Makaleler Bütün Yazılar Makale Politika Modern ve Post-Modern Dönek Arasındaki Fark
 

Modern ve Post-Modern Dönek Arasındaki Fark Popüler

Makale

Eskiden bir omurgasız döndüğü zaman, sadece kendini ve rezil düşüncelerini alır gider, solu kendi haline bırakırdı. Yani sosyalistliğin iflas ettiğini, kapitalizmin insanlığın son aşaması olduğunu falan iddia ederlerdi.

Şimdinin "özgürlükçü" "solcuları" döndüğü zaman, gittikleri yere solu ve onunla birlikte bütün terminolojisini de götürmek istiyorlar. Yani artık solun bittiğini değil de, onun kendi döndükleri konum olduğunu iddia ediyorlar. Kendi öznellikleriyle beraber solun tamamını da bir ideoloji olarak döndürmek istiyorlar. Tarihin merkezinde kendi bireysel varoluşlarının bulunduğunu sanıp, kendileri dönme ihtiyacını hissettikleri için, kendi sefil fani varoluşlarıyla beraber, koca bir sol tarihin de dönüşme aşamasına geldiğine inanıyorlar. Adeta sol tarih sonal ifadesini onların fani varoluşunda bulmuştur. Hani kendi kısa hayatlarında yeterince beklemişler ve sabretmişlerdir ya, hala birşeyler değişmemişse demek ki bazı şeyler yanlış olmak zorundadır. İnsanın kendi bireysel tarihini insanlığın tarihi sanmasının vahim sonucu.

 

Cemil Ertem'in şu yazısına bakalım:

http://www.taraf.com.tr/yazar.asp?id=16
{shadowboxwtw2 width=300px,float=right,textpadding=10px,bold=yes,italic=yes,shadowcolor=#000000,textcolor=black,align=right,sbmargin= 2px 4px,sbbackgrndcol=#fff,sbbordercolor=1px solid #555,shadowbotomwidth=-5px,shadowrightwidth=-5px,shadowbordercolor=1px solid #ddd,echo=no}Gramsci'nin Hegemonya kavramı kanımca sol teorideki en kilit kavramlardan biridir. Marxist teoriye Marx'tan sonraki en büyük katkıdır. Post-modern döneklik durumunda da en çok işe yarayan, aslında hiç dönmemiş olduğunuza inanmanızı sağlayan şey hegemonyadır. Düşüncelerinizin aslında aynı kalmıştır, dolayısıyla döndüğünüzü aklınıza getirmezsiniz, 30 yıldır aynı şeyleri söylüyorsunuzdur. Ama değişen çok önemli birşey vardır, o 30 yıllık düşüncelerinizi kimin için, hangi  bağlamda yani hangi ideolojiye hegemonize olarak söylediğiniz değişmiştir ki, olabilecek en ontolojik/yapısal dönüşümdür, en kökten değişimdir.{/shadowboxwtw2}


Kendime zaman zaman sorarım; benim de dönmem için çok iyi bir teklif yapsalar, ne bileyim gel Taraf'da haftada bir yazı yazı için $10000 verelim deseler, ne gibi bir dönüşüm yaşarım diye . Bunun radikal olamayacağı aklıma gelir öncelikle, zira eğer bütün zihinsel yapımı değiştirirsem bunu kendime izah edemem, sözkonusu olan Kafka'nınki gibi bir "dönüşüm" olur, ki bu kafkaesk dönüşüm bir insani özne olarak varoluşumun bitmesi anlamına gelir. Eğer katıksız aşağılık biri değilsem bunu kaldıramam. Dolayısıyla dönüşümü kabul edilebilir limitler içinde tutmam gerekir. Rasyonalizasyon denen işleme başvururum, yani başkasından önce, Taraf'ın çizgisinin aslında gerçek sol olduğuna kendimi inandırırım. Düşünsenize aslında ne kadar az bir dönüşüm yapmanız gerekiyor, sadece dindarların bu ülkede bir demokrasi öznesi olabileceğine kendinizi inandırmanız gerekiyor..Verilen taviz aslında zaten bu teklif gelmemiş olsa da belli bazı koşullarda kabul edebileceğiniz birşeydir. Üstüne üstlük birileri size bu küçük taviz karşısında son derece rahat bir hayat sunuyor. Doğru yolu maddi rahatlık, şan şöhret için değil, kendi düşünsel gelişiminiz sonucunda bulduğunuza hemen inandırıverirsiniz kendinizi ve yeni davanızı gözü yaşlı bir inanmışlıkla savunursunuz.

Gramsci'nin Hegemonya kavramı kanımca sol teorideki en kilit kavramlardan biridir. Marxist teoriye Marx'tan sonraki en büyük katkıdır. Post-modern döneklik durumunda da en çok işe yarayan, aslında hiç dönmemiş olduğunuza inanmanızı sağlayan şey hegemonyadır. Düşüncelerinizin aslında aynı kalmıştır, dolayısıyla döndüğünüzü aklınıza getirmezsiniz, 30 yıldır aynı şeyleri söylüyorsunuzdur. Ama değişen çok önemli birşey vardır, o 30 yıllık düşüncelerinizi kimin için, hangi  bağlamda yani hangi ideolojiye hegemonize olarak söylediğiniz değişmiştir ki, olabilecek en ontolojik/yapısal dönüşümdür, en kökten değişimdir.

Cemil Ertem'in bu ayrıma varamadığının kanıtı bir iki gün önce Habertürk'teki Basın Kulübü programında Melih Pekdemir'in bir lafına atfen söylediği şu laflardır;

"Fatsa’da nokta operasyonun başarısı, herhalde sol denilen şeyin aslında halkın iradesinin her şeyin üstünde olduğunu ilk önce solculara unutturmasıdır. “Bizim Fatsa’da yaptıklarımızı şimdi AKP yapmaya çalışıyor; onun için tehlikelidir” diye dövünen solcular yaratması da 12 Eylül’ün en büyük başarısıdır."

"Halkın iradesinin herşeyin üstünde olduğunu" olduğunu sol hiçbiryerde söylemez. Bunu halkın iradesini kültürel hegemonya ile ipotek altına aldıktan sonra liberal demokratlar söyler. Bunu bir tarafa bırakalım asıl önemli olan bu değil. Ertem'in burda Pekdemir'in argümanını pejoratif olarak alıntılamasıdır. Neyi kastetmişti oysa Pekdemir; Tarafsız olarak doğru bir pratik yoktur, o pratiğin ne için, kimler tarafından icra edildiği, yani hangi ideolojiye eklemlenerek yapıldığı önemlidir. Eğer böyle olmasaydı, Fatsa'nın kadim köylü dayanışması olarak imece'den bir farkı kalır mıydı? Ertem bunu gözden kaçırıp çarpıtarak, Fatsa benzeri pratiklerin angaje olduğu ideolojiden bağımsız olarak doğru olduğunu iddia ediyor. Bunu bugün devrimciler değil de AKP yapıyorsa gene de doğrudur.

İdeolojik pratikleri bağlamından kopararak soyut hale getirmesi zaten yazısının ana konusunu teşkil ediyor; Komiteci Kırgız kadınlar. Dağlık bir bölgede eski sosyalist sistemden kalan koca hastene, devletçi sosyalizmin abartılı yaklaşımını gösteriyormuş. Buna karşın iş başa düşünce yöre kadınları kendi başına örgütlenmiş ve sağlık problemlerini kendi başlarına çözmeye başlamışlar. Ne eleştiriliyor ve övülüyor burda? Bizim bayat muhafazakar/liberal yaklaşım "Herşeyi devletten beklemeyin" olayı mı?

Ertem'in " Dünyanın birçok yerinde soğuk savaştan kalma kurumlar çözülürken bu kurumların ürettiği ideolojik anlayış ve politik duruş da ortadan kalkıyor"  diyerek ortadan kaldırmaya çalıştığı şey "devleti sosyalist yaparak toplumu dönüştürmek" dediği şey değil, sosyalizmin kendisidir. Zira öteki türlü olsaydı sosyalist teorinin ana rahmine düştüğü andan itibaren despot devlet karşıtı olduğunu bilmesi gerekirdi. Bolşevikler devrimin ilk gününden itibaren doğrudan demokrasiyi yerleştirmeye dolayısıyla devleti ortadan kaldırmaya çalışmışlar ama birinci dünya savaşı, karşı devrimcilerle yapılan iç savaş ve daha toparlanmaya fırsat kalmadan arkadan gelen ikinci dünya savaşı yıkımı ve onun da ardından gelen çok daha tehlikeli soğuk savaş sonucu bunu realize edememişlerdir. Ortada bu tarihsel olgular dururken, Ertem sosyalizmin kendi teorisini bağlamayacak olan belli bir konjuktürdeki reel tezahüründen yola çıkarak, sosyalizmin bütün teorisini "soğuk savaş kurumları" gibi en yoz anti-komunistlerin ağzından duymaya alışık olduğumuz, gerici bir demogojiye başvurarak mahkum edebileceğini sanıyor. Sosyalist olarak bu tür gerici/yoz bir retorik kullanırken aklında kimi model aldı bilemiyoruz ama herhalde Pol Pot, Kim Il Sung gibi komunizm postundaki despotlar olsa gerek. Asıl bu tür örneklerden yola çıkarak insanlığın bir kurtuluş projesi olarak sosyalizmi mahkum etmek "soğuk savaş mentalitesini" devam ettirmektir. Bizde bunların yeni birşeymiş gibi kullandıkları argümanlar, ABD McCarthy'cilik döneminden beri kullanılan bayat soğuk savaş anti-komunizm retoriğidir.  Ertem, Sosyalizmi Stalin'le, pol Pot'la ya da bizde de ne bileyim TKP ile eşitlemeyip başka kaynaklara da yönelseydi, Marxismin devletçi çarpık versiyonlarını, liberal olmadan, sol içinde kalarak da eleştirmenin mümkün olduğunu anlar, bunu yıllardır İtalyan Otonom Marxistlerin, Situationist'lerin ve tabii anarşistlerin yapmakta olduğunu görür ve bayat bir liberal restrosyana ihtiyaç duymak zorunda kalmayacağını idrak edebilirdi.

Ertem'e son sözümüz de itlerin izinin atların izine karışması ile ilgili. Hayır efendim itler, darbelere karşı çıkmayan solcular yüzünden değil, -zira her zaman karşı çıkmışlardır-  sizin gibilerin tahrifatçi ihanetleri yüzünden atların arasında karışmıştır.

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile