Kurkcu ve Kalyon’a: Solcu bir Feministten Basortusu Yasagi Uzerine Popüler
Kadin ozgurlesmesini dinle ve dini ogretilerle mucadeleye indirgedigimizde, basi ortulu ve ortusuz kadinlari ezilme ve ikincillestirilmede, basortusunu savunan ve basortusune karsi olan erkekleri ezme ve ikincillestirmede ortaklastiran asil sorunu – erkekegemenligi – gozden kaciriyoruz.
18 Subat 2008, Pazartesi
Ayse Sargin
BIA Haber Merkezi - Ankara
Bu e-posta adresi spam robotlarından korunuyor. Görebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Universitelerde basortusunun(1) serbest birakilmasini ongoren Anayasa degisikligi teklifi, Meclis’te oylandi ve kabul edildi. 20 senedir suren basortusu tartismasi, degisikligin kabulunden sonra da devam edecek gorunuyor. Yasagin kalkmasinin sonuclari dogrudan basi ortulu kadinlari, yasagin kalkmasina karsi olanlara gore de dolayli olarak basi ortulu olmayan kadinlari (“mahalle baskisi”, vb.) ilgilendirdigi halde tartismanin buyuk bir kismi erkek siyasetciler, erkek yazarlar, erkek teorisyenler, erkek gazeteciler uzerinden donuyor.
Bunun, siyasette erkekegemenliginin bir yansimasi oldugu kadar, feministlerin bu konuyu cepecevre ve ayrintili bir bicimde tartismayi uzun zamandir ertelemeleri ve farkli siyasi goruslere sahip feministlerin bu konuda ortak, butuncul ve net bir tutum/politikayla kamuoyunun onune cikamamalariyla da ilgili oldugunu dusunuyorum. Bu nedenle, Ertugrul Kurkcu'nun ve Kenan Kalyon’un 6 ve 7 Subat 2008 tarihlerinde bianet’te yayinlanan ve AKP-MHP ittifakinin basortusuyle ilgili son hamlesine karsi solculara ve kadinlara/feministlere nasil bir tutum almalari gerektigini oneren yazilarini firsat bilip, bir solcu ve feminist olarak tartismaya katilmak istedim.
Kurkcu ve Kalyon ne diyor?
6 Subat 2008 tarihinde bianet’te yayinlanan “Kadinlara Askerden, Sagcidan Fayda Yok!” baslikli yazisinda Ertugrul Kurkcu, basortusunu “cinslerarasi iliskinin temelinin ataerkillige... dayali olusunun... en gozle gorunur bir bicimde ilani” olarak nitelendiriyor; “TSK'yi tarafsizlastirarak” universitelerde basortusu yasaginin kaldirilmasi icin harekete gecen AKP-MHP blogunun derdinin kadin ozgurlesmesi olmadigini belirterek, toplumsal, ekonomik ve kulturel politikalarinin sonuclari kadinlari eve kapatmayi ongoren AKP’nin neoliberal gericiligiyle mucadelede, kadinlara neoliberalizmin diger magdurlari emekcilerle guc birligi yapmalarini oneriyor. Kurkcu, sosyalistlerin, sosyalist feministlerin ve sosyal hak savunucularinin da kadinlarin bu mucadelesinde tarafsiz kalmamalari gerektigini savunuyor.
Kenan Kalyon da 7 Subat 2008 tarihinde yine bianet’te yayinlanan “Duyun Artik!” baslikli yazisinda, AKP-MHP ittifakina karsi ordunun tutumuna iliskin benzer bir analiz yaptiktan sonra, feministlere basortusunun “basit bir giyim-kusam ozgurlugu konusu degil, mevcut konjonkturde bir siyasal simge” oldugunu ve bu haliyle sorunun cozumunun kadin ozgurlesmesine degil, siyasal Islam’a hizmet edecegini hatirlatiyor.
Kalyon, yazisinda sosyalistlere de cagrida bulunarak hem siyasal Islam’a hem de varolan “carpik ve despotik” laiklige karsi ozgurlukcu bir laiklik mucadelesinin gerekli oldugunu ve bu mucadelenin neoliberalizm karsiti mucadeleyle birlestirilmesi gerektigini vurguluyor.
Basortusu tartismalarindaki yanilgilar
Ozgurlukcu laiklik icin mucadelenin zorunlu oldugu ve bu mucadelenin neoliberalizm karsiti mucadeleyle birlikte yurutulmesi gerektigi konusunda Kurkcu ve Kalyon’a katiliyorum. Ote yandan, yukarida kisaca ozetlenen haliyle bu yazilar, bana gore, basortusunun universitede ve/veya kamuda hizmet verenler icin serbestlesmesi karsiti goruslere -sikca solcular ve feministler tarafindan da- dayanak yapilan bazi temel yanilgilar uzerine kurulu. Neler bunlar?
1. Basortusunun erkekegemenligin simgesi, basortulu kadinlarin da isteyerek ortunseler bile son tahlilde “ezilmis/esaret altina alinmis” oldugu kabulu.
2. Kadin ozgurlesmesinin temel, kimi zaman yegane hedefinin dinden/dini ogretilerden ozgurlesme olarak gorulmesi.
3. Turkiye’deki muhafazakar-dinci orgutlenmenin ve dini gericiligin basortusune indirgenmesi ve bu gericilikle mucadelenin basortusu yasagi/serbestligi uzerinden tartisilmasi.
4. Bir kesimin temel bir insan hakkindan yararlanmasi icin, once o kesimin kendileri disindakilerin haklarina saygi duyacaklarinin garantisini vermesi gerektiginin dusunulmesi.
Bunlar uzerine etraflica tartismadan, uzun bir sure daha gundemi mesgul etmesi cok muhtemel olan basortusu tartismalarina tutarli bir sol ve feminist politika ile mudahale zor gorunuyor.
Basortusunu erkekegemenligin simgesi olarak gormek
Kurkcu’ye gore basortusu “cinslerarasi iliskinin temelinin ataerkillige, kadinin erkege teslimiyetine dayali olusunun en hoyratca, en gozle gorunur bir bicimde ilani, kadinin bu teslimiyeti bir deger hukmu olarak icsellestirmesinin disavurumudur”. Kurkcu bu sonuca su tartismali mantik silsilesiyle variyor: Dinsel dunyada herseye egemen olan Allah. Bu dunyanin Allahi ise zengin ve egemen erkek. Kadin dinsel nedenlerle basini bagladiginda, bu dunyada kendini Allaha degil, erkege baglamis olur.
Basortusunu erkekegemenligin simgesi olarak goren feministler de var. Ornegin 7 Temmuz 2007 tarihli Birgun’deki “Turban Ozgurluk Mucadelesi mi?” baslikli yazisinda Mujgan Arpat da benzer bir gorusu dile getiriyor. Arpat’a gore, basortusu “kadinin erkekle iliskisinde esit olmadigini, kadinin erkegin hizmetinde ikinci sinif bir insan oldugunu, cinsel bir obje olarak goruldugunu, bu nedenle kapanmasi gerektigini ve cinsel ozgurlugunun olmadigini simgeliyor.”
Gecerken soyleyelim, basortusuyle ilgili meshur siyasi/dinsel simge tartismalari dusunuldugunde, ironik olan su ki, bu ve benzeri tanimlar basortusunun, onu takanlardan ziyade, ona karsi olanlar tarafindan simge olarak goruldugunu ortaya koyuyor.
Daha da onemlisi, basortusu, onu takandan bagimsiz, kendi basina erkekegemenligin simgesi olarak tanimlandiginda, tum basortulu kadinlar bireysel olarak erkekegemenlige karsi nasil bir tutum belirledikleri ve yasamlarini nasil kurduklarindan bagimsiz olarak topyekun “ezilmis/esaret altina alinmis” kategorisine sokuluyor.
Ortulu Kadinlar, Ortusuz Kadinlar ve Erkekegemenlik
Tum tek tanrili dinler gibi Islam’in da hem ortunme, hem de kadin-erkek iliskileri ve aileyi ilgilendiren diger alanlardaki hakim yorumlarinin erkekegemenlikten beslendigine ve erkekegemenligi guclendirdigine inaniyorum. Ote yandan, bu, dini sebeplerle ve kendi tercihiyle basini orten tum kadinlarin, kadin-erkek esitsizligini icsellestirdikleri ve erkekegemenlige teslim olduklari ya da ortunmeyen ve/veya basortusune hararetle karsi cikan kadinlarin hepsinin de erkekegemenlikle mucadelenin dogal neferleri olduklari anlamina gelmiyor.
Birkac ornek verelim. Hayatinin yegane amacini evlenip coluk cocuga karismak olarak goren basi ortusuz kadinlar oldugu gibi, siyasete girmek isteyen, mesleginde ilerlemis basi ortulu kadinlar da var. Siddet goren kadinlara “kimbilir ne yaptin da kocan seni dovdu” diye cikisan basi ortusuz kadinlara karsi, kadina yonelik siddetle mucadele eden kadin kuruluslarinin kadin danisma merkezlerinde calisan basi ortulu kadinlar var. Basi ortusuz kadinlar arasinda evlendikten sonra kariyerinden vazgecen kadinlar; basi ortulu kadinlar arasinda kendisiyle evlenmek isteyen erkeklerin “evlendikten sonra calismayacaksin” baskisina karsi cikip bekarligi secen kadinlar var.
Bir baska deyisle, basortusu uzerinden basortulu kadinlari kategorilestirmek yerine, farkli farkli basortulu kadinlarin yasamlarina baktigimizda, basortusunun tek basina bir kadinin cinsellik, evlilik, aile, kadin-erkek iliskileri gibi erkekegemenligin kadin bedeni uzerindeki denetiminin temel alanlarinda ne dusundugunun ve neyi savundugunun bir gostergesi olmadigini gormek mumkun.
Ayrica, tipki basini ortmeyen kadinlar gibi, basortulu kadinlar da homojen bir kitle degil, ayni yasam tarzina sahip degiller ve her kadin da ayni sebeple basortusu takmiyor. Basini dindarligin bunu ongordugunu dusundugu icin orten kadinlarin yani sira, ortuyu kendisine yakistirdigi icin ya da sirf adet yerini bulsun diye ortunen kadinlar; sokaga cikabilmek icin kocasinin ya da babasinin ortunmesini sart kostugu kadinlar var. (Bu arada, neden basortusune karsi cikanlar icin kadini ezen, ikincillestiren dini gericilikle savasin ve kadin ozgurlesmesi mucadelesinin hedefinde bu erkeklerin degil de, bizatihi basortusu takan kadinlarin oldugu sorusu uzerinde dusunulmeye deger.)
Kadin ozgurlesmesinin onundeki engeli dogru tanimlamak
Fransa’nin devlet okullarinda basortusu yasagini tartistigi donemlerde, Avustralyali Socialist Alternative (Sosyalist Alternatif) adli grubun Internet sitesinde yayinlanan bir yazida, yazar, Fransiz Le Figaro gazetesinin, sorunun “uygar” Fransa’nin laiklik ve “toplumsal cinsiyet esitligi” degerlerini baltalayan “arkaik, cinsiyetci ve zalim” Kuran ogretilerinde oldugunu savunarak yasagi destekledigini belirtiyor ve ardindan ekliyor:
“Bu pek ovunulen ‘toplumsal cinsiyet esitligi’nin tipki Avustralya’da oldugu gibi kadinlarin sistematik olarak erkeklerden daha az kazandigi, cocuk bakiminin hala kadinlarin uzerine yikildigi ve kadinlarin mutemadiyen cinsiyetci siddete maruz kaldigi bir ulkede ne anlama geldigi belirsiz.”
Aydinlanmaci gelenek icin insan ozgurlesmesi, aklin dinden ozgurlesmesiyle mumkun. Bu nedenle, basortusu konusuna, basortusu karsitlarinin kendilerine dayanak aldigi aydinlanmaci cagdaslik-gericilik ekseninden bakildiginda, kadin ozgurlesmesinin onundeki temel engel din ve dini ogretiler olarak beliriyor. Oysa feminist elestiri, aydinlanmacilarin ozgurlestirmeye calistigi “insan”in erkek, kastedilen aklin da “erkek akli” oldugunu ortaya koyar. Tam da bu nedenledir ki, ornegin, Fransiz Devrimi'ne katilan kadinlardan Olympe de Gouges 1791’de “Kadin ve Yurttas Haklari Bildirgesi”ni ilan ettigi ve “kadin cinsine yakismayacak bicimde politika yaptigi” icin devrimci mahkeme tarafindan giyotine gonderilmistir.(2) Benzer sekilde, Turkiye’de aileyi laiklestiren, medeni nikahi getiren ve erkegin cokesliligini ortadan kaldiran 1926 tarihli Medeni Yasa, ayni zamanda erkegi ailenin reisi ilan etmis(3); cumhuriyetin ilk yillarinda Turk Kadinlar Birligi kurucusu Nezihe Muhiddin gibi kadinlar ise siyasi mucadeleden saf disi edilmistir.(4)
Tum tek tanrili dinlerin oldugu gibi, Islam’in da hakim yorumlari itibariyla ozel alana (kadin-erkek iliskileri, aile, cinsellik, ureme, vb.) iliskin kurallari ve ongordugu toplumsal duzen acisindan kadinlari erkek tahakkumu altina sokucu oldugu bir gercek. Ancak Socialist Alternative’li yazarin da isaret ettigi gibi, ne “laik” Turkiye’de ne de “laik” Fransa’da kadin emegi ve bedeni uzerindeki iktidar ve denetimin tek alani din.
Turkiye’de basi ortulu ve ortusuz kadinlar, evde ucretsiz iscilik yapiyor; piyasada kadin isi denen is kollarinda, kayit disi sektorde ve seks endustrisinde calistiriliyor; ucretlendirme ve sosyal guvenlikte ayrimciliga ve hem ozel, hem kamusal alanda cinsiyet-temelli fiziksel, cinsel ve sozlu siddete maruz birakiliyor; soldakiler de dahil siyasi karar mekanizmalarinda ya yer almiyor ya da yer alabilmek icin bir dolu cinsiyetci onyargiyla bas etmek zorunda kaliyor; toplumda ve medyada erkek cinselliginin nesnesi olarak goruluyor. (Kisa bir sure once erkek medyanin ortulu kadinlarin g-string giyip giymedikleri konusu uzerine nasil istahla saldirdiklarini hatirlayalim.)
Kadin ozgurlesmesini dinle ve dini ogretilerle mucadeleye indirgedigimizde, basi ortulu ve ortusuz kadinlari ezilme ve ikincillestirilmede, basortusunu savunan ve basortusune karsi olan erkekleri ezme ve ikincillestirmede ortaklastiran asil sorunu – erkekegemenligi – gozden kaciriyoruz. Ozgurlesme mucadelemizin hedefine erkekegemenligi koymadigimizda ise, sendikalarda bile neden hala cocuk odalari olmadigini; ulkedeki kadinlarin binlercesi yoksulluk ve koca/aile baskisi nedeniyle universiteye gidemiyorken,(5) bu zinciri kiran bazilarinin basortusu nedeniyle universiteye alinmamasinin kadinlar uzerinde nasil yeni bir cinsiyetci baskiya donustugunu; kadinlara “kiritmadan yuruyun” diyen basortusu savunucusu erkek kose yazariyla, “nasil seksi olunur” baslikli kadin ekleri cikaran gazetelerin basortusu karsiti erkek yoneticilerinin ortak noktasini anlamamiz olanakli degil.
Tarikat ve cemaatleri kadinlar degil, erkekler yonetiyor
Tipki siyasi partileri, sendikalari ve sivil toplum kuruluslarini erkekler yonettigi gibi tarikat ve cemaatlerin basinda da erkekler var. Bu erkekler, universiteye gidiyor; ilkogretimde, lise ve dersanelerde ogretmenlik, universitede akademisyenlik, memurluk, esnaflik, doktorluk, avukatlik, sendikacilik, imamlik, belediye meclis uyeligi yapiyor; kisacasi serbestce ticaret ve siyasetle ugrasiyor ve hayatin her alaninda yer aliyor. Bu erkeklerin bir kismi, ayni zamanda, lise ve universite ogrencileri icin yurtlar aciyor, onlara burs sagliyor ve bu yollarla kendi siyasi dusuncelerini yayiyor. Turkiye’de 1980’lerden bu yana hizla cemaatler ve tarikatlar araciligiyla orgutlenen dini gericiligi bu erkekler finanse ediyor, yonetiyor ve yonlendiriyor. Basortulu kadinlar bu surecin ne baslaticisi, ne de oznesi.(6)
Buna karsin, Turkiye’de dinci gericilikle mucadelenin temel hedefi bu adamlar ve onlarin orgutlenmeleri degil, basortulu kadinlar. Tarikat ve cemaatlerin etki alanlarinin artarak genislemesine karsi kitlesel mitingler duzenlenip, Anitkabir’e kosulmazken, basortulu kadinlarin -bu erkeklerin ezelden beridir yararlanmakta olduklari–egitim hakkindan yararlanma talebi, seriatin ayak sesleri olarak degerlendiriliyor.
Universitede kiyafet serbestligi argumani uzerinden basortululerin universiteye girmesine yarim agiz “olabilir” diyenler, bu sefer “ya bu kadinlar basortuleriyle kamuda calismak isterse ne olacak?” diye soruyor; kamuda hizmet veren olarak yer alacak basortulu kadinlarin ortulerinin, kamu gorevlilerinin tum inanclara esit mesafede durma ilkesinde zedelenme yaratacagini savunuyor. (Tabii AKP’nin doludizgin neoliberal politikalari sonucu, ornegin egitim ve saglik sektorunde kamu kurumu kalirsa.)
Oysa, halihazirda, kamu kurumlarinda calisan dindar erkekler namaz vakti kurum binasindaki mescite, cuma gunleri kimi zaman ogle tatili baslamadan yakindaki camiye namaza kosuyor; Ramazan ayinda oruc tutuyor; siyasi gorusunu simgeleyen biyik birakiyor; siyasi gorusune uygun gazeteleri calistigi kurumda okumakta sakinca gormuyor; bir kismi, calisma arkadasi ya da hizmet alan kadinin elini sikmaktan imtina ediyor.
Ote yandan, bizi sokaklara doken bu erkeklerin hizmet alanda yaratacagi ve yaratmakta oldugu dislanma/ayrimcilik kaygisi ya da ticaret ve siyasetin her alaninda bu ve benzeri erkeklerin ince ince ordugu cemaat/tarikat aglari degil, bir suru farkli nedenle ortunen, farkli yasam tarzlari ve siyasi gorusleri olan, hatta hepsi ayni derecede ve ayni bicimde dindar bile olmayan kadinlarin basortuleriyle universiteye gitme ve kamu kurumlarinda calisma talebi.
“Hak-li”siniz ama...
Basortulu kadinlarin universitede ogrenim gorme hakkini savunanlarin bir kismi bir yandan da bu kadinlari “Peki sen benim Ramazanda oruc tutmama hakkimi savunacak misin?” diye sorguluyor; onlara kendisinin kosulsuz kullandigi bir hakki bahsetmek icin kendisinin hakkina saygi duyulacaginin garantisini istiyor. (Aslinda verilecek yanitin onemi var mi bilinmez; zira hemen “takiyye” olarak adlandirilabilir.)
Ayni kosul koyma hali kulturel hak talebinde bulunan/inancini yaymak isteyen etnik/dini azinliklar icin de gecerli: “Tamam istedigin gibi dilini konus, kulturunu/dinini yay ama ya boluculuk yapip benim varligimi tehlikeye atarsan?”
Farkli dinsel, etnik ve cinsel gruplarin kendi kimliklerini ozgurce yasamaya iliskin taleplerinin dar ve bir diger grubu dislayici kimlik politikalarina sikistirilmasi ve herkesin sadece kendi kuyruguna basilinca “demokrasi” diye tutturmasi sorunlu. Ama bir kimlik grubu bir hak talebinde bulununca, onlardan bu tip garantiler istemek ya da “Sen niye benim hakkimi savunmuyorsun” diye onlari samimiyet testine tabi tutmak da abes (ozellikle de bu gruplar homojen degilken.)
Zira, farkli kimlik gruplarina farkli ama ilintili hak ihlalleri yasadiklarini ve benzer ezilme iliskilerinin magduru olduklarini gostermek, demokratiklesmenin hepimizin sorunu oldugunu anlatmak ve bir arada yasamanin olanaklarini yaratmak tam da sol politikanin isi.
Basortusu ve siyasal Islam
Kenan Kalyon’a gore, “‘turban’ basit bir giyim-kusam ozgurlugu konusu degil, mevcut konjonkturde bir ‘siyasal simge’” ve Turkiye’de “siyasal Islam’in mevzi savasinin kilit konusu”. Kalyon yazisinda “feministlere duyurulur” diyerek sunlari soyluyor:
“Gunumuzde turban veya ‘tesettur’, kendi halinde, geleneksel ve otantik bir halk Islam’ini yasayan kitlelerin ve kadinlarin bir sorunu olmaktan esas itibariyla cikmistir...bu haliyle turban sorununun cozumu kadinlarin ozgurlesmesine hizmet etmeyecek, oturdugu genel baglam itibariyla siyasal Islam’a yeni bir ivme ve enerji katacaktir”.
Yazar bu “geleneksel ve otantik halk Islami”ndan tam olarak neyi kastediyor bilmiyorum. Ancak sunu sormak lazim: Basortulu kadinlar ortulerini universite kapisinda cikarmayi kabullenseler ya da hic universiteye gitme talebinde bulunmasalar bu kadinlar “geleneksel ve otantik bir halk Islami”ni mi yasiyor olacaklar?
Benzer bir ayrim, kendilerine tahsis edilmis ozel alanda kalmayi reddederek cinsel, etnik vb. kimlikleriyle kamusal alanda varolmayi talep eden diger gruplar icin de yapilabilir mi? Ornegin cumhuriyetin ilk yillarinda verilmis haklariyla hosnut, evde hanim hanimcik oturmayi reddeden feministler; evde kendi aralarinda Kurtce konusan, “kendi halinde” Kurtler olmak yerine, dillerini kamusal alanda da kullanmayi talep eden Kurtler icin?
Ayrica, basortusune iliskin yasaklar basortulu kadinlarin ortuleriyle universitede ogrenim gormesini, calisma hayatinda ogretmen, akademisyen, doktor, avukat, vb. olarak yer almasini, siyasete atilmasini engellerken; yasagin dayandirildigi “basortusu, kadinlar icin esaret ve ikinci sinif olma simgesi” soylemi, basortulu kadinlarin kamusal hayatin her alaninda varolusunu cendereye alirken, konu nasil olur da bir erkek tarafindan bu kadar kesin bir dille “kadinlarin sorunu olmaktan esas itibariyla” cikarilir?
Yaklasik 20 senedir siradan, apolitik basortulu kadinlarin kamusal alandaki varoluslarinin sinirlarini belirleyen bir yasak, sirf siyasal Islam’in rejimle "mevzi savasinda" kilit konu haline geldi diye savunulabilir mi?
Bu, siradan, apolitik “kendi halinde” Kurtlerin yasam alanlarini daraltan uygulamalara karsi hak taleplerinin, sirf bu talepler ayrilikci oldugu dusunulen bir hareket tarafindan savunuluyor diye reddedilmesiyle esdeger degil mi?
Basortusunun Islamcilar tarafindan siyasal simge olarak bayraklastirilmasinda ve mevcut konjonkturde mevzi savaslarinda onemli bir esik haline gelmesinde, temel bir insan hakki ihlaline ve daha da onemlisi basortulu kadinlarin sirf kadin olduklari icin maruz kaldiklari bir ayrimciliga feministlerin ve solun -kendilerini laikci cepheden net bir bicimde ayristirarak- yuksek sesle karsi cikmamis olmasinin hic mi etkisi yok?
Oysa, ayni suskunlugun ve tarafsiz olma halinin devami, bizi kutuplasmanin taraflarindan biri haline getirecegi gibi, o kulagimiza pek hos gelen “ozgurlukcu laikligi” sadece solun geleneksel baginin oldugu Alevilerle degil, varolan laiklik anlayisiyla sorunu olan dindar Sunni kadinlarla da beraber -onlari da dinleyerek, onlarla da tartisarak- insa etme olanagimizi da ortadan kaldiracak.
Basortusu tartismalarinda sol ve feminist alternatif
Toplumsal iliskiler ve degerlerin dini ogretilere gore sekillendigi bir toplumda yasamak istemiyoruz. Boyle bir duzenin yerlesmesi icin ugrasan dini/siyasi orgutlenmeler tehlikeli ve bunlarla mucadele etmeliyiz. (Sadece basin aciklamalariyla degil, kuresellesmenin yarattigi yoksullugun ve toplumsal cozulmenin cemaatlere ittigi insanlarin gundelik sorunlarina cozum bulmayi amaclayan orgutlerle.) Ama bu mucadelede basari, basortulu kadinlarin kamusal yasamdan dislanmasiyla elde edilemeyecegi gibi, bu, basortulu kadinlari hedef haline getirmekten ve onlara yonelik ayrimciligi olumlamaktan baska bir ise yaramaz.
Bir grup kadinin –ayni goruste olduklari varsayilan erkekler icin boyle bir engel yokken– giyimleri nedeniyle egitim ve calisma haklarinin ellerinden alinmasina kayitsiz sartsiz karsi cikmak icin erkekegemenligin kadinlari farkli bicimlerde ezdiginin farkinda olan bir feminist, temel insan haklarindan yana olan bir solcu olmak yeterli.
Kuskusuz, basortusu yasagi, basortulu kadinlarin ailede, is hayatinda, sokakta, siyasette kadin olmaktan dolayi maruz kaldiklari tek ayrimcilik ve hak ihlali degil. Ama, ortulu ve ortusuz kadinlar olarak cok defa ayni, bazen farkli ama ilintili bicimlerde ezildigimizi ve emegimiz, bedenimiz uzerinde iktidar kuruldugunu, kadinlari ortulu ve ortusuz olarak karsi karsiya getiren erkek siyasetine karsi, basortulu kadinlarin egitim ve calisma haklarini yuksek sesle savunan bir feminizm ortaya koyabilir.
Ustelik Zeynep Direk’in, Amargi Feminist derginin Haziran 2006 tarihli sayisinda yayinlanan “Basortusu Yasagi Uzerine” baslikli yazisinda ifade ettigi gibi “Ataerkillik yalnizca profan alemin tarihsel bir sorunu degildir, kutsalin tarihini de belirlemistir” ve “Elestirel feminist arayis, her iki alanda da ozgurlugun imkanini ustlenmenin olanagini yaratmaya calisir.”
Kutsal alanla profan (dunyevi, din-disi) alanin kadini cinsel nesne olarak gormekte ortaklasip birinin kadini ortup otekinin soymaya calismasinin ayni erkekegemenligin sonucu oldugunu gormeden ozgurlukcu laikligi nasil kurabiliriz?
Ertugrul Kurkcu yazisinda, basortusune cozum arayan AKP-MHP blogunun ne kadin ozgurlesmesi ne de genel anlamda demokratiklesme gibi bir derdi olmadigini vurguluyor ve soruyor: “AKP ve MHP'nin, Genelkurmay'in da pasif onayiyla olusturdugu yeni blok, bir ozgurluk esigini mi temsil ediyor?”
AKP ve MHP’nin 301, sosyal-ekonomik haklar vb. konusundaki tutumlari dusunuldugunde solda yer alan hicbirimizin AKP-MHP blogunu ozgurluk havarisi addettigini sanmiyorum. Burada bizim acimizdan sorulmasi daha anlamli olan soru, AKP-MHP blogunun ne kadar ozgurluklerden yana oldugu degil, bizim ne kadar ozgurluklerden yana oldugumuz; neoliberalizm ve dini gericilikle mucadeleyi ozgurluk savunusuyla beraber goturup goturemeyecegimiz sorusu.
Bir arkadasim, pazarda dolasirken iki erkek saticinin son basortusu tartismalari hakkinda konustuklarini duymus. Biri, otekine basortusu karsiti burokratlari, CHP’lileri ve miting katilimcilarini kastederek “Yahu, ne kadar cok komunist varmis ulkede de haberimiz yokmus” diyormus. Ben o “komunist”lerden degilim. Ya siz? (AS/TK)
(1) Yazi boyunca -"turban" demeyi tercih eden Kurkcu ve Kalyon'un yazilarina referansta bulundugum bolumler de dahil olmak uzere- bilincli olarak "turban" yerine "basortusu" ifadesini kullandim.
(2) Berktay, F. (2004). Kadinlarin Insan Haklarinin Gelisimi ve Turkiye, Bilgi Universitesi Sivil Toplum Kuruluslari Egitim ve Arastirma Birimi Sivil Toplum ve Demokrasi Konferans Yazilari, no: 7.
(3) 2001'de, feminist hareketin buyuk cabasiyla, bu ve benzeri maddelerin kaldirildigi ya da degistirildigi yeni Medeni Yasa kabul edildi.
(4) Zihnioglu, Y. (2003). Kadinsiz Inkilap: Nezihe Muhiddin, Kadinlar Halk Firkasi, Kadin Birligi. Istanbul: Metis.
(5) Binnaz Toprak ve Ersin Kalaycioglu’nun arastirmasi bence bu yonden de degerlendirilmeli.
(6) Basortulu kadinlarin bu surecin oznesi olmalari bir yana, Baskent Kadin Platformundan Hidayet Sefkatli Tuksal, bir konusmasinda, basortusu yasaginin ardindan ogretmen ve ogrenci basortulu kadinlarin cemaat liderleri tarafindan nasil “basinizi acin, okula gidin” baskisiyla karsilastiklarini ortaya koyuyor.
http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/104954/kurkcu-ve-kalyona-solcu-bir-feministten-basortusu-yasagi-uzerine
Üye eleştirileri
-
2008-03-04 13:34:50 |Unregistered| Ayse S
-
2008-03-03 23:10:07 |Unregistered| barn bulent
sevgılerle kendı ıstegımle otuyorum demek yanlıs ben ce tanrı buyurdugu ıcın. ıslam temelde hangı ozgurlugu sunmustur bıze. bunun sorgulanması gereker. ıslam benım gozumde bır yasam seklıdır.ve ben bu yasam seklınde yasamak ıstemedıgım den dolayı bu yasam seklını secmedım. bu secmedıgım yasam seklı bır gun benım ozgurlugumu kaldıracak dıyede o yasam seklını onaylama veya onaylama ma ozgurlugumde yok.ben bunu yapmadıgım surece onlarında benı onaylama veya onaylamama ozgurlugu yok.bu bugun dunyada olmuyor dıyede de fazgecemem ben ucu acık cemat veya toplum dusunuyorum
-
2008-03-02 23:06:04 |SAdministrator| onder

Sevgili Ayşe,
Giriş cümleni biraz değiştirere sana şöyle bir eleştiri yöneltmek istiyorum:
Kadın özgürleşmesini, her durumda erkek cinsiyetine karşı bir "cins" özgürleşmesine indirgediğmize, asıl sorunu yani insanlığın bir "tür" olarak özgürlüşmesini gözden kaçırmış oluruz.
Lütfen yanlış anlama ama senin yaklaşımın, bir yerde kadınlar "eziliyorsa" mutlaka desteklenmelidir gibi "partizan" bir yaklaşım. Geniş ve homojen bir kadın nosyonun var gibi geliyor bana. Tek tek kadınların sınıfsal, ideaolojik, kültürel yapısıyla ilgilenmiyorsun gibi.
Tarikatların erkekler tarafından yönetilmesine vurgu yapıyorsun, kadınlar tarafından yönetiliyor olsa farklı mı olacaktı.?
Başörtüsünü normal bir bireysel seçimmiş gibi ileri sürüyorsun ama bu örtünün son derece önemli göstergesel anlamını gözden kaçırısyorsun gibi geliyor bana. Bu konuda Müjgan Arpat'ın görüşü bana çok daha yakın geliyor;
“kadinin erkekle iliskisinde esit olmadigini, kadinin erkegin hizmetinde ikinci sinif bir insan oldugunu, cinsel bir obje olarak goruldugunu, bu nedenle kapanmasi gerektigini ve cinsel ozgurlugunun olmadigini simgeliyor.â€
Beğensek de beğenmesek de başörtüsü yapısalcıların ele aldığı anlamda ideal bir "göstergedir"/"signifier"dır. Aslında her giyim tarzı bir göstergedir.
Müjgan Arpat'ın çok güzel dile getirdiği gibi, başörtüsü kadının "öteki" statüsünü en iyi şekilde tescil eden, dolayısıyla cinsiyet ayrımcılığını en güçlü şekilde destekleyen bir göstergedir. Kadını en temelden "ötekileştiren" bir göstergedir. "Namus", "İffet" gibi değerlere gönderme yapar.
Sen bence bir anlamda kendi kendini ayağından vuruyorsun. Cinsiyet ayrımcılığını en temel dinamiklerinden birini kendi elinle destekliyorsun.
Bir başka dikkatimi çeken de, kadının özgürleşmesini adeta cinsel özgürleşmesinden bağımsız ele alıyor gibi görünmen.
Bu da paradoksal bir şekilde en muhafazakarla benzer bir söylemi paylaşmana neden oluyor.. MEsala bilboardlarda bikinili kadın resimlerine karşı çıkman gibi. Bireysel bir tercih tabii ama ben gericilerle aynı söyleme sahip olmaktansa, karşı çıktığım en kapitalist, en liberal söyleme sahip olmayı tercih ederim..Sosyalistlerin temel siyasi rakibi, kapitalistlerden önce arkaik feodal toplum yapılarıdır.
Kuşkusuz sen gericilerden çok farklı gerekçelerle karşı çıkıyorsun, kadın bedenin nesneleştirilmesi olarak görüyorsun..
Ama sonal analizde dinsel bir yönetime karşı çıkıyor olmana rağme, dinsel bir yaşam sürmenin sağlam göstergesi olan başörtüsünü takan kadınları bunun bir bireysel seçim olduğu gerekçesiyle destekliyor olman gibi "vücudunu sergileme özgürlüğünü" desteklemiyorsun..Yani senin kendi ideolojik tercihin olmamasına rağmen bir kadın kesiminin bireysel tercihi olarak destekliyorsun..Peki aynı şeyi kendi vücudunu sergilemek isteyen kadınlar için niye yapmıyorsun? İdealojik olarak katılmasan da, bu da bir bireysel tercihtir. Hatta çok daha sağlam, türün devamına yönelik doğal biyolojik gerekçeleri vardır..Sen hiç hoşlanmayacaksın belki ama kadın ontolojik yapısı gereği bedenini sergilemek ister bence..Yaşamın doğal durumu bu, buna karşı çıkmak püriten bir ahlaka teslim olmak anlmına gelmez mi?
Mesele şu ki, kapitalizm doğal isani bir durumu manipule ediyor. Hayatta kalma güdüsü gibi üreme dürtüsünü de manipule ediyor..
Bugün yavaş yavaş plajları da ele geçirip, bikinili denize girenlere de müdahale ediyorlar..Karaburun da böyle bir olay yaşanmıştı..Sonra mini etekle, dekolte ile Türkiye'nin büyük bir bölümünde kamusal alana çıkmak mümkün değildir. Ele geçirdikleri belediyelerde modern bir kadının istediği gibi giyinmesi mümkün değildir. Ama bu tabi başörtüsü kadar önemli bir sorun olmuyor çünkü resmi olarak yasak değil.
Lakin yazılı olmayan yasaklar bu ülkede yazılı olanlardan çok daha etkilidir.
Konu çok çetrefilli..Lakin ben bu konuları tartışmak durumunda kalmaktan dolayı gerçekten üzülüyorum..İnsanlığın tür olarak özgürleşmesiyle alakası yok bu konuların..
Ülkenin ve insanlığın gerçek sorunlara odaklanılmasını engellemek, gündemi saptırmak isteyen egemenlerin ekmeğine yağ sürüyoruz resmen..Biryerlerde oturup kıs kıs gülüyor olmalılar..
Yorumlar
Yorumunu ilk yazdigin gun okumama karsin ancak simdi yanit vermeye vakit bulabildim. Aslnda bu yaziyi Forum'da "Muhafazakarlik Yukselirken" basligi altindaki mesajlarimda ifade ettigim gorusleri daha aciklayici olsun diye gondermistim. Ancak sanirim olmamis.
Elestirilerinin ve sorularinin hepsine deginmeye calisacagim.
"Kadın özgürleşmesini, her durumda erkek cinsiyetine karşı bir "cins" özgürleşmesine indirgediğmize, asıl sorunu yani insanlığın bir "tür" olarak özgürlüşmesini gözden kaçırmış oluruz." diyorsun
Kadin ozgurlesmesi tabi ki bir cinsiyetin ozgurlesmesi. "Insan ozgurlesmesi" tek basina kadin ozgurlesmesini getirmez beraberinde. Zira kadinin bedenindeki iktidar ve denetim "insan" oldugu icin degil "kadin" oldugu icin var. Yani kadin bedeni uzerindeki denetim cinsiyete dayali, kadinlari kadin olduklari icin hedef alan bir denetim bicimi. Ote yandan, kadinlarin farkli bicimlerde tutsak edilmisliklerin e vurgu yapmak, insanlarin topyekun ozgurlesmelerin i savunmayla celismez. Sadece cinsiyet ayriminin oldugu ve cinsiyet ayrimi uzerinden kadinlarin spesifik bicimlerde ezildigi ve somuruldugu bir toplumda bu spesik ezilme ve somuru hallerine dikkat ceker. Genelleme olsa bile, derdimi anlatmak icin soyleyeyim: geleneksel sosyalistler icin, kadin-erkek ayrimi yapmaya gerek yok, zira hepimiz insaniz ve insanlar ozgurlesince kadinlar da ozgurlesecek. Oysa o ayrim zaten var. Yani cinsiyetci bir toplumun analizini yaparken kadin, erkek yokmus hepsi insanmis gibi analiz yapamazsin, yaparsan da cinsiyete dayali spesifik ezilme/ somuru hallerini kacirirsin. O yuzden insan ozgurlesmesi evet, ama kadin ozgurlesmesiyle birlikte. Benim yazimda bununla celisen bir yan yoktu zaten ama degindigin icin aciklamis oldum.
"kadınlar "eziliyorsa" mutlaka desteklenmelidi r gibi "partizan" bir yaklaşım. Geniş ve homojen bir kadın nosyonun var gibi geliyor bana. Tek tek kadınların sınıfsal, ideaolojik, kültürel yapısıyla ilgilenmiyorsun gibi."
diyorsun.
Tabi ki boyle. kadinlarin ezilmesine her durumda karsi cikilmasindan yanayim. Kadinlik durumu, irklari, siniflari falan da kesen bir durum zira. Burjuva kadin da burjuva erkek tarafindan eziliyor ve somuruluyor (aileici siddet ve ucretlendirilme yen evici emegi dusun). (Emekci kadinlar icin duble bir ezilme hali var hem sinif, hem cinsiyet acisindan - bunu belirtmeye gerek yok sanirim.) Ozetle, kadinlarin etnik, sinifsal vb bir suru farkliliklari var tabi ki ancak hepsi farkli bicimlerde ve derecelerde erkekegemenlik tarafindan eziliyor ve somuruluyor. Ben de her turlu kadin ezilmesine karsiyim. ("Burjuva kadinlardan mi yanasin yani" gibi bir sonuca varmayacagini saniyorum.)
"Tarikatların erkekler tarafından yönetilmesine vurgu yapıyorsun, kadınlar tarafından yönetiliyor olsa farklı mı olacaktı.?"
diyorsun.
Ben boyle bir sey demedim. Dikkatli okumadigini dusunuyorum. Turkiye'deki dini gericiligin baslaticisi ve aktif oznesi basortulu kadinlar degilken ve her tarafimiz tarikat/cemaat vb aglari ile sarilmisken "seriat geliyor" isterisinin basortulu kadinlarin universiteye gitme talebi sonucu ortaya cikmasindaki ironiyi gozler onune sermek istedim sadece.
Basortusu takan kadinlarin basortusu takma nedenlerinin homojen olmadigini sanirim bu tartismanin basindan beri tekrarliyorum. Islamin hakim yorumlarinda basortusunun ne amacla dayatildigindan bagimsiz olarak bugun basortulu kadinlar birbirlerinden farkli ve girift nedenlerle baslarini ortuyor. ("Namus-iffet" kavramini sadece dine indirgeyemezsin .) Bunu es gecersek - yani insanlarin dini normlari yasamlarina nasil gecirdiklerini yasamlarina bakarak degil de, sadece dini nasil yasamalari gerektigine iliskin kutsal kitaplarinda yer alan normlar uzerinden yorumlamaya calisirsak - dinin yasayan bir entite oldugunu, dini kurallarin farkli toplumlarda, zamanlarda farkli bicimlerde yorumlanabilece gini gozden kaciririz.
Ayrica diyelim ki basortusu bir simge/gosterge; sutyen, mini etek, ruj vb. birer gosterge degil mi? Basortusunu simge olarak ele alanlar icin basi acik olmak, mini etek giymek, makyaj yapmak ontolojik olarak dogal ve degismez seyler gibi sunuluyor. Oysa Forumda da belirttigim gibi, kadinlik ve erkeklik boyle kategoriler degil, topolumsal kurgulardir; kadin ve erkeklerin ozellikleri, rolleri, sorumluluklari vb toplumsallasmay la belirlenir. Ben bugun basimi ortmuyorsam ya da mememi ortup basimi acik birakiyorsam, bu, bu toplumun bana kadin neresini, ne kadar ortmeliye dair ogrettikleriyle ilgili. (Oysa mememi de acabilirdim di mi - nudist bir toplum falan olsaydik)
Bunlari soylerken sunu da ozellikle belirteyim: Islamin hakim yorumlarinda ortunmeye iliskin normlari ve bunlarin tarikat/cemaatl er tarafindan yorumlanisini(m esela Nur Risalelerinde), ortunmenin dinde nasil gerekcelendiril digini vb.yi, acik acik tartismak cok onemli. Bunlari tartismaya kalkan kadinlarin nasil radikal İslamcilar tarafindan hedef haline getirildiklerin i de biliyoruz. Konca Kuris ornegin. Yalniz bunlari tartismak ayri bir sey, basortulu kadinlarin universiteye girme taleplerine karsi cikmak ayri bir sey. Hem bu talebi destekleyip hem de ortunmeyi (ve tabi soyunmayi) tartismak gerekiyor bana kalirsa.
"Bir başka dikkatimi çeken de, kadının özgürleşmesini adeta cinsel özgürleşmesinde n bağımsız ele alıyor gibi görünmen." diyorsun
Yo hic de oyle degil. Ancak cinsel ozgurlesmeyi nasil tanimladigimiz onemli. Sen mesajinda nasil tanimliyorsun bir bakalim.
"MEsala bilboardlarda bikinili kadın resimlerine karsı çıkman gibi....başörtü sünü takan kadınları bunun bir bireysel seçim olduğu gerekçesiyle destekliyor olman gibi "vücudunu sergileme özgürlüğünü" desteklemiyorsu n..Peki aynı şeyi kendi vücudunu sergilemek isteyen kadınlar için niye yapmıyorsun? İdealojik olarak katılmasan da, bu da bir bireysel tercihtir."
diyorsun.
Tamamiyla katiliyorum. Bu da bireysel bir tercih. Buna iliskin bir yasak olmadigi icin tam olarak nasil desteklenir vucut sergileme ozgurlugu, ya da desteklendigi nasil gosterilir bilmiyorum. Ayrica ben erkeklerin de vucutlarini sergileme ozgurlugunden yanayim. Oysa ornegin Islamci erkekler yaka bagir acamazlar, gogus, kol ve sirt kaslarini kolsuz daracik beyaz bluzlarla, siki popolarini dar kotlar, slip mayolarla sergilemezler. Cunku Islam erkegin de belli bir bicimde ortunmesini istiyor. Bir erkek olarak sen ne hissediyorsun bu kisitlamalarla ilgili olarak?
Ote yandan bikinili kadinlarin resimlerinin reklam panolarinda yer almasi vb. gibi seylerin aksine kadinlari tutsak edici oldugunu dusunuyorum. Bir kadinin kendi istegiyle lop lop memeleri ve sarkik karniyla kumsalda bikini giymesi ya da giymemesi ona ait bir tercihken, sermaye egemenligindeki medya kadin bedeninin ciplakligini erkeklere urun satmak, kadinlara da belli bir guzellik anlayisini dayatmak icin kullaniyor. Bunu gormemek ve bu tip reklamlari sirf Islamcilar bunlara karsi cikiyor diye savunmak ya kisinin zaten kadin bedeninin metalastirilmas iyla ilgili bir sorunu olmadigina ya da safdil olduguna delalet eder bence. (Sen yapiyorsun diye demiyorum.)
"Vucut sergileme" tek basina cinsel ozgurlesme mi bundan da emin degilim. Ayrica tartismak lazim. Mesela post-feministle re gore, bir kadinin kendini guzel hissetmek icin memelerine silikon taktirmasi bir ozgurlesme ornegi; ya da bir kadinin kendi istegiyle seks iscisi olmasi vb. ("Post" dusunceler birbirine ne kadar yakin di mi?) Bense bunlarin erkekegemenligi n icsellestirilme siyle ilgili oldugunu dusunuyorum. (Ayni sekilde, basortusunu erkekler bedenini gorup de gunaha girmesin diye takan kadinlarin da erkekegemenligi icsellestirdigi ni dusunuyorum.) Buna karsin meme ameliyatlarinin yasaklanmasini, ya da seks iscisi kadinlarin cezalandirilmas ini savunmuyorum. "Aa ezilmis kadinlar, yazik erkekegemenligi n kurbanlari" falan diye de dusunmuyorum haklarinda. Ama biz basortulu kadinlarin kamusal alanlarda ortuleriyle varoluslarini kisitladigimiz/ yasakladigimiz gibi, bi de onlara biz aydinlanmacilar tarafindan ozgurlestirilme yi bekleyen zavallilar gozuyle bakiyoruz. "Ozgurlesme" kosulu olarak da tabi ortuyu cikarmalarini dayatiyoruz.
"Sen hiç hoşlanmayacaksı n belki ama kadın ontolojik yapısı gereği bedenini sergilemek ister bence..Yaşamın doğal durumu bu, buna karşı çıkmak püriten bir ahlaka teslim olmak anlmına gelmez mi?"
diyorsun
Valla, hoslanma hoslanmama meselesi degil ama ben daha once kadin ve erkegin boyle ontolojik bir yapisi olmadigini dusundugumu birkac kez yazdim. O yuzden kadinlar dogustan soyledir, erkekler dogustan boyledir tipi aciklamalar bana ahistorik ve bir cesit seylestirme gibi geliyor.
Muhafazakarlar da kadin bedeninin ciplakliginin temsiline karsi cikabilir. Biz karsi ciktigimiz sey itibariyla ortaklasiyor gibi durabiliriz, ancak neden-nasil bir sorunsal cercevesinde karsi ciktigimiz belirleyici bence. Yani ben hem bekaret kontrolleri yasaklansin deyip hem de kadinlarin piyasa araciligiyla cinsel nesnelestirilme sine karsi cikiyorsam onlardan baska bir yerdeyimdir zaten. Bu konuya pornografiyle ilgili yazimda deginiyorum. Onu makaleler kismina koyucam. O yazi da bir fikir verebilir.
"Lakin ben bu konuları tartışmak durumunda kalmaktan dolayı gerçekten üzülüyorum..İns anlığın tür olarak özgürleşmesiyle alakası yok bu konuların.. Ülkenin ve insanlığın gerçek sorunlara odaklanılmasını engellemek, gündemi saptırmak isteyen egemenlerin ekmeğine yağ sürüyoruz resmen..Biryerl erde oturup kıs kıs gülüyor olmalılar.." diyorsun.
Yahu, Forum sayfasindaki tartismamiz sen basortusu "gercek gundemin, gercek oncelikler vb.nin disinda" dedigin icin baslamamis miydi? O tartismada geldigimiz noktada sen bana sonunda "evet herkes durdugu yerden muhalefet eder, durdugu yerden onceliklerini belirler" dememis miydin? Ben de sosyalist ve cinsiyet ayrimciligina karsi bir kadin olarak neden basortusu yasagina karsi ciktigimi anlatmamis miydim? Ee simdi yeniden bana "gercek gundem, gercek sorun"lardan bahsediyorsun. Nasil is bu?
Sevgiler
Giriş cümleni biraz değiştirere sana şöyle bir eleştiri yöneltmek istiyorum:
Kadın özgürleşmesini, her durumda erkek cinsiyetine karşı bir "cins" özgürleşmesine indirgediğmize, asıl sorunu yani insanlığın bir "tür" olarak özgürlüşmesini gözden kaçırmış oluruz.
Lütfen yanlış anlama ama senin yaklaşımın, bir yerde kadınlar "eziliyorsa" mutlaka desteklenmelidi r gibi "partizan" bir yaklaşım. Geniş ve homojen bir kadın nosyonun var gibi geliyor bana. Tek tek kadınların sınıfsal, ideaolojik, kültürel yapısıyla ilgilenmiyorsun gibi.
Tarikatların erkekler tarafından yönetilmesine vurgu yapıyorsun, kadınlar tarafından yönetiliyor olsa farklı mı olacaktı.?
Başörtüsünü normal bir bireysel seçimmiş gibi ileri sürüyorsun ama bu örtünün son derece önemli göstergesel anlamını gözden kaçırısyorsun gibi geliyor bana. Bu konuda Müjgan Arpat'ın görüşü bana çok daha yakın geliyor;
“kadinin erkekle iliskisinde esit olmadigini, kadinin erkegin hizmetinde ikinci sinif bir insan oldugunu, cinsel bir obje olarak goruldugunu, bu nedenle kapanmasi gerektigini ve cinsel ozgurlugunun olmadigini simgeliyor.â€
Beğensek de beğenmesek de başörtüsü yapısalcıların ele aldığı anlamda ideal bir "göstergedir"/" signifier"dır. Aslında her giyim tarzı bir göstergedir.
Müjgan Arpat'ın çok güzel dile getirdiği gibi, başörtüsü kadının "öteki" statüsünü en iyi şekilde tescil eden, dolayısıyla cinsiyet ayrımcılığını en güçlü şekilde destekleyen bir göstergedir. Kadını en temelden "ötekileştiren" bir göstergedir. "Namus", "İffet" gibi değerlere gönderme yapar.
Sen bence bir anlamda kendi kendini ayağından vuruyorsun. Cinsiyet ayrımcılığını en temel dinamiklerinden birini kendi elinle destekliyorsun.
Bir başka dikkatimi çeken de, kadının özgürleşmesini adeta cinsel özgürleşmesinde n bağımsız ele alıyor gibi görünmen.
Bu da paradoksal bir şekilde en muhafazakarla benzer bir söylemi paylaşmana neden oluyor.. MEsala bilboardlarda bikinili kadın resimlerine karşı çıkman gibi. Bireysel bir tercih tabii ama ben gericilerle aynı söyleme sahip olmaktansa, karşı çıktığım en kapitalist, en liberal söyleme sahip olmayı tercih ederim..Sosyali stlerin temel siyasi rakibi, kapitalistlerde n önce arkaik feodal toplum yapılarıdır.
Kuşkusuz sen gericilerden çok farklı gerekçelerle karşı çıkıyorsun, kadın bedenin nesneleştirilme si olarak görüyorsun..
Ama sonal analizde dinsel bir yönetime karşı çıkıyor olmana rağme, dinsel bir yaşam sürmenin sağlam göstergesi olan başörtüsünü takan kadınları bunun bir bireysel seçim olduğu gerekçesiyle destekliyor olman gibi "vücudunu sergileme özgürlüğünü" desteklemiyorsu n..Yani senin kendi ideolojik tercihin olmamasına rağmen bir kadın kesiminin bireysel tercihi olarak destekliyorsun. .Peki aynı şeyi kendi vücudunu sergilemek isteyen kadınlar için niye yapmıyorsun? İdealojik olarak katılmasan da, bu da bir bireysel tercihtir. Hatta çok daha sağlam, türün devamına yönelik doğal biyolojik gerekçeleri vardır..Sen hiç hoşlanmayacaksı n belki ama kadın ontolojik yapısı gereği bedenini sergilemek ister bence..Yaşamın doğal durumu bu, buna karşı çıkmak püriten bir ahlaka teslim olmak anlmına gelmez mi?
Mesele şu ki, kapitalizm doğal isani bir durumu manipule ediyor. Hayatta kalma güdüsü gibi üreme dürtüsünü de manipule ediyor..
Bugün yavaş yavaş plajları da ele geçirip, bikinili denize girenlere de müdahale ediyorlar..Kara burun da böyle bir olay yaşanmıştı..Son ra mini etekle, dekolte ile Türkiye'nin büyük bir bölümünde kamusal alana çıkmak mümkün değildir. Ele geçirdikleri belediyelerde modern bir kadının istediği gibi giyinmesi mümkün değildir. Ama bu tabi başörtüsü kadar önemli bir sorun olmuyor çünkü resmi olarak yasak değil.
Lakin yazılı olmayan yasaklar bu ülkede yazılı olanlardan çok daha etkilidir.
Konu çok çetrefilli..Lak in ben bu konuları tartışmak durumunda kalmaktan dolayı gerçekten üzülüyorum..İns anlığın tür olarak özgürleşmesiyle alakası yok bu konuların..
Ülkenin ve insanlığın gerçek sorunlara odaklanılmasını engellemek, gündemi saptırmak isteyen egemenlerin ekmeğine yağ sürüyoruz resmen..Biryerl erde oturup kıs kıs gülüyor olmalılar..

Selam Onder,
Yorumunu ilk yazdigin gun okumama karsin ancak simdi yanit vermeye vakit bulabildim. Aslnda bu yaziyi Forum'da "Muhafazakarlik Yukselirken" basligi altindaki mesajlarimda ifade ettigim gorusleri daha aciklayici olsun diye gondermistim. Ancak sanirim olmamis.
Elestirilerinin ve sorularinin hepsine deginmeye calisacagim.
"Kadın özgürleşmesini, her durumda erkek cinsiyetine karşı bir "cins" özgürleşmesine indirgediğmize, asıl sorunu yani insanlığın bir "tür" olarak özgürlüşmesini gözden kaçırmış oluruz." diyorsun
Kadin ozgurlesmesi tabi ki bir cinsiyetin ozgurlesmesi. "Insan ozgurlesmesi" tek basina kadin ozgurlesmesini getirmez beraberinde. Zira kadinin bedenindeki iktidar ve denetim "insan" oldugu icin degil "kadin" oldugu icin var. Yani kadin bedeni uzerindeki denetim cinsiyete dayali, kadinlari kadin olduklari icin hedef alan bir denetim bicimi. Ote yandan, kadinlarin farkli bicimlerde tutsak edilmisliklerine vurgu yapmak, insanlarin topyekun ozgurlesmelerini savunmayla celismez. Sadece cinsiyet ayriminin oldugu ve cinsiyet ayrimi uzerinden kadinlarin spesifik bicimlerde ezildigi ve somuruldugu bir toplumda bu spesik ezilme ve somuru hallerine dikkat ceker. Genelleme olsa bile, derdimi anlatmak icin soyleyeyim: geleneksel sosyalistler icin, kadin-erkek ayrimi yapmaya gerek yok, zira hepimiz insaniz ve insanlar ozgurlesince kadinlar da ozgurlesecek. Oysa o ayrim zaten var. Yani cinsiyetci bir toplumun analizini yaparken kadin, erkek yokmus hepsi insanmis gibi analiz yapamazsin, yaparsan da cinsiyete dayali spesifik ezilme/ somuru hallerini kacirirsin. O yuzden insan ozgurlesmesi evet, ama kadin ozgurlesmesiyle birlikte. Benim yazimda bununla celisen bir yan yoktu zaten ama degindigin icin aciklamis oldum.
"kadınlar "eziliyorsa" mutlaka desteklenmelidir gibi "partizan" bir yaklaşım. Geniş ve homojen bir kadın nosyonun var gibi geliyor bana. Tek tek kadınların sınıfsal, ideaolojik, kültürel yapısıyla ilgilenmiyorsun gibi."
diyorsun.
Tabi ki boyle. kadinlarin ezilmesine her durumda karsi cikilmasindan yanayim. Kadinlik durumu, irklari, siniflari falan da kesen bir durum zira. Burjuva kadin da burjuva erkek tarafindan eziliyor ve somuruluyor (aileici siddet ve ucretlendirilmeyen evici emegi dusun). (Emekci kadinlar icin duble bir ezilme hali var hem sinif, hem cinsiyet acisindan - bunu belirtmeye gerek yok sanirim.) Ozetle, kadinlarin etnik, sinifsal vb bir suru farkliliklari var tabi ki ancak hepsi farkli bicimlerde ve derecelerde erkekegemenlik tarafindan eziliyor ve somuruluyor. Ben de her turlu kadin ezilmesine karsiyim. ("Burjuva kadinlardan mi yanasin yani" gibi bir sonuca varmayacagini saniyorum.)
"Tarikatların erkekler tarafından yönetilmesine vurgu yapıyorsun, kadınlar tarafından yönetiliyor olsa farklı mı olacaktı.?"
diyorsun.
Ben boyle bir sey demedim. Dikkatli okumadigini dusunuyorum. Turkiye'deki dini gericiligin baslaticisi ve aktif oznesi basortulu kadinlar degilken ve her tarafimiz tarikat/cemaat vb aglari ile sarilmisken "seriat geliyor" isterisinin basortulu kadinlarin universiteye gitme talebi sonucu ortaya cikmasindaki ironiyi gozler onune sermek istedim sadece.
Basortusu takan kadinlarin basortusu takma nedenlerinin homojen olmadigini sanirim bu tartismanin basindan beri tekrarliyorum. Islamin hakim yorumlarinda basortusunun ne amacla dayatildigindan bagimsiz olarak bugun basortulu kadinlar birbirlerinden farkli ve girift nedenlerle baslarini ortuyor. ("Namus-iffet" kavramini sadece dine indirgeyemezsin.) Bunu es gecersek - yani insanlarin dini normlari yasamlarina nasil gecirdiklerini yasamlarina bakarak degil de, sadece dini nasil yasamalari gerektigine iliskin kutsal kitaplarinda yer alan normlar uzerinden yorumlamaya calisirsak - dinin yasayan bir entite oldugunu, dini kurallarin farkli toplumlarda, zamanlarda farkli bicimlerde yorumlanabilecegini gozden kaciririz.
Ayrica diyelim ki basortusu bir simge/gosterge; sutyen, mini etek, ruj vb. birer gosterge degil mi? Basortusunu simge olarak ele alanlar icin basi acik olmak, mini etek giymek, makyaj yapmak ontolojik olarak dogal ve degismez seyler gibi sunuluyor. Oysa Forumda da belirttigim gibi, kadinlik ve erkeklik boyle kategoriler degil, topolumsal kurgulardir; kadin ve erkeklerin ozellikleri, rolleri, sorumluluklari vb toplumsallasmayla belirlenir. Ben bugun basimi ortmuyorsam ya da mememi ortup basimi acik birakiyorsam, bu, bu toplumun bana kadin neresini, ne kadar ortmeliye dair ogrettikleriyle ilgili. (Oysa mememi de acabilirdim di mi - nudist bir toplum falan olsaydik)
Bunlari soylerken sunu da ozellikle belirteyim: Islamin hakim yorumlarinda ortunmeye iliskin normlari ve bunlarin tarikat/cemaatler tarafindan yorumlanisini(mesela Nur Risalelerinde), ortunmenin dinde nasil gerekcelendirildigini vb.yi, acik acik tartismak cok onemli. Bunlari tartismaya kalkan kadinlarin nasil radikal İslamcilar tarafindan hedef haline getirildiklerini de biliyoruz. Konca Kuris ornegin. Yalniz bunlari tartismak ayri bir sey, basortulu kadinlarin universiteye girme taleplerine karsi cikmak ayri bir sey. Hem bu talebi destekleyip hem de ortunmeyi (ve tabi soyunmayi) tartismak gerekiyor bana kalirsa.
"Bir başka dikkatimi çeken de, kadının özgürleşmesini adeta cinsel özgürleşmesinden bağımsız ele alıyor gibi görünmen." diyorsun
Yo hic de oyle degil. Ancak cinsel ozgurlesmeyi nasil tanimladigimiz onemli. Sen mesajinda nasil tanimliyorsun bir bakalim.
"MEsala bilboardlarda bikinili kadın resimlerine karsı çıkman gibi....başörtüsünü takan kadınları bunun bir bireysel seçim olduğu gerekçesiyle destekliyor olman gibi "vücudunu sergileme özgürlüğünü" desteklemiyorsun..Peki aynı şeyi kendi vücudunu sergilemek isteyen kadınlar için niye yapmıyorsun? İdealojik olarak katılmasan da, bu da bir bireysel tercihtir."
diyorsun.
Tamamiyla katiliyorum. Bu da bireysel bir tercih. Buna iliskin bir yasak olmadigi icin tam olarak nasil desteklenir vucut sergileme ozgurlugu, ya da desteklendigi nasil gosterilir bilmiyorum. Ayrica ben erkeklerin de vucutlarini sergileme ozgurlugunden yanayim. Oysa ornegin Islamci erkekler yaka bagir acamazlar, gogus, kol ve sirt kaslarini kolsuz daracik beyaz bluzlarla, siki popolarini dar kotlar, slip mayolarla sergilemezler. Cunku Islam erkegin de belli bir bicimde ortunmesini istiyor. Bir erkek olarak sen ne hissediyorsun bu kisitlamalarla ilgili olarak?
Ote yandan bikinili kadinlarin resimlerinin reklam panolarinda yer almasi vb. gibi seylerin aksine kadinlari tutsak edici oldugunu dusunuyorum. Bir kadinin kendi istegiyle lop lop memeleri ve sarkik karniyla kumsalda bikini giymesi ya da giymemesi ona ait bir tercihken, sermaye egemenligindeki medya kadin bedeninin ciplakligini erkeklere urun satmak, kadinlara da belli bir guzellik anlayisini dayatmak icin kullaniyor. Bunu gormemek ve bu tip reklamlari sirf Islamcilar bunlara karsi cikiyor diye savunmak ya kisinin zaten kadin bedeninin metalastirilmasiyla ilgili bir sorunu olmadigina ya da safdil olduguna delalet eder bence. (Sen yapiyorsun diye demiyorum.)
"Vucut sergileme" tek basina cinsel ozgurlesme mi bundan da emin degilim. Ayrica tartismak lazim. Mesela post-feministlere gore, bir kadinin kendini guzel hissetmek icin memelerine silikon taktirmasi bir ozgurlesme ornegi; ya da bir kadinin kendi istegiyle seks iscisi olmasi vb. ("Post" dusunceler birbirine ne kadar yakin di mi?) Bense bunlarin erkekegemenligin icsellestirilmesiyle ilgili oldugunu dusunuyorum. (Ayni sekilde, basortusunu erkekler bedenini gorup de gunaha girmesin diye takan kadinlarin da erkekegemenligi icsellestirdigini dusunuyorum.) Buna karsin meme ameliyatlarinin yasaklanmasini, ya da seks iscisi kadinlarin cezalandirilmasini savunmuyorum. "Aa ezilmis kadinlar, yazik erkekegemenligin kurbanlari" falan diye de dusunmuyorum haklarinda. Ama biz basortulu kadinlarin kamusal alanlarda ortuleriyle varoluslarini kisitladigimiz/yasakladigimiz gibi, bi de onlara biz aydinlanmacilar tarafindan ozgurlestirilmeyi bekleyen zavallilar gozuyle bakiyoruz. "Ozgurlesme" kosulu olarak da tabi ortuyu cikarmalarini dayatiyoruz.
"Sen hiç hoşlanmayacaksın belki ama kadın ontolojik yapısı gereği bedenini sergilemek ister bence..Yaşamın doğal durumu bu, buna karşı çıkmak püriten bir ahlaka teslim olmak anlmına gelmez mi?"
diyorsun
Valla, hoslanma hoslanmama meselesi degil ama ben daha once kadin ve erkegin boyle ontolojik bir yapisi olmadigini dusundugumu birkac kez yazdim. O yuzden kadinlar dogustan soyledir, erkekler dogustan boyledir tipi aciklamalar bana ahistorik ve bir cesit seylestirme gibi geliyor.
Muhafazakarlar da kadin bedeninin ciplakliginin temsiline karsi cikabilir. Biz karsi ciktigimiz sey itibariyla ortaklasiyor gibi durabiliriz, ancak neden-nasil bir sorunsal cercevesinde karsi ciktigimiz belirleyici bence. Yani ben hem bekaret kontrolleri yasaklansin deyip hem de kadinlarin piyasa araciligiyla cinsel nesnelestirilmesine karsi cikiyorsam onlardan baska bir yerdeyimdir zaten. Bu konuya pornografiyle ilgili yazimda deginiyorum. Onu makaleler kismina koyucam. O yazi da bir fikir verebilir.
"Lakin ben bu konuları tartışmak durumunda kalmaktan dolayı gerçekten üzülüyorum..İnsanlığın tür olarak özgürleşmesiyle alakası yok bu konuların.. Ülkenin ve insanlığın gerçek sorunlara odaklanılmasını engellemek, gündemi saptırmak isteyen egemenlerin ekmeğine yağ sürüyoruz resmen..Biryerlerde oturup kıs kıs gülüyor olmalılar.." diyorsun.
Yahu, Forum sayfasindaki tartismamiz sen basortusu "gercek gundemin, gercek oncelikler vb.nin disinda" dedigin icin baslamamis miydi? O tartismada geldigimiz noktada sen bana sonunda "evet herkes durdugu yerden muhalefet eder, durdugu yerden onceliklerini belirler" dememis miydin? Ben de sosyalist ve cinsiyet ayrimciligina karsi bir kadin olarak neden basortusu yasagina karsi ciktigimi anlatmamis miydim? Ee simdi yeniden bana "gercek gundem, gercek sorun"lardan bahsediyorsun. Nasil is bu?
Sevgiler