Köpek Adamlar
Popüler
Timur, para kazanmak için yasal olmayan yollara başvurmakta bir sakınca görmeyen genç bir adam, köpek dövüşlerinde bahis oynatma fikrini hayata geçirmeye uygun ortamı bulduğunda, bu işin vicdani yükünü hesaba katmamıştır.
(Arka Kapak Yazısından)
Dövüştürülen köpeklerin içler acısı durumu ve dövüşleri organize eden, dövüşlere köpekleriyle birlikte katılan ve bahis oynatan insanların ahlaki yozlaşmışlıkları Timur için katlanılmaz hale geldiğinde, genç adam kendisiyle beraber etrafındakileri de cezalandıracaktır. Gerilimin yükseldiği an, tek suçu doğasına uygun davranmak olan dövüşçü bir köpeğin, ölüm anıdır. Sonunda köpeğin sahipleri, sebep oldukları bütün o şiddete kurban gidecekler, köpeğin cesedini bırakmaya gittikleri çöplükte Timur tarafından öldürüleceklerdir.
Köpek Adamlar’da şiddetin, bir kez ortaya çıktığında sınırlarını çizmenin mümkün olmadığını, kendisini var edenleri de yok edecek, kontrol edilmesi imkansız bir güç haline geldiğini görüyoruz. “Güç istemi” ile şiddet tutkusu ve cinsel iktidar arasındaki hassas dengeyi kurmaya köpekleri, kendi adına karar veremeyen, vicdanı olmayan ve insanlar tarafından ruh sahibi oldukları göz ardı edilen hayvanları alet eden bahisçiler; Köpek Adamlar, bu romanda eleştirinin odağı oluyorlar.
En soylu, en erdemli şekilde davranması mümkün olan insan, aynı zamanda en korkunç işlere soyunabilir. Kötüyü, doğasında barındırmakla kalmayıp, etrafa yayılmasından da sorumlu olan insanoğlunun karanlık yüzüne değiniyor Köpek Adamlar'da Emrah Polat. Tarafsız ama kadirimutlak anlatıcı, insanlık durumunun bu temel çelişkisine şaşırtıcı biçimde içeriden yaklaşıyor.
Okuyucu Köpek Adamlar'da, Timur'un vicdan muhasebesine, dövüştürülen köpeklerin kaderine, Haydar'ın geçmişiyle hesaplaşmasına tanıklık edecek. Bu ilk roman, yazarın görsel ustalığıyla, zevkli bir okuma deneyimi vaat ediyor, okuyucu adına karar vermeyen anlatıcısıyla, insan doğasına dair düşüncelere yeni bir alan açıyor.
Resim Galerisi
Üye eleştirileri
Bütün üye eleştirilerini listeleToplam 6 üyeden ortalama puan:
Sevgili Emrah,
Köpek Adamlar'ı (yeni) okudum. Bir roman için geç-erken okumanın olmayacağına sığınarak, bir kaç notumu iletmek istiyorum.
Her şeyden önce:
Nezaketin, titizliğin, emeğin, özenin için teşekkür ediyorum. Romanın her sayfasında bunları hissettim. Ve bir okur olarak bunlara çok kıymet veriyorum. Kimseyi niyetiyle tartışamayacağımıza göre geriye elimizde bunlar kalıyor...
Kendi özgülümde Ankara'yı mekan olarak kullandığın için ayrıca mutlu oldum. Hatta kitabın girişindeki trafik kazasının Milli Kütüphane kavşağında meydana gelmesinden evvela heyecan (sevinç) duydum. Alışmışız, mekanlar hep İstanbul'da olur ve ben İstanbul'u hiç tanımıyorum.
Ayrıca teşekkürler...
Hiçbir ama hiçbir kahramana sempati duymadım. Ve buna rağmen romanı büyük bir tutkuyla okudum. Bunu da ustalığına yazıyorum. Halbuki bahsettiğin tipler yanımda, yöremde, kültürümden tipler.
Adettendir. Romanın en az bir sahnesi anlatılır. Ben de anlatayım. Haydar’ın tuzdan nefret etmesini bağlama biçimine, zekana hayran kaldım. Cümle bittiğinde bir an donduğumu hissettim: Yemlik, tuz, gözyaşı, yufak ekmek (yufkaydı değil mi? Ne önemi var, ben böyle aldım) gözyaşı ve tuz. Muhteşem...
Ve ne talihsizlik ki arkasından Eradal’in Eren olduğunu açıklaman ve 12 Eylül ile ilgili bilgi vermen, bence o kadar gerekli olmamış. Bu da adettendir... Bir olumsuzluğu da belirtmek gerekir; nazar boncuğu niyetine.
Dile verdiğin önem, onu genişletme çaban; konuyu titizlikle ve belki de abartılı bir şekilde çalışmış olman gerçekten takdire şayan.
Teşekkürlerimi sunuyorum.
Sevgili Yazarım.
Hürmetle selamlıyorum.
Hasan Sever
orjinal konu, zengin icerik, akici dil
Oncelikle Emrah'i ilk gozagrisi icin tebrik ederim. Kitabi nerdeyse iki gunde bitirdim, Serpil'in de dedigi gibi 'Kopek Adamlar'i okurken insan herseyi unutuyor.
Emrah hem akici bir dil kullanmis hem de gunluk hayatta kullanilan kelimeler secmeye ozen gostermis. Bu nedenle, okunmasi okumaya aliskin olmayanlar icin bile cok kolay. Belki siddet ve cinsellik pasajlari nedeniyle 18 yas siniri konabilir :)
Saka bir yana, konu cok orjinal. Icerik dolu dolu. Binbir cesit kahraman var. Nerdeyse hepsinin ruh analizine ayni derecede agirlik verilmis. Murat'in dedigi gibi romanda basrolu kimin oynadigi bu nedenle belli olmuyor. Bu hem zenginlik katiyor hem de okuyucuyu surekli bir merak icinde birakiyor. Ancak ayni zamanda da benim gibi dikkatsiz okuyucular bazen kimin kim oldugunu karistirabilir (Haydar ve Timur gibi).
Benim dikkatimi ceken nokta, kadin kahramanlarin az olmasi ve islenen iki onemli kadin karakterin de handikapli olmasi. Biri ihanet ediyor, digeri psikolojik sorunlar gelistirmis. Bunun disinda erkeklerin egemen oldugu bir dunya isleniyor. Siddet islendigi icin belki yazar, bunu bilincli olarak yapmistir ancak yine de daha cok kadin kahramana yer verilebilirdi diye dusunmeden edemiyorum.
Bunun disinda romani bitirdigimde aklimda soru isaretleri kaldi. Haydar'a, Timur'un sevgilisine, Remzi'ye ne oldu diye sormadan edemedim. Haklarinda genis bilgi sahibi olduktan sonra akibetlerini de ogrenmek istedim. Bu acidan ben de romanin daha uzun olmasi gerektigini dusunuyorum.
Romanda kisisel olarak en cok hosuma giden, akademik calistigim icin olabilir, kopek dovusleri hakkinda akademik sayilabilecek seviyede bilgiler verilmesi. Bu, yazarin okurlarina ne kadar deger verdigini ve bilgi toplamak icin ne kadar emek sarf ettigini gosteriyor bence.Yine de bu bilgiler verilirken akademik calismalardaki tekduzelikten kacinmak icin biraz daha edebi bir dil kullanilabilirdi. Son olarak, romanda kullanilan imgelerin kopek ve insan dovusleri arasinda paralellik kurma imkani tanimasi cok hosuma gitti. Romanin isminin bu acidan etkileyici oldugunu dusunuyorum.
Emrah'i boylesine surukleyici bir roman yazdigi icin tekrar kutlarim ve bundan sonraki eserlerini okumak icin sabirsizlaniyorum.
Naturalizm kokuyor...
Merhaba,
Emrah'ın kitabını sonunda bitirmiş bulunuyorum. Sadece haftasonları okuyabilmiş olsam da kendimi öyküye o kadar çok kaptırdığım anlar oldu ki ocağa, ısıtmak üzere koyduğum yemekleri yanacak aşamada yakaladığım anlar oldu, o kadar sürükleyici geldi bana yani. Emrah okuyucuyu sürekli meraklandırmak için elinden geleni yapmış, adım adım çözüme ilerlerken okuyucu kendini yeni bir düğümün içinde buluyor, bu da insanın kitabı elinden bırakamamasına yol açıyor. Emrah'ın polisiye tarzı bir roman yazmada çok başarılı olacağına inandım doğrusu. Buna inancım biraz da karakterlerin (özellikle suça eğilimli, zaafları bulunan, zayıf karakterli kahramanlar seçmiş) ruh tahlillerini oldukça iyi vermesi ile daha da güçlendi.
Konu gerçekten oldukça ilginçti. Daha önce horoz dövüşü diye birşey olduğunu duymuştum ancak köpek dövüşlerinin olduğunu ilk defa duyuyorum. Köpek dövüşleri ile ilgili bölümleri okurken inanır mısınız burnuma hep köpek leşi kokusu geldi çünkü köpeklerle ilgili çocukluğuma ait böyle bir anı var. İzmitte babaannemlerde kaldığımız zamanlarda (ilkokul öncesi çağlar) evleri tren yolunun hemen yanında olduğu için tren ve köpek leşi ile ilgili yıllardır aklımdan çıkaramadığım bir anım var. Tren bir kere bir köpeği ezmişti, kimse de köpeği kaldırmadığından günlerce yolun kenarında kalmış ve etrafa şu yaşıma kadar asla unutamayacağım keskin bir leş kokusu salınmıştı. Kokunun kaynağını ancak büyüklerime sorduğumda öğrenmiştim, gidip bakmaya cesaret edememiş ama defalarca balkona çıkarak, demirliklere sıkı sıkı tutunup gözlerimi iri iri açarak kokunun geldiği yöne doğru bakar, uzaktan leşi kestirmeye çalışırdım. Aklıma hep bu romanda tasavvur ettiğim kanlı köpek leşleri gelirdi, işte bu yüzden Emrah'ın romanı okurken bu koku hep geldi burnuma, hayalimde de çocukluğumda da kafamda canlandırdığım o inanılmaz leş geldi aklıma. Buradan romanın ne kadar gerçekçi bir üslupla yazıldığını anlıyorum.
Romanı okurken aklıma takılan birkaç şey de olmadı da değil. Örneğin Emrah çok fazla "neden sonra...." cümlesini kullanmış. O kadar fazla ki nerde ise 5-6 sayfada bir bu cümle kalıbına rastladım diyebilirim. Biraz daha az kullanmasını önerebilirim kendisine. Kişisel olarak benim hiç kullanmadığım ve anlamını, anlatmak istediğini kafamda oturtamadığım bir cümle kalıbı olmuştur hep. Bir de romanlarda kullanacağını hiç tahmin etmediğim karakterlerin "kuzum" demesi beni hep şaşırtmıştır. Üstelik de çeviri kitaplarda da rastladığımız düşünülürse ne kadar yadırgadığımı varın siz tahmin edin.
Romanın bir bölümündeki diyaloga çok güldüm. Karakterlerin gençliğinde solculukla tanışmaları esnasında takıldıkları o dernek tarzı bir yer vardı ya, hani orda deli bozması bir adam vardı da bizim karakterlere "ABD ile Rusya arasındaki sorun nedir uleeennn?" diye bağırmıştı birden, bizim karakterler korku ile karışık cevap veremezken " beyaz karı sorunu ulan, beyaz karı" diyerek çekip gitmesi ve karakterlerin kahkahalara boğulması bende de tebessümle kahkaha arası bir etki bıraktı. Böyle saçı sakalı birbirine karışmış kır saçlı ve çürük dişli bir adam hayal de edince oldukça güldüm. İşi gücü bırakmış, ben deliyim bir yerimde oturayım şöyle dememiş,solcu mekanlara takılarak aklını Amerika ve Rusya arasındaki soruna takarak sebebini bulmuş güya. Emrah bravo! Gerçekten dahiyane bir diyalogtu.
Bir diğer güldüğüm kısım ise hocanın karakterimize "Kapitalizm'den Sosyalizm'e geçmek mümkün mü?" diye ciddi ciddi sorması hatta ödev vermesi, çocuğun da ödevini şu şekilde sunması "Mümkün değil!" Sadece bu kadar. Burası da beni oldukça gülümsetti diyebilirim (ayrıntıları biraz çarpık hatırlıyor olabilirim Emrah, balık hafızasına sahibim malesef).
Bir diğer hoşuma giden kısım ise romanda bir bölümdeki çay tepsisinin tasviri. Benim de aklımda hep böyle bir tepsi hayali vardır. Gül desenli çay tepsisi, bir de yanına tüpte çay yapma tasviri eklenince çok başarılı bir ortam tasviri olmuş, kendimi tüpün yanında çay içerken buldum, gül desenli bir tepside.
Özetlersem başlığımda da söylediğim gibi oldukça doğal ve hatta edebiyatta "naturalizm" dedikleri ve benim de hep okumaktan zevk aldığım tarz olan "doğallık" "karakterlerin iyi ve kötü yanlarının birlikte verilmesi" "cinsellik" gibi unsurlar romanın içerisine çok iyi serpiştirilmiş.
Emrah'ın ilk romanı mı bilemiyorum ama sonrakileri dört gözle bekliyor olacağım. Hep böyle sürükleyici olması ve benim gibi kafası oldukça dolu okurları sürekli ve çok daha sık kitap okumaya sürüklemesi dileği ile...
Sürükleyici ve çarpıcı
Eline sağlık Emrah. Son dönemde okuduğum en iyi romanlardan biri. Ancak uzaktan fikir sahibi olabileceğimiz bir konuda özenli ayrıntı ve gözlemleri akıcı bir üslupla verebilmesi benim için kitabı önemli kılan temel nokta. Bu nedenle ilerde hatırda kalacaklar arasına gireceğinden hiç şüphem yok.
Çok sayıda karakteri orta uzunlukta bir romanda derinlemesine anlatmanın zorluklarını eminim Emrah bizden daha iyi biliyordur. Kitabın akıcılığına katkısı nedeniyle bu tercihi yaptığını sanıyorum.
İlk eleştirim, kitabın genel havasını bir miktar zorlayacak şekilde ODTÜ'nün vurgulanması. Örneğin Haydar'ın Remzi'ye evi kiralaması başka türlü kurulabilirdi.
Büyük madenci yürüyüşünde polisin üst araması sırasında yaşananlar yüreklere su serpse de, Haydar'ın maşallahına yapılan vurguyla solculuğunu bir arada anlatmaya çalışmak geçtiği bölümü zayıflatmış.
Romanın finaline gelirken Timur'un bildiğimiz halet-i ruhiyesiyle sonunda yaptıkları arasında orantısızlık var. O Timur daha önce de öldürülen köpekler gördü, vahşete tanık olmanın ötesinde ortak oldu. Geçmişine ortak olmadığı Kırmızı Burun'un ölümüyle sona eren günün sonunda silahına davranması, kendi ölümünü hazırlaması ve kırmızı buruna sarılarak ölmesi sert ve güzel bir final. Ama o vakte kadar bize anlatılmış Timur'a göre değil bence.
Son Güncelleme: Mart 05, 2009
#1 Eleştirmen - Bütün eleştirilerime bakın
Kesinlikle İlginç Bir Konu Ama Karakterler Çok Der
Emrah bu romanında gerçekten ilginç konuyu ele almış; köpek dövüştürenler. Çok fazla yerli roman okumadım (hadi itiraf edeyim Orham Pamuk'un 3-4 romanı ve Tutunamayanlar dışında hiç okumadım ) ama Emrah'ın ele aldığına benzer bir konuyu ele alan roman bilmiyorum. Hemingway tarzı bir konu...Hemingway okduğumdan değil ama bildiğim duyduğum kadarıyla o da böyle toplumun pek görünürde olmayan sıradışı konularını ele alırmış.
İlk eleştirim genel; böyle güzel ve değişik bir konu bu kadar kısa bir romanda işlenerek bence biraz heba edilmiş..Emrah karakterleri, kurgunun genel çatısını çok güzel oturtmuş ama fazla geliştirmemiş bence. Karakterler son derece gerçek ve inandırıcı. Ancak roman kısa tutulduğu için adeta bütün bu karmaşık olaylar zincirini hızlı çekim seyrediyormuşum izlenimine kapıldım.
Diğer karakterleri oldukça gerçekci bulmama rağmen Timur'un sevgilisi karakteri bence biraz eğreti durmuş. Yaşadığı sorunlar hızlı hızlı geçilmiş; bu karakter bana sanki romana sonradan eklenmiş gibi geldi..
Ve en önemli eleştirim Timur'un yoldaşı, can dostu olan karakteri ile olan ilişkileri ve sorunları..Bu da çok daha detaylı işlenebilirdi, zira bence son derece önemli bir konu; 80 öncesi devrimcilerin yaşadıkları kişilik erozyonları, değerlerin kaybı ya da yeni değerler oluşturamama sancısı..
Bir de uslup sorunu; Gerçi Emrah "kirli edebiyat" hakkında forumda söylediklerinde bunun savunusu yapmıştı ama bence yer yer çok müstehcen betimlemeler var..Puriten bir ahlakçı olmaktan nefret ederim, ama bazen porno dili kullanılmış sanki..Tamam Kirli Edebiyat ama bunu yaparken "Fırıncının Kızı" ya da "(P)Enis Romanı" türü birşey de yaratmamaya da dikkat etmeli...Neyse bu konu benim ahlakçılıktan dolayı değil, insanları bir birey kültüne eğilimli kıldığı ve kollektif ruhu öldürdüğü için hassas olduğum bir konu..Bu konuyu "Klasikler Hala Okunabilir Mi" adlı forum başlığında tartışmıştık.
Emrah'ın romanını karşılaştırmak için maalesef elimdeki tek referans Oğuz Atay ve Orhan Pamuk. Genç kuşak yazarlarda durum ne bilmiyorum; Elif Şafak'ın arkadaşın kitaplığında gördüğüm bir romanını ayak üstü bir okuyayım demiş başaramamıştım; çok kötü ve yapmacık gelmişti.
Emrah'ın eserinde ise bu durumu yaşamadım..Sonuçta tavsiye edebileceğim bir roman.
"Köpek Adamlar" kötü diye değil ama Emrah'ın çok daha iyi romanlar yazacağına inanıyorum. "Köpek Adamlar" bunun ipuçlarını veriyor.
-
2009-04-18 21:20:11 |SAdministrator| onder
-
2009-04-18 15:39:38 |Publisher| pia

Eleştiri düzelt kısmını bulamadım. Eleştirimde aşağıdaki paragrafı şu şekilde düzeltiyorum.
Bir diğer güldüğüm kısım ise hocanın karakterimize "Kapitalizm'den Sosyalizm'e geçtikten sonra tekrar kapitalizme dönmek mümkün mü?" diye ciddi ciddi sorması hatta ödev vermesi, çocuğun da ödevini şu şekilde sunması "Mümkün değil!" Sadece bu kadar. Burası da beni oldukça gülümsetti diyebilirim (ayrıntıları biraz çarpık hatırlıyor olabilirim Emrah, balık hafızasına sahibim malesef)."
Yani" tekrar kapitalizme dönmek mümkün mü?" olacaktı orası.
Özür dileriz yazardan :-)
-
2009-04-16 11:38:18 |SAdministrator| Murat

Radikal'in Kitap ekinde Emrah'ın kitabının tanıtım yazısı yayınlandı geçen hafta. Bence güzel bir yazı yazmış tanıtan arkadaş:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx? aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=930268&Date=10.04.2009&CategoryID=40
-
2009-03-18 13:24:21 |SAdministrator| onder
-
2009-03-17 23:08:12 |Administrator| AliOsman
-
2009-03-17 20:39:26 |SAdministrator| onder
-
2009-03-11 04:08:14 |Publisher| annakarenin
-
2009-03-05 13:26:04 |Publisher| emrahpolat
-
2009-03-05 13:34:46 |SAdministrator| Murat
Yorumlar
Bir diğer güldüğüm kısım ise hocanın karakterimize "Kapitalizm'den Sosyalizm'e geçtikten sonra tekrar kapitalizme dönmek mümkün mü?" diye ciddi ciddi sorması hatta ödev vermesi, çocuğun da ödevini şu şekilde sunması "Mümkün değil!" Sadece bu kadar. Burası da beni oldukça gülümsetti diyebilirim (ayrıntıları biraz çarpık hatırlıyor olabilirim Emrah, balık hafızasına sahibim malesef)."
Yani" tekrar kapitalizme dönmek mümkün mü?" olacaktı orası.
Özür dileriz yazardan
www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=930268&Date=10.04.2009&CategoryID=40
Aslında, öykülere yaptığın eleştirilerden, yazıya daha profesyonel baktığını anlamalıydım... Tüfff...
Yorum yazacak ve tebrik edecek arkadaşlara şimdiden çok teşekkür ediyorum.
e-hayalet.net üyeleri arasından çok sayıda arkadaşın çeşitli türlerde kitap yazacağına gönülden inanıyorum.


Bir ayarı yanlış set etmişim Serpil. Şimdi istediğin değişikliği yapmanın mümkün olması lazım. Eleştiri başlığının hemen sağında bir edit tuşu görmen lazım.