Kultur-Sanat Kitap Tanıtım Çeviri Roman Galapagos - Kurt Vonnegut
 

Galapagos - Kurt Vonnegut Galapagos - Kurt Vonnegut Popüler

Galapagos - Kurt Vonnegut

Kitap

Orjinal Başlık
Galápagos
Yayın Evi
Yıl
1985
Sayfa Adedi
291

Yeni kurulan iddialı bir Turizm Acentası, Jacqueline Onassis, Henry Kissinger, Mick Jagger gibi dönemin ünlü isimlerinin de katılacağının duyurulmasıyla bütün dikkatleri üzerine çekmiş, Galapagos adalarına, "Yüzyılın Doğa Gezisi" olarak pazarlanan bir gemi seyahatı düzenlemektedir.

Sırf bu gezi için, İsveç'te "Bahia De Darwin"/Darwin Koyu adlı yeni bir gemi bile inşa edilmiştir. Olaylar, işte bu geminin inşaası esnasında, boşanan bir demir levhanın kafasını uçurmasıyla, bir insan olarak hayatı sonlanmış, ama varoluşuna bir ruh olarak devam eden, Vietnam savaşından, katıldığı bir katliam ve sonrasında aldığı hava değişikliği esnasında kaptığı, üstlerine bildirmekten çekindiği frengi yüzünden, İsveç'e kaçan eski bir Amerikan Deniz Piyadesinin bakışı ile aktarılır.

"Yüzyılın Doğa Gezisi", bütün dünya pazarlarını ama özellikle seyahatin başlangıç noktası Ekvator'u çökerten, derin bir ekonomik kriz ve arkasından gelen açlık ve savaşlar yüzünden, daha başlamadan hüsrana uğramıştır. Katılacakları duyurulmuş bütün ünlü isimler, bağlantıları sayesinde içinde bulunulan durumda Ekvator gibi yoksul bir ülkeye gitmenin büyük risk olacağını haber almış ve rezervasyonlarını iptal etmişlerdir. Ama böyle bir bilgiye önceden ulaşma şansı olmayan sıradan bir grup insan, çoktan Ekvator'a ulaşmışlardır bile. "Yüzyılın Doğa Gezisi" için geldikleri yerde, kendilerini bir anda amansız bir hayatta kalma mücadelesi içinde bulurlar. Üstelik çöken ekonomin tetiklediği, kısıtlı kaynakları kontrol edebilme kaygısıyla komşu Peru ile bir savaş da patlak vermiştir. Galapagos adalarına planan yolculuk, gezi olarak olmasa da bir kaçış olarak sonunda yapılmak zorunda kalınır. Böylece insanlığın ikinci Nuh Gemisi macerası da başlamıştır, zira Anakarada ekonomik çöküşü, kadınların yumurtalarını öldüren bir salgın takip etmiş ve böylece insan ırkı yeryüzünden tamamen kaybolmanın eşiğine dayanmıştır Böyle bir toptan yokoluş tehditi karşısında,  İnsan soyunun varlığını devam ettirme şansını yükseltecek en uygun adayları bulmak için özenli bir seçim yapılsa asla listeye giremeyecek bir grup insan, erkek olarak kalp hastası meslekten bir düzenbaz ve sonu çıldırarak kendini ve çevresindikileri yoketmeye çalışmaya kadar giden kalıtsal bir hastalığı taşıma olasılığı yüksek ve bu yüzden soyunu devam ettirmek istemeyen, sırf soylu bir aileden gelmenin sağladığı ayrıcalıklarla geminin başına atanmış, ama sadece denizclikten ve gemilerden değil, eğlenmek ve sorumsuzca günü gün etmek dışında herhangi bir konudan hiçbirşey anlamayan, beceriksiz kaptan, dişi olarak da kör bir kız, sürekli bir "monopolar" depresyonun etkisiyle katatonik bir varoluş sürdüren, hamile bir Japon kadın, artık ortayaşları da geride bırakmış emekli bir biyoloji öğretmeni ve amazonların yamyam kabilesi Kanka-Bono'lardan, yalnızca kimsenin anlamadığı kendi dillerini konuşabilen altı çocuk, farkında olmasalar da insanlığın yeni Adem ve Havva'larıdır artık. Bu ilan edilmemiş ölüm kalım mücadelesine, talan edildiği için motorlarından başka işe yarar hiçbir parçası kalmamış geminin dışında yanlarında sadece , Kanka-Bono'larınki hariç birkaç bin dili birbirine çevirebilen, bir o kadar hastalığı teşhiş edebilen ve hafızasından her duruma uygun aforizmalar ve şiirler bulup çıkarbilen Mandarax adlı bir el bilgisayarı getirebilmişlerdir ancak. Böylesine zayıf bir kadro, bu kadar kısıtlı olanaklarla insan soyunu devam ettirebilecekler midir? Kitabın daha başında bu merak gereksiz kılınıyor; zira olayların yayıldığı bir milyon yıl içinde insanların, Galapagos adalarının sınırlı kaynaklarıyla varolmaya en uygun evrimsel adaptasyonu geçirip, balık avlamada uzmanlaşmış bir tür haline gelecekleri daha ilk satırlarda okuyucuya bildiriliyor; daha önce başlarına savaşları, açlığı, ruhsal deprasyonları, kısacası doğaya yabancılaşmış bir varoluşu musallat etmiş, dolayısıyla sonunda kendileriyle beraber bütün bir gezegeni yaşanmaz hale getirmelerine yol açmış, "o bütün kötülüklerin anası büyük beyinlerinden" kurtulmuşlardır artık insanlar; eğer amaç türlere hayatta kalma şanşlarını arttıracak mustasyonlar geçirtmekse, Evrim daha önce yaptığı "muazzam hatayı" düzeltmiş, ve insan türünü "daha işlevsel" olmasını sağlayacak bir adaptasyona uğratmıştır.

Üye eleştirileri

Toplam 1 üyeden ortalama puan:

İçerik 
 
10.0  (1)
Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik
Çeviri
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Galapagos - Kurt Vonnegut 2011-08-31 06:11:29 Önder Kurt
İçerik 
 
10.0
Önder Kurt Eleştiren Önder Kurt    Ağustos 31, 2011
Son Güncelleme: Ağustos 31, 2011
#1 Eleştirmen  -   Bütün eleştirilerime bakın

Evrim'in (ya da "Akıllı Tasarımın") Büyük Fiyaskosu

Bu enfes kitabın bende bıraktığı ilk akla gelen olarak, muhtemelen okuyanların çoğunun katılabileceği, bir sürü etki sayabilirim; ancak sanıyorum bir tanesi, cin olmamasına rağmen insan çarpmaya kalkan, lakin aslında kargaları bir ürkütemeyen korkulukların tahtadan büyük egolarının dünyasında, o kadar yaygın hissedilmeyecektir; muazam bir hayal gücü, ince bir mizah duygusu, nerdeyse herşeye karşı bitimsiz bir merakla oluşmuş, sınırsızmış izlenimi veren bir genel kültür birikimi ve asıl, bütün bunların hizmetine koşulduğu, o keskin hicivsel eleştirellikle kendini belli eden, o gerçek yaratıcı deha karşısında duyulan kişisel eziklik.

Yazar, "öykümün mekanı ünlü Galapagos Adaları olsun" deyip çıkmamış işin içinden. Bu adaları önemli kılan, tarihsel ve bilimsel arkaplanı da, bir roman çerçevesi içinde olabileceği kadar aktarmış.Ve bu sadece adalarla da sınırlı değil üstelik; romana malzeme olan her konuda topladığı bilgileri okuyucuya sunmuş, romanın genel kurgusunda bir malumatfuruşluk eklentisi olarak sırıtmasına da izin vermemiş. Dolayısıyla bu kitab, sadece edebi değil, mizahi/kurgusal bir dille yazılmış ansiklopedi okuması türünden bir deneyim de yaşatıyor; hele de benim gibi iPad üzerinden okuyup, tek bir tıkla Wikipedia'da aktarılan bilgilerin detaylarına ulaşma şansına da sahipseniz. Yalnız bir handikap var; Kurt Vonnegut dalgasını çok iyi geçmiş, gerçek yazarlardan gerçek alıntılar yaptığı gibi, Mandarax adlı el bilgisayarı üzerinden, hayal ürünü "Büyük Adamlara" , gerçek mi kafa bulma mı olduğu ancak Wikipedia'ya başvurarak anlaşılabilen, komik komik "büyük laflar" da ettiriyor. Kimbilir belki de, kitabın gerçek "baş kötüsü" büyük beyinlerimizin ürünlerinin sahteliğini, yaşamın kendi doğal akışı içinde nasıl alakasız ve komik durduklarını göstermeye çalışmış.

Vonnegut'a bu kitabı yazdıran çıkış noktası ne olabilir sorusu ardından bence çok verimli sorgulamaları getirir. Yanıt için ilk ipucunu kitaba adını veren mekandan alıyoruz kanımca. Galapagos: Evrim teorisinin temellerinin atıldığı ikonik takımadalar. Demek ki mesele, Evrim ile çok yakından ilgili ya da onu bir çıkış noktası, kurguda temel bir öğe olarak kullanmak istemiş . Sonra ikinci bir ipucunu da, romanın tamamına sinmiş o çok keskin , yerleşik uygarlığın şu ya da bu yönüne değil bütününe, tüm kurumlarına ve kültürel alışkanlıklarına, tamahkarlığına ve anlamsız arzularına yönelik hicivsel kurgusundan alıyoruz. O kadar ki, işi bildiğimiz haliyle uygarlığı toptan yokedip, insanlara, foklar gibi balık peşinde koşan deniz memelilerine döndüren tersten bir evrim geçirtmeye kadar götürüyor. Herhalde bu abartılı (ters)ütopyayı görünürdeki mesajıyla olumlamak değil derdi; yani eğer Evrim'in hayatta kalmayı arttırma yönündeki işleyişini kendi başına onaylamak olsaydı amaç, hamamböceklerini evrimsel açıdan en başaralı tür olarak şampiyon ilan etmek gerekirdi; nükleer kış durumunda bile hayatta kalabilen, dinazorlardan çok daha önce edindikleri formu, yüzmilyonlarca yıl en küçük bir değişikliğe gerek duymadan korumuş olan bu canlılarla, türün devamlılığı kriterine göre hiçbir başka yaşam formu aşık atamaz herhalde. Dolayısıya, Vonnegut'un derdinin, ABD'nin Doğukıyısında yaşayan Amish'ler gibi kimi köktenci dinsel cemaatlerin, teknoloji karşıtı, doğalcı varoluşlarına benzer pastoral sadelikte bir toplumsallığı savunmak olduğunu sanmıyorum.

Bence çıkış sorusu şöyle birşey olmalı:, böylesine zeki yaratıklar, nasıl oldu da işi bu kadar yüzlerine gözlerine bulaştırdılar? Onca bilgi birikimine, bütün teknlojik atılımlara rağmen, şimdi karşımızda duran mutlak fiyasko nasıl ortaya çıktı?

Yukarıda dile getirdiğim iki ipucunu birleştirirsek, kızı -yani kendi varoluşunun doğal ve istenilesi bir sonucu olarak - Evrim'e söylerken, asıl derdinin lafı gelini -yani başa gelen bir "musibet" olarak- Kapitalizme sokuşturmak olduğunu çıkarsayabiliriz sanıyorum. (Vonnegut'un Amerikan okuruna hitaben yazdığını gözönünde bulunduralım.)

Sürdürmekte olduğumuz uygarlık modelinin absürd akıl dışılığını, abartılı bir tezatla, ya da bir ters çevirmeyle hissettirmeye çalışıyor sanki; yani günlük dile şöyle tercüme edersek, "Ya bakın! Milyonlarca yıllık süreci boyunca, hayatta kalma şanlarını arttırmak için başka türlere bulundukları çevreye göre en ideal formu vermiş olan Evrim, bize de koca bir beyin bahsetmiş. Varoluş açısından başka hiçbir türe lütfedilmemiş böylesi etkili bir varoluş gücü ile donatılmış olmamıza rağmen, yaşadığımız çevreye bir fok kadar uyum sağlayabilmiş değiliz. Türümüz, bütün avantajlarına rağmen, Evrim'in ritmine göre kısa sayılabilecek birkaç milyon yıl içinde kendisini ve çevresini yoketme noktasına geldi. Sürdürmekte olduğumuz uygarlık, başka türler için bugüne kadar kusursuz işlemiş Evrim'in sürecine, yani yaşamın doğal akışına bile kökten ters" demek ister gibi geliyor bana..

Ama radikal biçimde yanılıyor da olabilirim; zira Evrim'in insan dışındaki diğer "fiyaskoları" ile de dalga geçer her fırsatta; örneğin Mavi Ayaklı Boobi denen Galapagos'un endemik kuş türüyle bir hayli kafa bulur; son derece aptal bir türdür bu. Kimseden korkmaz, ya da herkese güvenir, kaçmaya çalışmaz. Eskiden yolculuk yapan gemilerin güvertesine kendiliğinden konar, ve açlıktan ölmek üzere olan denizcileri kendini feda ederek kurtarırmış..İkinci bir örnek de Dev Kablumbağa'lardır..Güya korunma amaçlı geliştirilmiş o tank gibi zırh aslında hiçbir işe yaramaz; o dev cüsseyi basitçe tersyüz etmek, ele geçirmek için yeterlidir..Adaya ilk gelen denizciler, bu dev hayvanları birer birer ters çevirip, üzerlerine bindikten sonra , o koruma amaçlı zırhlarını bir kızak gibi kullanıp, kıyıya kadar kaydırarak kolayca taşıdıktan sonra, gemilere yükler, hayvan ters çevrilmiş pozisyonda aylarca yaşayabildiği için, buzdolabı olmayan zamanlarda, uzun süre saklanabilecek taze et stoğu olarak kullanırlarmış. Evrim kamplumbağaları, insan denizcilere en zor zamanlarda en kolay elde edilebilecek taze et stoğu olsun diye, kızak olarak kullanılabilmelerine de izin veren zırhıyla, uygun taşıma özelliğini bile unutmayarak özellikle tasarımlamıştır sanki..

Ben sitenin yeni versiyona taşıma işleri vesaire yüzünden uzun bir zamanda bitirebildim ama tek bir oturumda okunabilecek kadar iyi kurgulanmış, pekçok kereler ağız dolusu güldürecek denli mizahi bir dille anlatılmış oldukça eğlenceli bir roman. İlgiyi sıcak tutabilmesinin bir başka sırrı da sanıyorum bir karakterler geçidinden de öte, bir karakterler bombardımanı olmasından kaynaklanıyor..Bu kadar çok karaktere yer verip, hepsinin öyküsünü hayran bıraktıran bir titizlikle, tek bir kaçık uç bırakmadan birbirine bağlayabilmek, ancak çok ender gelen Vonnegut gibi dehaların altından kalkabileceği bir iş olsa gerek. Ondan okuduğum ikinci romandı bu -diğeri Titan'ın Sirenleri-: İkide iki..Artık tüm eserlerini okurum ben..

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
10
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile