Türkiye'de Anti-Emperyalizm Solun Ana Damarı (Mıdır)? Popüler
Makale
Altangillerin anti-kemalizm adına feodalite ittifakı ile başlattığı gerici ideolojik taarruza, ÖDP cephesinden gelen, kaş yapayım derken göz çıkarıp Altangiller familyasının nerdeyse bütün argümanlarını örtük olarak kabul eden son derece talihsiz "Anti-emperyalizm Türkiye'de Solun Ana Damarıdır" başlıklı yazı üzerine verdiğim cevap. Barış İnce imzasıyla gönderilen yazı, alıntılanamayacak kadar uzun. Ancak başlığının da vurguladığı gibi Anti-emperyalizmi Solun Ana Damarı olarak nitelemek kanımca, aşağıdaki yazımın ortaya çıkması yeterli bir nedendi. Ne acı! İki hata arasında salınıp duruyoruz.
Ogun Samast'lar gibi fasistlerin ideolojik oncullerinin Deniz'ler ve 68 kusagi oldugu yonlu vucudumuzdaki her hucreyle nefret edilesi asagilik saldirilari cevaplamak adina ne talihsiz bir aciklama !!!!!..
Turkiye'de solun ana damarinin anti-emperyalizm oldugunu iddia etmek, Altan familyasinin baslattigi ideolojik taarruzun butun argumanlarini kabul edip, ekmeklerine yag surmek degilse nedir.? Butun o Turkiye solculugunun kemalist kokenini suclamasini kendi ellerinle desteklemek degilse nedir?
Degerli arkadasim, bakin ben , hisseleri New York borsasinda islem goren ve Araplar, Italyanlar ve Ingilizler tarafindan sahip olunan musterilerinden yeni isler almak icin, Isvec'li, Finlandiyali ve Alman firmalarla rekabet eden "komunist Cin"in kapitalist bir sirketi icin Istanbul'da BM ofisi gibi bir ortamda 72.5 milletten muhendislerle calisiyorum. Bundan once ise ABD'de, Alman Deutsche Bank tarafindan sahip olunan bir firmada, yine bilumum yuksek ucretli 3.dunyali, Filistinli, Filipinli, Hintli, Afganistanli muhendislerle calisiyordum, ki siradan ABD'liler ancak bekci, kat gorevlisi vs olarak calisiyordu. Yani gelip "emperyalist" ABD'nin bagrinda,yani kendi arka bahcesinde amerikalilarin baska bir "emperyalist" ulke tarafindan yaratilmis son derece sinirli kalifye islerini ellerinden aliyorduk. Ondan daha once de, yine hisseleri ABD'de islem goren Karamehmet'in bir firmasinin, Ukrayna'daki bir projesinde is almis bulunan Finlandiya'li bir firma icin taseronluk yapan ve aslinda tipik bir laz muteahit olan turk bir patron firmasinda, yine 72.5 milletten insanlarla calisiyorduk..
Ya arkadaslar yapmayin, etmeyin, Allah askina boylesi bir dunyada hangi anti-emperyalizmden bahsediyorsunuz ya?..Bu yaptiklarinizla tam da Altan familyasinin butun elestirilerini kabullenmis olmuyor musunuz? Eger benim bir istisna, cok sansli kucuk bir azinliktan oldugumu dusunuyorsaniz yaniliyorsunuz, ulkenin sendikal mucadele tarafindan kapsanan calisma hayati disindaki calisma alanlarina son derece uzaksiniz demektir..Benim bu anlatiklarimda zerre bir abarti yoktur ve maalesef bu oldukca yayginlasan kalifye emek iliskilerinde solun en kucuk esamesi okunmamaktadir..Bu saydigim islerde eskinin prestijli universitlerinden mezun "elit"/"presantbl" muhendisler degil, son 3-4 yilda kurulmus olan, dogru dursut alt yapisi olmayan yuksek lise duzeyindeki universitelerden yeni mezun olmus, Ingilizceyi tarzanca duzeyinde konusan muhendisler calisiyor ve yeni eleman bulmakta da sikinti yasaniyor..
Dun bir baska gruba mesaj atan 80 oncesi donemde solculuk yapmis bir abimiz ise, "biz yokluklar dunyasinda solculuk yaptik..Simdi ise birakin asgari ucretle calisan birini, part-time calisan bir ogrenci dahi 0.5 YTL'ye corap, 2 YTL'ye T-Shirt, 4 YTL'ye LEKE marka jeans alabiliyor" diyordu..Bizim zamanimizda bunlar yurtidisinda calisan akrabalar tarafindan getirilen statu gostergesi seylerdi diye de belirtiyor..Ardindan benzer seylerin, LCD TV'ler, beyaz esyalar vs icin de soylenebilecegini ekliyordu..
Ya lutfen boylesine grifitlesmis bir dunyada emperyalist olmak neye gonderme yapiyor? Yukarida cizdigim tabloda Emperyalist olan kim, somurge olan kim, kim hangisinin kaynaklarini klasik emperyalist anlamda somuruyor?
Bu anti-emperyalizm tartismalarinda ben tek birseyi merak ediyorum, her firsatta da sorarim ama bir turlu de cevap alamam: Pratik politik mucadele anlaminda, anti-emperyalizm, anti-kapitalizm olmakla kapsanamayan hangi mucadele hattini iceriyor? Sizin de yazinizda bu yonde bir cozumleme yok..
"Bugün emperyalist devletlerin kendi sermayesinin çıkarı uğruna yaptığı müdahalelere gözlerini kapatanlar, ABD’nin Bağdat’taki, Kabil’deki varlığı hakkında ne diyecekler acaba?" diye soruyorsunuz..O zaman ben de size, ABD oralarda eger emperyalist bir guc olarak bulunuyorsa, hangi karsi emperyalist kampa karsi bulunuyor diye sorarim? Eger oralarda bir emperyalist hesaplasma sozkonusu ise, olasi diger emperyalist ulkeler Almanya, Hollanda, Japonya ABD'in yaninda ne ariyor? Peki 1949'da ulus devlet olmus ve yakin zamana kadar emperyalizme karsi ulusal kurtulus mucadelesini vermis oldugunu dusundugumuz Cin yeni bir emperyalist guc mudur diye sorayim..Ya da eger Turkiye "emperyalizm icsellestirmis yari-somurge bir ulke" ise, kendisinin Ukrayna'da, Rusya'da ve orta-asya ulkelerindeki varligi da diger taraftan Turkiye'yi emperyalist bir guc mu yapiyor? Yani ayni zamanda hem emperyalist, hem yari-somurge bir ulke mi sozkonusudur..Ayni sey cok daha gecerli olarak Cin, Hindistan, Rusya gibi ayni zamanda hem yoksulluk altinda inim inim inleyen, hem dunya pazaralarinda klasik emperyalistlere karsi cok ciddi rakipler olan ulkeler icin de soylenebilir..
Tamam akademik duzeyde yapilan cozumlemeler emperyalizmin kimi ozgun kalintilarinin hala oldugunu gosterebilir, peki ama pratik politik mucadale anlaminda, ornegin Altan familyasinin baslattigi liberal-muhafazkar ideolojik taarruza karsi cikmada anti-emperyalist olmak hangi pratik eylem programini onumuze koyuyor? Dolmabahceye inip 6.Filo defol diye korsan koymayi mi? Bu yaklasim son derece iki yuzlu liberal saldiriya karsi, insanlarin aydinlarin teorik cozumlemelerine gerek duymadan, yasayarak hissettikleri bir gercege mi yoksa tam da Altanlarin saldirdigi gibi cagin gerisine dusmus salt ideolojik bir slogana mi tekabul ediyor? Calisma hayatinin icinden biri olarak ben yasadiklarimi anlatiyorum, profesyonel bir devrimci olarak kadim kliseleri dile getirmiyorum..Ben gunluk hayatimda anti-emperyalizme tekabul edecek bir celiski alani goremiyorum..Butun gordugum sinirlarin otesine gecmis, kimin elinin kimin cebinde oldugu bilinmeyen kapitalist grifit somuru aglari..Cin'in Turkiye'deki artan emperyalist varliginin nasil olup da 1.3 milyar cinlinin yasam standardini yukseltirken, turklerinkini dusurdugunu ben dusunuyorum, dusunuyorum anliyamiyorum..Ki klasik emperyalist teori, emperyalist somuru ile yaratilan relatif arti-degerin kendi ic pazarindaki proleterlere sisteme yamanmalari icin dagitildigini soyler..Bugun kuresellesme denen seyin sadece cevre ulkelerini etkiledigini, merkez ulkelerin refah seviyesini arttirdigini dusunuyorsaniz, bence ciddi bir yanligi icindesiniz demektir..ABD bugun parekende market zincirlerinde satilan urunlerin 99%'i Cin urunudur..ABD'nin ana motor sektorlerinden biri olan Otomobil sektorunde, GM, Ford gibi devlerin Japon rekabeti karsisinda sapir sapir dokuldugu bir ortam var..Milyar dolar seviyesinde zararlar aciklaniyor..Onbinlerce isci isini kaybediyor..Nerde emperyalist somurunun ithal edilen relatif arti degerleri? Bugun ABD'de en temel saglik sigortasina dahi sahip olmayan sanirim 30 milyon civarinda insan oldugu soyleniyor.Tipik bir zenci mahallesinin icinde bulundugu yoksulluk kosullari herhalde bizim guneydogudan cok cok da iyi degildir..Ayni seyler AB ulkeleri icinde gecerli degil mi?
Mahir'leri, Deniz'leri, Huseyin'leri ve 68 hareketini elbette cok seviyoruz..Onlari fasistlerle ayni ideolojik eksen icine oturtmaya calisan alcakca saldirilara tabii ki gereken cevabi vermeliyiz..Ama onlari sahiplenmenin yolu, onlarin dunyasinin siyasi argumanlarini bugune uygulamakla mi olacaktir.? 40 yil oncesinin siyasi hattini bugune uygulamaya calismak degil midir solculari halktan koparan? Halk bizim analizlerimizi degil, kendi hayatinin somut gerceklerini dikkate aliyor, is kapisi nerde ona bakiyor..Adapazarinda Toyota bir araba fabrikasi acinca bunu bir emperyalist isgal olarak degil, kendini yoksulluktan kurtaracak bir is kapisi bir nimet olarak goruyor..
Altan familyasinin ve liberallerin halkla bulusmak adina yaptiklari gibi onun arkaik geleneklerinin sak sakciligini yaparak degil, halkin somut iktisadi cikarlarindan yana tavir almakla, sol kendi arkaik sloganlarindan vazgecebilse cok daha genis bir kesisim kumesi doguracaktir..Sol bugun emperyalist sirketler , komprodor sermaye disari, milli sermaye iceri gibi bir jargonla degil de, dunya pazarlarinda rekabet edebilecek uygulanabilir iktisadi hedeflerle halka gitmek durumundadir..Siz istediginiz kadar fasistlerin anti-emperyalizmi ile sosyalist anti-emperyalizmin farkliligini ortaya koymaya calisin, halkin bu ayrimin inceliklerini anlamaya calisacak, derin politik tahliler yapmaya vakti yoktur..Bugun Turkiyesinde anti-emperyalizmin fasistlerden haric hicbir alicisi yoktur..Boyle yaparak, uygulanabilir iktisadi programlar onermek varken, arkaik oncullerde israr ederek bosalttigimiz alani, iste goruyorsunuz Altan familyasinin pragmatist, opportunist liberalizmi dolduruyor..Altanlarin asik attigi onemli bir alandir, bu alanda onlarin yaptigi gibi feodal yobaz arkaik yapilarla ittifaka girmeden de, halktan yana ilerici politikalar uygulanabilecegini gostermek varken su yaptigimiza bakin.? tam da adamlarin bizden bekledigi gibi davraniyoruz..Altan zil takip oynasin simdi..Ben size dememis miydim diye bir yazi kaleme alirsa sasmamak lazim..
Icinde bulundugumuz su kosullarda artik kabul edelim, sosyalist solun zerre odun vermeden, maksimum programini uygulamasi mumkun degildir. Altanlarin feodalizmle yaptigi ittifaktan daha ilerici olacak, Turkiye'yi feodalizmin karanligina donme riski tasimayan, aksine o liberal-feodal bloga karsi, gerekiyorsa liberal-burjuva ittifakina girmeyi hedeflemesi gerekmektedir..
Sahip oldugun 3-5 kisilik kadroyla hem AB'ye, hem Ordu'ya, hem feodal yapilara, hem kemalizme, hem kuresel neo-liberalizme nasil karsi cikacaksin.."Carsi Herseye Karsi" radikalizmi ile, ya da 3.yolculukla nereye gitmeyi umuyorsunuz
Halkin %40, 50'si arkanda degil..Bu tur iceriksiz radikalizmle arkana alabilme sansi da yok..Binde bir oyla, cogunlugun destegi arkandaymis gibi tavissiz, odunsuz, puru pak politika yapamazsin..Bu hicbir guc hesabi yapmamak anlamina gelir..Bu olsa olsa bir ogrenci radikalizmidir..
"Denizlerin, Mahirlerin gölgesi sürekli üzerlerinde dolaşıyor. Gencecik çocukların ellerinde Mahir posterleri beliriyor yine. Bu da kimilerine “projelerim elimden gidiyor mu” diye azap veriyor." demissizniz..Bu soylediginize kendiniz de inaniyor musunuz yoksa bizler farkli ulkelerde mi yasiyoruz? O cok elestirdigimiz, Altan'in kendisine gelen tek bir muhafazakar e-mailden bir muhafazakarlik guzellemesi yapmasiyle birabir ayni tavir oldugu gorul muyor mu? Liberal hamasete karsi cikacagiz diye sol hamasete prim mi verecegiz? Bu ulkede sosyalist solun gucu hepimizin malumu degil midir? Niye kendi kendimizi kandiriyoruz.?
Su yasadigimiz durumun bir nedeni de, bu sol hamaset degil midir? Kendi kendimize bile samimi olmaktan kacmak degil midir? Bu tur bir jargonlar, kani kaynayan 3-5 delikanliyi sosyalizme kafalayabilirsiniz, isinde gucunde, gecim derdinde olan halk kitlelerini degil...
Resmen Altangillerin oyununa geliyor, tipik bir anadolu erkegi gibi davraniyoruz..erkekligimize bok atiliyor, biz de cikip dayilaniyoruz, "sanli tarihimizden", buyuk "birikimlerimizden" bahsediyoruz..
Herkes soruyor, ODP ne zaman sol olacak diye..Ben ODP ne zaman retorik degil, uygulanabilir bir sol olacak diye soruyorum..
Üye eleştirileri
-
2008-07-06 05:23:05 |Publisher| nasiryeniocak
-
2008-07-06 07:56:27 |SAdministrator| onder

Merhaba Nasır,
"kime karşı olduğunu değil de kim olduğunu, neye karşı olmak yerine ne istediğini düşünse ve buna uygun davranmaya çalışsaydı eski solcularımız bugüne kazanılmış şeyler kalırdı onlardan."
Bu saptama cok guzel altına ımzamı atarım.
Ben de yazdıgım yazılarda bır "sıfır noktasında" yani Descartes gibi herseyden kuşku duyup kendimiz ve varlığımız hakkında emin olduğumuz bir başkasına göndermede bulunmayan, pozitif bir saptamadan çıkmak gerektiğini söyledim hep. Ama böyle bir açılım yapacak bir oluşum bu topraklardan çok zor çıkar gibi görünüyor..Dışımızdaki devlerin kavgasını seyredip daha az kötü olanın kazanmasını ummaktan başka yol yok galiba. Depresyon modundayım, o yüzden hiç iş açıcı şeyler aklıma gelmiyor
-
2008-07-02 15:13:15 |Administrator| AliOsman

Öyle olmasın, böyle olmasın derken neredeyse, geçmiş bütün değerleri yadsıyan ve reddeden bir sola doğru gittiğimizin farkındamıyız acaba ? Yıkmadan yaratmak mümkün değil Anarşist şiarını mı benimsedik ? Reddetmiyorsak neleri koruyoruz ? Ya da korumalıyız ? Koruduklarımız-korumak istediklerimiz sadece solun Türkiye versiyonu mu yoksa geçmişte kalsa bile ( Sosyalist Devrimler ve Eurokominist kültürün her türlü yansıması, çicek çocuklar dahil) Türkiye dışındaki oluşmuş değerlerin hangilerini ve hangi mantıkla savunmalıyız ?
Yorumlar
"kime karşı olduğunu değil de kim olduğunu, neye karşı olmak yerine ne istediğini düşünse ve buna uygun davranmaya çalışsaydı eski solcularımız bugüne kazanılmış şeyler kalırdı onlardan."
Bu saptama cok guzel altına ımzamı atarım.
Ben de yazdıgım yazılarda bır "sıfır noktasında" yani Descartes gibi herseyden kuşku duyup kendimiz ve varlığımız hakkında emin olduğumuz bir başkasına göndermede bulunmayan, pozitif bir saptamadan çıkmak gerektiğini söyledim hep. Ama böyle bir açılım yapacak bir oluşum bu topraklardan çok zor çıkar gibi görünüyor..Dışı mızdaki devlerin kavgasını seyredip daha az kötü olanın kazanmasını ummaktan başka yol yok galiba. Depresyon modundayım, o yüzden hiç iş açıcı şeyler aklıma gelmiyor
bu konuları öğrenciyken çok tartışırdık. ben eskişehir'de okudum, bitmeyen tartışmalardand ı anti'ler.kimi dönemler belki işe yaramıştır, bilmiyorum. yalnız kendini bir başka şeye göre tanımlamanın zararları sayılamayacak kadar çoktur.bir anti faşist dışarıda faşistlerle dövüşür sonra da eve gelip eşini, çocuğunu dövebilirdi. ne yaptığının farkına varmadan.kime karşı olduğunu değil de kim olduğunu, neye karşı olmak yerine ne istediğini düşünse ve buna uygun davranmaya çalışsaydı eski solcularımız bugüne kazanılmış şeyler kalırdı onlardan.

merhaba önder,
bu konuları öğrenciyken çok tartışırdık. ben eskişehir'de okudum, bitmeyen tartışmalardandı anti'ler.kimi dönemler belki işe yaramıştır, bilmiyorum. yalnız kendini bir başka şeye göre tanımlamanın zararları sayılamayacak kadar çoktur.bir anti faşist dışarıda faşistlerle dövüşür sonra da eve gelip eşini, çocuğunu dövebilirdi. ne yaptığının farkına varmadan.kime karşı olduğunu değil de kim olduğunu, neye karşı olmak yerine ne istediğini düşünse ve buna uygun davranmaya çalışsaydı eski solcularımız bugüne kazanılmış şeyler kalırdı onlardan.