Kapital'i Politik Olarak Okumak
Popüler
kapital'i politik olarak okumak
Üye eleştirileri
Toplam 1 üyeden ortalama puan:
Son Güncelleme: Ağustos 13, 2008
İlk 50 Eleştirmen Arasında - Bütün eleştirilerime bakın
bir savunma silahı olarak kapital
her kurucu kitabın başına geldiği gibi, kapital'de okunmadan, adıyla saygınlık ve kutsallık yaratan kitaplardan biri. okumaya çalışanlar için ise bir dert, kavga sebebi değil; statü sembolü oldu. okunmayan bu kitap üzerinden, marksizm çökertildi, ne kadar determinist olduğundan bahsedildi, soğuk ve kuru bir ekonomi kitabı olarak o güzel mavi kabıyla raflarda 3 kitaplık yer kapladı. aslında "kapital'i politik olarak okuma"nın bütün derdi de o kitabı yerinden çıkartıp, kavramlarımızı bileylemek için bir fırsat yaratmak/tahrik etmek. konuşulan ne felsefi bir kapital, ne ekonomi el kitabı; konuşulan tam tersine gündelik mücadelemizi anlamlandırmak için kapital'i nasıl kullanırız?
kısaca cleaver'dan bahsetmek gerekirse; kendisi otonomist marksizm kavramının mucidi. daha önceleri sadece operaismo diye bilinen, özellikle italyan 70lerinde ortaya çıkmış kuram ve pratikleri çok daha geniş bir bağlam içerisinde değerlendirerek bir geleneğin adını koymuş. bunun için sol komünistler'den, fransız sosyalizm ya da barbarlık ekibine kadar onlarca heteredoks akım ve pratik var. kitap, cleaver'ın duru anlatımıyla bu geleneğin bir özetini çıkarıyor. bugünden bakınca kimi önermeleri köşeli gelse de yine de genel dert bağlamında çok da önemli değil. zira cleaver'ın bu kitabı yazdığı zaman kapital'in ya ortodoks, ya da felsefi diyebileceğimiz okumaları moda ve aynı zamanda kapital "sermayenin mantığını" temel alan bir şekilde anlatılıyor. cleaver, tam da bu noktadan ele alarak emeğin sermayeye bağımlı olmadığını tam tersine sermayenin emeğe bağlı olduğunu ifade ederek, kapital'i bu noktadan okumaya başlıyor. bütün bir değer, meta, emek, artı değer, artı ürün v.b. tartışmalarının nasıl ekonomik soyutlamalar değilde; sermayenin emeği tahakküm altına alma mücadelesinin bir unsuru olduğunu hatırlatıyor. bütün bunları tüketici bir şekilde yapmıyor; kapital'in birinci cildin birinci bölüm'ünü sadece kendine referans alıyor öncelikle. bu referans pek tabii ki 1,2,3 cilde genişeltebilecek bir alan sunuyor.
türkiye'de çoğunlukla bilinmeyen bir marksizm okuması için iyi bir başlangıç. zira otonomizm'in türkçe'ye çevrilen son dönemi daha çok felsefi, üst düzey soyutlama kitaplar üzerinden olduğundan cleaver'ın kitabı, bu marksizm geleneğinn derdini, niyetini anlamak ve somut gündeliğe nasıl tercüme edilebileceğini düşünenler için iyi bir başlangıç. bu kadar uzun bir süre böylesine bir geleneğin türkiye coğrafyasında bilinmemesi ise üstüne düşünülecek bir konu. zira solun hem sağ hem sol kanatları (sol liberallerden stalinist komünistlere kadar) gözlerini hep yukarıya diktiler galiba tarihi anlatırken. merkez - çevre, oligarşi, yarı feodal, atüt... gibi muktedirlerin siyasetini sorunsallaştıran bir gelenek, aşağının yani canlı emek'in siyasetinin gündemi ikinci planda kaldı galiba, niyetlerden bağımsız olarak...
