Makaleler Bütün Yazılar Makale Politika Esitlik Vaadi, Goz Boyamadan Ibaret Degilse… - Aysegul Devecioglu
 

Esitlik Vaadi, Goz Boyamadan Ibaret Degilse… - Aysegul Devecioglu Popüler

Sosyalist orgutlerin, programlari, hedefleri ve iddialariyla kadinlar nezdinde yarattigi esitlik- ozgurluk illuzyonu, sokaktaki adam icin cozumlenip yaratilan politikanin, sosyalist orgutlerde islememesi sonucunu doguruyor. Cinsiyetcilik, cinsel saldiri ve cinsel taciz,  feministce cozumlenip anlamlandirilmadigi surece, sosyalist ya da degil herkes acisindan erkek tahakkumunu yaratip guclendiren bir cinsel saldiri sucu olarak degil, iki-uc aylik bir disiplin cezasiyla gecistirebilecek, partinin asli islerinin yaninda buyuk onem tasimayan, kucuk bir kabahat olarak kaliyor.

 Aysegul Devecioglu

Mesele, Mart 2008  

Sosyalist orgut ve olusumlarda cinsiyetcilik, seksen oncesi anti-fasist mucadeleyi de kapsayan uzun bir surecte doksanlarin feminizm dalgasiyla parti tuzuk ve programlarinda yer alan, ancak donusum yaratacak tutarlilik ve ictenlikte ustune gidilmeyen temel bir sorun olarak gundemde kaldi.

Gecenlerde, sosyalist sifati ve iddiasi tasiyan bir orgutte ortaya cikan ve hasiralti edilen cinsel tacizle baslayip, cok sayida kadinin istifasiyla devam eden olaylar, feminizmin kimi politik soylemlerini benimsemis gorunen solu, kadin hareketiyle derin bir catisma- hesaplasma esiginde yeniden karsi karsiya getirdi.

Cinsel tacizin hasiralti edilebilmesi, feminist etiketi tasiyan bazi kadinlarin, tacize ugrayan ve bunu politik bir sorun olarak ortaya koyan kadinlarin degil, -partinin asli kabul edilen politikalarini ve parti ici guc dengelerini gozeterek- tacizcinin arkasinda yer almalari, cinsel tacizi aciklayan kadinlarin herhangi bir toplumsal alanda karsilasabilecekleri turden uygulamalarla (tacize ugradigi icin utanc duymasini saglama, partinin ve sosyalizmin itibarinin hatirlatilmasi) yildirilmaya calisilmasi, cinsiyetciligin asilamadigini ortaya koyuyordu.

Butun bunlarin, kadin hareketinin yirmi yillik kazanimlarina, sosyalist orgutlerde tuzuk ve programlara konulan cinsiyetcilik karsiti maddelere, kadinlarin eskisine oranla cok daha etkili konumlarda bu orgutlerde yer almalarina ve feminist hareketinin kavramlarinin gorunurde “politik dogruluk” kistasi haline gelmesine ragmen nasil olabildigi, hakli ve yakici bir soru halinde onumuzde duruyor.

Bu sorunun yanitini, kadin hareketinin, seksen sonrasinda sol kokenli feminist kadinlarin harekete katilimi ve solla doksanlarda yeniden kurulan iliskiyi de kapsayacak bir cercevede aramak gerek.

Seksenlerden sonra, post-modern olarak anilan donemde, hizla yukselen kultur ve kimlik hareketlerinin, dunyayi kulliyen anlamlandirma, tarif etme ve degistirme iddiasindaki dunya goruslerine galebe calmasiyla varligini gosteren kadin hareketi, doksanlarin kitlesel feminizm dalgasina dogru giderken, seksen oncesinde sosyalist –sol orgutlerde yer almis kadinlarin katilimiyla guc ve etkinlik kazandi.

Sol hareketler icinde yer almis, anti-fasist mucadeleye yiginsal bicimde katilmis kadinlarin temel itirazi, bu yapilarda toplumsal konumlarina kosut olarak yer almalariydi. Kuskusuz ilk once siyasi degerlendirmelerden cok, aci veren sezgilerdi bunlar. Gecmisin, bir yenilgi hikâyesi ve kahramanlik mitinin ardinda karanliga terk edilerek siyaset alaninin disina cikarilmasi elestirel bir degerlendirmeyi imkânsiz kiliyordu.. Eski yoldaslara kimi kez olumle muhurlenmis bagliligin, hapishane ve surgun kosullarinin, orgutsel yapilarin solun yukselis doneminde yarattigi illuzyonun da etkisiyle, yarali sozcuklerle dile geliyordu bu itirazlar. Kimi kez politik argumanlarin yerini alan ofke, sIk sIk yapilan bagimsizlik vurgusu biraz da bu hâlâ can yakan bagliliktan besleniyordu.

Yasadiklari cinsiyetcilik deneyiminden sonra kadin hareketlerine akan sol kokenli kadinlarin, bunlari politik olarak anlamlandirmasi icin zaman gerekecekti. Yasanan surecte alelacele ve biraz ustunkoru bicimde kesfedilen kadinlik durumu, bu kesiflerin feministce analiz edilmesi sonucunu yaratmadi. Sol orgutlerden gelen kadinlarin kadin hareketi icinde teskil ettigi damar, buyuk olcude ofkeden ve feministce kavramsallastirilmamis itirazlardan beslenegeldi… Sanki gecici bir sureligine misafir olduklari bu yeni algilama ve yorumlama dunyasinda, su anda ortalikta gozukmeyen daha asli bir fikir ve degerlendirme duzleminin ustunde, gucsuzce kok salmaktaydi feminist politikalar. Kavramlarin koksuzlugune karsin feminist sloganlar giderek daha buyuk bir inancla ve yuksek sesle dile getiriliyordu
Kadin hareketinin kazanimlarinin, ayricalikli konumlarda, doksanlarda yeniden kurulan sol orgutlere tasidigi, bu kez feminizmle tanismis sol kokenli kadinlari, hem bu partiler icindeki tutumlarinda hem de son cinsel taciz olayinda erkek politikalarina alet olmaya itecek olan da bir olcude buydu.

Turkiye’de dunyanin onemli anti-fasist mucadele orneklerinden birine sahne olan seksen oncesi yiginsal anti-fasist mucadele kosullarinda, bircok aykiri duruma ragmen, cinsiyetcilik sol hareketlerin temel karakterlerinden birini olusturuyordu. Bu surecte bu tur toplumsal yukselislerin karakterine uygun olarak farkli sosyal siniflardan farkli ozelliklere sahip her turden insan (kadin-erkek) sol hareketlere akti, orgutlenmeler icinde ya da cevresinde yer aldi. Yakin zamanda ulasilmasi beklenen sosyalizm hedefi, toplumsal sorunlarin diger guc ve tahakkum iliskilerini hafife alarak sinifsal eksende degerlendirilmesi gibi nedenlerle sol-sosyalist orgutler icin cinsiyetcilikle mucadele temel hedef olmadi.

Kadinlar toplumsal guc iliskilerini yeniden ureten bu yapilar icinde, cinsiyetciligin ( analik-karilik rollerine uygun bicimde yardimci yan gorevler ustlenme,  kadinlara yonelik kadim onyargilarin cogu erkek yonetici- lider tarafindan orgut icindeki is bolumunde hayata gecirilmesi, davranislarin, giyimin ya da dumduz varliklariyla kocalarini ya da sevgilisini siyasi mucadeleden vazgecirtecek, erkekleri birbirine dusurtecek, dikkati dagitacak bir tehlike unsuru olarak algilanmasi, orgutteki kararlarin her zaman erkekler tarafindan veriliyor olmasi vs vs) her cesidine maruz kaldilar.

Bu genis orgutsel cevre ve yiginsal iliskiler agi icinde kadinlara cinsel tacizin ve saldirinin olmadigini dusunmek safdillik olur. Bilinen ya da ortaya cikan orneklerin sayica azligi, yasanan tacizlerin, sosyalist hareketleri polise ve devlete (ya da halka) karsi korumak isteyen kadinlar tarafindan sakli tutulmasindan baska anlam tasimaz.

Marjinal kalma kaygisi, halk hareketi olma iddiasi ve giderek, sosyalizmin vaadine uygun yeni bir hayat biciminin yaratilmasi hedefinden, fasistlerle vurusmanin temel alindigi bir anti-fasist mucadeleye geri adim atilmasinin, devrimcilik iddiasiyla ortusmeyen, toplumsal ahlaka uyum gosterme halinin yaratilmasinda etken oldugu soylenebilir.

Ancak bu tutuculasmanin asil nedeni, kitlesellik kazanma ve siyasi guc olma arzusuyla kosut olarak sosyalist hareketlerin sistemin diger siyasi gucleriyle ozdesleserek muhalif karakterlerini yitirmis olmasiydi.

Vurgulanan her kadinsi ozellik seytan kadin mitini besleyerek kadinlarin aleyhine donuyor, giyim kusam hatta guzellik bir kararsizlik, burjuvalik belirtisi olarak asagilaniyor, toplumun ahlak kurallari animsatilarak nispeten ozgur bir mecrada akmaya baslayan kadin ve erkek devrimciler arasindaki iliskiler formel evlilik iliskilerine, hatta toplumsal mesruiyetten dem vurularak dugunlu dernekli evliliklere, kimi kez dupeduz muhafazakarliga dogru evriliyordu. Kimse dillendirmese de kadinlar icin sosyalist hareketler icinde etkili konumlarda olabilmenin yolu erkeklesmekten geciyordu. Seksen sonrasinda acimasizca karikaturize edilen, baci tipinin politik anlami, kadinlarin sol orgutler icinde var olabilmek icin erkeklesmek gerekliligini hissetmis olmasidir.

Baci yakistirmasinin cesitli toplumsal kesimlerden gelerek yan yana hayat etmeye baslayan binlerce genc kadin ve erkegi devrimci hareketlere yakismayacagini dusundukleri ahlakdisi iliskilerden koruyan bir tur kardeslik muskasi olarak sefkati hak eden bir islevi de vardi.
Donemi yasayanlar hafizalarini yokladiklarinda bu devrimci doneme yakisan iliskilerin, askin kadinlarin gorece ozgurlesmesinin, bazi orgutsel yapi ve iliskilerde kadin-erkek esitliginin yaratilmis oldugunu animsayacaklardir.

Sol hareketler her sosyal cevreden ve konumdan kadini evlerinden cikarip sokaklara sol pankartlarin arkasina ve geleneksel iliskilerin ister istemez altust edildigi ve tartisma konusu oldugu zeminlere tasimisti. Kurulu ve verili olan pek cok sey gibi kadin-erkek iliskileri de sorgulandi. Butun verili toplumsal konumlarin altust edilebilecegine olan inanctir, seksen oncesinin devrimci hareketlerinin ilk sekillenme yillarini, hâlâ, donemi yasayan herkesin hayatinin en degerli anisi-bilgisi-hazinesi olarak tasimasina yol acan…

Seksen oncesinde buyuk sehirlerde belki pek dikkat cekmeyen bu durum,  Anadolu ve tasra denilen bolgeler,  koyler ve kasabalar ele alindiginda carpicidir. Guneyin buyuk tekstil fabrikalarindaki kadinlarin hizla politiklesmesi, Orta Anadolu’da, Karadeniz’de, Ege’de koy ve kasabalarda, anti-fasist mucadele icinde, isci hareketinde, sendikal alanda cok sayida kadinin yer almasi…

Bu kadinlar gunluk hayatlarinda yasadiklari degisimin adini koymadan halk orgutlenmelerinde erkeklerle ayni tehlikeleri gogusluyorlardi. Ozellikle buyuk sehirlerin gecekondu mahallelerinde anti-fasist direnisin orgutlenmesinde etkili olan Devrimci Kadin Dernekleri Federasyonu gibi kadin orgutleri, ev islerinin ve cocuk bakiminin toplumsallastirilmasi gibi hedeflerden, esit ise esit ucret gibi taleplerden yola cikarak kadin sorununu dile getiriyordu. Kadinlar ustundeki sistemli erkek egemenligini ve tahakkumunu ortaya koyamayan bu orgutler de kadin sorununu sosyalizmle birlikte cozulecek bir yan ve tali bir mesele olarak, bugun yarin beklenen bir devrimin sonrasina oteliyordu… Kadinlarin kendilerinde bir donusumu hedeflemekten cok, mevcut halleriyle anti-fasist mucadelede yer almalari icin ugrasan bu kadin derneklerinin, tasidiklari devrimci sifatini  pek hak etmediklerini soylemek herhalde acimasizlik olmayacak.

80 oncesi sol hareketler, sistemin diger siyasi guclerine benzeyerek, muhalif karakterlerini -yenilginin miladi sayilabilecek 77-78’de- kaybederken, bu kayip toplumsal iliskilerin en sorgulanmayan yanini tutan kadinlari birebir ilgilendiriyordu. Illegalite kosullari, artan gizlilik, polis ve devlet tehdidi, kadinlara yonelik cinsiyetcilik uygulamalarinin ortaya cikmasini ya da dile getirilmesinin onunde engeli buyuttu. Kitle ve mesruiyet kaybinin getirdigi askerilesme, hiyerarsIklesme, ice kapanma ve muhafazakârlasma, kadinlarin sol orgutlerdeki konumlarini daha da kotulestirdi.

Cunku guc savasi karakter itibariyle erkektir. Is sosyalizmin hedefleri ve idealleriyle hicbir yakinligi olmayan guc savasimina donusunce (anti-fasist, sosyalist- devrimci- halk savasi) ne ad verilirse verilsin, aci bir kural altin gibi parlar. Guc savasiminin maglubu her zaman kadinlardir. Feminizmin kadinlarin statusunu desifre ederek aciga cikardigi, toplumsal guc iliskilerini odagina koymasi burada cok vurucu bir anlam kazaniyor.

80 Sonrasi ve feminizmle tanisma

Seksenlerin ikinci yarisindan ve doksanlarda, kocalarin ve erkeklerin buyuk olcude hapiste oldugu yillarda feminizmle tanistiklarinda, 12 eylul’e karsi direnmenin yukunu tek basina omuzlarinda tasiyan kadinlardi artik, yalniz basina cocuk buyuten, tanimadiklari bir dunyada ayakta kalmaya calisan kadinlar…. Hapishanelerden devrimci mucadelenin olagan sonucu olarak kabullenmeye calistiklari tecavuz ve taciz deneyimleriyle cikmislardi. Hapisteki kocalarina sadik kalma gorevi ile cok derinlerde gizledikleri kadinliklarini yasama arasinda bocaliyorlardi. Butun bu karmasa icinde, feminizmin hem karanliktaki gecmisi hem de bugunu aydinlatan cagrisina bir can simidine sarilir gibi yanit verdi kadinlar.

Sol kokenli kadinlar seksen oncesi maruz kaldiklari cinsiyetciligi, politik olarak anlamlandirmadan feminist harekete aktilar. Ne var ki, sol orgutlerde can yakici cinsiyetcilik deneyimleri yasamis olan bu kadinlar, hizla katilip benimsedikleri kadin hareketine, gecmisin kahramanlik miti ardinda gizlenen pragmatik mirasini da tasimislardi.

Doksanlarin feminizm dalgasi, feminizmin yeni bir toplumsal hareket olarak cazibesini artirmisti.

Kadin meselesinin giderek magazinlesen medyada cogu kez ic giciklayici bir tarzda ve sulandirilmis olsa da gorunurlugunun artmasi, Islami hareketin yukselmesiyle birlikte turbanli-laik catismasinin hizla politiklestirdigi farkli toplumsal kesimlerden kadinlarin siyaset sahnesine cikmasiyla, genel olarak kadin hareketi buyuk ivme kazandi. Kadin hareketinin soylemleri genis bir kesim icinde konusulur tartisilir oldu.

Kitlesellesme ve gorunurluk ve itibar kazanmayla kosut olarak kadinlarin statusu uzerinden geleneksel guc ve tahakkum iliskilerini sorgulayan ve kucuk bilinc yukseltme gruplari gibi kadinlarin kendilerini daha iyi ifade edebildigi orgutlenme bicimleri yaratan feminist hareket, hizla geleneksel guc sembolleriyle donanmis kendi onderlerini yaratti. Boylece sol harekete temel elestirilerini hiyerarsIk konumlari ustunden yonelten feminist-sosyalist kadinlar ayni guc ve iktidar iliskilerinin ve hiyerarsinin kadin hareketi icinde yaratilmasinda etkili oldular. Kadin hareketi, tam karsiti bir soylemle donatilmis oldugundan desifre edilmesi daha guc yeni iktidar yapilariydi bunlar…

Kendini agirlikla kitlesel bir kimlik hareketi olarak gorme refleksi, kadin hareketinin erkek siddetinin temel gostergelerinden biri olan turbana karsi tutarli bir tavir almasini ve mucadelesini engelledi. Siyasi ya da dini inanctan dolayi takilsin, yasaklanmasina kesinlikle karsi cikilmasi gereken turbanin neyi simgeledigi, sade suya tirit bir ozgurlukler bahsi icinde kayboldu. Erkekleri tahrik etmemek icin takilan bir ortunun kadinlar acisindan tasidigi politik anlam golgede kaldi.  Bir yaniyla Kemalist laikci elitin temsil ettigi statukoya tavir alis bir yaniyla da turbanli kadinlari kendi siyasi muarizlari dolayisiyla siyasi esitleri gormeyis olarak ozetlenebilecek bu tutum aslinda bir cesit elitizmden baska bir sey degildi.

Sol kokenli feminist kadinlar, onceleri, kendileri disindaki her olusumu rakip hatta kimi kez neredeyse dusman olarak goren eski ve yenik yoldaslarinin sert elestirilerine hedef olmuslardi. Ancak doksanlarda yeniden kurulan sol partiler, cinsiyetcilik ve kadin sorunu konusunda politikalarini ciddiyet ve samimiyetle tartismaktan ziyade, bu enerjiyi sogurmak ve cevresinde epey genis bir kadin kitlesi toplayan kadin soylemini bedavadan vitrine koymak hevesiyle kadinlara bir kez daha kapilarini actilar.  Kadin hareketinin one cikardigi cok sayida kadin oldukca ayricalikli konumlarda yeni sol olusumlar icinde yer aldi. Ancak, artik feminizmle tanismis olan sol kokenli kadinlar yeniden sol orgutlerle bulusurken, aslinda meselenin aslina iliskin pek az seyin degistigi goruluyordu. Bu davetin ve yeniden bulusmanin temelinde, seksen oncesinin hafiza ve inanc kaybindan geriye kalan, elde dusme bir altin cag ozleminden beslenen kaba pragmatizm yatiyordu agirlikla…

Boylece kadin hareketinin zorlu ve aci veren bir surecte edindigi deneyimler ve gelistirdigi soylem karsiliksizca sol orgutlere vitrin malzemesi olarak armagan edildi. Sosyalist orgutlerde yeniden yer alan kadinlarin varligini politik acidan anlamli kilacak olan sey bu soylemlerin parti tuzuk ve programlarinda yer almasindan cok parti ve orgutlerin feministlestirilmesiydi. Yani erkek tahakkumunun patriyarkal temelde analiziyle ortaya konulacak cinsiyetcilige karsi politikalarin partilerin temel mucadele alanlarindan biri haline getirilmesi icin ugras verilmesiydi. Feminizmin kadinlarin statusunu elestirerek desifre ettigi toplumsal guc ve tahakkum iliskilerinin partilerden yeniden uretilmesinin engellenmesi ve bu guc iliskilerinin sosyalizmin esitlik idealiyle uyusmazliginin ortaya konulmasiydi.

Bu olmadi, buna karsin samimi bir donusum hevesinden cok, revacta olan bir seyi vitrine koyma, kuru sIki bir politik dogruluk merakiyla, sol orgutlerde cinsel taciz ve cinsiyetcilik tuzuk ve ceza maddesi oluyor, kota tartismalari yapiliyor, kadinlar orgut yonetimine aliniyordu… Acikca ozelestirisi yapilmayan bu surec, son cinsel taciz olayinda kendine feminist diyen kadinlarin cinsel tacizi ort bas etme ve tacizciyi korumasina giden yolun ilk kaldirim taslariydi.

Sosyalist orgutte cinsiyetcilik ne anlama geliyor

Sosyalist orgutte cinsel tacizin ve tacizcinin desifre edilmesinden, kadinlarin partiden topluca istifasina uzanan surec ve kadin hareketinin, sosyalist orgutte cinsel tacizi bir politik mucadele hedefi olarak ortaya koymasi, onemli bir esIk teskil ediyor.

Bu asla hafife alinamayacak mucadele, iki temel tezle golgelenmeye calisildi. Birincisi kadinlarin istifasinin cinsel tacizden degil, parti icindeki gorus ayriliklarindan kaynaklandigi, ikincisi bu istifalarin erkekler tarafindan manipule edildigiydi bu tezler.  Her iki tez de istifa eden kadinlarin beyanina ragmen, kendilerine feminist diyen kadinlar tarafindan ortaya atilip savunulmustu.

Yine de butun bunlar kadin hareketinin kazanimlari ustunde yukselen bu mucadelenin, yarattigi sonuclari ortadan kaldirmiyor. Bundan boyle sosyalist yapilarda, “partinin itibarini zedeleyecegi gizli ya da acik gerekcesiyle, ya da devlet-polis tarafindan kullanilacagi teranesiyle tacizcilerin korunmasina olanak saglanamayacak. Ayrica, sosyalist etiketinin tasidigi gerekcesiyle tacizden arinmis gibi gorunen sol-demokratik ortamlarda cinsiyetcilikle mucadelenin onemi de bir kez daha ortaya cikmis oldu.

Eger kadinlar, taciz konusunu dile getirmenin gorunen-gorunmeyen butun zorluklarina ragmen parti organlarina resmen tacizciyi sIkâyet dilekcesi vermemis, kadin mucadelesi sonunda cinsiyetcilik, cinsel taciz bir program ve tuzuk maddesi haline sokulmamis olsaydi, bu olayin, istifa eden kadinlara cesaret verdiklerini soyleyen sosyalist erkeklerce pazarlik malzemesi haline getirilmesi isten bile degildi…

Buna karsin sosyalist orgutlerdeki kimi kadinlarin, hâlâ erkekler arasinda oynanan ve cogu kez siyasi tahlillerin ve anlayislarin degil, kisisel cikarlarin agir bastigi iktidar kavgasinin figuranlari olmayi surdukleri goruluyor. Bu durum, onlari seksen oncesinden cok daha etkili konumlarda sol partilere tasiyan kadin hareketinin kazanimlarina darbe vurmalari, yani kendi bindikleri dali kesmeleri anlamina geliyor.

Butun bu surecin ortaya cikardigi en onemli sonuc ise, cinsiyetcilik ve cinsel tacizin sol orgutlerde yer alan feminist kadinlar tarafindan feministce kavramsallastirmasinin yeterince yapilmamis oldugu…

Bu kavramsallastirma eksigi de diger nedenlerle birlikte kadinlari, iclerinde yer aldiklari sol orgutlerde,  feminizmin onerileri dogrultusunda guc ve tahakkum iliskilerine isIk tutmaya ve bu tahakkum iliskilerini politik mucadele konusu yapmaya degil, bu guc iliskilerini yeniden uretmeye itiyor. Kadin hareketinin politik hedefleri, icinde yer alinan parti ve orgutlerde tali, yan onemsiz meseleler olarak gorulmeye devam ediyor. Butun tahakkum ve egemenlik iliskilerinin ortadan kaldirilmasiyla sosyalizm hedefi arasindaki birebir bag goz ardi edildiginden, bu guc iliskilerinin yeniden yaratilmasi ve beslenmesinin oncelikle sosyalizminin hedef ve ideallerine verdigi olumcul zarar da sezilemiyor.

Sosyalist orgutlerde cinsiyetcilik, erkegin kadin ustundeki mulkiyet-sahiplenme iliskisinin, kadinin ataerkil sistem icindeki ureme ve cinsellik nesnesi olmakla ozetlenebilecek asli konumunun, esitlik ve ozgurluk vaadiyle donanmis ve tahakkum iliskilerini ortadan kaldirmayi hedef alan orgutlerde de surdurulmesi anlamina geliyor.

Cinsel taciz, kadini politik mucadeleden alikoyan, siyaset disi birakan cok temel bir tehdit… Kadinlari sosyalist orgutlerde de etkisiz ve yan ve tali gorevlerde tutan, goren, siyaset disi tutan, kendilerini ifadeye ve kimliklerini ortaya koymaya engel olan cinsiyetci anlayisin ciplak bir gostergesi.

Kadin hareketi, “geceleri de sokaklari da istiyoruz” derken, cinsel tacizi ve saldiriyi nasil konumlandiriyorlarsa, sol siyasi orgutlerde de bunu boyle konumlandirmak gerek. Kadinlara yonelik cinsel tacizin nedeni kadini sokaktan ve kamusal ortamdan uzak tutmaktir. Cinsel tacizin anlami sadece bir erkek tarafindan ellenmek ve bundan onurunun kirilmasi degildir. Cinsel tacizin anlami, kadini dunyadan, hayattan, politik ortamlardan surmektir. Cinsel taciz kadina surekli ve sistemli olarak karilik ve analikta simgelenen cinsellik ve ureme nesnesi kimliginin vurgulanmasidir.

Kadin erkek iliskileri erkeklerin kadin bedeni ustundeki mulkiyet-sahiplenme iliskisi ustunde hayat buluyor. Kadin bedeni erkeklerin tasarrufunda ve mulkiyetinde oldugundan, ( namus fikri de buradan turuyor)  kadin bedenine, onun istegi disinda dokunulmasi, taciz ve cinsel saldirilar, bu sahiplik-mulkiyet iliskisini, kadinlar uzerindeki erkek tahakkumunu yaratip guclendiren patriyarkal sistemi en iyi aciga cikartan olgulardan biri.

Cinsel tacizle, tecavuzle kendini ciplak olarak ortaya koyan sahiplik ve tahakkum iliskisinin hedefi, kadini ikincil, yan etkisiz konumlara, mulksuzluge, yoksulluga,  ureme ve cinsellikten ibaret gorulen asli gorevlerine mahkûm etmek, ona, uremek ve cinsellik icin kullanilacak bir bedenden ibaret olan asli kimligini isaret etmek… Ucuz iscilik, ucretsiz emek, ev ici koleligi, cinsel kolelik…

Namus adina islenen cinayetin de, sokakta ya da sosyalist orgutteki adamin kadinin bedenine dokunmayi hak gormesinin de, tecavuzun de,  sarkintiligin da, bedenin erkekler tarafindan pervasizca suzulmesinin de temelinde, erkeklerin kadinlarla iliskisinin bu mulkiyet-sahiplik kavrami uzerinden sekillenmesi ve bu bilginin kadina devamli olarak animsatilmasi, ona karsi kullanilmasi yer aliyor…

Ote yandan, Sosyalist orgutlerin, programlari, hedefleri ve iddialariyla kadinlar nezdinde yarattigi esitlik- ozgurluk illuzyonu, sokaktaki adam icin cozumlenip yaratilan politikanin, sosyalist orgutlerde islememesi sonucunu doguruyor. Cinsiyetcilik, cinsel saldiri ve cinsel taciz,  feministce cozumlenip anlamlandirilmadigi surece, sosyalist ya da degil herkes acisindan erkek tahakkumunu yaratip guclendiren bir cinsel saldiri sucu olarak degil, iki-uc aylik bir disiplin cezasiyla gecistirebilecek, partinin asli islerinin yaninda buyuk onem tasimayan, kucuk bir kabahat olarak kaliyor.

Feminist hareketin, sarkintiligi cinsel taciz ve cinsel saldiri olarak tanimlamasinin nedeni, bu kavramsallastirmayla, cinsiyetciligin, tacizin-tecavuzun ardinda yatan sistemli mulkiyet –sahiplik-tahakkum iliskisini desifre etmek,  cinsel tacizi patriyarkal sistem icinde anlamlandirip, cinsiyetcilige karsi politik mucadelenin hedefi haline getirmek…

Sol yapilarda, cinsiyetcilik ve cinsel taciz, kadinlarin parti- orgut icindeki varligini etkisizlestiriyor. Kadinin diger kamusal alanlarda oldugu gibi politik alanda da kendini ifadesini engelliyor, onu erkegin istediginde dokunabilecegi bir bedene indirgiyor, kadin bedeni-kimligi-emegi ustundeki mulkiyet- sahiplenme iliskisi uzerinde yukselen erkek tahakkumunun, kadinlarin ozgur ve esit olduklari varsayimiyla, korumasiz oldugu bir ortamda yeniden uretilmesine yol aciyor.

Ancak, seksen oncesinden butunuyle farkli olarak bugun hicbir seyi temsil etmeyen sol olusumlarin bu sol etiketi uzerinde de dikkatle durulmasi gerek. Bu olusumlar cogu tutumlariyla kapitalizmin imgesinin solda yeniden yaratildigi alanlardan baska bir sey degil.

Neo-liberalizmin yoksulluk ve zulumle zihinlere kazidigi, ancak guclu olanin hayatta kalmaya soz soylemeye hakki oldugu yolundaki zehirli bilgi, zenginligin, gucun, toplumsal statulerin, akademik kariyerin gecer akce oldugu bu orgutlerde yeniden uretiliyor. Hayatin baska turlu de olabilecegine dair inancin, esitlik ve ozgurluk hedefinin, yoksullar ve ezilenlerle ilgili temel duyarliklarin belirsizlesip kayboldugu bu yapilarin temel karakterini, inancini, umudunu, mesruiyetini ve kitlesel destegini kaybetmenin hem sonucu hem bahanesi oldugu cirilciplak bir pragmatizm belirliyor. Buralarda oynanan acikli guc oyunlarinin otesinde, bir turlu temas edilemeyen hayat, butun aci kurallariyla birlikte akmakta.

Kisa bir parantez acmak gerekirse, sosyalist orgutte cinsel tacizle ilgili bir diger tartisma konusu da durumun, sosyalistler arasi bir mesele halinden cikip “boyali basinin malzemesi” haline getirildigi elestirisiydi. Elestiriyi yapanlarin ya da elestiriye maruz kalanlarin diye ayirmaksizin bugun bircok sol olusumun eylem ve etkinliklerini boyali denilen basinda gorunmek uzerine planladigi yalniz orgutlerin degil kisilerin icin gorunur olmanin en temel kaygi haline geldigi bir noktada yapiliyor bu elestiriler.

Eger sol orgutler halka ragmen halk icin siarini gizlice ureten ittihatci nifak yuvalari haline gelmeyecekse, sosyalistlerin halktan saklayacagi hicbir sey olamaz. Tam aksine, bu tur seylerin hasiralti edildigi bilgisi hem sosyalist- feminist kadinlar hem de toplumun diger kesimlerindeki kadinlar icin cok daha aci bilgi. Sosyalistlerin gorevi,  bu kendilerinden menkul sosyalist etiketli olusumlari savunmak degil, sosyalizmin hedef ve ideallerini savunmak, bu hedef ve idealleri, ozellikle kadin-erkek yoksullar ve emekciler icin elle tutulur hale getirmek yolunda olmali. Bu anlamda cinsel tacizi ortbas eden degil, partiyi-orgutu yipratmak hatta yok etmek pahasina ustune giden bir sosyalist orgut yalniz kadinlar icin degil, herkes icin daha guvenilir.

Yukarida anlatilanlar uzerinden konuyu bir kez daha ozetlemek gerekirse, binlerce yillik erkek tahakkumunun ve sistemli ezilmenin icinden bir kadinin yasadigi taciz ya da tecavuzu dile getirmesinin ne kadar zor oldugu malum. Ayrica sol orgutlerde kadinlar yasadiklari tacizin polis ya da devlet tarafindan orgut ya da sosyalizm aleyhine malzeme olarak kullanilacagini dusunduklerinden bu konuda sessiz kalmaya yatkinlar. Sosyalist orgutlerdeki kadinlar hâlâ, tacize maruz kalmis olmayi, politik kimlikleri acisindan da, neredeyse kendi neden olduklari, bir tur kusur olarak algiliyorlar. Bu da yalnizca sol etiketini tasidiklari icin cinsiyetcilikten arinmis gibi gorunen sol ve sosyalist ortamlardaki tacizcilerin daha iyi korunmasina yol aciyor.  Ustune ustluk,  seksen oncesinde anti-fasist mucadele icinde yer alan kadinlarin ortak belleginde,  ancak erkekleserek ve ustelik ne denli fedakârlik ederlerse etsinler ancak yardimci ve yan gorevlerde var olabildikleri bu yapilarin izleri hâlâ canli. Bu donemin devlet tarafindan yeniden dusunme ve elestiriye imkân vermeyecek bicimde karartilmis olmasi, sol tarafindan ise bir efsaneye, kahramanlik hikâyesine donusturulerek siyaset alaninin disina cikarilmasi,  kadinlara kendi durumlariyla ilgili hesaplasma olanagi da tanimamakta.

Oysa sol ve sosyalist sifatini etiketini tasiyan orgutlerde, cinsiyetcilikle mucadele hedefi, yalnizca kadinlarin gorevi degil. Sosyalizmin esitlik ve ozgurluk idealinin, hicbir tahakkum iliskisi barindirmayan yeni bir hayat yaratma hedefinin cinsiyetcilikle mucadele edilmeden gerceklesmesi olanaksiz.

Eger sosyalizmin esitlik vaadi, goz boyamadan ibaret kalmayacaksa, sosyalist orgutler, erkeklerin kadinlar uzerindeki tahakkumunun en ciplak gostergesi olan cinsel tacize en agir cezayi vermeli cinsiyetcilige karsi mucadeleyi, neo-liberalizme, fasizme, irkciliga karsi olmak gibi temel politik hedeflerden biri haline getirmeli… Bundan sonra kadinlarin sosyalist-sol-demokratik orgut ve yapilardaki varligi biraz da buna bagli olacak. Bu sozlerin kuru bir temenni degil, soz konusu onlemler alinmadikca bu yapilardan topluca istifaya gidecek bir politik mucadele surecinin habercisi olmasini umut edelim.

 

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (2)
  • bulent
    avatar

    sonuc da sosyalızım de egemen ıktıdar erkek ıktıdardır. unlu ısımlerın kadın bakısı neydı bayan markx ne dusunurdu yasamı nasıldı veya trockının kadınlara bakısı nasıldı. soldan yana olmak veya olmamak kadına tacızı nasıl etkılemısdır.bız soldan yanaolan bıryapı veya dusunce sıstemın de bunların olmamasını dusunuruz. egemen erkek ıktıdarı sol veya sag veya baska bırsey erk gore duzenlenmıs bır yapı var.bunu kırmak da kadar kolay degıl. dogal yasamın dısın da yasadıgımız zaman bu karsımıza cıkacak bır sorun bu cınsel duyguyu nerede nezaman kullanıldıgı bır olgu bu nu nasıl ogrendıysek oyle kullanıyoruz. cok kıtap okumakla veya egtımle ancak bu bastırılıyor ve ozaman da baska bırsekıl de ortaya cıkıyor. dogal yasamıyoruz.ogretılmıs kurallar bıze uzun bırsurec de dayatılıyor.ve bunun yansımalarına da tazıc dıyoruz.kı bu tacız yasamın her alanın da var.gecen gun savcılık da bır ıfade vermeye gıdgıgım de uzun saclı oldugum ıcın kı tanık olarak bulunma karsı bır suru bakıs. benım dıım da kımseye sorulmayan ne ıs yapıyorsun sorusu.buna alıskın oldugum ıcın yanımda yapmıs oldugum masklardan getırmıs dım onu gosterdım bunları yapıyorum dedım.arkasın dan bunlar ne ıse yarıyor ve ben zerı seyler ve gulusmeler.kendı deger lerını uretmıs bır toplumda onun degerlerı ıle hareket etmedıgın zaman her zaman cesıtlı yollardan tacıze ugruyoruz bu alanın basın da kadınlar gelıyor ne yazıkkı

  • mehmetpolat
    avatar

    Bana öyle geliyor ki Ayşegül Devecioğlu'nun bu yazıda dile getirdiği SDP'deki taciz sorunu ve buna karşı kadınların tavır alışı, Türkiye solunun tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. Bu sorun çerçevesinde, sosyalizm için mücadele eden en azından son iki kuşağı kapsayan kadınların geliştirmekte olduğu tutumla, yalnızca soldaki erkekegemenliği ve kadın -erkek ilişkileri sorunu değil; aynı zamanda postmodern dönemde bir türlü aşılamayan "toplumsal mücadele - kimlik mücadelesi" bağlantılarından kaynaklı pek çok sorun da daha anlaşılır olacaktır. Çünkü ancak aşağıdan yukarı kurulabilecek bir sol hareketin gelişimi sırasında yukarının durmadan "doğrularla" beslediği bitmek tükenmek bilmez direncine karşılık, aşağıdakilerin sık sık " kimlik takıntısı" gibi görünen ısrarlı çabalarından ve bu çabaların ancak her şeyi göze aldıktan sonra yukarıyı aşabilmesinden başka çare görünmüyor.

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #2 bulentbarn 28-03-2008 16:19
sonuc da sosyalızım de egemen ıktıdar erkek ıktıdardır. unlu ısımlerın kadın bakısı neydı bayan markx ne dusunurdu yasamı nasıldı veya trockının kadınlara bakısı nasıldı. soldan yana olmak veya olmamak kadına tacızı nasıl etkılemısdır.bı z soldan yanaolan bıryapı veya dusunce sıstemın de bunların olmamasını dusunuruz. egemen erkek ıktıdarı sol veya sag veya baska bırsey erk gore duzenlenmıs bır yapı var.bunu kırmak da kadar kolay degıl. dogal yasamın dısın da yasadıgımız zaman bu karsımıza cıkacak bır sorun bu cınsel duyguyu nerede nezaman kullanıldıgı bır olgu bu nu nasıl ogrendıysek oyle kullanıyoruz. cok kıtap okumakla veya egtımle ancak bu bastırılıyor ve ozaman da baska bırsekıl de ortaya cıkıyor. dogal yasamıyoruz.ogr etılmıs kurallar bıze uzun bırsurec de dayatılıyor.ve bunun yansımalarına da tazıc dıyoruz.kı bu tacız yasamın her alanın da var.gecen gun savcılık da bır ıfade vermeye gıdgıgım de uzun saclı oldugum ıcın kı tanık olarak bulunma karsı bır suru bakıs. benım dıım da kımseye sorulmayan ne ıs yapıyorsun sorusu.buna alıskın oldugum ıcın yanımda yapmıs oldugum masklardan getırmıs dım onu gosterdım bunları yapıyorum dedım.arkasın dan bunlar ne ıse yarıyor ve ben zerı seyler ve gulusmeler.kend ı deger lerını uretmıs bır toplumda onun degerlerı ıle hareket etmedıgın zaman her zaman cesıtlı yollardan tacıze ugruyoruz bu alanın basın da kadınlar gelıyor ne yazıkkı
Alıntı
 
 
0 #1 mehmetpolat 26-03-2008 17:44
Bana öyle geliyor ki Ayşegül Devecioğlu'nun bu yazıda dile getirdiği SDP'deki taciz sorunu ve buna karşı kadınların tavır alışı, Türkiye solunun tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. Bu sorun çerçevesinde, sosyalizm için mücadele eden en azından son iki kuşağı kapsayan kadınların geliştirmekte olduğu tutumla, yalnızca soldaki erkekegemenliği ve kadın -erkek ilişkileri sorunu değil; aynı zamanda postmodern dönemde bir türlü aşılamayan "toplumsal mücadele - kimlik mücadelesi" bağlantılarında n kaynaklı pek çok sorun da daha anlaşılır olacaktır. Çünkü ancak aşağıdan yukarı kurulabilecek bir sol hareketin gelişimi sırasında yukarının durmadan "doğrularla" beslediği bitmek tükenmek bilmez direncine karşılık, aşağıdakilerin sık sık " kimlik takıntısı" gibi görünen ısrarlı çabalarından ve bu çabaların ancak her şeyi göze aldıktan sonra yukarıyı aşabilmesinden başka çare görünmüyor.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile