Fikret Ürgüp Bütün Hikayeleri
Popüler
“Bir simidin yarısı kadar küçük ama parlak, ışıl ışıl bir yarım ay, meyhane vagonunun ortasına yerleşti ve kaldı” cümlesinde durdum.
Üye eleştirileri
Toplam 1 üyeden ortalama puan:
İnsan Olmak
Hipotenüse uzanıp yıldızları seyredeceğimi söylemiştim size ama dinlemediniz beni. Kitapları kapattım. Düşe ve düşünceye daldım. Yazmadan duramıyorum. Aslında kendimi anlatmaktan sıkıldım. Anlatacak bambaşka güzellikler ve değerler var bu dünyada.
İnsanlara bakıyorum. İçlerinde fırtına kopan insanlara. Sessiz kalmayı seçip saatlerce yazan insanlara bakıyorum. Konuşmanın faydasızlığını kavrayıp kendilerini yok edercesine yazan insanların var olma savaşını izliyorum.
Varolma savaşını vermek zorundayız. Geçmişteki güzel günler için,sevdiğimiz insanlar,yarına inancımız ve iyi şeylerin olacağına dair umudumuz,çabamız için.
Yorgun da düşebiliriz, sıkılabilir ve tükenebiliriz de. Yorgun düştüğümüzü hissettiğimizde hemen bırakmamalıyız kendimizi.Güç,destek,moral toplamak için "dostum,iyi değilim aslında" diyebilmeliyiz.
Varolma savaşımızda bize yardımcı olan sanat eserleri de var. İnsanı kendi iç dünyasına götüren ve oradan aydınlanarak çıkmasını sağlayan kitaplar var. O kitaplardan birini anlatmaya çalıştım:
Fikret Ürgüp’ün hikayelerini okuyorum. Henüz bitirmedim kitabı ama şu ana kadar beni o kadar çok etkiledi ki…Öncelikle kitabı yayına hazırlayan ve benim için yaşamımın dönüm noktası olan Doç. Dr Haldun Soygür’den bahsetmek istiyorum. Hayatta bazı anlar vardır asla unutamazsınız. Haldun Soygür ile tanışmam da o anlardan biridir. Şizofren olduğumu öğreneceğim günlerdi. Yazı yazıyormuşsun, benimle paylaşır mısın diye sorduğunda büyük mutluluk duymuştum. Aslında beni yeniden hayata döndüren sorudur diyebilirim. Yazılarımı paylaştıkça okuma ve yazma isteğim artıyor böylelikle de hayata bağlanıyordum. Fikret Ürgüp’ün Bütün Hikayeler’ini okurken bu anlar gözümün önünden geçti.
Haldun Soygür’ün, Mina Urgan’ın kitabını okurken karşılaştığı Fikret Ürgüp ismini okuyup geçmemesi dostluğun en güçlü işaretiydi aslında. Ölenle kalan bir kez daha yalnız olmadıklarını birbirlerine hatırlatacaklardı. “Fikret ressamdı, Fikret yazardı,Fikret’in yapamayacağı şey yoktu” cümlesiyle başlayan arayış sonunda bize Fikret Ürgüp’ü anlatacaktı. Bu arayışın içinde dostluk,özlem, sevgi ve saygı vardı. Fikret Ürgüp’ün “Ama ben yaşıyorum,seviyorum,dayanacağım” cümlelerindeki içtenlik için ve bu günlerde aynı cümleyi kurmak istediğim için heyecanla okumaya başladım kitabı.
“Bir simidin yarısı kadar küçük ama parlak, ışıl ışıl bir yarım ay, meyhane vagonunun ortasına yerleşti ve kaldı” cümlesinde durdum. Okudukça anlamıyor ama anlıyordum. Zordu o cümleleri kurabilmek. Zordu ruh hekimi olabilmek: “Herkesin içindeki yarayı anlatış,seziş,iştirak,sevgiyle kabul ediş( her şey,içindeki çıkmazlara rağmen).” İnsanlara sevgi ve sanata saygı ile geçen yaşamın ve yazılanların anlaşılmadığını,duyulmadığını,hissedilmediğini hissetmek zordu.
İnsan olma mesleğinde elinden gelenin fazlasını yaparken güneşi ve denizi özlemişti. Fikret Ürgüp’ün hikayelerini okuyorum.
-
2009-02-25 19:19:06 |Administrator| AliOsman
-
2009-02-25 18:12:53 |Publisher| emrahpolat

İlahi Emrah :-))