalar patlamadan mümkün değil!

    Daha önce mail grubunda çöküş beklediğimi sistemin “kaçınılmaz” sonuna koşar adım gittiğini gerekçelendirmeye çalışarak birkaç kere yazmıştım. Ama itiraf ediyorum son bir aydır ortaya çıkan şiddeti ben de beklemiyordum. Hayal gücüm zayıflamış demek ki! Orgazmik bir çöküş yaşıyoruz. Neredeyse müstehcen!

    Çok acil siyasi insiyatif lazım, yoksa bilançonun pasifindeyiz! Bana görünen budur.

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #2 Güçlü Kuvvetli 27-10-2008 03:35
Bizi bekleyenin kapitalizm dışı bir şey olduğunu sanmıyorum. Daha şiddetli, daha az liberal ve az demokratik bir yönelim olabilir. Devletlerin güçlendiği, güvenlik meselesinin önem taşıdığı bir dönem olabilir.

Şunu tartışmak gerekiyor kanımca: Neye kapitalizm deniliyor? Bu sistemi kapitalizm yapan nedir? Neler değişirse kapitalizm olmaktan çıkacak maruz kaldığımız düzen? Bunların kesin yanıtları olabilir mi, o da ayrı bir soru..
Alıntı
 
 
0 #1 Ayhan T. 24-10-2008 13:40
Ben de pek iyimser olamıyorum. Önümüzdeki yüzyılda neler olabileceği herkesin hayal gücünü aşabilir.

Tahmin ettiğim bazı şeyler var.

1- Amerikan uygarlığı bitti (kapitalizm değil, ona daha var). 20. yüzyılın lokomotifi, hegemonu ve model ülkesi olarak ABD’nin bundan sonra kalıcı olarak toparlanması mümkün değil. Bu hegemonun -mecburen- geri çekilmesinin yaratacağı kaotik belki de katastrofik hal ve dönüşümler yaşanacak.

2- Kısa orta vadede sistem açısından en iyi ihtimal bir geri noktaya yüzgeri ederek dengeye ulaşma çabası olur. Şu sıralar sıkça dillendirilmeye başlanan devletin denetiminin daha güçlü olduğu Keynes'ten ilham alan yeni bir uluslararası organizasyon, yeni bir model.

Denenecek olan bu ama mümkün değil. Nedeni birinci maddedeki hegemonik dönüşümün zorunluluğu, tabi eğer başarılabilirse ! Aşağı yukarı 400 yıllık sistem tarihinde bu dönüşümler hep büyük yıkımlar yaratarak gerçekleşebildi . Bu sefer insanlığın tüm kazanımlarını yok etme ihtimali her zamankinden daha güçlü.

3- Sermaye birikiminin el değiştireceği kesin, nasıl olacağı meçhul. Yeni hegemon ülke hangi ülke olabilir? Adaylarımız var mı? Kağşamış şişmiş bitmiş Avrupa'yı unutmak lazım. Çin olabilir mi? Kölelik sisteminin bir versiyonunu uyguluyan bir ülke olarak model olma ihtimali zayıf gibi.

Rusya mı? Doğal kaynakları iyi, bilimsel bilgi birikimi yüksek, ama şimdilik endüstriyel üretimi zayıf. Normal koşullarda daha olası gibi. 1800'lü yılların son çeyreğinde İngiltere çatırdamaya başlarken kimse ABD'ye ihtimal vermezdi. Sürüler halinde göçlerle Avrupa'nın atıklarını alıyordu. Ayrıca gelenler kıta yerlilerini katletmekle meşguldüler. Tarım ülkesiydi.

4- Peki sistem bu geri çekilme noktasında duramazsa? Bence bunun ciddi ipuçları var. 1990'lı yıllar ekim devrimini geri alırken, bu yüzyıl liberal demokrasiyle ifadesini bulan Fransız devrimini geri almaya kalkarsa ne olur? Bu mümkün değil denirse sermayenin her varlık gibi yaşama güdüsü çok güçlüdür derim. Ayrıca çok ipucu var. Yarı köleci yarı feodal teknolojik krallıklar olur mu? Fazlalıklar yok edilir mi? Mesela böyle bir dünya için 6 milyar insan çok fazla. Çin şu haliyle model ülke olur mu o zaman?

Sadede gelirsem, Mörfi'nin altın kuralı: altını olan kuralı koyar. Altın el değiştirecek, tabancalar patlamadan mümkün değil!

Daha önce mail grubunda çöküş beklediğimi sistemin “kaçınılmaz” sonuna koşar adım gittiğini gerekçelendirme ye çalışarak birkaç kere yazmıştım. Ama itiraf ediyorum son bir aydır ortaya çıkan şiddeti ben de beklemiyordum. Hayal gücüm zayıflamış demek ki! Orgazmik bir çöküş yaşıyoruz. Neredeyse müstehcen!

Çok acil siyasi insiyatif lazım, yoksa bilançonun pasifindeyiz! Bana görünen budur.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile