Makaleler Bütün Yazılar Makale Politika Kadinlar hep alanlarda olacak...
 

Kadinlar hep alanlarda olacak... Popüler

              

images.jpg   

Kadınlarımız hep alanlarda olacak
Direnenleri asla teslim alamazlar..

Gençliğin orta yerinde vuruldu gülüşlerim, zamansız bi yağmur bastırdı; yarım kaldı düşlerim. Belki bu yüzden yetimdir sevinçlerim işte yürek şarpneli duygularım

 

 

 

 

Ben gördüm seni,yere yığılan dedemi de gördüm,üste üste yığılan güzel entarılı analarımı da…ve oracıkta yüreğinde kan gülleri açan kardeşlerini de.gördüm,gördüm ama gözlerime inanamadım. Utandım çok utandım insan olmaktan utandım.insanın insana yaptığından utandım. Ağladım çok ağladım.
Ve bağırdım avazım çıktığı kadar…’ ey zebaniler ;sizinde bir çocuğunuz yok mu? tutarken elinden çocuklarınızın aklınıza gelmeyecek mı ellerini kollarını kırdığınız çocuklar? Aksakkalı bir dedeniz var mı,onun gözlerinde yumrukladığınız dedeyi mı görüyorsunuz? Ya ananız’ Analara kalkan elleriniz kırılsın’ diyebilecekler mi?yoksa seninle gurur duyuyorum ey türk askeri mı diyecek? Ya kurşunladığınız bedenler, onları da mı unutacaksınız?’
Bağırıyorum ,çığlığımı duyan yok mü? Nasıl oldu da bu kadar vicdansız olabildiniz? Kim sağır dilsiz,kör etti vicdanlarınızı, kim?
Bağırıyorum, sesim neden yankılanıyor. Birtek duvarlar mıdır beni duyan.insanlık nerede,vicdan nerede,hukuk nerede?
 
Bağırıyorum ,çığlığımı duyan yok mü? Nasıl oldu da bu kadar vicdansız olabildiniz? Kim sağır dilsiz,kör etti vicdanlarınızı, kim? Bağırıyorum, sesim neden yankılanıyor. Birtek duvarlar mıdır beni duyan.insanlık nerede,vicdan nerede,hukuk nerede? Gözyaşım neden durmaz, neden susmaz:



Üstlerinde  renkli ulusal kıyafetleri, ellerinde renkli  flamalar, dillerinde 'barış' sloganları... Mitinglerde hep en önde görmeye alıştığımız Kürt kadınları, yani eylemlerin ve mitinglerin vazgeçilmez renkli simaları. Onlar Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri, işçi, kadınlar, öğrenciler, işsizler ve ötekiler. Kitlesel olarak katıldıkları eylemlerde, hep aynı sloganı atıyor ve 'barış' isteğini son ses haykırıyorlar. 8 Mart'larda, Newroz'larda ve diğer özel günlerde... Sadece giydikleri renkli kıyafetleriyle süslemiyorlar alanları, aynı zamanda kimliklerini de yanlarına alarak, kadın rengini taşıyorlar alanlara.

21. yy'da da Kürtlerin payına düşen ne yazık ki; hala ölüm, savaş, kan ve gözyaşı... Kadınlar istemedikleri bir savaşta yıllardır yakınlarını, en önemlisi evlatlarını yitirdi, yitirmeye de devam ediyor. Etkinliklerde gördüğümüz rengarenk kıyafetler giymiş her Kürt kadını, aslında o canlı renklerin altında gizli bir matem tutuyor. Büyük çoğunluğu yapılan bu haksız savaştan öyle ya da böyle nasiplenmiş ve kendi payına düşeni alıyor. Büyük çoğunluğunun ya yakını bir gün ansızın bir faili meçhule kurban gitmiş, ya işkencede öldürülmüş ya da Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirmiştir. Kendileri de çok şey görmüş, yaşamışlardır. Tutuklanmaları, korucu tecavüzüne uğramayı ve göç etmeye zorlanmayı. Kadınlar bu yaşanmışlıkların bir daha yaşanmaması için çıkıyorlar alanlara. 'Artık Yeter' demek için, 'savaşı durdurun, bu acı bitsin, gözyaşı dinsin' demek için. Daha yaşanabilir bir dünya için, Kürt sorununun demokratik çözümü için, insani talepleri için.

Ama dün olduğu gibi bugün de bu taleplere militarist güçler, kurşun sıkarak panzer ve gaz bombalarıyla saldırarak cevap veriyor. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Daha bir hafta önce Van'da kutlanmak istenen Newroz kutlamalarına karşı gösterilen tahammülsüzlüğe bakmak yeter. Bahar bayramında hem baharın müjdeleyicisi Newroz'u kutlamak, hem de taleplerini dile getirmek isteyen kadınları panzerlerle dağıtan devlet güçleri yaşlı-genç demeden kalabalık kitleye olanca nefretiyle saldırdı. Aşağı yukarı 60'lı yaşlarını yaşayan bir Kürt kadınının üzerine panzer sürerken de hiç ama hiç tereddüt etmediler. O yaşta bir kadının o gün alanlarda neden bulunduğunu ve ne istediğine kulak tıkanırsa 30 yıldır gördüğümüz manzaralarda bir değişikliği beklemek safdililik olur. Tahammülsüzlüğün had safhaya ulaştığı anlar, sokak çatışmaları, gözaltılar, yaralılar ve öldürülenler... Bir bayram ancak böyle zulme dönüşebilir. Oysa atalarından devraldıkları Newroz bayramını şenlik havasında kutlamak isteyen Kürt kadınları, günler öncesinden hazırlanmıştı. Gardroplardan çıkardıkları veya yeni diktirdikleri ulusal kıyafetlerle bayram alanında buluşacaklardı. Ama hesaplanan olmadı, sonrasını hep birlikte TV kanallarında izledik. Ortalıklara saçılan tülbentler, çamurlarda sürüklenen kadınlar... Ancak unutulan bir şey var. Kürt kadını eskisi gibi sessiz değil artık, başına gelen onca felaketten sonra sorguluyor ve hesap soruyor... Bu mücadele içinde politikleşen, hakkını arayan kesimin başında geliyor. Gün oldu savaşa karşı durmak için meydanları doldurdular, gün oldu namus gerekçesiyle öldürülen hemcinslerini sahiplenmek için bir araya geldiler. Ve bundan sonra da onları alanlarda her eylemde, her mitingde görmeye devam edeceğiz. Meydanları, talepleriyle, ulusal kıyafetleriyle, yine renk cümbüşüne dönüştürecekler. Barış gelene kadar barış arayışlarının hemen her adımında Kürt kadını olacaktır. Kürt sorunu çözülene kadar, ikinci sınıf insan olmaktan, ötekileştirilmekten, yok sayılmaktan çıkana kadar, hemcinsleri namus kisvesi altında öldürülmeyene kadar itirazlarını sürdürecekler... Kusura bakmayın ama onlar alanlarda hep olacaklar. Ta ki onların söylediklerine kulak verilinceye dek...


İsabel Arutyan

 

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile