Kizildere Katliamindan 36 Yil Sonra Ertugrul Kurkcu Anlatiyor... Popüler
"Ben en basta ezberden soyledigimiz 'devrim yolu engebelidir,
dolambaclidir, sarptir…' saptamasinin hakikatte tam da boyle oldugunu
sinadigim 40 yil gecirdim. Bir dagin tepesine cikmak icin kimi zaman
oldugunuz yerden ters yone, asagi dogru yuruyerek yeni yollar bulmak
gerekebiliyor."
Emine Ozcan'ın Ertugrul Kurkcu'yle Roportaji
BIA Haber Merkezi
29 Mart 2008, Cumartesi
12 Mart muhtirasi sonrasinda devlet siddeti artarken bundan 36 yil once Turkiye Halk Kurtulus Parti-Cephesi (THKP-C) ve Turkiye Halk Kurtulus Ordusu (THKO) militani 11 kisi Deniz Gezmis, Yusuf Arslan ve Huseyin Inan'in idamini engellemeye calisirken Tokat'in Niksar ilcesine bagli Kizildere koyunde kistirildilar.
Mahir Cayan, Sinan Kazim Ozudogru, Hudai Arikan, Ertan Saruhan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yilmaz, Ahmet Atasoy, Cihan Alptekin, Omer Ayna guvenlik guclerince olduruldu; Ertugrul Kurkcu yakalandi.
bianet Kurkcu’yle 68 hareketinden bugune toplumsal dinamikler uzerine konustu, ona bugun’den bakinca Kizildere’yi ve onun hayatinda nasil yer ettigini sordu.
Sol mucadelede Kizildere'nin durdugu yer bir kenara, bugun ODTU'de ogrenciler Kizildere pankarti actiklari icin gozaltina aliniyor. Hâlâ anmalara davalar aciliyor. Toplumsal olarak Kizildere ne anlama geliyor?
Rejim acisindan, Kizildere'de hayatlarini kaybedenlerin amaclari, hedefleri ve eylemleri, aradan 36 yil gecse de suc olmaktan cikmadi. O nedenle onlar boyle bir baslangicin ayak izlerinin takip edilmesini hep bir sorun olarak gorduler. Anlasilan o ki, sorun olarak gormeye de devam edecekler. 35 yildir rejim "onemli, sorunlu, yasak gunler" takviminde de 30 Mart'i kirmizi harflerle yazmaktan vazgecmedi.
Genclerin bu mucadeleye saygilarini, onun takipcisi olduklarini dile getirme arzularini onemli buluyorum. Cunku 10 insani ortadan kaldirmakla milyonlarca insanin davasinin ortadan kaldirilmis olamayacagini bir kez daha ortaya koymus oluyorlar. Bunun altinin cizilmesi, gosterilmesi cok onemli. Umdugumuz ve bekledigimiz sey, belki de bu mucadelelerin sonucunda; gecmisin devrimci mucadelelerine saygi gostermenin suc olmaktan cikacagi, insanlarin duygu ve anilarini ozgurce yasabilecekleri bir zamanin gelmesi. Ama oyle gorunuyor ki hâlâ o zamanda degiliz.
68 gencligine bakinca aktif bir kusak var. Bugunse gencler populer kulturun etkisinde. Toplumsal meseleler bu kadar gundemdeyken bu kusagin kendini ifade etme yollarini nasil yorumluyorsunuz?
Bu kiyaslamalar yapildiginda cokca soylemis oldugum gibi donemler arasinda dunya capinda karakteristik farklar var. Turkiye’deki durum ile ornegin Kore’deki durumu karsilastirdigimizda eminim Kore’nin bugunune bakarak, Kore’nin 60’lar 70’lerdeki durumuyla da ilgili benzer cikarsamalar yapmak mumkun. Kuresel bir meseleyle yuz yuzeyiz.
Bu, aradan gecen 40 yilda gencligin depolitizasyonu icin cok ozgul mekanizmalarin gelistirilmis olmasi ve bu alanin ciddi bir bicimde kusatilmis olmasiyla ilgili bir durum. Tabii Turkiye ornegin Almanya’ya gore iktisadi gelisme duzeyi daha geri bir ulke oldugundan bunlar daha hoyratca yollarla yapiliyor. Baska yerlerde daha sofistike yontemlerle. Ama genelde 1990-2000 arasinda kitle mucadelesinde bir dusus yasandi.
Ote yandan saka degil, Turkiye’de son 15-20 yilda 30 bin insan hayatini kaybetti. Neredeyse tamami 20-30 yas arasi genc insanlardi. Dolayisiyla "Gencler tepki gostermiyor" demek de dogru degil. Fakat bu 1968 model bir tepki de degil. Bugunku kosullar baska gencleri baska bir sekilde mucadeleye katiyor. Uretmek, savasmak, calismak bunlar soz konusu olunca dunya nufusu hâlâ gencligin cabasina muhtac.
Ama toplumsal, politik degisim projesi sadece genclerden sorulmamali. Ortada hareket halinde bir proje olsa onlar da dahil olabilirler. Gencleri de icine alan daha buyuk bir sorunla karsi karsiyayiz. Ozellikle pop kulturun giderek endustrilesmesi sonucunda genclerin merak, ilgi ve heyecanlarin her bir aninin piyasa nesnesi haline gelip, her bir etkinlik piyasa tarafindan denetlendigi icin simdi genc olmanin 68'de genc olmaktan daha zor oldugunu dusunuyorum.
O yillardaki toplumsal mucadeleyi ayakta tutan damar neydi, bugun ne olabilir?
Somuruye karsi mucadelenin hakliligi duygusunun yaygin olmasiydi. Genel olarak somuruye karsi mucadelenin gerekliligi halkin vicdaninda, halkin bilincinde yer tutan ve emekciyle sosyalist dusunce arasinda bag kurmaya yardimci olan en onemli algiydi. Hakikat yine ayni yerde yatiyor. Fakat 1980 sonrasi bu algida dagilma oldu.
Ozal donemi politikalari dedigimiz calarak, cirparak, uretmeyerek para kazanmanin mumkun oldugu duygusu, gri ekonomi denilen ekonominin merkeze yerlesmesi toplumda hedef kaybina yol acti. Bu hal, uretim ve somuru arasindaki buyuk celiskiyi ve insanlarin uretimi donusturmeksizin kendilerini donusturemeyeceklerine dair zorunlu, mantiki bilgiyi hem gorunmez kildi hem degersizlestirdi. Arinmaya ihtiyac var. Uretim ile dunyanin degisim sureci arasindaki bagin insanlara yeniden anlatilmasi gerekiyor.
Ikinci mesele Siyasi Islamin zuhur etmesi. Siyasi Islam boslukta kalan, umutsuz insanlara bugunku sorunlarini asmak icin ote dunyada bir yer vaat ediyor. Sikintilar icindeki insanlara ote dunya bir kurtulus vaadi olarak gorunuyor. Ayni cemaatin icine gomulen patronla isci arasindaki sinif karsitligi ortuluyor. Bu da algi kaybina yol aciyor.
Ayni sekilde Kurt milli kimligi etrafinda olusan yeni kutuplasma da Kurt patronla Kurt isci arasindaki somuru iliskilerini orttu. Asil ana akinti bir butun olarak uretim sureci disinda "imis" gibi gorundu, gorunmezlesti. Eskiden butun bunlar cok daha gozonundaydi. Emek, sermaye, somuru, fasizm dendiginde ne denmek istendigi cok daha anlasirdi. Simdi daha bugulu bir hal var. Bunu gidermemiz gerekiyor.
Kent yasamindaki degisiklikler de buna yol acti. Eskiden zengin ve yoksul asagi yukari ayni mahallede yasiyordu. Simdi kentler yeniden kurulur, "donusturulurken" siniflar kent arazisi uzerinde tamamen kendilerine ait ozel mekanlara yerlesti. Simdi burjuvazinin nerede yasadigini bilemezsiniz, evlerinin onunden gecemiyorsunuz. Kuresellesme dunyanin butun zenginleriyle yoksullarini da kuresel olarak ayristirdi onlarla mekanda karsi karsiya iliski de gorunmez oldu.
Gorunmemesi imkansiz olan tek sey yoksullugun butun dunyayi sariyor olmasi.
Iki donem arasindaki en onemli fark devrimci faaliyetin kapasitesinin daralmis, etkili olabilecegi yollari kaybetmis olmasi, kendini emekci ve yoksullarin dunyasinda yeniden kurmak yerine, merkezde aslinda kendine ait olmayan yerde insa etmeye calismasi butun mucadelelere maglup baslamasina yol aciyor.
Sizi Kizildere’ye goturen guc neydi?
Engels’in lafini hatirlamak onemli:
"Ayaklanmayla oynamaya gelmez. Bir kere baslandi mi sonuna kadar gidilmelidir ve her gun yeni zaferler kazanmaksizin da surdurulemez."
Kizildere’ye bizi goturen sey bir kere ayaklanmis olmamizla ilgili. Geriye donup bakinca dogru/yanlis/kismen dogru/kismen yanlis diye birden cok sey soylenebilir. Ama su hakikat degismez. Denizler Amerikali erleri kacirdiginda, biz Mete Has’i kacirdigimizda, Efraim Elrom'u kacirip deklarasyonlarimizi yayinladigimizda bir silahli ayaklanmayi baslatmis olduk. Bunun kendi dinamigi, sureci ve ahlaki var.
Cogu kez bu ayaklanmayi baslatmis olmanin kendisi aslinda baska kosullarda yerinde ve mantikli bulmayacaginiz seyleri etik olarak yapmaksizin edemeyeceginiz bir sorun haline donusebiliyor. Bizi Kizildere’ye goturen sey Deniz Gezmis ve arkadaslarinin idam edilmelerine imkan vermemek, onlarin asilmalarini oylece elleri kollari bagli sekilde izlemek yerine bir sey yaparak onu durdurmak kastiydi.
Bu yolla durdurulabilir miydi? Bu baska soru.
Ama bu yolla durdurmaya calismanin baska yollardan saglanacak etkiyi azaltmis olabilecegini, mesela imza kampanyasi ya da Anayasa Mahkemesi’nin karari yoluyla durdurma olanaklarini zayiflatmis olabilecegini savunanlar da var. Ama aslinda hayat bunun gorunuste boyle oldugunu, ozde infazlarin bir rejim karari oldugunu gosteriyor.
Peki bu irade bu kadar gucluyken buna boyle karsi konabilir miydi? Burada kismen bizim icine dustugumuz bir acmazin rolu var. Biz -Denizleri kurtarmak icin harekete gecenler- Fatsa’da Ankara’dan gelen birliklerin sikistirmasi altinda kaldik. Kendimizi Fatsa’dan cikarmak zorunda kaldik. Gidecegimiz yerde politik bir cikis icin bir hedef yoktu. Ya orada son rehineleri alacaktik ya da almayacaktik. Oy cokluguyla alma yolu tutuldu.
Demek ki mesele bizim acimizdan isyani sonuna kadar tasimak ve bu isyanda tutsak dusmus olanlarin ortadan kaldirilmalarina seyirci kalmamak icin yapabilecegi son seyi yapmak tercihiydi. Bunun pratik bir politik karsiligi olmayabilir. Fakat o an icin bunlar onemli olmaktan cikmisti.
Kizildere surecinde toplumun diger kesimleriyle kurulan iliski nasildi?
Olayi sadece bir fotograf karesine bakip da degerlendirdiginizde gordugunuz 11 devrimci, onlarin rehin aldigi uc yabanci teknisyen ve bir koy evi ile olayi disaridan seyreden koyluler. Tamamen izole olmus silahli isyanci grubu.
Fakat bu fotograf, filmin tamami degil. Cunku aslinda gerek o bolgeye, gerekse Turkiye’nin tamamina baktiginizda Turkiye Halk Kurtulus Partisi-Cephesi (THKP-C) –Kizildere’de olenlerin sekizi kisi oradangeliyordu- Turkiye’nin her yerinde yandaslari olan, etkisi olan iki buyukpolitik kaynaga dayaniyordu.
Biri Isci Partisi icindeki “devrimci TIPmuhalefeti”ne, ikincisi Devrimci Genclik’e (Dev Genc) dayaniyordu.
Silahli kuvvetlerde, mimar ve muhendisler arasinda, koyluler arasinda, sendikacilar arasindaki destege de bakinca bugun kendine partiyim diyen pek cok kurulustan daha fazla insani cekip ceviren, seferber eden bir arka plana sahipti. Zaten 12Mart’in hemen ardindan baslayarak yaklasik iki yil boyunca hem faaliyette bulunabilmesi,hem de takipleri, tevkifati atlatabilmesi sahip oldugu bu zeminle birebir ilgiliydi. Baskilarin hic etkisiz oldugunu soylemek zor. Bu baski destegin buzusmesine yol acti.
Mahir Cayan kendi tezlerini kaleme aldiginda "Oncu gerillalar rejime vurduklari darbelerle onun nasil sarsilabilir oldugunu gosterecekler, kitleler onun nasil sarsilabilir oldugunu gordukten, kazandigi zaferlere baktiktan sonlara onlara sempati duyacaklar, mucadeleye katilacaklar" demisti.
Aslinda gelisme bunun tam tersi oldu. Fakat kitlelerle ilgili bolum degismedi. Kitleler "oncu" darbe indirdigi zaman degil, yenildigi zaman devrimcilere sempati gosterdiler. Once Kizildere’de arkadaslarimizin yokedilmesi arkasindan Denizler’in idami Turkiye capinda sagcisindan solcusuna, sehirlisinden koylusune kimsenin vicdanina sinmedi. Cok hizla bir acima, yaziklanma ve sevgi dalgasi yaratti. THKP-C’nin sahip oldugu yaygin insan temasi, iki yil sonra af cikincaya kadar, yayginbir cephe sempatizanlari toplulugu yaratmisti.
Bu tamamen de kendi kendine olmadi. Iki yil once ogrenci olanlar meslek edinmis, Turkiye’ye dagilmislar ve gittikleri yerde sorulara dogru cevaplari vermeyi basarabilmislerdi. Bizim hikayemizi Italya’daki Kizil Tugaylarinkinden ya da Alman Kizil Ordu Fraksiyonu'nun hikayesinden ayiran en onemli yan bu buyuk kitle hareketi icerisinden gelen, ondan ayrilarak silahli mucadeleye girisen, yenilgiden sonra tekrar onlarin arasina donen cok yonlu, cok yuzlu birhareket olmamiz.
O nedenle 1971-72’deki cikisin Turkiye Sosyalist hareketinde –THKP-C’nin yanina THKO ve TIKKO’yu da katiyorum- oynadigi en esasli rol alisilageldik siyasetin disina cikisin imkanlarina isik tutmasidir. Bir kopus denemesidir. Bu cabanin bir devrimci kitle hareketi yaratilmasi acisindan tarihsel bir onem tasidigini dusunuyorum.
Butun bu surecte sizin ogrendiginiz sey ne oldu?
Benim ogrendigim en onemli sey bir devrimin var olan toplumsal ve siyasal yapiyi kokten yikmadikca mumkun olamayacagi konusundaki temel tezin dogrulanmis olmasi. Ote yandan bunu gerceklestirmenin sadece politik mucadele yoluyla ve sadece zor yoluyla degil, ikna mekanizmalarinin da isletildigi, kulturel alani kateden, sermayenin hegemonyasini disardan kusatan bir dizi etkinlikler toplamini gerektirdigini anladigimi soyleyebilirim.
36 yildan soz ediyoruz. 36 yil boyunca, eger yakin tarihe goz atacak olursak sistemin ne kadar direngen ve esnek olabildigini gorebiliriz. Burada en onemli sey kitlelerin zihninde var olan sistemin yikilmazligina duyulan derin guven ya da yikildiginda kendilerinin de dunyalarinin cokecegine dair mistik inanc. Bununla basa cikmazsizin girisilecek her sey yalitik ya da kismi kalmaya mahkum gibi.
Ama ote yandan obur kutupta da herkesin icinde kendine ait bir "komunizm projesi" var: Esitlik ve adalet arayisinin icinde gerceklesecegi hayali bir ulkesi var herkesin. Siyaset bence bu hayalin sistematik, herkes icin kabul edilebilir, ortaklastirilabilir bir projeye dondurulmesi demek. Bu onemli. Ezbere programlarin ise yaramadigini goruyorum. Onemli olan emekciler ve yoksullarla birlikte calisarak, birlikte deneyerek bu hayalden bir program cikarmak.
Ben en basta ezberden soyledigimiz "devrim yolu engebelidir, dolambaclidir, sarptir…" saptamasinin hakikatte tam da boyle oldugunu sinadigim 40 yil gecirdim. Bir dagin tepesine cikmak icin kimi zaman oldugunuz yerden ters yone, asagi dogru yuruyerek yeni yollar bulmak gerekebiliyor.
Kendi kisisel mucadelenizle degerlendirince bianet’i nereye koyuyorsunuz?
Az once bahsettigimiz ikna, hegemonya mekanizmalari kitlelerin bilincinin yeniden uretildigi yerde kuruluyor. Bu mekanizmalarin isleyisine mudahale edemediginizde sistematik bir bilgi akisi kurulamiyor. Yaygin medyanin bir dezenformasyon sureci olarak nasil calistigini, nasil gercegin sadece ve ara sira bir kismini sundugunu, insanlarin gercegin geri kalaniniysa tahmin ederek, el yordamiyla, goz karariyla bulmaya calistiklarini, bizi her zaman parcali bir dusunce yapisina mahkum kilan bir enformasyon yapisinin hakimiyeti altinda yasadigimiz goruyoruz.
Bu butun televizyon istasyonlarini havaya ucurarak onlenemez. Bu kendi iletisim zeminimizin de ortadan kaldirilmasi olur. Bizim bir karsi iletisim alani yaratmamiz gerekir.
O nedenle simdi birlikte yaptigimiz isi insanlarin kendileri ve hayatlari hakkinda karar verebilmeleri icin, gazetecilerin gazeteciligi yeniden kendilerine yarasir bir meslek gibi kurmalari icin giristigimiz bir ortak caba olarak goruyorum... Bu tarz cabalar olmadan bilginin, bilincin yeniden uretimi gerceklesemeyecek. Egemen bilgiye bir secenek sunulamayacak. Bunu idrak ettigim icin bu boyle.
Su sorulabilir: O kadar is varken neden bu?
Kimse yapmayinca mecburen yapiyoruz. Bu isler kismen yaygin medyadan bir beklentisi olmayan, onla iyi gecinmek icin sebebi olmayan, ona geri donme beklentisi olmayan insanlara dusuyor. Hem hayatimizi surdurmek hem surdururken kendimize yabancilasmamak, hem de toplumun aktif, degisimden yana tabaklarina uzanan bir bilgi kanali kurabilmek icin yaptigimiz bu isle 36 yil once yaptiklarim arasinda ozce bir fark gormuyorum.
Hayat ne siyasi mucadeleden ne de iletisim hikayesinden ibaret. Sosyal mucadelenin butun ogelerini birden donusturmeye ihtiyacimiz apacik ortada.
Dolayisiyla bianet’te calismak, bianet’ten cikinca siyasi yayinlarla, sosyalist hareketin kendini yeniden kurmasi icin yapilmasi gereken islerle ugrasmak birbirine yabanci degil. Bunlarin hepsini birbiriyle ilisikilendirmek icin de yeni bir iletisim duzenegi olusturmak cok onemli. Tipki grev yapmak, politik parti kurmak, mahalle dernegi olusturmak kadar onemli.
Bence kapitalizmin hakimiyet iliskilerine karsi getirilmis her duzeydeki butun itirazlar cok devrimcidir ve ancak bunlari piyasanin disinda bir iletisim mekanizmasiyla birbirine bagladigimiz zaman sonuc alabiliriz. (EZO/GG)
http://www.bianet.org/biamag/kategori/biamag /105969/kizildere-katliamindan-36-yil-sonra-ertugrul-kurkcu-anlatiyor
Üye eleştirileri
-
2008-04-09 19:13:07 |Publisher| bulent
-
2008-04-11 17:19:08 |Administrator| AliOsman
-
2008-04-08 19:44:35 |Administrator| AliOsman

Ayşe yazı için teşekkürler... Bizim dışımızdaki insanların, bizleri de ilgilendirebilecek bir konuyu, nasıl aktardığını paylaşmak önemli. Sonuçta hiç kimse Ajans Press gibi yaşamıyor. Haber, röportaj ve makale atlıyoruz. Daha doğrusu çok az bir kısmını takip edebiliyoruz. Bir arkadaşımın okuyup çok beğendiği bir yazıyı buraya aktarmasında bir sakınca yok bence. Ama bir copy-paste sitesi haline de getirmemek lazım tabi. Bunun bir kuralı olmaz bence kaç yazı dışarıdan dahil edilir ? Sorusu anlamlı değil. Su çatlağını bulur. Sistem kendi dengesini yaratır. Önder'in gösterdiği hassasiyet önemli, bundan sonra bu konuda daha hassas oluruz. Ayşe sen de hemen ağzının tadını kaçırma. Biz görüşmesek de tanışmasak da dosttuz. Ben her gün müdürün, yöneticinin, patronun kahrını çekiyorum da dostumun mu kahrını, kaprisini hatta agresyonunu çekmeyeceğim. Adamlar bana para veriyor diye yapıyorum tüm bunları. Benim kaprisimi çekmeniz fiyatı ne ? Yani kaç para vermem gerekiyor ki benim zaman zaman yarattığım agresyon için sabır gösterilsin.... Ben dostumun kaprisini çekerim arkadaş !
-
2008-04-08 20:58:04 |SAdministrator| onder

Ali Osman dedigin dogru, onemli yazilar copy-paste de yapilir..Benim kaygim bunu toptan ortadan kaldirmaya yonelik ya da sinir koymak icin degildi..
Bence soru su: Bu site de biz nasil bir fark yaratabiliriz? Olani birebir taklit etmekle, profesyonel haber/yorum siteleri ile asik atmaya calisarak olmayacagi acik..Metin cok guzel bir yorum yapmis Forum'da..Benim de tam demek istedigim o..Bu site bizi yansitmali, evimiz, odamiz gibi..Neysek o..Yapmacik olmamali..Varsin naif olsun, varsin yuzeysel , varsin calakalem olsun..Ama bizden birsey olsun..Boyle bir site ancak bu sekilde bir farklilik yaratir ve suregen olur..Benim bu ulkenin medya alaninda tanimladigim eksiklik budur..Vulgar bir duzeyde bunun yapan eksi sozluk ve itiraf.com gibi sitelerin formel haber/yorum ya da forum sitlerine attigi acik ara fark boyle bir yaklasimin ne kadar yogun hissedildiginin kanitidir..
Bir yazi copy-paste edilebilir ama neden edildigi aciklansa daha iyi olmaz mi? Obur turlusu uzun vadede bir teamul yaratir..Iletisim adina kolayci bir yaklasim, minimal da olsa emek isteyen ozgun iletisimin yerini alir..
Butun basarili e-mail platformlarinda olan da budur..Ozgurlukcu sol benim uye oldugum 2-3 yillik sure icinde uye sayisini uce katladi..700 kusur uyeden 3000'e yaklasti..Ama 700 kisiyle yapilan tartismalarin binde biri yapilmiyordu en son girdigimde..simdi gir bir bak, interaktif iletisimden eser kalmamis..Sadece yazi forwardlaniyor..Bu forward'lama isinin muptelalari vardir bilirsiniz..Gunde 20-30 mesaji saga sola forwardlayip durular..Ben facebook'tan ciktim..sebebi de bu forward'lama hastaliginin oraya da sirayet etmesi idi..Insan kendisi ne dusunuyor, kendi yorumu nedir belirtmenden grup, video forwardlayip duruyordu...Is bu sekilde giderse sitenin yasama sansi kalmaz...Insanlarin cok sik elestirdigi gibi, iste bildik bir duyuru/forward'lama sitesi olur cikar..
Ana sayfaya bir bak 6-7 tane Bianet yazisi var..Bianet subesi miyiz biz? Siteye gelen insanlar ne dusunur onu bir sormak lazim..Bu ne ya, Bianet yazilarini kesip yapistirmislar sadece demezler mi?
Yemin ederim Ertugrul Kurkcu ne dusunuyormus beni zerre kadar ilgilendirmiyor..Benim bildigim tanidigim Ali, Veli, ayse, Fatma ne dusunuyor benim icin cok daha onemlidir..Hatirlarsan en son icki muhabbetinde de Metin'e karsi sinema konusunda aynisini soyledim..Atilla Dorsay'in yazdigi film elestirisinden cok daha fazla Metin'in seyrettigi film hakkinda ne dusundugu benim icin onemlidir..Benim Dorsay'i ya da Kurkcu'yu yakalyip yazdiklarini tartisma sansim yok..Unlu yazarlarin yazilari hep tek yonlu -ki o yonde hep yukaridan asagi dogrudur- bir "iletisim" yaratir. Biz cift yonlu bir iletisim istemiyor muyuz?
Fark boyle yaratilir..Eksiklik ve talep burda..Sansimizin olacagi alan da burasi..
Bak aradan iki gun gecti nerdeyse, walla da billa da Ertugrul Kurkcu ne demis merak edip de okumadim..Ayni seyi baska yazarlara karsi da hissediyorum..Ama bir paragraflik bir ozgun yazi icinde linki verilseydi, bir baglam olusur merak ederdim..
Post-modern zamanlar yazar bollugu ile tanimlaniyor..Diyelim okuduk Kurkcu'yu ve cok begendik, cok dogru soylemis adam dedik..Ehh sonra? Olay bu mu?
Ben bu site bir forward coplugu olmasin derim..Bu konuda cok hassa olmak lazim, cunku grip gibi cok kolay yakalanan ama cok zor gecen bela bir virus
-
2008-04-08 00:11:39 |Unregistered| Ayse S
Site tanitiminda makaleler kisminin tanitimi soyle:
Ülkemizde yaşananları daha iyi anlamamızı sağlayacak belli bir alanda özel ilginiz ya da uzmanlığınız var mı? Örneğin bir iktisatçı, eğitimci, sendikacı mısınız? Eğer öyleyse düzenli makaleler yazarak, ya da daha önce yazılmış yazılarınızı siteye ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz. Makaleleri farklı kategoriler altında toplamayı planlıyoruz. Sizin ilgi alanınıza uygun bir kategori henüz oluşturulmamış olabilir. Yeni bir kategori oluşturulmasını isteyebilirsiniz.
Informal 3-5 satir demiyor. Yoksa 3-5 satir icin vakit bulunur tabi ki. Ama ben makale basligi altina calakalem yazdigim bir serbest dusunceler manzumesi yerlestirmek istemiyorum kendi adima. (Forum/blog degil yani, makale iste adi)
Bu tip yazilari foruma/bloga link olarak koyma onerini dusunecegim. Baskalari da fikrini aciklarsa iyi olur. Iki kisinin karar verdigi bir sey gibi olmasin bu.
Ote yandan, ne gerek vardi bu uyariya cok anlamadim, dogrusu. Sirf bir yerden yazi kopyalayip onu da anasayfaya koydum diye pat sitenin niteligi mi degisiyor, ulasmak istedigimiz amac mi ortadan kalkiyor? (Son kopyaladigim Taciz yazisina yazilan yorumlarla ne de guzel bir iletisim saglanmisti oysa.)
"Bianet'i eleştirmek derken kendi penceremize göre konuşuyorum..Yani bu sitenin nasıl olması gerektiği perspektifinden.." demissin. Bu perspektifi hep birlikte gelistirmeyecek miyiz biraz da? Tabi ki ortak bir cikis noktamiz var: aramizdaki iletisimi artirmak. Ama ben hep boyle kurulmus/bitmis bir sey degil de, kurulacak, gelisecek bir sey gibi gordum siteyi - bolumler, sitenin yapisi/icerigi vb. acisindan.
Ayrica, sitede benden once varolanlarin siteye iliskin perspektifini yanlis anlamis da olabilirim, belki sonra idrak edicem dogrusunu. Hevesle bir yazi koymusum sirf sizinle paylasayim diye, birak daginik kalsin ya.
-
2008-04-07 23:00:40 |Unregistered| Ayse S
Soylemek istedigini anladim Onder ama Bianet'in yayin tarzini ben hic de elestirmiyorum. Biz elestiriyoruz derken baskalarini kastediyor olmalisin, ben onlardan degilim.
Ikincisi de, bu roportaji cok onemli buldum ben. Hatta roportajda Kurkcu'nun sarfettigi bazi laflari "guzel sozler"e koyalim diye Forum'da oneride bulundum.
Sonucta begendigim yazilari buraya kopyaliyorum. Ister Bia'da, ister baska yerde yayinlansin. Ne yapalim baska yazilari kopyalamayalim mi, ya da ne kadar siklikla yapalim bunu, ya da hangi kaynaktan kopyalayalim, o zaman bunlara iliskin genelgecer kurallar gelistirelim.
Acikcasi ben oyle sik sik butunluklu yazi/makale yazacak vakte sahip degilim. Patrona gicigimi anlatacagim yer de sanirim blog olur.
-
2008-04-07 23:44:29 |SAdministrator| onder

Tabii "biz" derken herkesi kastetmedim..Nasıl bir site diye tartışırken "Bianet, sesonline gibi olmamalı" ortak dile getirilen bir talepti..
Bianet'i eleştirmek derken kendi penceremize göre konuşuyorum..Yani bu sitenin nasıl olması gerektiği perspektifinden..Yeni bir Bianet'e gerek yok..Onun yapmadığını yapan bir site lazım..Yani sadece makaleye, yazıya habere dayanan vs değil..Forum'da açtığın başlığa yazdığım cevapta daha detaylı açıyorum..
Kesinlikle önemli bulunan yazılar konmasın demiyorum..Öyle şey olur mu?
Ama bence önsayfaya makale olarak koymak yerine Forum'a, Blog'a sadece link olarak koymak daha mantıklı..Link durur, altına da neden bu yazı hoşa gitti, önemli olan nedir vs gibi dikkat çekilebilir..Bu yolla çok önemli olan Forum ve Blog aktıvasyonları da gerçekleştirilmiş olur..
Zaman kıtlığı konusuna katılamıyorum..Aformel 3-5 satır yazamayacak kadar meşgul olunduğuna sahsen kimse inandıramaz beni.Sadece senin için değil herkes için böyle..
-
2008-04-07 22:38:01 |SAdministrator| onder

Ayse,
Bak yazıyı okumadan yazıyorum yanlış anlama, içeriğe yönelik bir itirazım yok..Ama BiaNet'te zaten yayınlanmış yazıları birebir buraya kopyalamak anlamlı mı sence? Bianet'in klon'u olacağız bu gidişle..Tamam bazı özel yazılara dikkat çekmek istenebilir ama önsayfamızda bianet'ten 7-8 yazının olması bence hoş birşey değil..Bianet az bilinen bir kaynak değil, herkes tarafından biliniyor..Bianet'i birebir kopyalıyacak idiysek siteye hacet var mıydı?
Bir maçı anlatalım ya da işyerinde patrona olan gıcığımızı ama yine de kendi yazılarımız olsun daha iyidir.
Ya da kopya yazı olacaksa daha az bilinen kaynaklardan olsun en azından.
Bir de tartıstıgımız arkadaşlar bilir; Bianet yayın tarzını özellikle eleştirdiğimiz bir yayın organıdır..Onca eleştirdiğimiz yayın organını taklit ediyor gibi oluyoruz...Aslı dururken insanlar kopyasını ne yapsın? Biz içtenliğimizle, aformelliğimizle kendi özgün iletişim anlayışımızı yaratmalıyız. Ülkede eksikliği olan ikinci bir bianet değil, samimi, doğal, yapmacıksız sıcak bir iletişim formatıdır..
Umarım yanlış anlaşılmamışımdır..
Yorumlar
Yazdılkarını okuyorum. Bence hiç kendini kasma içinden geldiği gibi yaz. Biz bütün yazılar için aynı iyi niyeti gösteriyoruz. Okuyor ve yazanın demek istediğini şeyi, kendi iyi niyetimizle yoğuruyoruz. Hal böyle olunca yazılanların içeriği kadar niyeti de önemli oluyor.
Bence soru su: Bu site de biz nasil bir fark yaratabiliriz? Olani birebir taklit etmekle, profesyonel haber/yorum siteleri ile asik atmaya calisarak olmayacagi acik..Metin cok guzel bir yorum yapmis Forum'da..Benim de tam demek istedigim o..Bu site bizi yansitmali, evimiz, odamiz gibi..Neysek o..Yapmacik olmamali..Varsi n naif olsun, varsin yuzeysel , varsin calakalem olsun..Ama bizden birsey olsun..Boyle bir site ancak bu sekilde bir farklilik yaratir ve suregen olur..Benim bu ulkenin medya alaninda tanimladigim eksiklik budur..Vulgar bir duzeyde bunun yapan eksi sozluk ve itiraf.com gibi sitelerin formel haber/yorum ya da forum sitlerine attigi acik ara fark boyle bir yaklasimin ne kadar yogun hissedildiginin kanitidir..
Bir yazi copy-paste edilebilir ama neden edildigi aciklansa daha iyi olmaz mi? Obur turlusu uzun vadede bir teamul yaratir..Iletis im adina kolayci bir yaklasim, minimal da olsa emek isteyen ozgun iletisimin yerini alir..
Butun basarili e-mail platformlarinda olan da budur..Ozgurluk cu sol benim uye oldugum 2-3 yillik sure icinde uye sayisini uce katladi..700 kusur uyeden 3000'e yaklasti..Ama 700 kisiyle yapilan tartismalarin binde biri yapilmiyordu en son girdigimde..sim di gir bir bak, interaktif iletisimden eser kalmamis..Sadec e yazi forwardlaniyor. .Bu forward'lama isinin muptelalari vardir bilirsiniz..Gun de 20-30 mesaji saga sola forwardlayip durular..Ben facebook'tan ciktim..sebebi de bu forward'lama hastaliginin oraya da sirayet etmesi idi..Insan kendisi ne dusunuyor, kendi yorumu nedir belirtmenden grup, video forwardlayip duruyordu...Is bu sekilde giderse sitenin yasama sansi kalmaz...Insanl arin cok sik elestirdigi gibi, iste bildik bir duyuru/forward' lama sitesi olur cikar..
Ana sayfaya bir bak 6-7 tane Bianet yazisi var..Bianet subesi miyiz biz? Siteye gelen insanlar ne dusunur onu bir sormak lazim..Bu ne ya, Bianet yazilarini kesip yapistirmislar sadece demezler mi?
Yemin ederim Ertugrul Kurkcu ne dusunuyormus beni zerre kadar ilgilendirmiyor ..Benim bildigim tanidigim Ali, Veli, ayse, Fatma ne dusunuyor benim icin cok daha onemlidir..Hati rlarsan en son icki muhabbetinde de Metin'e karsi sinema konusunda aynisini soyledim..Atill a Dorsay'in yazdigi film elestirisinden cok daha fazla Metin'in seyrettigi film hakkinda ne dusundugu benim icin onemlidir..Beni m Dorsay'i ya da Kurkcu'yu yakalyip yazdiklarini tartisma sansim yok..Unlu yazarlarin yazilari hep tek yonlu -ki o yonde hep yukaridan asagi dogrudur- bir "iletisim" yaratir. Biz cift yonlu bir iletisim istemiyor muyuz?
Fark boyle yaratilir..Eksi klik ve talep burda..Sansimiz in olacagi alan da burasi..
Bak aradan iki gun gecti nerdeyse, walla da billa da Ertugrul Kurkcu ne demis merak edip de okumadim..Ayni seyi baska yazarlara karsi da hissediyorum..A ma bir paragraflik bir ozgun yazi icinde linki verilseydi, bir baglam olusur merak ederdim..
Post-modern zamanlar yazar bollugu ile tanimlaniyor..D iyelim okuduk Kurkcu'yu ve cok begendik, cok dogru soylemis adam dedik..Ehh sonra? Olay bu mu?
Ben bu site bir forward coplugu olmasin derim..Bu konuda cok hassa olmak lazim, cunku grip gibi cok kolay yakalanan ama cok zor gecen bela bir virus
Ülkemizde yaşananları daha iyi anlamamızı sağlayacak belli bir alanda özel ilginiz ya da uzmanlığınız var mı? Örneğin bir iktisatçı, eğitimci, sendikacı mısınız? Eğer öyleyse düzenli makaleler yazarak, ya da daha önce yazılmış yazılarınızı siteye ekleyerek katkıda bulunabilirsini z. Makaleleri farklı kategoriler altında toplamayı planlıyoruz. Sizin ilgi alanınıza uygun bir kategori henüz oluşturulmamış olabilir. Yeni bir kategori oluşturulmasını isteyebilirsini z.
Informal 3-5 satir demiyor. Yoksa 3-5 satir icin vakit bulunur tabi ki. Ama ben makale basligi altina calakalem yazdigim bir serbest dusunceler manzumesi yerlestirmek istemiyorum kendi adima. (Forum/blog degil yani, makale iste adi)
Bu tip yazilari foruma/bloga link olarak koyma onerini dusunecegim. Baskalari da fikrini aciklarsa iyi olur. Iki kisinin karar verdigi bir sey gibi olmasin bu.
Ote yandan, ne gerek vardi bu uyariya cok anlamadim, dogrusu. Sirf bir yerden yazi kopyalayip onu da anasayfaya koydum diye pat sitenin niteligi mi degisiyor, ulasmak istedigimiz amac mi ortadan kalkiyor? (Son kopyaladigim Taciz yazisina yazilan yorumlarla ne de guzel bir iletisim saglanmisti oysa.)
"Bianet'i eleştirmek derken kendi penceremize göre konuşuyorum..Ya ni bu sitenin nasıl olması gerektiği perspektifinden .." demissin. Bu perspektifi hep birlikte gelistirmeyecek miyiz biraz da? Tabi ki ortak bir cikis noktamiz var: aramizdaki iletisimi artirmak. Ama ben hep boyle kurulmus/bitmis bir sey degil de, kurulacak, gelisecek bir sey gibi gordum siteyi - bolumler, sitenin yapisi/icerigi vb. acisindan.
Ayrica, sitede benden once varolanlarin siteye iliskin perspektifini yanlis anlamis da olabilirim, belki sonra idrak edicem dogrusunu. Hevesle bir yazi koymusum sirf sizinle paylasayim diye, birak daginik kalsin ya.
Bianet'i eleştirmek derken kendi penceremize göre konuşuyorum..Ya ni bu sitenin nasıl olması gerektiği perspektifinden ..Yeni bir Bianet'e gerek yok..Onun yapmadığını yapan bir site lazım..Yani sadece makaleye, yazıya habere dayanan vs değil..Forum'da açtığın başlığa yazdığım cevapta daha detaylı açıyorum..
Kesinlikle önemli bulunan yazılar konmasın demiyorum..Öyle şey olur mu?
Ama bence önsayfaya makale olarak koymak yerine Forum'a, Blog'a sadece link olarak koymak daha mantıklı..Link durur, altına da neden bu yazı hoşa gitti, önemli olan nedir vs gibi dikkat çekilebilir..Bu yolla çok önemli olan Forum ve Blog aktıvasyonları da gerçekleştirilm iş olur..
Zaman kıtlığı konusuna katılamıyorum.. Aformel 3-5 satır yazamayacak kadar meşgul olunduğuna sahsen kimse inandıramaz beni.Sadece senin için değil herkes için böyle..
Ikincisi de, bu roportaji cok onemli buldum ben. Hatta roportajda Kurkcu'nun sarfettigi bazi laflari "guzel sozler"e koyalim diye Forum'da oneride bulundum.
Sonucta begendigim yazilari buraya kopyaliyorum. Ister Bia'da, ister baska yerde yayinlansin. Ne yapalim baska yazilari kopyalamayalim mi, ya da ne kadar siklikla yapalim bunu, ya da hangi kaynaktan kopyalayalim, o zaman bunlara iliskin genelgecer kurallar gelistirelim.
Acikcasi ben oyle sik sik butunluklu yazi/makale yazacak vakte sahip degilim. Patrona gicigimi anlatacagim yer de sanirim blog olur.
Bak yazıyı okumadan yazıyorum yanlış anlama, içeriğe yönelik bir itirazım yok..Ama BiaNet'te zaten yayınlanmış yazıları birebir buraya kopyalamak anlamlı mı sence? Bianet'in klon'u olacağız bu gidişle..Tamam bazı özel yazılara dikkat çekmek istenebilir ama önsayfamızda bianet'ten 7-8 yazının olması bence hoş birşey değil..Bianet az bilinen bir kaynak değil, herkes tarafından biliniyor..Bian et'i birebir kopyalıyacak idiysek siteye hacet var mıydı?
Bir maçı anlatalım ya da işyerinde patrona olan gıcığımızı ama yine de kendi yazılarımız olsun daha iyidir.
Ya da kopya yazı olacaksa daha az bilinen kaynaklardan olsun en azından.
Bir de tartıstıgımız arkadaşlar bilir; Bianet yayın tarzını özellikle eleştirdiğimiz bir yayın organıdır..Onca eleştirdiğimiz yayın organını taklit ediyor gibi oluyoruz...Aslı dururken insanlar kopyasını ne yapsın? Biz içtenliğimizle, aformelliğimizl e kendi özgün iletişim anlayışımızı yaratmalıyız. Ülkede eksikliği olan ikinci bir bianet değil, samimi, doğal, yapmacıksız sıcak bir iletişim formatıdır..
Umarım yanlış anlaşılmamışımd ır..

evet burda ıcım den geldıgı gıbı korkusuzca.yazıyorum benım yazmamda bırtakım sorunlar var.ve bunlar bu yasdan sonra duzeltmem oldukca zor.cogunlukla dıyer sıtelerde veya baska yerlerde benım yazdıklarımı hulya duzeltıyor.ama ozaman o yzı benım olmuyor.ben oyle hısedıyorum. soylede yapa bılırız bıryerde okudugumuz yazı bız de ne bırakıyor onu anlatır ve lınk verırsek o zaman bu turseylerı asmıs oluruz gıbı gelıyor.bu yazıyı elestırsem veya yorum yaptıgımda bunu yanıtlayan erturul olacakmı yoksa aysemı olaak bu ıkılem benı bundan alıkoyuyor.forwat ermek uzun vadede bızı ozneden cıkarım nesle hanıne getırıyor sevgıyle