Makaleler Bütün Yazılar Makale Politika Sorgulanması Gereken Bir Olgu : Sendikalar
 

Sorgulanması Gereken Bir Olgu : Sendikalar Popüler

Makale

İşçi sınıfı tarihi, sendikalar tarihi olarak da adlandırılabilir. 19. Yüzyılın ikinci yarısında görünmeye başlayan işçi birlikleri, patronun işçilere karşı görev ve hakları vardır, şekinde özetlenebilecek Le Play doktrinleri temelinde örgütlenmeye başladı. Patron sorumluluğu olarak ortaya konan şeyler : Dayanışma sandıkları, temiz ve ucuz lojmanlar, parekendecilere gore daha ucuza temin edilebilen gıda ve diğer ev malzemelerinin satıldığı işçi kooperatifleri… olarak düşünülebilir.

 

Paris Komünü neticesinde elde edilen vatandaşlık hakları, Rus Devrimi ile birleşince, tüm dünyada oluşan devrime endeksli sol bir dalga oluştu. Sendikalar da bu dalgadan etkilendiler. Ve KIZIL sendikacılık yaygın bir güç haline geldi.

Oluşan bu güç ile ciddi kazanımlar elde edilmeye başlandı. Avrupa’daki sosyal devlet kavramının altında, Avrupa sendikal hareketleri yatmaktadır. Yani neredeyse tüm kazanların arkasında sendikal güçleri görmekteyiz.

Buraya kadar sol adına herşey iyi, hoş görünmekle beraber; gelinen nokta itibarı ile bazı soruların sorulması ve duruş noktalarının oluşturulması gerekmektedir.

Kapitalizm, Marks’ın öngörüsü ile ilk firesini İngiltere’den verecekti. Olmadı. İngiltere’ye göre görece çok daha az işçi sınıfına sahip olan Rusya’da devrim oldu. Ve akabinde kapitalizm, hızla kendini yenilemeye , geri adımlar atmaya başladı. Özellikle Avrupa’da, sol dalga yükseliyor ama bir türlü beklenen devrimler gerçekleşmiyordu. Kapitalizm, sıkıntıya düştüğü, daraldığı noktalarda ödünler veriyor, kendine yeni nefes alacak alanlar yaratıyordu. Zaman kazanan kapitalizmin yardımına önce Dünya Savaşı, 1960’lardan sonra da yeni pazarlar, yeni teknolojiler  (özellikle tarım ve sanayide bilimin ticari uygulamaları, bilişim, genetikdeki gelişimler)  yetişti.

 

Sendikal hareketlerin tarihine bakıldığında, yaşanan neredeyse tüm kazanımların kapitalizmin kendini tekrar üretebilmesinde yardımcı olacak zamanın kazanılmasını sağladığını görüyoruz. Bu kazanımlar ‘ekonomizm’ olarak da adlandırılabilir. Ama tüm olumsuzlukları ekonomizme, tüm iyi şeyleri de sınıf sendikacılığına yüklemek ne kadar doğru ve akla yatkındır ? Bir başka soru : Dünya tarihinde hangi devrime sendikalar öncülük etmiştir ? Yakın tarih olarak, 1968’lerde yaşanan süreç de bile bunca kitle desteğine rağmen hangi sendikal hareket kapitalizmi devirme noktasına gelmiş veya yaklaşmıştır ? Yapılan her türlü girişim kapitalizmi, sosyal devlet kavramına itmiştir, hepsi bu kadar ! Bir başka ifade ile ekonomik anlamda rahatlayan işçi sınıfı soldan-sosyalizmden uzaklaşmıştır. Konjektürel değişim yaşandığı 1990’lardan sonra en güçlü Avrupa sendikaların bulunduğu Fransa’da bilke sendikalar geri adımlar atmışlar, 2008‘e geldiğimiz şu günlerde Avrupa Sosyal Devlet kavramında ciddi kan kayıpları oluşmuştur. Pazarların daraldığı, karlılıkların azaldığı bir dönemin yaşandığı dünyada, 10-15 yıl sonra bahsi geçen sosyal devlet kavramından ne kadarı kalabilecektir ? Ve bu süreç ‘güçlü’ sendikal örgütlenmelere rağmen tüm şiddeti ile sürmektedir.

Sendikalar açısından, ülkemizdeki durumun daha da trajik olduğunu söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Tüm demokratik taleplerin arkasında, onu ziyadesi ile perdeleyen, gölgeleyen ekonomik talepler bulunmaktadır. İstenen yüzdelik maaş artışları sağlansa, hiçbir sendika, alanlara bin kişiden fazlasını toplayamaz ! Durum bu kadar vahimdir.

Bir başka durum da şu anda müdür, yönetici, doktor, mühendis gibi orta sınıflar için sendikalar hangi açılımları sağlamaktadır ? Yani bir mühendis ( görece iyi maaş alan) neden sendikaya üye olsun ? Eğer neden, siyasi çalışması ise enerjinin sendikalarda tüketilmesi ne kadar mantıklıkdır ? Ya da sendikalar, siyasi olarak, geçmişten günümüze neye tekabül etmişlerdir ?

Özet olarak, sendikal hareketler ve sendikalarda, bu iş ve enerji gücü ile, çalışmak artık sorgulanmalıdır !

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (2)
  • onder
    avatar

    Ali Osman,

    Ben de aynı şeyleri düşünüyorum; lakin olay sendikaların özel bir örneğini teşkil ettiği genel bir sorunla alakalı bence: Sol'un mücadeleyi sadece ekonomik mücadeleye indirgemiş olması. Etik, ideolojik, kültürel boyutuyla hiç ilgilenmemiş olması. Åžimdiye kadar ki bütün sol hareketler, taleplerini iktisadi rahatlamaya, refah ve tüketim kapasitesini arttırmaya yöneldi bence. Kapitalizm'in etik, kültürel eleştirisini hiç yapmadı (en azından entellektüel olmayan örgütlü sol içim bu söylenebilir). Todd May adlı anarşist bir yazarın "Post-yapısalcı Anarşizmin Siyaset Felsefesi" adlı bir kitap okuyorum. Bu yazarın "Marxism çöktü" saptamasının temel dayanağını da bu ekonomizm eleştirisi oluşturuyor. Zengin bir başlık, daha derinlemesine tartışmakta fayda var.

  • kocakn47
    avatar

    Sendikalar gerçek işlevlerinin dışına çıkmışlarsa,çalışanlarının savunuculuğunu yapmıyorlarsa güven kaybederler.Bunun en büyük nedeni yerelde günümüz Türkiyesinde genelde gelişmiş ülkelerde iktidara paralel düşünen sendikalar çalışanının sosyal ve ekonomik çıkarlarını düşünmekten ziyade sahip oldukları hakları korumanın bir kazanç olduğu düşünülerek sarı sendikacılığı bilfiil yürütmüş oluyorlar.Hak-İş ve Türk-İş bunun örneğini yakın geçmişte sergilediler.Sendikalar tutarlı olmadıkları sürece gerçek sendikalaşmadan söz edilemez.

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #2 Nacikocak 21-04-2008 10:55
Sendikalar gerçek işlevlerinin dışına çıkmışlarsa,çal ışanlarının savunuculuğunu yapmıyorlarsa güven kaybederler.Bun un en büyük nedeni yerelde günümüz Türkiyesinde genelde gelişmiş ülkelerde iktidara paralel düşünen sendikalar çalışanının sosyal ve ekonomik çıkarlarını düşünmekten ziyade sahip oldukları hakları korumanın bir kazanç olduğu düşünülerek sarı sendikacılığı bilfiil yürütmüş oluyorlar.Hak-İ ş ve Türk-İş bunun örneğini yakın geçmişte sergilediler.Se ndikalar tutarlı olmadıkları sürece gerçek sendikalaşmadan söz edilemez.
Alıntı
 
 
0 #1 Önder Kurt 15-04-2008 07:05
Ali Osman,

Ben de aynı şeyleri düşünüyorum; lakin olay sendikaların özel bir örneğini teşkil ettiği genel bir sorunla alakalı bence: Sol'un mücadeleyi sadece ekonomik mücadeleye indirgemiş olması. Etik, ideolojik, kültürel boyutuyla hiç ilgilenmemiş olması. Åžimdiye kadar ki bütün sol hareketler, taleplerini iktisadi rahatlamaya, refah ve tüketim kapasitesini arttırmaya yöneldi bence. Kapitalizm'in etik, kültürel eleştirisini hiç yapmadı (en azından entellektüel olmayan örgütlü sol içim bu söylenebilir). Todd May adlı anarşist bir yazarın "Post-yapısalcı Anarşizmin Siyaset Felsefesi" adlı bir kitap okuyorum. Bu yazarın "Marxism çöktü" saptamasının temel dayanağını da bu ekonomizm eleştirisi oluşturuyor. Zengin bir başlık, daha derinlemesine tartışmakta fayda var.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile