Makaleler Bütün Yazılar Makale Politika Solun Vazgecemeyecegi
 

Solun Vazgecemeyecegi Popüler

Yeni bir sosyalist anlayis ne liberalizm ile ne ulusalcilik ile ne de eski doktriner solculukla kurulabilir. Ama solun 150 yillik Marksist ve yuzlerce yillik esitlikci yaklasimini korumasi, sosyalist degerlerin ozunu savunmasi da ayri bir zorunluluktur.

Sosyalist solun dunyanin yaklasik yarisinda egemenlik kurdugu, kalan yarisinda da ideolojik hegemonyasinin son derece guclu oldugu 20. yuzyil biteli ve yeni bir yuzyil baslayali sekiz yil oluyor. Bu yeni yuzyil, reel sosyalizmin cokus doneminin uzerine insa edilen neoliberal hegemonyanin doludizgin yasandigi 1990'larin sorgulanmasina sahne oluyor. Cok daha genis ve baska bir tartismanin konusu ama cilginca karmasiklasan ve duzenlenmesi bu yuzden guclesen finansal piyasalar, ulusal devletlerin politik varliklarina birer tehdit olarak belirmis bolgesel birliktelikler, giderek zayiflasa da hala dunyanin en buyuk gucu olan ABD'nin muhtemel yonelimleri, Cin'in ve Rusya'nin onemli birer guc olarak yukselisleri, Latin Amerika'da ilk donem sosyal demokrasisine benzese de insani umut etmeye yonelten sol yonelimler ve buna benzer butun ogeleri alt alta koyup manzaraya karsidan baktigimizda solun 1989 sonrasi doneme gore daha az kasvetli ve umutsuz olmasini saglayacak bir genel konjonktur ile karsilasiyoruz. Bulutlar henuz dagilmadi ama gokgurultusu dindi gibi ya da daha uzaktan geliyor sesi.

19 ve 20. yuzyil sosyalistlerinin temel tartisma konulari iktidarin nasil alinacagi, devrim surecinde hangi siniflarla ne duzeyde iliski kurulacagi, iktidar alindiktan sonra ulke duzeyinde ekonominin ve yonetimin nasil orgutlenecegi gibi daha "reel" meselelere odakliydi. Su an icinde bulundugumuz donemde ise, temel konularin bunlar olmadigi aciktir. Bunlarin konusulmamasi gerektigi anlamina gelmez kuskusuz ve hatta belki de bu tur tartismalari yeniden ele almanin da yavas yavas vakti geliyor. Ama daha pismesi, "helmelenmesi" gereken bir dusunsel ve pratik surec var onumuzde: Insanlari, ozellikle de emegi ile gecinen insanlari sosyalist fikir ve orgutlerle nasil bulusturacagiz?

Devrimci surecler genellikle onceden kestirilemeyen bir sekilde aniden ortaya cikiyorlar. Tabi ki yoktan var olmuyorlar, onlari onceleyen bir dusunsel ve pratik surece yaslanip olgunlasiyorlar. 1968 Mayis'inda butun Avrupa ve ABD'yi kaplayan toplumsal ayaklanmaya yol acan fikirler birden bire ortaya cikmis, Mayis ayinda kendiliginden soylenmis argumanlar degildi. Belki  bes, alti yildir soylenip propagandasi yapilan ama insanlari cekmeyen dusuncelerdi bunlar. O donemin onde gelen militanlarindan birinin, Roma Universitesinden bir ogrenci liderinin ifadesiyle, 1967'de soylendiginde ogrenci kitlesinden hicbir olumlu yanit alamayan taleplerin cok daha asirilari, 1968 sonbaharinda vazgecilmez hale gelecektir. Bunun ongorulmesi mumkun degildir kuskusuz.

1980'lerin sonunda solculga bulasmis insanlarin yasadigi baslica talihsizlikler, reel sosyalist duzenin tabir-i caizse uzerlerine cokmesi, 19. yuzyilin sonundan itibaren olusmus sosyalist dusunce yapisinin disina cikilabilmesinin kisa ve orta vadede neredeyse imkansiz olmasi, hayati devrimci bir tarzda donusturebilme amacindan cok kendi orgutsel varliklarinin korunmasiyla ilgilenen hareket ve partilerin ideolojik ve politik yetersizlikleri ve en onemlisi de kapitalizmin asilabilir/yikilabilir bir sistem oldugu fikrinin gittikce zayiflamasidir. Bir de bu yetmezmis gibi, her turden liberal dusunce ve yaklasim "yeni sol" adiyla piyasaya surulmustur. Daha iki gun once, gazetenin birinde eski komunist partisinin son genel sekreteri solculuk kilifiyla liberalizm pazarliyordu. Reel sosyalizmin cokusune sasmamak gerekiyor bu durumda.

Yeni bir sosyalist anlayis ne liberalizm ile ne ulusalcilik ile ne de eski doktriner solculukla kurulabilir. Ama solun 150 yillik Marksist ve yuzlerce yillik esitlikci yaklasimini korumasi, sosyalist degerlerin ozunu savunmasi da ayri bir zorunluluktur. Siniflarin varligini yoksayan, somuru kavramini kulak arkasi eden, kapitalizmle sorunu olmayan naif bir demokrasi havariliginin solculukla iliskisi de son derece sinirli olacaktir. Ayrica toplumsal hiyerarsi ile hesaplasma fikrini tasimayan, yani esitlikci olmayi da basaramayan bir solun da solculugu suphelidir. Solun tek meselesi demokrasi ve siyasal ozgurlukler olamaz. Bunun icin cesitli ve boy ve yaslarda, genciyle yaslisiyla "siviller" mevcut zaten. Esitlik ve sinifsal somuru ise sosyalistlerin her daim ana meselesi olacaktir. En azindan kapitalizm var oldugu muddetce...

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (3)
  • guclu
    avatar

    Ali Osman,

    O ifadede kastim, bunun iyi veya kotu bir sey olmasindan ziyade, devrimci durumlarin konjonkturel ve gecici olmalarini vurgulamakti. Mesela hepimiz hatirliyoruzdur 1990larda sol bir grup Bogazici Universitesini isgale kalkti ve sonucta okula polisin dolmasi, talebenin dayak yemesi ve isgalin rezaletle sonuclanmasi disinda bir sonuca ulasilamadi. Halbuki otuz, kirk yil once olsaydi cok daha farkli sonuclar alinabilirdi.

    Bir de bunun tam tersi olabilir. 1968'de Fransa'da 10 milyondan fazla isci greve gitti, butun universiteler ve liselerin cogu isgal edildi. Paris'te 1 milyon kisi "devrim" diye yurudu. Sadece Paris degil, bir suru sehirde neredeyse "devrimci durum" dogdu. Fabrikalarin yarisi ele gecirilip uretim surecine el kondu, isciler kendilerini yonetmeye niyetlendiler. FKP hareketi bastirmak icin her seyi yapti, oteki sol gruplarin ise hicbir plan programi yoktu, her sey kendiligindendi. Aslinda celiskili bir sekilde, hicbir plan programlari olmadigi icin belki de patlama yapabildiler. Birkac hafta suren kargasadan sol hicbir sonuc alamadi ve yapilan erken genel secimlerde komunistler ve sosyal demokratlar sandalyelerinin yarisini kaybettiler; "karsi devrim" kazandi.

    Dalgayi yakalamak ve tarihle surf yapmak gerekiyor sanirim.

  • AliOsman
    avatar

    Güçlü,
    'Devrimci surecler genellikle onceden kestirilemeyen bir sekilde aniden ortaya cikiyorlar' diyorsun. Bu iyi mi kötü mü anlayamadım. Yani bu durumu bir saman alevi benzetmesi ile açıklayabilir miyiz ? Ya da bu dalgaya hazırlıksız yakalanabilir mi ?

  • onder
    avatar

    Bence butun tartismalari tek baslikta toplamaya calissak aklimiza gelecek soruyu sormussun zaten: Insanlari, ozellikle de emegi ile gecinen insanlari sosyalist fikir ve orgutlerle nasil bulusturacagiz?

    Bence solun liberalizmle bulasik hale gelmesinin, cekim merkezi olmaktan cikmasinin nedeni de bu soruya tatmin edici bir cevap verememesiydi..Hani doga bosluk sevmez ya, politika da sevmiyor..Ben o acidan aslinda biraz kiskirtici bir yorum yapacagim: yenilenen bir solun doldurmasi gereken boslugu liberalizm doldurdu..Simdi burda cok onemli bir nuans var: bir ve ayni seyi liberaller dile getirirse liberal olur ve mahkum edilmelidir, sosyalistler dile getirirse sahiplenilmelidir..Aslinda cok bildik birseyden bahsediyorum: Gramsci'nin hegemonya kavrami..simdi bakiyorsun hukuk'un, demokrasi, dunya pazarlarina entegrasyon, rekabet gucu olan yaratici bireylerin yetismesini saglayacak kaliteli egitim vs gibi kavramlar liberalizmin agzindan yapis yapis akiyor..Oysa bu kavramlar, reel politik alaninda yeralmak, yani kitlesel bir parti olmak icin solun sahiplendigi kavramlar olmaliydi..Sosyalist maksimum program acisindan degil, konjukturel politika icin..Ben su anda olup biteni iste bu anlamda ideolojik Gramsci'ci hegemonya mucadelesi olarak goruyorum..Ve maaleses thermidor gerciligi bu hegemonya mucadelesini kazanmis gorunuyor..Bizimkiler hala ant-emperyalizm diyor..


    Demokrasi kavramini sol hegemonize edebilmek lazim..Nasil olacak bilmiyorum tabii :-)

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #3 Güçlü Kuvvetli 03-07-2008 06:19
Ali Osman,

O ifadede kastim, bunun iyi veya kotu bir sey olmasindan ziyade, devrimci durumlarin konjonkturel ve gecici olmalarini vurgulamakti. Mesela hepimiz hatirliyoruzdur 1990larda sol bir grup Bogazici Universitesini isgale kalkti ve sonucta okula polisin dolmasi, talebenin dayak yemesi ve isgalin rezaletle sonuclanmasi disinda bir sonuca ulasilamadi. Halbuki otuz, kirk yil once olsaydi cok daha farkli sonuclar alinabilirdi.

Bir de bunun tam tersi olabilir. 1968'de Fransa'da 10 milyondan fazla isci greve gitti, butun universiteler ve liselerin cogu isgal edildi. Paris'te 1 milyon kisi "devrim" diye yurudu. Sadece Paris degil, bir suru sehirde neredeyse "devrimci durum" dogdu. Fabrikalarin yarisi ele gecirilip uretim surecine el kondu, isciler kendilerini yonetmeye niyetlendiler. FKP hareketi bastirmak icin her seyi yapti, oteki sol gruplarin ise hicbir plan programi yoktu, her sey kendiligindendi . Aslinda celiskili bir sekilde, hicbir plan programlari olmadigi icin belki de patlama yapabildiler. Birkac hafta suren kargasadan sol hicbir sonuc alamadi ve yapilan erken genel secimlerde komunistler ve sosyal demokratlar sandalyelerinin yarisini kaybettiler; "karsi devrim" kazandi.

Dalgayi yakalamak ve tarihle surf yapmak gerekiyor sanirim.
Alıntı
 
 
0 #2 AliOsman KOCAK 02-07-2008 15:05
Güçlü,
'Devrimci surecler genellikle onceden kestirilemeyen bir sekilde aniden ortaya cikiyorlar' diyorsun. Bu iyi mi kötü mü anlayamadım. Yani bu durumu bir saman alevi benzetmesi ile açıklayabilir miyiz ? Ya da bu dalgaya hazırlıksız yakalanabilir mi ?
Alıntı
 
 
0 #1 Önder Kurt 01-07-2008 10:54
Bence butun tartismalari tek baslikta toplamaya calissak aklimiza gelecek soruyu sormussun zaten: Insanlari, ozellikle de emegi ile gecinen insanlari sosyalist fikir ve orgutlerle nasil bulusturacagiz?

Bence solun liberalizmle bulasik hale gelmesinin, cekim merkezi olmaktan cikmasinin nedeni de bu soruya tatmin edici bir cevap verememesiydi.. Hani doga bosluk sevmez ya, politika da sevmiyor..Ben o acidan aslinda biraz kiskirtici bir yorum yapacagim: yenilenen bir solun doldurmasi gereken boslugu liberalizm doldurdu..Simdi burda cok onemli bir nuans var: bir ve ayni seyi liberaller dile getirirse liberal olur ve mahkum edilmelidir, sosyalistler dile getirirse sahiplenilmelid ir..Aslinda cok bildik birseyden bahsediyorum: Gramsci'nin hegemonya kavrami..simdi bakiyorsun hukuk'un, demokrasi, dunya pazarlarina entegrasyon, rekabet gucu olan yaratici bireylerin yetismesini saglayacak kaliteli egitim vs gibi kavramlar liberalizmin agzindan yapis yapis akiyor..Oysa bu kavramlar, reel politik alaninda yeralmak, yani kitlesel bir parti olmak icin solun sahiplendigi kavramlar olmaliydi..Sosy alist maksimum program acisindan degil, konjukturel politika icin..Ben su anda olup biteni iste bu anlamda ideolojik Gramsci'ci hegemonya mucadelesi olarak goruyorum..Ve maaleses thermidor gerciligi bu hegemonya mucadelesini kazanmis gorunuyor..Bizi mkiler hala ant-emperyalizm diyor..


Demokrasi kavramini sol hegemonize edebilmek lazim..Nasil olacak bilmiyorum tabii :-)
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile