FELSEFİKA Düşünce Tarihine Fantastik Bir Yolculuk
Popüler
Arka kapak yazısı:
“Büyük bilgi denizi hiç kalkmayan bir sisle kaplıdır: Kral Huxley, halkını onları sonsuza kadar mutlu edecek büyülü bir iksiri içmeye zorlamaktadır. Platonicus-Kanticus ile arkadaşı Kalle Marks, bu durumu kuşkuyla karşılamaktadır. Kral neyin peşindedir? Mutluluk iksirinde onların hoşuna gitmeyen şey nedir? Ne yapabilirler ve bir şey yapmaları gerekir mi?
Bu soruları cevaplandırmanın tek yolu, bilmeye cesaret edip, tavan arasında tozlanmaya terk edilmiş büyülü bir aynanın içinden Felsefika’ya geçmektir. Orada onları Kaos Cadısı, Kötü Kral Nieetsche, Bilgi Ateşi, Zen Kedileri ve İstem Nehri beklemektedir.
Markus Tiedemann, felsefi karakterlerin ve kavramların piyanosunu bir virtüöz gibi çalarak düsüncenin dostlarını didaktik ve kuru bir felsefe okuması yerine, felsefe tarihini kateden masalsı bir serüvene davet ediyor…
Öğrenerek özgürleşenler için…”
Yazarın Notu:
“Sevgili Okuyucu,
Prenses Metafizika’nın arkadaşları Platonicus-Kanticus ile Kalle Maks öyküsünü çok farklı bir şekilde okuyabilirsiniz. Her şeyden önce bir macera öyküsü olarak. Akıllı insanlar, felsefe tarihindeki kişilerle ve olaylarla ilgili benzerliğe şaşıracaktır. Kara çalıcılar, felsefe tarihinin bu kitaba aşırı basitleştirilerek alınmış olduğunu iddia edebilirler. Bu tutum elbette hayli tartışmalıdır. Olursa böyle bir suçlamanın ne derece doğru olduğuna okuyucu olarak siz karar vereceksiniz.”
İçindekiler:
İnsan Nedir?
I. Bu sis hiç bitmeyecek mi?
Ya da: Denizin kıyısındaki yaşam
II. Saraya Yolculuk
Ya da: Kaygı ve devrim üzerine konuşmalar
III. Prenses Metafizika
Ya da: Sapere aude
Neyi Bilebilirim?
IV. Tropik Estetik Savaşlar
Ya da: Kaos Cadısı ve Şüpheci Cüce
V. Mağara
Ya da: Ebelik Sanatı ve ortak ateşin kıvılcımları
Ne Yapmalı?
VI. Kötü Kral
Ya da: Güç İstemi
VII. Kalenderlere kaçış
Ya da Fıçıdan hiçbir umut yok
VIII. Gyges’in Yüzüğü
Ya da: Sadece acımak değil
IX. Ölüm ile Yaşam Arasında
Ya da: Özgürlük deneyimi
X. Ertesi Gün
Ya da: Adil devlet üzerine sorular
XI. Sevinç Vahası
Ya da: Bugün hiç rüya gördünüz mü?
XII. Prensipler Limanı
Ya da: Ölçü Gemisi
XIII. Mutluluk Adası ve Diyalektik Patikası
Ya da: Dostluk ve sevgi üstüne
Neyi Umut Edebilirim?
XIV. Zen Kedileri
Ya da: Sadece düşünmek yetmez
XV. Araları Bozuk İki Kutsal Kişi
Ya da: Üç büyük eleştiri
Bütün Bunlar Ne İçin?
XVI. Aynaya Geri Dönüş
Ya da: Kelebek bilmecesi
XVII. Sert Bir İniş
Ya da: Olanla olması gereken ayrım
XVIII. Bütün Bunlar Neydi?
Ya da: Fildişi kulesindeki rahat
Kim Kimdir?
Üye eleştirileri
-
2010-12-22 12:30:15 |Administrator| AliOsman
-

Kitap tanıtımı, doğru. Yeni edindim, ben de okuyorum.
Kitap ilk bakışta daha çok gençlere ya da felsefeyle ilgilenmek isteyip nereden başlayacağını bilemeyenlere yönelikmiş gibi görünse de, daha fazla bilgiye sahip olup da anlatıdaki çarpıtmalar ve karikatür tiplerle eğlenmek isteyenlere de, kısacası hemen herkese hitap ediyor. Üstelik akıp giden heyecanlı bir macera da söz konusu.
Romanda sadece sohbet, muhabbet, sorgulama, kanıtlama, çürütme, diyalog, eleştiri vs. yok, aksiyon ve erotizm de var.
Felsefe tarihinin bir sürü figürünü karşımıza çıkaran bu macerada kendisine baş rollerden biri verilen Kalle Maks örneğin, efendisine ve tüm efendilere karşı kendi deyişiyle “isyan değil devrim” planlayan, eleştirel, araştırmacı, arada birilerinden sopa yiyen, horlayarak uyuyan, muzip, tombul bir köle çocuk.
Yola birlikte çıktığı iki arkadaşı, düşünceleriyle diğerlerine göre daha çok öne çıkan Platonicus-Kanticus ve onun sevgili prensesi yürekli Metafizika derin konularda sohbet ederken, Maks eşeği otlatmak, balık tutmak, fasulye pişirmek gibi “pratik” konularla da meşgul olur.
Hep birlikte yolculuk yapan bu üçlü, örneğin Felsefika’daki duraklardan sadece biri olan Mutluluk Adası’nda birbirlerinden ayrılır. Maks, geldikleri vadiden pek de farklı olmayan geniş bir yol seçerken, prenses Metafizika atik davranıp Eros yolunu tercih eder, Platonicus-Kanticus’a da sıkıcı görünen Diyalektik yolu düşer. Her biri kendi yollarında görüp öğrendiklerini buluştuklarında birbirlerine anlatmak üzere yola çıkar.
Platonicus-Kanticus’a dayısı Aristotel’den miras kalan ve arkadaşlar arasında elden ele dolaşan, daha çok sopa olarak kullanıldığı ve kendisine danışılmadığı için onlara küskün olan, konuşan asa Kognitum şöyle der: “Ben uyumam, sadece biraz gevşerim.” Başka bir yerde de şunu söyler: “Felsefika’ya her yerden girip çıkmak mümkündür.”
Bu kitap, girişlerden bir tanesi olabilir.
-
Mutluluk iksiri insanın varoluşunda saklıdır. Ancak insanı arayanlar bu aynanın ötesindeki dünyaya atlayabilir! Ha bu mutluluk mudur, değil midir bu tartışılır! Bence mutluluk bu dünyada. Aynanın ötesinde değil. Her şey bu dünyada! Ne oluyorsa bu dünyada oluyor! Mutluluk ne peki? Bilen varsa bana söylesin? Onun için ozan söylemiş ya: -Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
Yorumlar
Kitap ilk bakışta daha çok gençlere ya da felsefeyle ilgilenmek isteyip nereden başlayacağını bilemeyenlere yönelikmiş gibi görünse de, daha fazla bilgiye sahip olup da anlatıdaki çarpıtmalar ve karikatür tiplerle eğlenmek isteyenlere de, kısacası hemen herkese hitap ediyor. Üstelik akıp giden heyecanlı bir macera da söz konusu.
Romanda sadece sohbet, muhabbet, sorgulama, kanıtlama, çürütme, diyalog, eleştiri vs. yok, aksiyon ve erotizm de var.
Felsefe tarihinin bir sürü figürünü karşımıza çıkaran bu macerada kendisine baş rollerden biri verilen Kalle Maks örneğin, efendisine ve tüm efendilere karşı kendi deyişiyle “isyan değil devrim” planlayan, eleştirel, araştırmacı, arada birilerinden sopa yiyen, horlayarak uyuyan, muzip, tombul bir köle çocuk.
Yola birlikte çıktığı iki arkadaşı, düşünceleriyle diğerlerine göre daha çok öne çıkan Platonicus-Kant icus ve onun sevgili prensesi yürekli Metafizika derin konularda sohbet ederken, Maks eşeği otlatmak, balık tutmak, fasulye pişirmek gibi “pratik” konularla da meşgul olur.
Hep birlikte yolculuk yapan bu üçlü, örneğin Felsefika’daki duraklardan sadece biri olan Mutluluk Adası’nda birbirlerinden ayrılır. Maks, geldikleri vadiden pek de farklı olmayan geniş bir yol seçerken, prenses Metafizika atik davranıp Eros yolunu tercih eder, Platonicus-Kant icus’a da sıkıcı görünen Diyalektik yolu düşer. Her biri kendi yollarında görüp öğrendiklerini buluştuklarında birbirlerine anlatmak üzere yola çıkar.
Platonicus-Kant icus’a dayısı Aristotel’den miras kalan ve arkadaşlar arasında elden ele dolaşan, daha çok sopa olarak kullanıldığı ve kendisine danışılmadığı için onlara küskün olan, konuşan asa Kognitum şöyle der: “Ben uyumam, sadece biraz gevşerim.” Başka bir yerde de şunu söyler: “Felsefika’ya her yerden girip çıkmak mümkündür.”
Bu kitap, girişlerden bir tanesi olabilir.

Bir kitap tanıtımı olduğunu düşünüyorum. Yakın zamanda alabilirim.