Makaleler Bütün Yazılar Makale Politika Güngören Katliamı
 

Güngören Katliamı Popüler

Makale

Taraf gazetesi  katılmadığım tezleri savunuyor olsa da acaba hiç olmazsa iyi niyetliler midir diye kendime soruyorum ama her geçen gün çiğlikleri, opportunist/pragmatist tavırlarının ölçüsüzlükleri bu ihtimali azaltıyor. Güngören'de çoçuklar katledilmiş, insan tezlerinin kanıtlanması dahi olsa bu insanlık dışı terör olayını kaçırılmaz bir fırsat olarak değerlendirmeye kalkar mı? Ajan-provakatörler gibi bu olayın insanlarda yarattiği kin, nefret ve dehşet duygularını sömürmeye yeltenir mi?

Cemil Ertem'in şu satırlarına bakalım;

"Resmî açıklamalarda mutlaka bir örgüt adı geçecek. PKK ya da El Kaide. Ama şu Ergenekon Terör Örgütü’nden ortaya saçılanlardan sonra sormayacak mısınız, hangi PKK ya da neredeki El Kaide diye."

Böyle olaylarda bizim gibi sıradan insanların, kimin hangi amaçla bu tür birşey yaptığını kestirmesi mümkün müdür? Spekülasyondan öteye gidilebilir mi? Kimbilir hangi karanlık odaklar, hangi amaçlarla yaptılar.

Gerçeğe yaklaşabilen bir çözümlemesini yapamasak da herhalde kendince çözümleme yapanların bu vahşetin doğurduğu duygulardan nasıl faydalanmaya ve o duygulardan kaynaklanan haklı tepkileri nasıl kendi politik programlarına eklemlemeye çalıştıklarını görebiliriz.

Ertem örtük olarak neyi ima ediyor; PKK, El Kaide, Hizbullah falan fasa fiso. Tek bir terör örgütü var, diğer tümü bunun taşeronu. Ertem'in yazısının tamamını okuyun, amacının bu olup olmadığına siz karar verin. Normal koşullarda, yani insanların duygusal tepkilerinin mantığının önüne geçmediği koşullarda, Ertem böyle saçma sapan düz bir mantığı piyasaya sürebilir miydi?

Bu ülkede politika bile ancak eski Yeşilçam filmlerinin sığılığında yapılıyor (gerçi Holywood'un Batman, Spiderman türü filmlerinde de aynı super-hero ve super-villain mantığı vardır); İşte bir tane katıksız kötü patron vardır ve ona karşı iyilik timsali Cüneyt (Tayyip) savaşır. İşte Güngören katliamı da o kötü patronun hain eylemlerinden biridir. İşte Ertem'in medet ummuduğu kültürel açıdan çok da yatkın olduğumuz böyle siyah-beyaz sığlığında bir yaklaşım. Halkın ezici bir çoğunluğu, işçisiyle, öğretmeniyle, KOBİ'ci girişimcisiyle işinde gücünde, sadece huzur içinde yaşamak isteyen homojen bir kütle ve onun karşısında da hain çıkarlarının peşinde koşan, halkı sindirmeye çalışan  ve bir avuç mafya babasından kurulu bir çete. Şu satırlar tam da böyle pastoral bir huzurlu toplum yaşamı çizmiyor mu;

"Gündüzleri İstanbul’un sanayi ve hizmet bölgelerine işgücü ihraç etmekte, akşamları ise bu nüfus evlerine dönmek için Güngören’e gelmektedir.


İşte saldırıda ölen vatandaşlarımızın çoğu, belki de yorucu bir pazar mesaisinin ardından, Güngören’in çarşısında nefes almaya çalışıyorlardı. Saat 22 sularıydı; yani onlar için tam eve dönüş saati; evet bir mesai dönüşü katledildiler."

Ertem'e göre terörirstler iki mesaj vermeye çalışmış;

Biri şu;

"Siz seçemezsiniz, biz belirleriz; sandıkta olmazsa canınıza okuyacak bombalarla. Siz yalnızca günde 12 saat çalışın; size benzeyenleri de bir daha iktidara getirmeye çalışmayın…"

Öğrendiğimize göre Güngören ahalisi AKP'ye Türkiye ortalamasından yüksek oy vermiş. Saldırı noktası olarak buranın rastgele seçilmediğini gösteriyor. Eğer saldırganların amaçlarından biri yukarıdaki ise, bir sonraki seçimlerde AKP'in oylarının düşmesini bekleriz, bakalım öyle mi olacak?

Ergenekon gibi bir yapı şu ana kadar edindiğimiz bilgiler ışığında gerçekten kolları çok uzanan bir yapıysa, denildiği gibi aralarında Gazeteciler, yazarlar, eski askerler, parti liderleri vs varsa aptal olamazlar değil mi? Peki o zaman soralım, pekçok eğitimli ve farklı yönetim kademelerinde bulunmuş insanlardan kurulu şu ya da bu örgütlü bir yapı, deşifre olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğu üzerine gelindiği bir ortamda kendini unutturmaya, geriye çekilmeye mi çalışır yoksa, kendini daha da fazla deşifre edecek ipuçları çıkarma riski olan cüretkar bir eylem mi yapar? Güngören katliamı bugün Ergenekon denen yapıya yönelik kuşkulara daha fazla insanın inanmasını mı sağlar, yoksa insanları Ertem'in iddia ettiği gibi sindirir, korkutur mu?

 

Ertem'e mafyaya karşı Cüneyt filmleri ya da Kurtlar Vadisi bağlamında düşünmenin ötesine geçip eğer illa ki film senaryoları ışığında düşüncekse biraz daha kaliteli politik filmler seyretmesini tavsiye edelim, mesala "Akbanın Üç Günü", "Başkanın Adamları" ya da Şili darbesini anlatan "Kayıp" ya da daha light olması açısından "X-Files"

Bu tür filmlerde gördüğümüz gibi karanlık ilişkiler Ertem'in sandığından da karanlıktır. İşin içinde devletler, gizli servisler, büyük yöneticiler vardır. Ve hiçbir zaman "bir numara"nın kim olduğu açığa çıkmaz. Kimin kiminle aynı kampta yer aldığı bilinmez. Bir dönem aynı tarafta yer alanlar başka bir dönemde birbirini yok etmeye çalışır. Bu tür ilişkilerde aktörlerin tümü çok fazla şey bildiği için, artık işlevini tamamladığı anda elimine edilir.

Peki ya benzer şekilde "bir numara"nın ihtiyaçları ve programı değiştiyse, artık ihtiyac duymadığı unsurları temizleyip yeni bir yapılanmaya gidiyorsa? Ya tam da bu tasfiye sürecini hızlandırmak için, eski unsurlara yönelik gündemdeki iddiaları kanıtlayıcı eylemler organize etmeye başladıysa?

Ertem'de solculuğun bir zerresi kaldıysa sormak lazım; Nelere hizmet ettiğini şöyle bir düşünüyor musun bütün faili meçhulları Ergenekon yapılanmasına atarak? Bu yaklaşımınla bu ülkede gerici cinayetlere mükemmel bir bahane sunduğun hiç aklına gelmiyor mu? Bu ülkede yobazliğa karşı cesurca eleştiri yapmak zaten zorken senin gibilerin çabaları sonucunda bunun artık daha imkansız hale geleceğini görmüyor musun? Bu ülkede dinci fanatiklerin senin gibiler yüzünden artık çok daha korkusuzca kendi gibi olmayanlar üzerinde terör estirebileceklerini, zira her saldırganlıklarını "biz yapmadık Ergenekon kalıntıları yaptı" diyerek örtbas edebileceklerini hiç mi aklına getir miyorsun?

 

 

 

 

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (8)
  • mehmet özgür
    avatar

    yukarılarda konuştuğumuz "fantezi" için ideal bir yazı, hoşgeldin siyasetsiz siyaset:

    http://www.taraf.com.tr/yazar.asp?id=70

    "Artık canilerin kimliği bilinmediği zaman bile caniliğin faili biliniyor. El Kaide, Hizbullah, Ergenekon, Ulusalcı, Cuntacı, Derin Devlet, Gladyo, PKK artık sıradan insan için çok farketmiyor. Bunların farkı üzerinde ısrar edenler, bunların farkından kendine bir siyasi duruş çıkarmaya çalışanlar, sıradan insan tarafından büyük şüpheyle izleniyor. Kayda geçiriliyor. "

  • onder
    avatar

    Bu arada gönderdiğin yazı MÜKEMMMEEEEEL!!!!. Tüylerim diken diken oldu walla..

    Hakikaten oldukça güzel yazılmış bir yazı..bravo..Bu iki yoldaşa selamlarımı yolluyorum..

  • onder
    avatar

    Walla öteki Ali Osman'ın Özgürlükçü Sol'dan ayrılış yazısına yazdığım en son yorumumda Badiou'nun "Olay" kavramına gönderme ile dile getirdiğim düşünceleri şu satırları okumadan yazmıştım;

    ************************
    --------------------------
    "Bir üçüncü seçenek arayışı, aslında mevcut “reel” siyaseti bölen ekseni değiştirme iddiasıdır, siyasetin mevcut iki kutupla işlemesine reddiyedir; toplumu başka bir biçimde “bölme” ya da toplumu devindiren çatışmaları bir başka eksende kurma, dolayısıyla da aslında hegemonik olabilmenin arayışıdır. Siyasette hegemonya iddianız, arayışınız yoksa o da sizin sorununuzdur; bizi bulaştırmayın."

    ------------------------
    benim yorumum da şuydu;

    --------------------------------
    "İşte Badiou'nun "Etik" kitabında bu mevcut koordinatları allak bullak eden onları geçersizleştiren "olay" nosyonu vardır..İşte biz de böyle bir "olay" armalıyız, bizi mahkum ettikleri koordinatlar içinde tartışmayı redetmeliyiz.."
    --------------------------
    ****************************************


    Hah işte demek istediğim tam da buydu..Yoldaşlar benden çok daha iyi dile getirmiş..

    Ha bunu da ÖS'ye bağlarsak, o gibi yapılarda "reel siyaseti bölen ekseni değiştirme" işi yapılamaz..Liboş Güruhun belirlediği "eksen" etrafında dönülür durulur..

  • onder
    avatar

    Yok o konuda tabii cok haklisin..Hatta Ozgurlukcu Sol'un ilk yillarinda cok saglam insanlar yazip ciziyordu..Ama hepsi de cekildi, hicbir yere gitmedigini, hicbir birikim yapmadigini gorduler..

    Ali Osman'in OS'dan ayrilisina ilgili yazisinda detaya girecegim..

  • onder
    avatar

    "bizim olayları anlatış tarzımının ve dolayısıyla iletişimimizin ampirik veriler üzerinden yürüyen ve ampirik verilerin dolduramadığı boşlukları da fantezilerle bezeyen bir dile mahkum olmamız."

    Bu son derece yerinde bir gozlem, deli oluyorum, ifrit oluyorum..Yaw birader biz isinde gucunde insanlariz..Solun liderleri meslekleri icabi ile de sosyal bilimciler falan..Resmen tek bir politik tahlili yok..

    Bir de bu senin ozetledigin tavri son derece carpik referanslarla mesrulastirmaya calisiyorlar. Belge'nin "Devrimci" baslikli yazisindaki su satirlara bakin:

    "Ya da, diyelim Narodnikler hükümet kurmuş, icraatlarından biri de Okrana’nın insanlık dışı etkinliklerini teşhir etmek. Lenin, “Bu bizi ilgilendirmiyor” diyor ve Rusya’da kapitalizmin gelişmesini incelemeye devam ediyor."

    Nasil bir Lenin kavrayisi var burda: Tam da en ortodoks/pratikci mekanik Lenin kavrayisi degil mi? Su gazetecilik uzerinden "teori" yapmayi mesrulastirmak icin Lenin "bile" kullaniliabiliyor. Bir de referansa bakar misini " Rusya'da Kapitalizmin Gelismesini yazmaya devam ediyor"

    Lenin o kallavi kitabi yaziyor, niye? Adamin cok somut bir politik programi var, Rusya'da proleter devrimi ustlenebilecek kadar bir isci sinifi vardir, devrim ortaminda oturuyor bu tezini bir akademisyen titizligi ile yuzlerce istatistik ile kanitlamaya calisiyor..Ya da uzun zaman oldu tezi her ne ise, onu sinifsal bir cozumleme ile ortaya koyuyor. ayni caba "Materyalizm ve Ampiryo-Kritisizm" kitabi icinde gecerli. Ki bu adam bir akademisyen/filozof/ya da sosyolog degil..

    Peki bu adamlar ne yapiyor? Turkiye'de yeni bir devrimci sinif vardir, KOBI sermayesi..Bir iki roportajla, 3-4 kose yazisi ile bizden bu iddiaya inanmamizi ve ona dayanarak son derece riskli olabilecek kuskulu bir politik programi izlememizi salik veriyorlar..

    Hadi bu adamlar yapar, anlarim..Peki ODP..Ya inanilir gibi degil, bir parti olma iddiasindasin ve resmi bir yayin organin yok..Iste bir Gelecek vardi, o da klasik devrimci/ajitatif formatin pek ilerisinde degildi..Koca partinin ideologu ya da teorisyeni diye ileri cikmis tek bir ismi yok..Onlar da cikardi bir gazete, ve kervana katildi..Koseci oldular..Sonucta da ortaya boyle yonunu kaybetmis, parlementarizmin sig sularina dalmis bir yapi..Ufuk Uras'i TV'de goruyorum bazen simdi bu adam ne onerdi, hangi somut programi onerdi cevap bulamiyorum..Ozgurluk, demokrasi, emek, insan haklari kelimelerini cikarin adamin soyledigi sey sifira iner..10-15 kelimelik bir dagarcik ile konusuyor..

  • mehmet özgür
    avatar

    [url]http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=720572&title=masonluk-ergenekonun- neresinde[/url]

    yukarıda link çıkmamış, çok önemli bir yazı olmasa da, zihniyetin nasıl ortak fanteziler ürettiğine dair iyi bir örnek bence.

  • mehmet özgür
    avatar

    "Halkın ezici bir çoğunluğu, işçisiyle, öğretmeniyle, KOBİ'ci girişimcisiyle işinde gücünde, sadece huzur içinde yaşamak isteyen homojen bir kütle" şu kısım gerçekten her okuduğum, muhafazakar, sol, sağ liberal farketmiyor; hepsinin temel fantezisi. örneğin, zaman'da ve stv'de görev alan, hoca'nın has elemanlarından gülerce'nin şu yazısı bunun sağcı bir yerden alınışı, her zamanki islamcıların mason fantezisi ilk defa somutlanmış onun gözünde:
    http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=720572&title=masonluk-ergenekonun- neresinde

    bu ergenekonculara zerre acımıyorum, gerçekten çok büyük işlere imza atabilmiş olabilirler lakin mesele bence -en azından sosyalistler- için daha farklı bir yerde. bizim olayları anlatış tarzımının ve dolayısıyla iletişimimizin ampirik veriler üzerinden yürüyen ve ampirik verilerin dolduramadığı boşlukları da fantezilerle bezeyen bir dile mahkum olmamız. bunun dolaylı sonucu da dilin "politikleşmekten" çok ahlakileşmesi. maalesef ödp de bunu ilk olarak "temiz toplum" gibi argümanlarla ifade ederek yol açtı zamanında.
    bunun ilk aşaması aslında özellikle faşistlere karşı kullandığımız "dışarının adamı, 5.kol" gibi ajitasyon için yararlı olabilecek kavramları, bir analiz aracı haline getirip gazeteci aktarmacılığına dönüşmemiz. bunu en iyi yapan aydınlık-işçi partisiydi ve cidden böyle bir analizin götüreceği yere doğrusal olarak vardılar.
    yahu koskoca külliyatın bütün bir analiz araçları ortadan kaybolmuş gibi sanki... pek tabii ki gazete yazıları bunu açmaya müsait değil de, yahu şu sol liberallerin son dönemde hangisi analiz içerikli bir kitap yazmış? mahçupyan'ın son iki "yüzeysel" kitabını es geçersek, tamamen gazetecilik üzerinden, derleme yazı kitapları.
    dilin veya kavramların veya dünyayı nasıl anlamdırdığımızın, hayat görüşümüzü nasıl etkilediğine dair bu kadar somut örnekler aklıma gelmezdi.

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #8 mehmet özgür 01-08-2008 03:11
yukarılarda konuştuğumuz "fantezi" için ideal bir yazı, hoşgeldin siyasetsiz siyaset:

www.taraf.com.tr/yazar.asp?id=70

"Artık canilerin kimliği bilinmediği zaman bile caniliğin faili biliniyor. El Kaide, Hizbullah, Ergenekon, Ulusalcı, Cuntacı, Derin Devlet, Gladyo, PKK artık sıradan insan için çok farketmiyor. Bunların farkı üzerinde ısrar edenler, bunların farkından kendine bir siyasi duruş çıkarmaya çalışanlar, sıradan insan tarafından büyük şüpheyle izleniyor. Kayda geçiriliyor. "
Alıntı
 
 
0 #7 Önder Kurt 31-07-2008 09:53
Walla öteki Ali Osman'ın Özgürlükçü Sol'dan ayrılış yazısına yazdığım en son yorumumda Badiou'nun "Olay" kavramına gönderme ile dile getirdiğim düşünceleri şu satırları okumadan yazmıştım;

************************
--------------------------
"Bir üçüncü seçenek arayışı, aslında mevcut “reel” siyaseti bölen ekseni değiştirme iddiasıdır, siyasetin mevcut iki kutupla işlemesine reddiyedir; toplumu başka bir biçimde “bölme” ya da toplumu devindiren çatışmaları bir başka eksende kurma, dolayısıyla da aslında hegemonik olabilmenin arayışıdır. Siyasette hegemonya iddianız, arayışınız yoksa o da sizin sorununuzdur; bizi bulaştırmayın."

------------------------
benim yorumum da şuydu;

--------------------------------
"İşte Badiou'nun "Etik" kitabında bu mevcut koordinatları allak bullak eden onları geçersizleştire n "olay" nosyonu vardır..İşte biz de böyle bir "olay" armalıyız, bizi mahkum ettikleri koordinatlar içinde tartışmayı redetmeliyiz.."
--------------------------
****************************************


Hah işte demek istediğim tam da buydu..Yoldaşla r benden çok daha iyi dile getirmiş..

Ha bunu da ÖS'ye bağlarsak, o gibi yapılarda "reel siyaseti bölen ekseni değiştirme" işi yapılamaz..Libo ş Güruhun belirlediği "eksen" etrafında dönülür durulur..
Alıntı
 
 
0 #6 Önder Kurt 31-07-2008 09:43
Bu arada gönderdiğin yazı MÜKEMMMEEEEEL!! !!. Tüylerim diken diken oldu walla..

Hakikaten oldukça güzel yazılmış bir yazı..bravo..Bu iki yoldaşa selamlarımı yolluyorum..
Alıntı
 
 
0 #5 Önder Kurt 31-07-2008 08:37
Yok o konuda tabii cok haklisin..Hatta Ozgurlukcu Sol'un ilk yillarinda cok saglam insanlar yazip ciziyordu..Ama hepsi de cekildi, hicbir yere gitmedigini, hicbir birikim yapmadigini gorduler..

Ali Osman'in OS'dan ayrilisina ilgili yazisinda detaya girecegim..
Alıntı
 
 
0 #4 mehmet özgür 31-07-2008 08:31
açıkçası ödp'nin içinde özellikle 96 koordinasyon'da n yetişmiş ve günümüzün teorik birikimine vakıf insanların olduğunu düşünüyorum. geçenlerde birgün'de çıkan ahmet bekmen - foti benlisoy yazısı, bence bunun işareti.
ama içeridekiler daha iyi bilir, hangi kefenin ne tür şartlarda ağır çektiğini...

ilgili yazı:
www.birgun.net/forum_index.php?news_code=1215859007&year=2008&month=07&day=12
Alıntı
 
 
0 #3 Önder Kurt 31-07-2008 06:52
"bizim olayları anlatış tarzımının ve dolayısıyla iletişimimizin ampirik veriler üzerinden yürüyen ve ampirik verilerin dolduramadığı boşlukları da fantezilerle bezeyen bir dile mahkum olmamız."

Bu son derece yerinde bir gozlem, deli oluyorum, ifrit oluyorum..Yaw birader biz isinde gucunde insanlariz..Sol un liderleri meslekleri icabi ile de sosyal bilimciler falan..Resmen tek bir politik tahlili yok..

Bir de bu senin ozetledigin tavri son derece carpik referanslarla mesrulastirmaya calisiyorlar. Belge'nin "Devrimci" baslikli yazisindaki su satirlara bakin:

"Ya da, diyelim Narodnikler hükümet kurmuş, icraatlarından biri de Okrana’nın insanlık dışı etkinliklerini teşhir etmek. Lenin, “Bu bizi ilgilendirmiyor ” diyor ve Rusya’da kapitalizmin gelişmesini incelemeye devam ediyor."

Nasil bir Lenin kavrayisi var burda: Tam da en ortodoks/pratik ci mekanik Lenin kavrayisi degil mi? Su gazetecilik uzerinden "teori" yapmayi mesrulastirmak icin Lenin "bile" kullaniliabiliy or. Bir de referansa bakar misini " Rusya'da Kapitalizmin Gelismesini yazmaya devam ediyor"

Lenin o kallavi kitabi yaziyor, niye? Adamin cok somut bir politik programi var, Rusya'da proleter devrimi ustlenebilecek kadar bir isci sinifi vardir, devrim ortaminda oturuyor bu tezini bir akademisyen titizligi ile yuzlerce istatistik ile kanitlamaya calisiyor..Ya da uzun zaman oldu tezi her ne ise, onu sinifsal bir cozumleme ile ortaya koyuyor. ayni caba "Materyalizm ve Ampiryo-Kritisi zm" kitabi icinde gecerli. Ki bu adam bir akademisyen/fil ozof/ya da sosyolog degil..

Peki bu adamlar ne yapiyor? Turkiye'de yeni bir devrimci sinif vardir, KOBI sermayesi..Bir iki roportajla, 3-4 kose yazisi ile bizden bu iddiaya inanmamizi ve ona dayanarak son derece riskli olabilecek kuskulu bir politik programi izlememizi salik veriyorlar..

Hadi bu adamlar yapar, anlarim..Peki ODP..Ya inanilir gibi degil, bir parti olma iddiasindasin ve resmi bir yayin organin yok..Iste bir Gelecek vardi, o da klasik devrimci/ajitat if formatin pek ilerisinde degildi..Koca partinin ideologu ya da teorisyeni diye ileri cikmis tek bir ismi yok..Onlar da cikardi bir gazete, ve kervana katildi..Koseci oldular..Sonuct a da ortaya boyle yonunu kaybetmis, parlementarizmi n sig sularina dalmis bir yapi..Ufuk Uras'i TV'de goruyorum bazen simdi bu adam ne onerdi, hangi somut programi onerdi cevap bulamiyorum..Oz gurluk, demokrasi, emek, insan haklari kelimelerini cikarin adamin soyledigi sey sifira iner..10-15 kelimelik bir dagarcik ile konusuyor..
Alıntı
 
 
0 #2 mehmet özgür 31-07-2008 02:06
www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=720572&title=masonluk-ergenekonun-neresinde

yukarıda link çıkmamış, çok önemli bir yazı olmasa da, zihniyetin nasıl ortak fanteziler ürettiğine dair iyi bir örnek bence.
Alıntı
 
 
0 #1 mehmet özgür 31-07-2008 02:03
"Halkın ezici bir çoğunluğu, işçisiyle, öğretmeniyle, KOBİ'ci girişimcisiyle işinde gücünde, sadece huzur içinde yaşamak isteyen homojen bir kütle" şu kısım gerçekten her okuduğum, muhafazakar, sol, sağ liberal farketmiyor; hepsinin temel fantezisi. örneğin, zaman'da ve stv'de görev alan, hoca'nın has elemanlarından gülerce'nin şu yazısı bunun sağcı bir yerden alınışı, her zamanki islamcıların mason fantezisi ilk defa somutlanmış onun gözünde:
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=720572&title=masonluk-ergenekonun-neresinde

bu ergenekonculara zerre acımıyorum, gerçekten çok büyük işlere imza atabilmiş olabilirler lakin mesele bence -en azından sosyalistler- için daha farklı bir yerde. bizim olayları anlatış tarzımının ve dolayısıyla iletişimimizin ampirik veriler üzerinden yürüyen ve ampirik verilerin dolduramadığı boşlukları da fantezilerle bezeyen bir dile mahkum olmamız. bunun dolaylı sonucu da dilin "politikleşmekt en" çok ahlakileşmesi. maalesef ödp de bunu ilk olarak "temiz toplum" gibi argümanlarla ifade ederek yol açtı zamanında.
bunun ilk aşaması aslında özellikle faşistlere karşı kullandığımız "dışarının adamı, 5.kol" gibi ajitasyon için yararlı olabilecek kavramları, bir analiz aracı haline getirip gazeteci aktarmacılığına dönüşmemiz. bunu en iyi yapan aydınlık-işçi partisiydi ve cidden böyle bir analizin götüreceği yere doğrusal olarak vardılar.
yahu koskoca külliyatın bütün bir analiz araçları ortadan kaybolmuş gibi sanki... pek tabii ki gazete yazıları bunu açmaya müsait değil de, yahu şu sol liberallerin son dönemde hangisi analiz içerikli bir kitap yazmış? mahçupyan'ın son iki "yüzeysel" kitabını es geçersek, tamamen gazetecilik üzerinden, derleme yazı kitapları.
dilin veya kavramların veya dünyayı nasıl anlamdırdığımız ın, hayat görüşümüzü nasıl etkilediğine dair bu kadar somut örnekler aklıma gelmezdi.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile