ODTÜ'yü Yıkmak "Güven-Özveri-Tecrübe" İster Popüler
Makale
{dropcaps on}
Malumunuz Melih Gökçek yine bombasını patlattı. ODTÜ'deki kaçak binaları yıkacağını beyan etti. Ve çarşı karıştı tabii... Tipik bir Melih Gökçen tarzı olan, genel temayüllere bakmayıp, yapmak ve yapmamak istediklerine yasal dayanak yaratmak yine iş başında.
Gökçek, bir taraftan seneye yapılacak yerel seçimler için yatırım yaparken, diğer taraftan da su analiz raporları için ODTÜ'yü cezalandırıyor. Hepsi kadar önemlisi de her zamanki gibi şov yapıyor; gündeme girmeye, gündem de kalmaya çalışıyor.
Bence en doğru tavır, bu soytarılığa karşı kayıtsız kalmak.... Gökçek'in beklentisi de bu zaten, ODTÜ ve ODTÜ'lüler üzerinden gündem yaratmak... Şurası çok netki ODTÜ'yü yıkmak 'Güven Özveri Tecrübe' ister !
Üye eleştirileri
-
2010-09-16 16:28:59 |SAdministrator| hasever
-
2008-07-23 02:15:29 |SAdministrator| onder
-
2008-07-23 02:12:37 |SAdministrator| onder

Arkadas'lar site cok yavas yavas da olsa sadece kendi aramizdaki bir platform olmaktan cikiyor..Ozgurlukcu Sol sitesinde yaptigim yogun tartismalarda, Taraf gazetesine ve Genc Siviller olusumuna cok yogun elestiriler getirdim ve bunlarin hic sevmedigi bir tip haline geldim muhtemelen..Butun bu tartismalari yaparken de, mesajlarimin altinda sitenin adresi imza olarak vardi..Keza bu yuzden bazi tipler sitedeki bazi yazilarimi benim aleyhime kullanmaya kalktilar..
Bundan sonra da ben yogun bir bicimde Turkiye'de solu iceriksizlestirip soslandirilmis bir liberalizm haline getirmeye kalakanlara karsi yazdikca yazacagim, sagolsun herifler iyi malzeme veriyor..
Yani diyecegim odur ki, site biraz daha vitrinde olmaya ve birilerini fena halde kizdirmaya baslayacak..O yuzden yazdiklarimiza dikkat etmekte fayda var...Yani kendi aramizda konusur gibi degil de, kamusal bir alanda yaziyor gibi dikkatli olmayi oneriyorum..
-
2008-07-23 00:37:42 |Publisher| emrahpolat
-
2008-07-23 00:44:16 |Publisher| KenanKenan
-
2008-07-22 01:17:45 |SAdministrator| onder

Konuyu ben yine Taraf'a bağlayacağım.
Böyle bir konunun haber değeri taşımaması mümkün mü?
Yandaşlarına yeri geldiğinde devlet arazilerini, ormanları peşkeş çekenler, ülkenin en seçkin üniversitesini yıkacağım diyebiliyor ve bu Taraf için haber olmuyor..Çünkü AKP zihniyetinin ne kadar karanlık olduğunu ortaya çıkaracak ya..
Yorumlar
Sitenin arşivini tararken denk geldim. Malum gemiye sonradan geldik... Aynı dönemde ben de burada, biraz yalnız ama ODTÜ'lü tavrımı koymuştum. Ne de olsa bir ODTÜ'lü her yerde ODTÜ'lüdür
*****
“Yahu Hocalar, biz sizin yerinizde olsak burada her gün devrim yaparız” demişti, Gazi Üniversitesi’nd en ziyaretimize gelen bir arkadaş. Biz, devrimi, arkadaşın yardım ettiği o eylem de dahil, yapamadık... Doğrusuyla eğrisiyle bize ait olan ve sonunda herkesin farklı bir çıkarımda bulunduğu ODTÜ tarihimiz de böylece sonar erdi. Bizim için aslolan devrim mi yapmaktı yoksa devrim yolunda mücadele mi etmekti bilmiyorum. Bildiğim, bütün bireysel çıkarlardan ari bir yol tutturduğumuz ve bunun bizi muhteşem mutlu ve enerjik kıldığıydı.
Yıllar sonra, “yıkarım buraları” naralarıyla televizyonlarda arzı endam eden, Ankara’nın sonradan görme belediye başkanını görünce anladım ki bizim devrim, öncesinden bize, bizden de sonrasına adabıyla aktarılabilmiş. Ne tuhaf... Amarikalıların bina ettiği bir yerleşke, anti-ABD yuvası oluyor ve yine o ABD’nin kuluçkasından çıkan birileri de yıkmak istiyor... Pek çok ODTÜ’lünün dahi haberdar olmadığı bir gerçekliktir ve estetik manada çok ilkeldir. Bahsini ettiğim ODTÜ yerleşkesinin mimarisidir ve yerleşke, namlusu şimale bakan bir tabancadır[1]. Bu tabancanın namlusu hiçbir zaman şimale dönmedi ve dönmediğinden olsa gerek, hala, soğuk savaş ürünü zatların hedef tahtasındadır. Bunu bilerek mi, yoksa içgüdüsel olarak mı yapıyorlar bilemem, ama kuyruk açısının bütün ızdırabıyla devam ettiğini biliyorum.
ODTÜ klasik manada bir üniversite değildir. Üniversite, şehrin merkezide, günlük hayhuyun ortasında olması gereken bir kurumdur. Bu bakımdan Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, İstanbul Üniversitesi türünün en iyi örneklerindendi r ve Türkiye sol mücadelesinin de esaslı birer damarının teşkil ederler. Avrupa ülkelerinde de durum hemen hemen böyledir. Tarihe bir nam salabilmiş üniversitelerin hepsi şehrin en merkezi veya en canlı noktasından bina edilmişlerdir. Belki de günümüz kampüsleri (yerleşkeleri) bu yüzden şehirden uzak ve tel örgülerle çevrilmiş alanlara taşındılar.
Şehirden, dolayısıyla hayattan uzak bir yere kurulduğu içindir ki, Dil Tarih’in, Gazi’nin eylemleri, ODTÜ’nün ise süreçleri haber olagelmiştir. Zira bizim üç eylemimiz ancak bir haber yapabiliyordu. Dikkat edilirse ODTÜ’nün içinde bulunduğu bir eylem ya ülkenin ya da dünyanın genel gidişatına dairdir çünkü başka türlüsü kampus sınırları dahilinde kalır. İşte Gazi’den gelen arkadaşın yanıldığı nokta da burasıydı zaten. Sadece jandarmanın takip ettiği yüzlerce eylem gerçekleşmiştir ODTÜ’de ve bunların bazıları kampus sınırları dahilinde esaslı ses getirmiştir ama bundan ne Ankara’nın ne de İstanbul’un haberi olmuştur.
Kampus sınırlarına mahkum olduğu halde memleket meselelerine bu kadar nezaketle dokunabilen ender üniversitelerde ndir ODTÜ. Zaten, gerek ülkenin devrim tarihinde, gerek ise bilim hayatında hatırı sayılır bir yere sahip olmaları da bu nezaketlerinden kaynaklıdır. En son eylem olarak gazeteler yansıyan EVRİM eylemi de bunun en güzel örneğini teşkil etti. Her ne kadar bir vites küçültme olarak görünse de, eylem olarak tam bir ODTÜ eylemi...
Gelelim EVRİM fotoğrafının görünmeyen yüzüne. EVRİM’e dahi tahammül edilmeyen bir coğrafyada DEVRİM diye tutturan bizlerin ya akıllarından şüphe etmek ya da insan onurlarının önünde eğilmek gerekiyor. Şahit oldum ve olduğu gibi aktarıyorum: İçlerinde yer almış olmayı ve hala içlerinde bulunmayı büyük bir şans olarak addettiğim Devrimci Çocuklar, hayatta gördüğüm en akıllı çocuklardı. Diğer akıllılardan farkları o aklı, rasyonelliğe kurbanı etmemeleriydi; ki devrim tek başına bir akıl değil ve belki de daha çok yürek meselesidir. Bütün yürekli çocuklara duyduğum sonsuz muhabbetle...
Devriminiz bol olsun!
Zürich, 14 Mart 2009
www.oteki.ch
***
Bundan sonra da ben yogun bir bicimde Turkiye'de solu iceriksizlestir ip soslandirilmis bir liberalizm haline getirmeye kalakanlara karsi yazdikca yazacagim, sagolsun herifler iyi malzeme veriyor..
Yani diyecegim odur ki, site biraz daha vitrinde olmaya ve birilerini fena halde kizdirmaya baslayacak..O yuzden yazdiklarimiza dikkat etmekte fayda var...Yani kendi aramizda konusur gibi degil de, kamusal bir alanda yaziyor gibi dikkatli olmayi oneriyorum..
Böyle bir konunun haber değeri taşımaması mümkün mü?
Yandaşlarına yeri geldiğinde devlet arazilerini, ormanları peşkeş çekenler, ülkenin en seçkin üniversitesini yıkacağım diyebiliyor ve bu Taraf için haber olmuyor..Çünkü AKP zihniyetinin ne kadar karanlık olduğunu ortaya çıkaracak ya..

Ali Osman,
Sitenin arşivini tararken denk geldim. Malum gemiye sonradan geldik... Aynı dönemde ben de burada, biraz yalnız ama ODTÜ'lü tavrımı koymuştum. Ne de olsa bir ODTÜ'lü her yerde ODTÜ'lüdür :-)
*****
“Yahu Hocalar, biz sizin yerinizde olsak burada her gün devrim yaparız” demişti, Gazi Üniversitesi’nden ziyaretimize gelen bir arkadaş. Biz, devrimi, arkadaşın yardım ettiği o eylem de dahil, yapamadık... Doğrusuyla eğrisiyle bize ait olan ve sonunda herkesin farklı bir çıkarımda bulunduğu ODTÜ tarihimiz de böylece sonar erdi. Bizim için aslolan devrim mi yapmaktı yoksa devrim yolunda mücadele mi etmekti bilmiyorum. Bildiğim, bütün bireysel çıkarlardan ari bir yol tutturduğumuz ve bunun bizi muhteşem mutlu ve enerjik kıldığıydı.
Yıllar sonra, “yıkarım buraları” naralarıyla televizyonlarda arzı endam eden, Ankara’nın sonradan görme belediye başkanını görünce anladım ki bizim devrim, öncesinden bize, bizden de sonrasına adabıyla aktarılabilmiş. Ne tuhaf... Amarikalıların bina ettiği bir yerleşke, anti-ABD yuvası oluyor ve yine o ABD’nin kuluçkasından çıkan birileri de yıkmak istiyor... Pek çok ODTÜ’lünün dahi haberdar olmadığı bir gerçekliktir ve estetik manada çok ilkeldir. Bahsini ettiğim ODTÜ yerleşkesinin mimarisidir ve yerleşke, namlusu şimale bakan bir tabancadır[1]. Bu tabancanın namlusu hiçbir zaman şimale dönmedi ve dönmediğinden olsa gerek, hala, soğuk savaş ürünü zatların hedef tahtasındadır. Bunu bilerek mi, yoksa içgüdüsel olarak mı yapıyorlar bilemem, ama kuyruk açısının bütün ızdırabıyla devam ettiğini biliyorum.
ODTÜ klasik manada bir üniversite değildir. Üniversite, şehrin merkezide, günlük hayhuyun ortasında olması gereken bir kurumdur. Bu bakımdan Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, İstanbul Üniversitesi türünün en iyi örneklerindendir ve Türkiye sol mücadelesinin de esaslı birer damarının teşkil ederler. Avrupa ülkelerinde de durum hemen hemen böyledir. Tarihe bir nam salabilmiş üniversitelerin hepsi şehrin en merkezi veya en canlı noktasından bina edilmişlerdir. Belki de günümüz kampüsleri (yerleşkeleri) bu yüzden şehirden uzak ve tel örgülerle çevrilmiş alanlara taşındılar.
Şehirden, dolayısıyla hayattan uzak bir yere kurulduğu içindir ki, Dil Tarih’in, Gazi’nin eylemleri, ODTÜ’nün ise süreçleri haber olagelmiştir. Zira bizim üç eylemimiz ancak bir haber yapabiliyordu. Dikkat edilirse ODTÜ’nün içinde bulunduğu bir eylem ya ülkenin ya da dünyanın genel gidişatına dairdir çünkü başka türlüsü kampus sınırları dahilinde kalır. İşte Gazi’den gelen arkadaşın yanıldığı nokta da burasıydı zaten. Sadece jandarmanın takip ettiği yüzlerce eylem gerçekleşmiştir ODTÜ’de ve bunların bazıları kampus sınırları dahilinde esaslı ses getirmiştir ama bundan ne Ankara’nın ne de İstanbul’un haberi olmuştur.
Kampus sınırlarına mahkum olduğu halde memleket meselelerine bu kadar nezaketle dokunabilen ender üniversitelerdendir ODTÜ. Zaten, gerek ülkenin devrim tarihinde, gerek ise bilim hayatında hatırı sayılır bir yere sahip olmaları da bu nezaketlerinden kaynaklıdır. En son eylem olarak gazeteler yansıyan EVRİM eylemi de bunun en güzel örneğini teşkil etti. Her ne kadar bir vites küçültme olarak görünse de, eylem olarak tam bir ODTÜ eylemi...
Gelelim EVRİM fotoğrafının görünmeyen yüzüne. EVRİM’e dahi tahammül edilmeyen bir coğrafyada DEVRİM diye tutturan bizlerin ya akıllarından şüphe etmek ya da insan onurlarının önünde eğilmek gerekiyor. Şahit oldum ve olduğu gibi aktarıyorum: İçlerinde yer almış olmayı ve hala içlerinde bulunmayı büyük bir şans olarak addettiğim Devrimci Çocuklar, hayatta gördüğüm en akıllı çocuklardı. Diğer akıllılardan farkları o aklı, rasyonelliğe kurbanı etmemeleriydi; ki devrim tek başına bir akıl değil ve belki de daha çok yürek meselesidir. Bütün yürekli çocuklara duyduğum sonsuz muhabbetle...
Devriminiz bol olsun!
Zürich, 14 Mart 2009
www.oteki.ch
***