Spiritual Enterprise: Doing Virtuous Business
Popüler
Kitapta, kuresel ekonominin yonetisimsel sorunlarinin, ahlaki ve dini unsurlarin sisteme yeniden enjekte edilmesi ie cozumlenebilecegi ve bu sekilde hem isletmelerde hem de uluslararasi piyasalarda saglikli is ortaminin yaratilabilcegi anlatilmakta.
Üye eleştirileri
Toplam 1 üyeden ortalama puan:
spiritual capital
BIR “ISLETME†(!) KITABI
Ben bu son tartismalardan bezdim anlasilan ki, dunden beri igne ucundaki cinleri saymaya calisiyorum. Geçen yil tanistigim ABD’li bir akademisyen, kuresellesmenin yarattigi hosnutsuzluk ile ilgili konusmamizda bana bunun yalnizca cokuluslu sirketlerin yonetimsel bazi aksakliklarından kaynaklandigindan ama cozulebilir oldugundan ve bu cozumlerin biz mutsuzlari birtakim saplantili dusuncelerden arindirabileceginden bahsetmisti. Simdi bu goruslerini desteklemek, beni de ikna etmek icin bana bir kitap gondermis : Spiritual Enterprise: Doing Virtuous Business. Bu kitabin tanitimini, gecen aylarda the daily standard’da okumus ve inanamamis, acaba bu neocon yazarlarin uydurma kapasitesi ne kadar genis olabilir diye dusunmustum. Aslinda ABD’de bircok ciddiye alinmayacak uyduruk kitap yayinlaniyor, ama biraz arastirdim, bu yazar akademik indekslerde oldukca sik rastlanan biriymis. Bir kitabi elime gectigi icin pek sevindim dogrusu. Ancak, yazilmis butun guzel eserleri okumaya omrumun yetmeyecegini dusunup vahlandigim icin her kitabi bastan sona okumaktan vazgecmis biri olarak, bu kitabi da “optik okuma†usuluyle okudum.
Soros’un, 98’deki The Crisis of Capitalism kitabinda yaptigi uyarilardan bilmiyorum ne kadar feyz almislardir ama ozellikle 2000’den sonra neoliberal iktisadin, sermayenin ve insanin karsi karsiya gelmesine cozum arayan bir literaturu oldukca ilgi gormeye basladi akademik cevrelerde. Onune gecilemez, geri dondurulemez dogal bir surec olarak tanitilan kuresellesmenin yiginlara vaatlerinin tersi yasanmaya baslaninca, bu olgunun ideolojik temellerini sorgulatmayan abuk sabuk bir literatur ortaya cikti.
Biri icin yanlis olanin bir baskasi icin dogru oldugunu kanitlamaktan oteye gidememis bu ozellikle Spiritual Enterprise calismalari, bu, “mutluluğun peşinde†serileri, bu kitapla, alanimla ilgili olmadigi icin belki de daha once rastlamadigim, bir boyut kazanmis.
Bir buyuk holding CEO’su olan ve daha once de konuyla ilgili kitaplari bulunan yazarin yonetim stratejisi tavsiyelerinin degerini (!), tabii ki anlayamam. Burada esas olan, the daily standard’in da uzerinde durdugu yazarin “buyuk bulusâ€u.
Ozel sektorun, Batinin ozgur toplumlari ve ekonomileri icin ne kadar elzem oldugunu anlattiktan sonra, dini inanc ile tinsel taahhütlerin daha iyi bir iş ortamı yaratacağını öne sürüyor yazar. Dini inancin iscide, tinsel taahhutlerin isverende bulunacagini belirttigini sanarak, bu iki bilesenin isletme icin her turlu inanc geleneklerinden olusabilen “tinsel (spiritual) sermayeâ€yi meydana getirdigini ogreniyoruz. Buraya kadar, tum spiritual enterprise hikayeleri ayni, ama buradan sonra “patronâ€, bir sicrama yapiyor. Isveren ve iscilerin aslinda kendilerinden de cok daha ustun bir varlik meydana getirdiklerini, firmanin kendisini yarattiklarini ve firmanin da bir ruhu oldugunu, bu kutsal birlikteligin bilesenlerinin Tanriya inandigi surece firmanin da inanacagini, saka degil 2008 basimi bu kitap ayrica yayinevinin reklam slogani: “serious books for serious readersâ€, eger bilesenler iyilik yapmaya niyetliyse, firmanin da iyilik yapacagini soyluyor. Bu kadar da zirvalik olur mu demeyin. Her zirva ulvi amaclara hizmet eder. Ustelik bu da o Think Tankci gazetecilerin tavsiyesi, az sey mi? Bu anlamli konu nerede son bulacak diye beklerken, gozum Darwin, Marx, Engels isimlerine takiliyor. Iste neocon gazeteci de benim gibi, burada ayiliyor ve birden Marx’in Engels’e yazdigi mektuplarin o buyulu tarihine gidiyoruz. Marx, Engels’e Darwin’in teorisinin kendisine sınıf mucadelesi teorisi icin ne kadar saglam bir dayanak sagladigini yaziyor. Iste bu soz konusu teori, is adamlarini adeta yirtici hayvanlar gibi isciyi somuren acgozlu yagmacilar olarak resmederek sol elestiriyi doguruyormus. Ama "Tanriya sukur" , Avusturya ve Chicago okullari varmis ki, bizi bu sacma sapan mucadele, catisma gibi habis huylardan kurtarmis, kapitalist toplumun isbirligi ve guven temelleri ile ilerlemesine olanak tanimis. Emek deger teorisi ortadan kalkinca (!), risk ustlenen girisimcinin rolunun vurgulanmasi ile kapitalist teori ilerlemeye rahatca devam edebiliyormus. Ve tabii tum bu gelismeler dogrultusunda, isbirligi, yardimlasma, guleryuz, ruhani birlesmeler, vs. ogretilerinin yayginlasmasi ile, tarikat midir anlamadim, tum yonetisimsel sorunlar cozulebilecekmis(!) Boylece ahlaki, dini enerji takviyesi ile hem sirketler hem de global ekonomi iyi bir sekilde yonetilebilecekmis.
Artik anlayabiliriz ki meger kuresellesme de sistemin kendi acmazlari nedeniyle degil, Marksist ceberutlar(!) yuzunden buzdagina carpmis! Ne buyuk bulus! Seytana kulahini ters giydirmek diye buna derler herhalde.
Bu degerli fikirlere is alaninda kim itibar eder ya da hangi hoca kursusunde yer verir bilmiyorum. Ancak bir gecmis olayi dusunmeden edemedim. Burada 301 magduru olmus bir yazar, gecen yil Zaman gazetesinde cikan yazisinda once, dindarligin ve maneviyatin zihinsel formasyona etkisini ele almanin, din ile siyasetin, maneviyat ile kapitalizmin sentezinin gunumuz “entelijensiyasi†icin zorunluluk oldugunu belirtip sonra da Transandantal enerji gondererek Trabzon’daki olaylara dur diyebilir miyiz acaba diye sormustu okura. Ornek olarak da ABD’de bir bolgede okul cinayetleri ya da seri cinayetleri durdurmak icin yapilan toplu dua ve meditasyon ile transandantal etkinligin Journal of Mind and Behavior ve Journal of Conflict Resolution gibi hipotezi test eden cok sayida akademik makalenin de one surdugu gibi cinayet oranlarini dusurdugunu, baris, huzur getirdigini (!) belirtmisti.
Bir de not yazmis ABD’li arkadas: “Turkiye’de belki bulmaniz zor olabilir. Bu yeni sayilabilecek fikrin umarim calismalarinizda zihin acici islevi olurâ€...
Yorumlar
Ben senin kadar nazik değilim, şu elif şafak denen "yazardan" bahsediyor olmalısın.
Bunun gibileri görünce walla benim Yalçın Küçük hocanın tezlerine "bile" inanasım geliyor..Yani bir takım yazarların iyi niyetleriyle ya da naiflikleriyle bu derece kepazelikler üretebilmesi herhalde mümkün değildir..Ortad a organize bir beyin iğfal şebekesi olmalı..Bu kadar rezalet ancak bir yerlerden organize edilerek üretilebilir herhalde..Bu aynı yazar bir yazısında da Deleuze'den falan dem vuruyordu..
Åžimdi de Taraf var karşımızda..Ger çekten küresel bir eblehleştirme operasyonu sözkonusu herhalde..
Ele aldığın türden kitaplar ABD'de çok yaygın..Üstelik bunlar çok çeşitli "aktivist" gruplardan biri sayılıyor..Yani işte güleryüzlü, insancıl, "socially concious business" falan benzeri birşey diyorlar galiba..Kapital izmin aslında iyi birşey olduğu ama corporation'lar tarafından dejenere edildiğini savunuyorlar sanırım..

Fetekos,
Ben senin kadar nazik değilim, şu elif şafak denen "yazardan" bahsediyor olmalısın. :-)
Bunun gibileri görünce walla benim Yalçın Küçük hocanın tezlerine "bile" inanasım geliyor..Yani bir takım yazarların iyi niyetleriyle ya da naiflikleriyle bu derece kepazelikler üretebilmesi herhalde mümkün değildir..Ortada organize bir beyin iğfal şebekesi olmalı..Bu kadar rezalet ancak bir yerlerden organize edilerek üretilebilir herhalde..Bu aynı yazar bir yazısında da Deleuze'den falan dem vuruyordu..
Åžimdi de Taraf var karşımızda..Gerçekten küresel bir eblehleştirme operasyonu sözkonusu herhalde..
Ele aldığın türden kitaplar ABD'de çok yaygın..Üstelik bunlar çok çeşitli "aktivist" gruplardan biri sayılıyor..Yani işte güleryüzlü, insancıl, "socially concious business" falan benzeri birşey diyorlar galiba..Kapitalizmin aslında iyi birşey olduğu ama corporation'lar tarafından dejenere edildiğini savunuyorlar sanırım..