Bereketli Topraklar Üzerinde
Popüler
Bereketli Topraklar Üzerinde
Üç arkadaş (Pehlivan Ali, Köse Hasan, İflahsızın Yusuf) köylerindeki kıtlık nedeniyle Adana’ya mevsimlik işçi olarak çalışmaya gider. Beklentileri ile buldukları arasındaki fark çok büyüktür: Yüz yüze ilişkilerin egemen olduğu ve herkesin her işi yapabildiği köydeki dayanışma, kentte, kendini “Her koyun bacağından asılır!” zihniyetine bırakmıştır. Hemşerimiz dedikleri -ama gıyaben bile tanışmadıkları- adamın pamuk işleme fabrikasında işe başlarlar, iş koşulları çok ağırdır. Topal diye çağrılan bir açıkgözün, bekar işçilere kiraladığı mezbelelikte yatıp kalkmaktadırlar. O günlerde Köse Hasan hastalanır. Pehlivan Ali ile İflahsızın Yusuf, güç çalışma koşulları olan fabrikadan ayrılıp, arkadaşlarını ölüme terk ederek, çalışmak için kent dışındaki inşaata gider. Kısa süre sonra da öldüğü haberi gelir Hasan’ın. Bir zamanlar eleştirdikleri, paranın ve geçim derdinin belirleyici olduğu kent yaşamının tutsağıdırlar artık. Bu arada, Çukurova’nın, kapitalizmin doğuşundaki mutlak vahşiliğin egemen olduğu dönemi çağrıştırır biçimde başarıyla betimlendiği kolaylıkla öne sürülebilir.
Yusuf, inşaatta Laz duvar ustasından (Kılıç Usta) duvar örmeyi öğrenirken Ali, onun gibi inşaatta kireç işçisi olan Ömer Zorlu’nun nikahsız karısı Fatma ile yakınlaşır. Bir süre sonra taşeronla arası açılan Kılıç Ustanın yerine İflahsızın Yusuf geçecek, Ali, inşattan kovulacak, Fatma da onunla gelmek isteyecek ve birlikte kürek işine gideceklerdir. Ali burada da rahat durmaz: Kürek işinde çalışırken bir çingene kızıyla birlikte olur. Fatma ise, Ali’nin onu aptal kızına tercih etmesi üzerine kendine yeni bir dayanak olarak seçtiği Katip Bilal’le birlikte olmaya başlar. Derken, ırgatbaşı, Bilal’in yönlendirmesiyle Ali’yi başlarından savarak patoza gönderir.
Romanın sonlarına da yaklaştığımız bu bölümlerde patozda çalışanlar üzerinden sınıf çatışmasının kırsaldaki gelişmemiş, ama çarpıcı örnekleri betimlenir: “Bilinçli ırgatlar” (Kürt Zeynel, Şamdin) karşısında zalim ağalar ve destekçileri olan ırgatbaşı vardır. Bilinçli ırgatlar, potansiyel tehlikelerinden ötürü işten kovulunca, yaptıkları tehlikeli işte çalıştırılan güçlü kuvvetli Ali, ayağını patoza kaptırır ve onu arabasıyla hastaneye götürmeyen ağa yüzünden ölür.
Romanın sonunda Yusuf duvar ustası olarak köyüne dönmektedir, okuma öğrenmiştir, değişen yaşam koşullarına uyum anlamında isteklidir; ancak yanında arkadaşları yoktur ve artık hiçbir şey eskisi gibi değildir.
Yapıt Başarılı mı?
Amaçlarına ulaştığı için yapıtın başarılı olduğu öne sürülebilir: Anadolu’nun bir köyünden gelen üç arkadaşın Çukurova’daki dramı sergileniyor. Bu yapılırken fondaki Çukurova’nın güç yaşam koşuları ve bunun insan ilişkileri üzerindeki yıkıcı etkisi başarıyla işleniyor ve sıradan insanların yaşam mücadeleleri gerçekçi bir dille aktarılıyor.
Kurgu, Üslup ve Karakterler
Kurguda, zamansal sıçramaların fazla olduğu öne sürülemez; nerdeyse gerçek zamanlı bir akışın egemen olduğu romanda görsel bir anlatım kullanılmış. Karakterlerin ve çevrenin epey canlı betimlendiği romanın gerçekçi bir üslupla kaleme alındığı öne sürülebilir. Karakterlere gelince, Köse Hasan erkenden -ölerek- romandan çıkar. Yaşama uyum stratejisi bakımından en “akıllı” görünen Yusuf’tur. Pehlivan Ali ana karakter görünümündedir; çocuksu bir merakla gelişen öğrenme isteğine karşın saflığı, karşı cinsle ilişkilerindeki toyluğu, yaşam karşısındaki ikircikli tutumu başarıyla işlenmiştir. Öte yandan, birçok ayrıntıyla sergilenen Çukurova ve Çukurova’daki çalışanlar da romanın gerideki başat karakterleridir denilebilir.
En Etkileyici Parağraf
Kul acımaz bunlara, Allah acımaz. Allah’ın unuttuğu insanlardır bunlar! Peygamberler kitaplar dolusu sabır, tevekkül, kanaat getirmişlerdir bunlara. Hiçbir işe yaramayan, hiçbir işe yaramayacak olan sabır, tevekkül, kanaat! (Bölüm: 14 Sayfa: 172)
Başka Şeyler
Dilsel bütünlük olan romanda, diyaloglar oldukça önemli ve olay nerdeyse tümüyle diyaloglar üzerinden ilerliyor.
Üye eleştirileri
Toplam 1 üyeden ortalama puan:
Son Güncelleme: Şubat 02, 2008
İlk 10 Eleştirmen Arasında - Bütün eleştirilerime bakın
Çukurova'daki Zorlu Yaşam
Değişen ekonomik ilişkilerin insan ilişkileri üzerindeki etkisini konu edinen bir roman.
-
2008-05-02 22:57:10 |Publisher| emrahpolat
-
2008-02-04 21:33:20 |Publisher| emrahpolat

Evet, romanda bu türden bir kaç "espiri" var. Üstadımız, yöre insanını iyi bildiğinden dilsel bütünlüğü ve inandırıcılığı sağlamakta zorlanmamış.
Orhan Kemal'in artistik becerisi hayli üstün, ama yoksullukla, hayatın güçlükleriyle boğuşmaktan bu beceriyi layıkıyla kullanamamış. Çok üzülmüştür; ne acı. Kimbilir, belki de güçlükler onu doğurmuştur.
Åžurası açık ki, yaşam insanı ancak acıyla yontmayı biliyor.
-
2008-02-04 06:48:48 |SAdministrator| onder

Romanı okumadım ama filmine gitmiştim çok ama çok önce. Küçük bir çocukken halamın oğlu götürmüştü. Kendisi daha sonra kapalı bir kadınla evlendi ve tutucu biri oldu haliyl. O zamanlar niye bu filme gitmişti acaba üstelik beni de götürmüştü.
Hayal meyal hatırladığım filmde bir sahneyi unutamıyorum; Kahramanlardan biri güzel bir kadına arkasında "Döşüme s?ç sen benim döşüme" diye bağırır. Ben ne demek istediğini anlamamıştım. Halamın oğluna sordum; o da utangaç biri tabii, açıklamada zorlanıyor. Önce döş ne demek onu açıkladı. Ben hala anlamamıştım. Döşüne s????sı iyi birşey değil ki. Sonra "Kadın döşüne sı??rsa, adam neyi görür?". Artık anlaıştım tabii..Çocukluk işte, yetişkin sapıklığını anlayamıyor.
Yorumlar
Orhan Kemal'in artistik becerisi hayli üstün, ama yoksullukla, hayatın güçlükleriyle boğuşmaktan bu beceriyi layıkıyla kullanamamış. Çok üzülmüştür; ne acı. Kimbilir, belki de güçlükler onu doğurmuştur.
Åžurası açık ki, yaşam insanı ancak acıyla yontmayı biliyor.
Hayal meyal hatırladığım filmde bir sahneyi unutamıyorum; Kahramanlardan biri güzel bir kadına arkasında "Döşüme s?ç sen benim döşüme" diye bağırır. Ben ne demek istediğini anlamamıştım. Halamın oğluna sordum; o da utangaç biri tabii, açıklamada zorlanıyor. Önce döş ne demek onu açıkladı. Ben hala anlamamıştım. Döşüne s????sı iyi birşey değil ki. Sonra "Kadın döşüne sı??rsa, adam neyi görür?". Artık anlaıştım tabii..Çocukluk işte, yetişkin sapıklığını anlayamıyor.

Erden Kral'ın yönettiği aynı adlı film, 2 Mayıs'ta gösterime giriyor. Film, Türk-İsveç ortak yapımıymış. 28 yıl önce yasaklanmış, üstüne üstlük negatifleri yakılmış. Tesadüfen bir kopyası yönetmenin eline geçmiş. Hadi hayırlısı diyelim.