Makaleler Bütün Yazılar Makale Önemli Makaleler Metin Çulhaoğlu`ndan Kırmızı Hap
 

Metin Çulhaoğlu`ndan Kırmızı Hap Popüler

 

I offer you a Red Pill, helps us to know the reality about Turkish Army, produced by Metin Çulhaoğlu who is aware of the truth.

 

 

Bir uyanmış teorisyen Metin Çulhaoğlu`ndan, TSK`ya dair aldığım kırmızı hapı sizlere sunuyorum:

 

 

 

Ordunun Dereleri - Metin Çulhaoğlu (Kaynak:

Üzerinden 38 yıl geçti, bugün duyan ve hatırlayan pek çıkmayabilir.

12 Mart (1971) muhtırasının hemen ardından Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı aranan “anarşistlerle”, bu arada toplantı ve gösterilerle ilgili peş peşe bildiriler yayınlıyordu. Bu dehşetengiz ilk bildirilerin arasına, diğerlerinden farklı bir başka bildiri daha sıkışmıştı. Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı, Ankara yakınlarındaki Kazan beldesinde açıkta et satıldığını (o zamanların oturaklı söylemiyle) “kesinlikle tespit ve teşhis etmişti.” Bundan böyle yoldan geçenler Kazan’dan et almayacak, kimse daha ucuz diye et almaya Ankara’dan kalkıp Kazan’a gitmeyecekti. Yasağa karşın et satmaya ve almaya devam edenlere ise...

Aslında çok normaldi. Çünkü ordu öyle salt “anarşi-terör” derdinde değildi. Bu ülkenin en aydınlanmış, en seçkin, her şeyden anlayan, üstelik “halkın içinden gelen” kurumu olarak halk sağlığını koruma ve kollama gibi bir görevi de elbette olacaktı. Başkaları, asıl yetkililer yapmıyorsa, yapamıyorsa, o yapacak, böyle konularda ne kadar duyarlı olduğunu gösterecekti. Nitekim Sıkıyönetim Komutanlığı daha sonra kimi “erotik” yayınları da yasaklayarak bu kez gençleri ve mazbut aile babalarını baştan çıkarmaya yönelik teşebbüslere dur demişti...

Evet, bir zamanlar ordunun “müdahaleci geleneği” salt darbe yapmakla, sivil siyaseti kendi aklınca hizaya getirmekle sınırlı kalmıyordu.

Ne var ki, Türkiye’de kamusal alan denilen şey zamanla “sivilleşmişti”; artık siviller de halk sağlığı, muzır neşriyat, yeşil alanlar, kent nazım planları ve benzeri işlerden anlamaya, bu alanlardaki yetkilerini kullanmaya başlamışlardı.

Böylece, “ordunun dereleri” de bu alanlarda “yukarı” değil, normal mecrasında akmaya başlamıştı.

Gelgelelim, “milli birlik ve beraberliğe en fazla muhtaç olduğumuz günlerin” en isabetli biçimde tespiti gene ordunun uzmanlık alanı içinde kalıyordu. Sonra, halk sağlığını kollamayı ve muzır neşriyatla mücadeleyi çoktan başkalarına bırakan ordu, “küresel vizyon”, “jeopolitik”, “simülasyon”, “bölgesel ve uluslararası güç dengeleri” veya “megatrends” gibi başlıklar gündeme geldiğinde, “işte, bunlar tam da benim alanım” diyebiliyordu.

Ordunun dereleri bu alanlarda yukarı akmaya devam ediyordu.

* * *

Derelere sonunda ne olduğundan önce, kısa bir parantez:

Türkiye’de sivil siyaset üzerindeki “asker vesayetinden” söz ediliyor.

Konu ayrıca tartışılabilir. Ama bir nokta çok kesindir: Dış ilişkilerin önemli dönemeç noktalarında ordunun üzerinde hep sivillerin “vesayeti” olagelmiştir. Örneğin, eğer ille de “vesayetse”, 1950’lerin başında Kore’ye asker gönderilmesinde veya 1974 Kıbrıs müdahalesinde ordunun üzerinde sivillerin “vesayeti” olduğu çok açıktır. Herhalde bugün kimse kalkıp bu iki önemli olayda Menderes’in ve Ecevit’in “askerlerin zorlamasıyla” karar aldıklarını iddia etmeyecektir.

Parantezden sonra devam edelim.

Devam edersek, bir nokta çok açıktır ve dananın kuyruğu da orada kopmaktadır: Ordu, özellikle sosyalist sistemin çöküşünden sonra, kendi anlayışıyla “yeni dengelere” merak sarmış, yeni kozlar elde ettiğini düşünmüş, pazarlık gücünün arttığına ve ülkedeki “en değerli ihraç malı” olarak başkalarından, bu arada sivil siyasetten rol çalabileceğine kani olmuştur.

Bu verilerle gaza gelip “vesayet” kurabileceğini sanmış, bir kumar oynamış, şansını denemiş ve kaybetmiştir.

Yeterince anlaşılmadıysa, söylenen çok açık olarak şudur: “İrticai” faaliyetlere karşı hassasiyet, işin kilit noktası değildir; ordu, ülkenin dış politika vizyonunda ve bölgesel denge hesaplarında baş aktörlüğe soyunmuş, “ABD en başta beni ve benim hassasiyetlerimi gözetir” varsayımından hareket etmiş ve çuvallamıştır.

İşin aslına bakılırsa mesele, öyle “ABD’den bağımsız” dış siyaset falan değildir; ABD’nin en has dayanağının kim olacağı yarışıdır. Ordu bu başlıkta sivil siyasetle yarışa kalkmış, yarışta avantaj sağlamak için kendi içinden çıkan kimi aykırı seslere “koz olacağı” düşüncesiyle tolerans göstermiştir. Bu dalaşmanın sonucunda, kaybeden kendisi olmuştur: ABD “yemem”, AKP de “yedirmem” deyince ordunun süngüsü düşmüştür.

Ordu, ABD’ye yakınlık için AKP’ye muhtaç olduğunu, ABD’nin de en azından bugünkü gücü ve tabanıyla AKP’den vazgeçemeyeceğini sonunda anlamıştır.

Bugün gelinen durum budur.

* * *

“Başkent kulisleri”, “Genelkurmay’a yakın çevrelerden alınan bilgilere göre” gibisinden başlıklar altında nakledilen, kimi ıvır zıvır, kimi ciddiye alınır istihbaratı ayıklayıp en genel anlamda bir süreç soyutlaması yapılırsa, söylenebilecek olan yukarıdakidir.

Çok afakî kalıyorsa, süreç soyutlaması dışında, kişiler düzeyinde “somutlama” da yapılabilir.

İddialı dönemin aktörlerinden biri Kıvrıkoğlu idi. Şimdi Ergenekon’la anılmaktadır. Yerini, belki gerçekten iddiasız, belki “yedirmeyeceklerini” baştan kavrayan Hilmi Özkök almıştır. “Kasaptaki ete soğan doğranmaz” vecizesiyle dil ve halk bilimcileri epey uğraştırmıştır. Bu vecizenin bir gün gelip silah arkadaşlarının bir zamanki boş heveslerine yönelik bir uyarı gibi yorumlanması pekâlâ mümkündür.

Özkök, yerini çok daha iddialı birine, Büyükanıt’a devretmiştir. Ne var ki onun da süngüsü içeriği bilinmeyen meşhur Dolmabahçe mülakatıyla düşmüştür. Genelkurmay Başkanlığı döneminin belki de en mutlu günleri Kuzey Irak’ı BBG (biri bizi gözetliyor) evine benzettiği günlerdir. Emekliliğinden sonra Fenerbahçe maçlarına gitmeye başlamıştır. İlerde, Fenerbahçeli Guiza’nın, Büyükanıt’ın izlediği maçlardaki gol kısırlığını, kendini “BBG evinde” gibi hissedip duyduğu rahatsızlığa bağlaması mümkündür.

Nihayet, iddialı dönemin sona ermeye başladığı günlerde devreye İlker Başbuğ girmiştir. “işin bittiğini” gördüğünden olsa gerek siyasal mesajlardan çok sosyolojik tahlillere ağırlık vermeye başlamıştır. Emekli olduğunda, Genelkurmay Başkanlığı dönemindeki konuşmalarını yazı haline getirip Birikim dergisine vermesi mümkündür.

Özetin özeti, ordunun dereleri aşağı da yukarı da akamayınca, sağa sola akmaya başlamıştır.

Peki, çok mu dert? O kadar da olmaması gerekir. Eğer ille de İttihatçılık ve Enver Paşa geleneği ise, şu sözler Enver Paşa’ya aittir: Mefkûreyi gerçekleştiremeyince, gerçekliği mefkûre edinmekten başka çare yoktur...

Şimdi bu yapılmaktadır.

* * *

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (2)
  • onder
    avatar

    Morpheus,

    Yazi giriş formunda "yayınlandı" diye bir seçenek var. Ona da evet demek gerekiyor yazının tamamen görünmesi için. sen onu seçmeyi unutmuşsun.

    Morpheus'un sunduğu haplardan hangisi Gerçeği görmemizi sağlıyordu unuttum wall.

  • Morpheus
    avatar

    Thanks for the correction Onder. Surely, the "Red pill" does help us to see the truth. Let out of the blue pill my friends.

    Düzeltme için teşekkürler Önder. Şüphesiz ki “Kırmızı Hap” asıl gerçeği görmemizi sağlıyor. Mavi haptan uzak duralım arkadaşlar.8)

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #2 Morpheus 13-07-2009 02:08
Thanks for the correction Onder. Surely, the "Red pill" does help us to see the truth. Let out of the blue pill my friends.

Düzeltme için teşekkürler Önder. Şüphesiz ki “Kırmızı Hap” asıl gerçeği görmemizi sağlıyor. Mavi haptan uzak duralım arkadaşlar.8)
Alıntı
 
 
0 #1 Önder Kurt 13-07-2009 01:33
Morpheus,

Yazi giriş formunda "yayınlandı" diye bir seçenek var. Ona da evet demek gerekiyor yazının tamamen görünmesi için. sen onu seçmeyi unutmuşsun.

Morpheus'un sunduğu haplardan hangisi Gerçeği görmemizi sağlıyordu unuttum wall.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile