Tekbir Giyim "Haute Couture" Olabilir Mi? Popüler
Makale
Taraf gazetesinin bu soruya cevabı koca bir evet. Yani o kuyruğuna takıldıkları Anadolu muhafazakar sermayesinin, diyelim tekstil alanında Milano/Paris podyumlarında moda akımlarını belirleyebileceğine inanmamızı bekliyor bizden. Başka bir deyişle hani şu dört eşli biri tarafından sahip olunan Tekbir Giyim'in ürettiği haşemaların Cote d'Azur plajlarında Avrupa Jet sosyetesinin bayanları tarafından yukarıdan bakan edalarla giyilebileceğine.
İnanmıyor musunuz? Öylese bakın Taraf'tan Cemil Ertem'in söylediklerine;
"Artık yeniliğe ve kolektif kurumsallaşmaya açık olmayan, dünya ölçeğinde geliştirilen “mükemmellik modellerinde” ve kalite standartlarında kendisine yer bulamayan şirketler “sürdürülebilir büyüme” kavramından giderek uzaklaşacaklar ve piyasadan silinecekler."
Muhafazakarlık ve "Yenilik" kavramlarını yan yana getirirseniz, bunun adı başka yerlerde "oksimoron" oluyor, ama bizde buna "soğuk savaş zihniyetinden kurtulup özgürlükçü solcu olmak" deniyor
Cemil Ertem'in yazısı şu:
http://www.taraf.com.tr/yazar.asp?id=16
Ertem'in -hatası diyerek iyi niyetli bir yaklaşım göstermek istemiyorum- bariz çarpıtması şu: Üretim ilişkilerini, toplumsal ilişkilerden bağımsız olarak değiştirebileceğini iddia etmek. Yazısının başlığına bile almış ama diyalektiğin en bariz açılımlarını işine geldiği gibi yoksayabiliyor. İyi niyetli olsa, çok çok "wishful thinking" olabilecek bu naif yaklaşıma göre, RTE gibi birinin çıkıp statükocu militarizme karşı durması ve birkaç reform yapması ile, en ileri kapitalist ülkelerin 5-6 yüzyıllık kapitalist toplumsal tarihten geçerek ulaşabildiği bir seviyeye 1-2 yıl içinde ulaşmak mümkün olacak, üstelik toplumun bu seviyeye gelinmesini yüzlerce yıl bizatihi engellemiş olan arkaik muhafazakar yaşam biçimine dayanarak.
Adı da "diyalektik bir umut". Bu yazıyı muhafazakarların Nabi Yağcısının röportajı ile birleştirelim, ortaya çıkan fikir şu: Dünyada bir iyi, bir de kötü sermaye var. Kötü olanı ABD'in Texas sermayesi gibi Petrokimya, silah vs gibi sektörlerde aşık atıyor. İyi sermaye ise Silikon Vadisi sermayesi gibi yenilikçi, yüksek teknolojiye dayanan, çevreye duyarlı, klasik meta üretiminden ziyade yaratıcılığa dayalı bir sermaye. Buraya kadar eyvallah, katılıyorum. Bence de böyle bir ayrım var. Ancak bu beyler bizden "iyi sermayenin" Türkiye'deki şubesinin AKP'in temsil ettiği "Anadolu Kaplanları" olduğuna inanmamızı istedikleri zaman sorun başlıyor. Öyle koyuyorum yakıştıramıyorum, böyle koyuyorum yakıştıramıyorum; Bizim pastırma üreticilerinin, o zihinsel altyapıları ile dünya kapitalizminin ulaştığı en büyük yaratıcılık seviyesine ulaşıp nasıl rekabet edebileceğini anlamıyorum. Malum kapitalizm herşeyin alınıp satılabilmesini, hiçbir kutsalın, hiçbir saygıdeğer şeyin pazar ilişkileri dışında tutulmamasını gerektirir.
Şimdi soralım kendimize, Ertem'in istediği tarz bir sermaye yapısı neyi, hangi süreçleri, nasıl bir toplumsal kültürü, nasıl bir kültürü gerektirir?Şu pasaja bakalım;
"Bu sürdürülebilir bir büyüme ilkesi kadar, şirketlerin çevre duyarlılığından, temiz, etik üretim yöntemlerine kadar küresel ölçekte kabul edilen standartlara uyması gerektiğini içeriyor."
ya da şuna;
"Uygun olmayan koşullarda işçi çalıştırmayı, kadın ve çocuk emeğini istismar etmeyi, kayıt dışı ve sosyal güvenliği olmayan üretim yöntemlerini tercih ederseniz dünya çapında rekabet edebilmeniz çok zor. Çünkü giderek artan tüketici bilinci ve tüketicilerin seçim alternatifleri sizi diskalifiye ediyor."
bir de şuna;
"Şu sıralar küresel krize rağmen bilişim ve teknoloji şirketlerinin kârlarının artması bize teknoloji katma değerinin önemini anlatıyor. Katma değer artık şirketler için satış gelirlerinden önce gelen bir kavram"
Şimdi bu pasajlarda resmedilmeye çalışılan kapitalist toplum/üretim modeli hangi gelişmişlik düzeyine tekabül eder? Malum kapitalist toplumlar da çeşit çeşit. ABD'den Çin'e kadar yayılan bir spektrumda, yukarıdaki versiyon hangisine uyar?
Kendi cevabımızı verelim:
Bu, kapitalist uygarlık modeline göre en üst gelişmişlik mertebesine tekabül eder. Bunun arkasında sadece üretim modeli olarak değil, belli bir uygarlık anlayışı, belli bir toplumsal kültür olarak da kapitalizmin yüzlerce yıllık tarihi vardır. Ertem'in -hatası diyerek iyi niyetli bir yaklaşım göstermek istemiyorum- bariz çarpıtması şu: Üretim ilişkilerini, toplumsal ilişkilerden bağımsız olarak değiştirebileceğini iddia etmek. Yazısının başlığına bile almış ama diyalektiğin en bariz açılımlarını işine geldiği gibi yoksayabiliyor. İyi niyetli olsa, çok çok "wishful thinking" olabilecek bu naif yaklaşıma göre, RTE gibi birinin çıkıp statükocu militarizme karşı durması ve birkaç reform yapması ile, en ileri kapitalist ülkelerin 5-6 yüzyıllık kapitalist toplumsal tarihten geçerek ulaşabildiği bir seviyeye 1-2 yıl içinde ulaşmak mümkün olacak, üstelik toplumun bu seviyeye gelinmesini yüzlerce yıl bizatihi engellemiş olan arkaik muhafazakar yaşam biçimine dayanarak.
Kapitalizmin "etik üretim yöntemleri" geliştirebileceği iddiasının bir hayli sorunlu yapısını bırakalım, "çevreye duyarlı", "kadın ve çocuk emeğini istismar" edenlere karşı tepki koyabilen bir bilinç seviyesine ulaşmış insanlardan kurulu bir tüketici kitlesi, Ertem'in saftirik çağrıları ile mi ortaya çıkar, yoksa geleneksel toplumsal ilişkilerin sermayenin hiçbir kural tanımayan çarkına çomak sokması engellenerek, bunun gerektirdiği kültürel, eğitimsel dönüşümlerin kurumları yerleştirerek mi?. Ya da söyle soralım, bu şekilde tanımlanan bir tüketici kitlesi, Ertem'in istediği türden sermayenin doğasında yaşanacak bir dönüşüm için "neden" midir, yoksa zaten o tür bir dönüşüm geçirmiş bir sermayenin kendisiyle beraber değiştirdiği toplumsal dinamiklerin bir "sonucu" mudur.? Kuşkusuz burda bir diyalektik ilişki var denecektir ve doğru da denmiş olacaktır. Ama Ertem, tam da bu diyalektik yaklaşımı gösteremiyor işte. Sermayeyi yukarıda çizilen yönde bir dönüşüme zorlayacak toplumsal ilişkilerin hali hazırda yürürlükte olduğunu varsayıyor. Ya da AKP'in bu tür toplumsal duyarlılığı kurabileceğini ima ediyor.
Bir katma değerden bahsediyor. Nedir bu katma değer? Herhalde artık herkesin yakalamış olduğu standart üretkenlik seviyesini, innovation'lar ile aşıp/geçersiz kılıp, fason üretimden ziyade, yaratıcı/entellektüel üretime dayanılarak kazanılan bir değer. Yani fason üretimi artık herkes yapıyor, sen başkasının yapmadığı birşeyi yapacak ve bir yenilik üreteceksin. Peki nasıl olacak bu? hangi toplumsal yapılarla? Hala 19 Mayıs'ta genç kızların etek boyuna takan AKP mentalitesi ile mi?
Doğrudur, bugünün karlı sermayesi yeni fikirler getiren, zaruri ihtiyaçlardan ziyade statü göstergesi ürünler üretenlerdir. IPod'u ya da iPhone'ı ele alalım mesala. Kimsenin gerçekten ihtiyacı yoktur ama insanlar ona sahip olmak için günlerce kuyrukta bekliyor. İşte Ertem'in katma değer yaratmak dediği böyle birşey. Aslına bakarsanız başkaları da benzer ürünler yapıyor ama onlar değil de iPhone tutuluyor. Peki hangi süreçler iPhone gibi aslında son derece gereksiz biri ürünü icat etme ve onun için bir pazarı resmen zorlayarak oluşturma seviyesine kadar yükselebilen bir "yaratıcılığı" doğurur?
Yine kendi cevabımızı verelim;
Hiçbir zaman tatmin olamayan, varoluşunun derinliklerinde asla doldurulamayan bir boşluğu hisseden, sürekli yeni şeyler arayan, ancak tüketerek varolabilen bireylerden kurulu bir toplumu. Peki muhafazakar yaşam biçimi, kendi içinde böylesine bir tatminsizliği taşıyabilir mi? Tanımına aykırıdır. Muhafazakar yaşam biçimi aksine hiçbirşey değişmesin, kadim yaşam tarzları sonsuza karşı devam etsin ister. Bu yüzden değil midir ki, Ortçağ 1000 yıl boyunca hiçbir değişikliğe uğramadan sürüp gitmiştir.?
İşte bu yüzden, yani kapitalizmin en yozlaşmis bireysel/toplumsal varoluşunun tatminsiz ilişkilerinin doğurduğu "yaratıcılığı", muhafazkar bir zihniyetten beklemek, Taraf'ın ve onun yazarlarının en büyük iki yüzlülüğüdür. "Anadolu Kaplanları" bir iPhone icat edebilir demek, toplumu hiç anlamamak demektir.
Üye eleştirileri
-
2009-05-25 17:56:54 |SAdministrator| onder
-
2008-07-25 13:27:47 |SAdministrator| onder

Ha tabii hic kimse degisiminin onunde duramiyor..sonucta muhafazkarlar da Kible'yi gosteren, ya da elektronik tespih gibi urunlere cok hevesliler..Hatta gecenlerde malezyali gencler namaz kilan robot uretmislerdi..Senin de dedigin bu tur birsey olsa gerek..
Ama sermayenin mantigi, belli olculerde yercekimi gibi evrensel, notr bir mantiktir..Butun kulturleri capraz kesiyor ve er ya da gec kendi homojen mantigini dayatiyor..Mesala Cin..Yeryuzunun yerlesik , 5000 yildir ayni yerde ayni kulturu yasayan tek uygarligi..Tabii bir de Hint..Bunlar dunyanin en kadim en koklu kulturleri..`Normal kosullarda` amerikanin hamburger kulturunun, o sig holywood kulturunun, bu kadim kulturlerle asik atmasi mumkun degil..
Ama gel gor ki, bugun tipik bir Hint'li emin ol amerikalilardan daha fazla amerikandir...O kaba saba amerikan futbolunun hastasi hepsi..Kapitalist kulture cok daha iyi adapte olmus durumdalar..Hintli/Cinli mudurler amerikalilardan kat be kat daha despot ve otoriter..Kapitalist kultur o binlerce yillik kadim kulturleri dumduz etmis..
Ama sonucta malum bu ikisi simdi sistemin yukselen yildizlari..Yani demek istedigim bir Hint ya da bir Cin kapitalizmi olamiyor..Tek bir kapitalizm var..Ya ona uyarsin ya da uyarsin..Dolayisiyla ben bir Islami kapitalizm tasavvur edemiyorum
-
2008-07-25 13:49:23 |SAdministrator| onder

Son bir not: Carr'in 3 ciltlik bolsevik tarihini okumak lazim..Itiraf ediyorum Bosevik Devrim'inin bu kadar devasa bir "mucize" oldugunu bilmiyordum..Bolseviklerin bir saray darbesi saniyordum..Ekim devrimi falan sonraki 4-5 yilda altetmek zorunda kaldiklari problemlerle kiyaslandiginda, fasa fiso..Adamlarin basardiklari karsisinda resmen agzim acik kaldi..Koca bir rus imparatorlugu..Cok ciliz bir proleterya..Doguda Japonlar bastiriyor, guneyde Beyazlar, Bati'da Polonyalilar ve almanlar..Ve bu inanilmaz adamlar butun bunlara ve "koyluluge" karsi Rus imparatorlugunun butun topraklarini Ukrayna ve Gurcistan'daki kucuk capli zor kullanmlara disinda tamamen gonulluluk esasinda devrime kazaniyorlar..Sadece Polonya, Baltik Cumhuriyetleri ve Finlandiya birlige katilmiyor...Bu akil alacak gibi bir basari degil..
Simdi asil noktaya geliyorum: Bu insanlik tarihinin en buyuk zaferinden ve ardindan gelen fasist almanya'ya karsi 'nsanligin en buyuk ikinci buyuk zaferden sonra bir super guc olarak cikabilen, yani dunyanin en buyuk guclerini dize getiren devrim, kendi koylusunu altedemedi..75 yil o karanlik ininde pusuda yatti ve butun o destansi zaferleri topu topu bir iki yil icinde silebildi..
Yani koyluluk guzellemesi yaparken bayagi hassas ve dikkatli olmak lazim gibi geliyor bana..
-
2008-07-25 12:14:44 |Administrator| AliOsman

Anadolu milliyetçi-muhafazakar semayesinin, dünya kapitalizminin kurallarını anlayıp, öncelikle bu kuralar çerçevesinde, daha sonra gücü ölçüsünde bu kültürü etkilemesi, belli ölçekler çerçevesinde imkansız değil... Uluslarars bir firmada çalışan bir kişi olarak benzer temayüller görüyorum. Think globally, act locally ( Küresel düşün, yerel harekete et) hesabı... Ama bu konjektürel ve batıda yeni kültürleri tanıma temayülü var. Ama bunu daha çok hayvanat bahçesi gezer gibi yapıyorlar. Yani dertleri kaynaşmak değil ! Ama bir taraftan da değişime engel olmak mükün değil... Fakat ne Türkiye sermayesinin, ne Türkiye kapitalist kültürünün şimdilik, global ölçekte, katkı yapmaları pek zor görünüyor. Aksini idda etemek etnosentrik bir yapıya bizi sürürler ki bu da gayet tehlikelidir. Fakat tersinden Anadolu kültürünü (Varolan anlamında değil tarihsel anlamda)yok saymak, aşağılamak da doğru değil. Bu işin analizini en iyi sol yapabilir, köylülüğe kaçmadan. Ama onun da kafasını kaşıyacak dermanı yok...
-
2008-07-25 13:11:55 |SAdministrator| onder

Walla ben zaten eskiden de boyleydim ama Taraf'tan sonra artik iyice koylu kulturunden sogudum..simdi de E.H.Carr'in bolsevik devrim tarihini okuyorum..asil devrim'i yapmak bir birimse koylu ihanetini altetmek herhalde 100 birim daha fazla ugrastirmis adamlari..akla hayale sigmayacak ihanetler..Beyazlarla yapilan ic savas esnasinda acliktan dolayi 20 milyon insan telef olmus..Ben uretim alanlarinin harap olmasidir falan sanirdim sebeb..hayir hain kulak'lar bugday stok'culugu yapmis..
Anadolu kulturu tamam ama hangisi..Simdi Nabi Yagci'nin yaptigi gibi Seyh Bedrettin'mis, Korogluymus falan pek acmiyor beni..Bu konuda cok cahilim tamam..Ama ortada kayda deger birsey olsaydi bizi olmasa bile baska birilerini etkilemis olurdu..Anadolu kulturune ozellikle Islam olanina ben bagimsiz kaynaklarda onemli bir muhalefet kaynagi olarak referansta bulunuldugunu gormedim..Olsa duyardik..Yani ne bileyim baska cografyalarda "Ah bakin Anadolu'da bir seyh bedrettin varmis" zamaninda denildigini duymadim...Kendine Anadolu Sol'unu siar edinmis bir turk olmayan sol hareket ben bilmiyorum..Muhaliflik alanini gectik, sanat, bilim alaninda da bir gonderme ben bilmiyorum..
Yorumlar
Güngör Uras'ın "“Kapitalist Aslanlar” Kapitalizme karşı" adlı yazısı:
http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1098539&AuthorID=54&Date=25.05.2009&b=
Simdi asil noktaya geliyorum: Bu insanlik tarihinin en buyuk zaferinden ve ardindan gelen fasist almanya'ya karsi 'nsanligin en buyuk ikinci buyuk zaferden sonra bir super guc olarak cikabilen, yani dunyanin en buyuk guclerini dize getiren devrim, kendi koylusunu altedemedi..75 yil o karanlik ininde pusuda yatti ve butun o destansi zaferleri topu topu bir iki yil icinde silebildi..
Yani koyluluk guzellemesi yaparken bayagi hassas ve dikkatli olmak lazim gibi geliyor bana..
Ama sermayenin mantigi, belli olculerde yercekimi gibi evrensel, notr bir mantiktir..Butu n kulturleri capraz kesiyor ve er ya da gec kendi homojen mantigini dayatiyor..Mesa la Cin..Yeryuzunun yerlesik , 5000 yildir ayni yerde ayni kulturu yasayan tek uygarligi..Tabi i bir de Hint..Bunlar dunyanin en kadim en koklu kulturleri..`No rmal kosullarda` amerikanin hamburger kulturunun, o sig holywood kulturunun, bu kadim kulturlerle asik atmasi mumkun degil..
Ama gel gor ki, bugun tipik bir Hint'li emin ol amerikalilardan daha fazla amerikandir...O kaba saba amerikan futbolunun hastasi hepsi..Kapitali st kulture cok daha iyi adapte olmus durumdalar..Hin tli/Cinli mudurler amerikalilardan kat be kat daha despot ve otoriter..Kapit alist kultur o binlerce yillik kadim kulturleri dumduz etmis..
Ama sonucta malum bu ikisi simdi sistemin yukselen yildizlari..Yan i demek istedigim bir Hint ya da bir Cin kapitalizmi olamiyor..Tek bir kapitalizm var..Ya ona uyarsin ya da uyarsin..Dolayi siyla ben bir Islami kapitalizm tasavvur edemiyorum
Anadolu kulturu tamam ama hangisi..Simdi Nabi Yagci'nin yaptigi gibi Seyh Bedrettin'mis, Korogluymus falan pek acmiyor beni..Bu konuda cok cahilim tamam..Ama ortada kayda deger birsey olsaydi bizi olmasa bile baska birilerini etkilemis olurdu..Anadolu kulturune ozellikle Islam olanina ben bagimsiz kaynaklarda onemli bir muhalefet kaynagi olarak referansta bulunuldugunu gormedim..Olsa duyardik..Yani ne bileyim baska cografyalarda "Ah bakin Anadolu'da bir seyh bedrettin varmis" zamaninda denildigini duymadim...Kend ine Anadolu Sol'unu siar edinmis bir turk olmayan sol hareket ben bilmiyorum..Muh aliflik alanini gectik, sanat, bilim alaninda da bir gonderme ben bilmiyorum..

Bu adamların analiz adı altında ne büyük çarpıtmalar yaptıklarını gösteren ilginç bir haber; Taraf tayfasının dünya pazarlarında yarışacak dinamik sermaye olarak lanse ettikleri Anadolu kaplanları Kapitalizmi mahkum etmiş. Bu adamların derdinin yeni bir açılım adına ülkeyi anlamak için nesnel bir analiz yapmaktan ne kadar uzak olduklarını bir kez daha gördüm;
Güngör Uras'ın "“Kapitalist Aslanlar” Kapitalizme karşı" adlı yazısı:
[url]http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1098539& AuthorID=54&Date=25.05.2009&b=