Ömrün Ödülü Ömrün Ödülü Popüler

Ömrün Ödülü

Kitap

Yayın Evi
Etiketler
Yıl
2008

Arkadaışımız Murat Müfettişoğlu'nun da, Emrah Polat'tan sonra ilk romanı yayınlanmış.

 

Karadeniz'in küçükbir kasabasından çıkıp İstanbul'da konservatuara girmiş, son sınıftaburs alarak Budapeşte'nin en iyi müzik akademisine geçmiş taşralı birgencin hikayesi Parıltılı bir yolculuğu çağrıştırsa da bitkin birruhun savruluşu. Ve her savrulanın başına gelebilecek türdenbeklenmedik bir çarpışma.

Ömrün Ödülü iki savruluşun çarpışmasından doğan yeni bir savruluşu anlatıyor...


"MuratMüfettişoğlu, çok ciddi, içten ve gerçek yazar titizliğine yaraşır birçalışmayla bu romanı her aşamada düzeltmekten, birkaç kez yenidenyazmaktan yılmadı. Sonunda bir ilk roman'dan kolay kolay beklenmeyecekbir mükemmeliyete ulaştı.
Bu genç kalemin şimdiden Türk edebiyatına önemli bir katkıda bulunduğunu söylemek bir abartı değil, bir müjdedir bence."
- Pınar Kür

Üye eleştirileri

Toplam 3 üyeden ortalama puan:

Genel Puan 
 
7.9
İçerik 
 
8.0  (3)
Çeviri 
 
7.0  (2)
Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik
Çeviri
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Ömrün Ödülü 2010-01-19 11:36:20 erdem
İçerik 
 
10.0
Eleştiren erdem    Ocak 19, 2010

ÖMRÜN ÖDÜLÜ

“Ömrün Ödülü”nü okudum.
Düşüncelerim, romanının bence ikincil karakteri Atilla’nın düşünceleri gibi başlangıçta düzensiz ve karmaşık gibi gelse de kafamda sonradan daha belirginleşiyor.
II. Bölüm sonuna kadar, cevabı olmayan şu soru kalıyor akılda, girizgah şiirindeki “Neden, yalnızca neden?” sorusunun trajik anlamının ötesindeki anlamı bulmamıza, okuyucunun analiz yapmasına izin vermemişsin.

Lezzetli bir yemeği bitiremeden, masadan kalkmak gibi his bırakıyorsun okuyucunun dimağında. Ama aklın hep kitapta kalıyor. Biraz düşünmek gerekiyor.
Doygunluk hissi de vermemişsin, zaten hayatın bizlere vermediği gibi. Sadece karakterlerin uçuşan karmaşalarının üzerine serpiştirdiğin muhteşem mekan tasvirlerinden (nesnelerden belleğine yansıyan görüntü, ses ve duygu titreşimlerini yalın şekilde kağıda aktarman) kurgulu episodlar ve özellikle Adel’in mektupları!!! Bunların hepsi yüksek ruhlu sanat içermektedir. Belki de Adeli kendi kişiliğime yakın bulduğum için Adeli birinci karakter olarak sayıyorum. Okuyucunun buna hakkı var değil mi?

Karakterlerin ruhlarıyla birlikte, ama ilk önce, onları çevreleyen nesnelere ruh vererek, onların birbiriyle ilintili, iç içe girmiş karmaşık ruhsal fotoğraflarını çekmeyi başarmışın. Anlatımın, bir fotoğrafın negatifindeki gri ve şeffaf görüntülerden oluşmaktadır. On Altınca Mektup’ta Adel’in dediği gibi “Bütün nesneler renklerini yitirmiş. Şu anda çevremde ne görüyorsam gri” Ayakta alkışlıyorum. Andre Gide’nin “yaşamın rengi gridir” sözünü hatırlar mısın?

Grilik; yaşamda bulunduğumuz haliyle hep aynı şeyi anlatmaktadır. Tüm okuyucular için de aynı durum sözkonusudur. Varoluşun gözlerinin gördüğü ilk renk gridir gibi geliyor bana. Bir renk kartelasında yok oluşu siyahla tanımlarsak, sürünen, sonra emekleyen daha sonra ayağa kalkıp yürüyen varoluşun rengini, siyahtan başlayıp grinin tonlarına doğru gittikçe açılıp, daha sonra beyaza dönüşmesi gibi tanımlayabilirmiyiz?

Varolduktan sonra, var olanın bileyerek yada bilmeyerek, bilinçli yada bilinçsizce varmak istediği yere gitmeden önce, ilk defa kendine sorduğu biricik bu soruya verilen cevabı III. Bölümün son cümlesinde de nefis bir biçimde anlatmışın “Gerçeklikle kurduğu yeni bağlantıyı ışıklı gözlerle karşıladı”

Sanatın bir tarifi de; sanatın güzelliklerini mantığımız teraziyle tartamayız, anlamayız, sadece ve sadece hissedebiliriz ve yorumlayabiliriz. “Ömrün Ödülü”nü sanatla kurgulanmış bir felsefeye ait bir sezgiler manzumesi olarak değerlendirebilir miyiz?

İspatlamıyorsun. Felsefeyi mantıksal gelişimi içinde sadece gösteriyorsun.

Bir fizik yasası şunu söylemekte bize; bir sistemin gücü, bir sistemi oluşturan tüm elemanların gücünün toplamından daha fazladır. “Ömrün Ödülü”nde III. Bölümden her birinin gücü farklı tasarlanmış, dramatik gelişimlerine uygun ağırlıktalar. Kitabının bütünündeki güc ise, var olmanın dayanılmaz hafifliğinden (çok klasik bir laf ama), çok daha düşündürücü ve emin ol çok daha ağır. Milen Kundera aklıma geldi bir an. Karşılaşma, tren garları.

Tebriklerimi, sevgilerimi ve saygılarımı lütfen kabul et.

Erdem

Not: Devrek, Budapeşte, İstanbul ve Zürih mekanları arasındaki zıtlık, doğulu Atilla ile batılı Adel, klasik müziğin sınıfsal seçiciliğine rağmen, Atilla’nın karakterinde olağanüstü bir uyumla birleştirmen hususunda, en ufak bir kompleks, Türk entelektüelinde yaygın olan en ufak bir öykünme kırıntısı bulunmamakta ve bir yapmacıklık asla görülmemektedir. Buna şapka çıkarıyorum.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
20
Bu eleştiriyi ihbar et
Ömrün Ödülü 2009-01-12 06:15:17 Alper K.
Genel Puan 
 
7.0
İçerik 
 
7.0
Çeviri 
 
7.0

Hoşgeldim...

Önce: Hoşgeldim :)
Sonra: Belli ki, yeri değil ama: 1. Üyelik süreci ne kadar zahmetliymiş, 2. Belki zahmetli değildir de, site o kadar yavaş çalışıyor ki bana zahmetliymiş gibi gelmiştir.

Asıl mevzu: Murat'ın romanını yıllarca bekledim, o kadar bekledim ki; unuttum bir ara. Nihayet öğrenice "nesneleştiğini", onca yolu göze alıp taa Beylikdüzlerine gidiverdik, alıp okuyalım diye. Okuduk. (Kendimi çoğullaştırmıyorum, cidden okuduk.)

Şöyle bir bakarsak: 1. Adel'le Atilla'nın tanışması, aşık olmaları (?), 2. İlişkilerinin bozulduğu (?) İstanbul günleri, 3. Adel'in memleketine dönüşü ve ailesine çekingen bir şekilde sığınması, 4. Son.

Kitabın ince olduğundan söz etmiş Ali Osman, ince olması bir ilk yazar için avantaj belki: Daha hacimli olsa, ilk yazar talihsizliğini yaşayabilir, raflardaki tozlu yerini alma riskini taşıyabilirdi. Henüz markalaşmamış her ürünün kaderidir bu. Murat'ın yazdıkları olmasına rağmen, markalaşmamış bu ürünü okumak istememekle arkadaşımın yazdığını merak etme arasında bir müddet gidip geldikten sonra, sonunda okuyabildim. İyi de olmuş okuduğum. Beklemediğim kadar akıcıydı bir kere. Beklemedim, çünkü Murat'ın günlük konuşmalarının bile gereğinden çok dolambaçlı, biraz ağdalı, dilinin kitaba da gireceğini sanmıştım. Öyle olmamış: Her okuryazar faninin okuyabileceği kadar normal olmuş. Bu tavır kitabın yaygınlaşması için özel bir çabanın ürünüde olabilir. Olmuşsa da yadırgamamak lazım.

Ancak, eksik bir şeyler var dedirtiyor kitap: Kısalık da buradan kaynaklanıyor zaten. Birinci ve ikinci bölümler, özellikle, çok derin psikolojik tahlilleri gerektiriyor aslında. Kısa kısa geçiştirilince, hacimli bir miktar sayfa okuyucunun hayal gücüne bırakılmış oluyor. Şahsen, Adel'in neden Atilla'ya bağlandığını uzun uzadıya duymak isterdim. Aşık olmalarından söz etmiyorum bile. Çünkü esas itibarıyla bir "aşk" yok ortada. Annesinin yönlendirdiği/yönettiği bir genç kızın, bulduğu ilk sapaktan kaçması yaşanan şey. Oğlanın durumuda buna benzer birşey: Boşlukta salınan ayaklarını yere değdirme isteği: Boyunu acıtan bir ip var çünkü. İlk bölüm yeterince okuyucuyla paylaşılmış olsaydı, ikinci bölümdeki sorunlu ilişkinin "sorun" kısmını daha iyi algılayabilirdik.

Yoksa, kurguya, dilin sadeliğine, anlaşılırlığa, akıcılığa benim diyecek birşeyim yok. Murat'ın ilk kitabını sevdim. Uzun zamandır okumadığım kadar hızlı okuttu kendini. İkincisini üçüncüsünü... enincisini heyecanla bekliyorum kendi adıma. Ellerine sağlık Murat.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
20
Bu eleştiriyi ihbar et
Ömrün Ödülü 2008-12-26 19:47:17 AliOsman KOCAK
Genel Puan 
 
7.0
İçerik 
 
7.0
Çeviri 
 
7.0

Hoşgeldin Murat

Murat'ın ilk kitabı olmasına karşın, genel olarak kitabı beğendiğimi söyleyebilirim. Fakat Ömrün Ödülü 190 değil 300 sayfa olsa, karakterlere daha fazla zaman (sayfa) ayırsa, birkaç yan karakter daha ilave etseydi daha doyurucu olurdu.

Kitapda genel olarak düz-doğrusal bir anlatım dikkat çekiyor. İfade-duygu dalgalanmaları olmak ile beraber, birkaç bölüm dışında bunların sayısı fazla değildi.

Kitabın genel havasında Dostoyevski rüzgarını hissetiğimi eklemem lazım. Yukarıda aktardığım gibi böyle bir rüzgar ve bu sayfa sayısı Üstat'ın bir kaç kitabında mesela 'Beyaz Geceler' de rastlıyoruz. O kitaplarda da karakter sayısı az, gözlem ve derinliğine ifadeler çokluğu kitabın ağırlaşmasını sağlıyor.

Bir de şunu eklemem lazım, Murat bundan sonra yazmayı plandığı kitapların arasına Atilla'nın köydeki hocası (sanırım Nedim) anlatmayı düşünürse, bence hoş ve sıcak bir roman konusu yakalamış olur.

Murat eline sağlık... Umarım yazmaya ve basmaya devam edersin.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
30
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Powered by JReviews
Yorumlar (23)
  • Murattı
    avatar

    Arkadaşlar,
    Emrah Polat' ın kitabını nasıl temin edebilirim? Sorumu yanıtlayacak bir vatanpervere ihtiyacım var.
    Murat

  • onder
    avatar

    Valla benim haberim yok Murat. Emrah detaylı bir bilgi vermedi. Son 3-4 gündür de ortalıkta yok..Herhalde yoğunluktan siteye uğrayamıyor..Bir kaç güne kadar ses verir herhalde.

  • AliOsman
    avatar

    Bir kere yazışmıştık. Basımı normalde aralıktaydı ama ertelenmiş. Şubat yada Martta olacak gibi bir şey demişti.

  • emrahpolat
    avatar

    Merhaba Murat,
    İlgin için teşekkürler. Kitap şubatta çıkıyor; http://www.pupayayinlari.com/hazirlananlar.html Bir kaç aydır hazırlıklarını yapıyoruz.

    Önder, ne kadar işim olursa olsun yarisma@e-hayalet.net adresine bakmaktayım. ;-) Fakat tık yok hocam.

  • AliOsman
    avatar

    Zaten kitap basılmış olsa, sitede duyuru/reklamını yaparız di mi :-)

    Murat İngiltereye gitti. Yoğun olacağım oradan bakamayabilirim dedi. Onun accountunu da kontrol ediyorum. Fakat ses yok henüz.

  • onder
    avatar

    Walla malum ben şaşırmadım..Demiştim daha önce; bizde herkes büyük denizde boğulmaya çalışır..Underground kültürümüz yok bizim..Adı sanı duyulmamış bir sitede kimse sanatsal ürününü heba etmek istemez.

  • Murattı
    avatar

    Önder,
    Sırf "Sende mi Bürütüs" demek için girdim siteye. Girmek için de tam yarım saat bekledim, bilesin.
    Murat

  • Murattı
    avatar

    Merhaba Emrah,
    Kitabını nasıl temin edebilirim?
    İdefix ya da pandora' da bulamadım.
    Selamlar,
    Murat

  • onder
    avatar

    Yok Murat sadece konuşurken seni anlamak için çok konsantre olmak gerekiyor demek istedim aslında..

    Bu yavaşlık konusunda kaygılarımı arttırıyorsun.."IE6.0 kullanıyorum" de de rahatlayayım..Gerçi ilk bağlanma anı biraz yavaş..ama bağlandıktan sonra oyle rahatsız edici bir yavaşlık olmaması lazım.

  • onder
    avatar

    Konuşurken dili dolambaçlı kullandığın konusunda Alper haklı bence..Şahidim..:-)

  • Murattı
    avatar

    Eyvallah sevgili okuyucum :-))
    Yorumların için teşekkürler. Bu arada bankada işler nasıl?
    Kitabımı sindirerek değil, resmen kemirerek okumuşsun; belli.
    Senden de bunu beklerdim zaten. Senden 'yazmanı' da beklemekteyim.
    Dediklerinde haklısın; eksiklik hissettiğin bölümlerin altyapısı daha iyi kurulabilirdi. Ama n' apıyim; ilk roman, evli ve çocuklu bir gece yazarı, gündüz memur.
    İyi bir romanı diğerlerinden ayıran kıstaslardan biri; belli bir tema etrafında ustaca dönebilmesiymiş. Bunu becermek hakkaten kolay değil.
    Bir de dolambaçlı konuştuğum nerde görülmüş, o senin kafanın güzelliği:-))

    İkinci kitabımın dili ilki kadar sade değil bu arada. Dahası, epey dolambaçlı, üslup tamamen farklı. Bu anlamda ilki naif kalıyor. Arayış içindeyim aslında. Yazarken tatmin olmak da lazım. Biraz deneysel takılmak iyi oluyor. Ama gene de sıkıntı bastı bak. Neyse dilde sadeleştirme diye bişey var.

    Selamlar,

    Murat

  • onder
    avatar

    Ha unuttum sormayi: Internet Explorer 6.0 kullaniyor olabilir misin Alper? Zira IE6.0 ile Firefox, IE7.0 vs tarayicilar arasinda gozle görülür bir fark var. IE6.0 artık çok eskimiş bir tarayıcı, düşünün 7.0'dan sonra 8.0 versiyonu bugün yarın çıkacak. Yani iki upgrade geride kalmış bir tarayıcı artık. Umarım bu hız sorununu IE6.0'dan dolayı yaşamıssındır da, beni fazladan bir takıntıdan kurtarırsın. 6.0 için yapacak birşey yok..Eğer onu kullanıyorsan ve imkanın varsa Firefox ya da en azından IE 7.0 yüklemeni tavsiye ederim.

  • onder
    avatar

    Alper hoşgeldin..

    Üyelik işlemin zahmetli olduğu konusunda haklısın. Siteyi çıkarırken aklımızda olan yanlış bir hesaptan, belki çok gerçekçi olmayan bir varsayımdan kayaklanıyor (Başkalarının günahını almayayım en azından bende öyleydi ): Siteyi bir Portal olarak yapılandırmayı düşünmüştük. Yani sadece politika/teori tartışılan internet'in bildik forumlarından biri değil, farklı beğenilere, farklı ilgi alanlarına sahip dolayısıyla siteye katkısını farklı katmanlarda yapacak her türden formasyona sahip insanlara açık olması gerektiğini düşünmüştük. Dolayısıyla aynı ilgi alanlarına sahip insanların birbirini bulmasını ve farklı bölümlerin üretimini sağlayacak gruplaşmaları organize etmek için kayıt esnasında olabildiğince veri toplamak gerekiyordu..Ama bir yıllık pratik öyle farklı formasyonlarda insanlara ulaşmanın kolay olmadığını gösterdi, ancak kendi dar çevremizden insanlara ulaşabildik. Biz de bize benzediğimizden böyle detaylı bir kayıt formu gereksiz görünüyor artık..Ancak maalesef tasarım işleri uğraşan sadece ben olduğum için gereksiz detaylara sahip kayıt formu da oyle kaldı..Zira oldukça tertipsiz düzensiz biriyimdir, işler böyle yarım yamalak kalıyor bazen..

    Yavaşlık konusu benim sürekli kontrol ettiğim birşey ama kitap/film/muzik tanıtım bolumlerı dısında ciddi br yavaslıga denk gelmedim..Diger arkadasların gözlemi ne bildirirlerse ne kadar vahim ortaya çıkar..

    Bu konu da teknik meselelerle ilgilenebilecek baska arkadasların katılımına kadar suruncemede kalacak galiba..Bizim site ABD'de..Bir vesile ile ping atarak karasılastırma yaptık ABD'deki bir server Turkiye'dekinden 3 kat daha uzun zamanda cevap veriyor..Turkiye'de ayrı server atayarak servis sağlayan bir sirket bulmak lazım..bizim simdiki masrafımiz aylık 50 dolar..Ben arayınca bu fiyata bu konfigurasyonda bir servis saglayici bulamamıştım..İleride bulunursa taşımayı düşünüyoruz..

  • emrahpolat
    avatar

    Önder,
    Bir düzeltme yapmak istiyorum: Öykü yarışması fikri benden çıksa da proje ortak. Fikir çok değişime uğradı zaten; sanırım bu da ortak işin doğasında var ve çok da güzel.

  • onder
    avatar

    Murat,

    Öykü yarışması Emrah'ın projesi..Çok faydalı ve işlevsel olacağına ben de inanıyorum ama ben herhangi bir katılım beklemiyorum.

    Çünkü bizde bir underground, bir sokak sanatı kültürü yok. Herkes mainstream'e kanalize olmaya çalışıyor, ya da underground'tan gelip mainstream'e kısa zamanda geçiyor. Yani "öykü yaz denize at" mentalitesinde olacak çok ama çok az insan vardır ve onlara da biz ulaşamayız diye düşünüyorum. Bizim gibi küçük bir siteye öyküsünü yollamayı eserini heba etmek falan olarak görecektir; dar bir oluşuma değil geniş kitlelere yazmak isteyecektir..

    Bu arada romanını hala okuyamadım..Bütün hayatımın geçtiği, sadece ara sıra Ali Osman çağrırısa dışına çıktığım Mecidiyeköy-Şişli hattında 2 tane kitapçı var; bir çok büyük islamcı bir kitapevi, diğeri de Cevahir'deki D&R, talepsizlikten herhalde onu bile kapamışlar..Düşünün D&R klasmanında bir kitabevi bile kapanıyor.

    Geçen Ali Osman ile buluşmaya gittiğimizde Kadıköy'deki Alkım'a baktım bulamadım..

    Mecidiyeköy-Şişli hattının dışına çıkmak o kadar zor geliyor ki bana..Acayip bezmiş vaziyetlerdeyim..Yemek yemeye bile çıkmıyor, yemeksepeti.com 'dan sipariş yapıyorum..Ama nasip, bu aralar bir çıkacağım..

  • Murattı
    avatar

    Önder, öykü yarışması iyi fikir. Siteyi canlı ve işlevsel kılar diye düşünüyorum. Ancak benim açımdan öykü farklı bir alan, daha doğrusu hacim. Bütün edebi metinler hacimseldir ama öyküdeki daha farklı. Metaforlaştırmak gerekirse; 400 metre koşucusuyla 10000 metre koşucusu arasındaki fark; öykü yazarıyla roman yazarı arasındaki fark gibidir. Şiir yazabilmek için sprinter özellikleri taşımak lazım örneğin. Kısa ve çabuk; beyinde patlayan ama etkisi uzun süren... Bence.

    Metin üretmede üstünüze yok; gayet başarılısınız. Sizden -takip edebildiğim kadarıyla- öğrendiğim çok şey oldu. Kuramsal yayınların ötesinde online/spontane açılımları daha fazla önemsiyorum. Refleks tepkiler iyidir. Şoke olmak iyidir; resetlenmeye ve/veya zihinsel sıçramalara olanak tanır. Ama bir noktadan sonra saldım çayıra mevlam kayıra moduna girdim. Sizi takip etmek kolay değil. Zaman ve konsantrasyon meselesi. Genel olarak edebiyata yönlenmem de aslında benzer bir sebepten oldu. Entellektüel kuramların ve tarihsel süreçlerin başı var belki ama sonu yok. Zira bütün kuramlar kendi tutarlılığını bir şekilde yaratma esnekliğine sahip. Angaje olduğumuz ortak kuramsal alanlardan söz ediyorum. Üç boyutta dolaş dolaşabildiğin kadar.
    Aklıma geldi yazdım. Hadi iyi akşamlar. Murat.

  • AliOsman
    avatar

    Murat,

    Öykü yarışmamızda, öykülerini okumak da keyifli olur. Umarım katılırsın.

  • Murattı
    avatar

    Ali Osman, yazınsal metin üretmek keyifli; her noktadan çağrışım yakalama imkanın var. Bazen mütevazı bir öneri ya da sıradan bir enstantane bir roman projesi için yeterli olabiliyor. Dediğim gibi kafama çok yattı önerin. Ve fakat şu sıralar 2. kitabımda ilerlemeye çalışıyorum. Beni zorlayan bir metin. İlk kitaptan üslup ve derinlik olarak farklı. Belki bu şekilde kendi tarzımı bulmaya çalışıyorum. Boşluklarda Nedim Hoca' nın hikayesini kurgulamak zevkli olabilir. Çünkü öznelliğimi birinci dereceden belirleyen mekanlarda ve zamanlarda dolaşmayı İstanbul sokaklarında ve zamanlarında dolaşmaya tercih ederim. Mesele sıkı bir kurgu yaratmakta. Önder' e de selam bu arada. Selamlar, Murat.

  • AliOsman
    avatar

    Merhaba Murat,

    Nedim karakteri ile ilgili düşüncem, kitabı bitirdikten sonra oluşmadı. Kitapta ilkkez karşılaştığımda bir sıcaklık hissettim. Atilla, Devrek'ten ayrılırken Nedim ile bir daha karşılaşamayacağım diye üzüldüm. Tekrar Devrek'e dönüş ile 'umarım bir kaç sayfa Nedim'den bahseder' dedim kendi kendime... İşte tam o an Nedim için bir kitap yazmak, hikayesi anlatmak lazım diye düşündüm.

  • Murattı
    avatar

    Merhaba Ali Osman,

    Öncelikle kitabımı alıp, okuyup, hakkında iki satır yazma inceliğini gösterdiğin için teşekkür ederim. Emek harcanarak üretilmiş ve paylaşıma sunulmuş tüm yazınsal ve görsel çalışmaların herhangi bir obje sıfatından çıkıp sanatsal ürün sıfatını alabilmeleri için onu titizlikle ele alacak -en az bir- süjeye ihtiyaçları vardır. Sanatın dialektiği içinde bu kaçınılmazdır belki. Ancak, eserin çözümleyici bağlamda dikkate alınmasının sanatçıda yarattığı duygu ve anlam, sanatçının kendisi tarafından ayrıca teyit edildiğinde döngü tamamlanır gibi geliyor bana. (Kendimi sanatçı gibi hissettiğim anlamını çıkarma buradan; önemli olduğuna inandığım bir kuramın içinde kullanmak durumunda kaldım sadece)
    Teknik gerekçelerini de sunarak ‘kitabın ‘300 sayfa’ olmasını dilerdim’ diyorsun -ki yerden göğe kadar haklısın. Doğrusu uzun bir metin beni de tatmin ederdi. Olmamasının iki temel sebebi var: Öncelikle ciddi ölçüde zaman sorunum vardı. Mühendisim, evliyim, öyküyü geliştirmeye çalışırken çocuğum oldu vs. İlaveten; metni bitirdiğim yıl olan 2004 ile kitap nesnesi olarak elime geçtiği 2008 yılı arasındaki yazınsal yetkinliğim değişti, belki biraz gelişti. Nesnel ve öznel konumuma denk gelen bu gerçeklik, üretkenliğimi her anlamda etkilediği gibi belirledi de bir yerde. Dolayısıyla her ‘ilk roman’, çiçeği burnunda bir yazar için ‘ilkokul’ sayılabilir. Kestirme mantıkla da olsa, bu çerçevede yapılan bir açıklama çok şeye yanıt olur diye düşünüyorum. Daha teknik, daha detaylı açılımlar sunmak da mümkün, ama, mesajını -daha çok- incelik ve iyi niyet bağlamında algıladığımdan, benzer bir üslupla yanıtlamayı uygun gördüm.

    Dostoyevski rüzgarı hissetmen de bana kalırsa iyi niyetinden kaynaklanıyor. Ya da böyle demeyi tercih ediyorum. Çünkü, metnimi 'herhangi bir iyi yere' koyma konusunda temkinli davranmayı tercih ediyorum.

    Ali Osman, ben kasabada(Devrek) doğdum büyüdüm. Kendimi hep 'iyi bir kasaba romanı' yazmaya hazırlıyormuşum gibi bir duyguyu hep taşıyorum. Gelgelelim, iyi bir esin kaynağını hala yakalayabilmiş değilim. Değildim. Valla Nedim Hoca’ nın hikayesi aklıma çok yattı. İyi bildiğim bir karakterdir ve farklı öyküsel açılımlar sunabilecek potansiyele de sahiptir. Kitapta yazdıklarım az çok gerçekti çünkü.

    Senin eline sağlık... Tekrar teşekkürler.

    Murat

  • AliOsman
    avatar

    Murat'ın ilk kitabı olmasına karşın, genel olarak kitabı beğendiğimi söyleyebilirim. Fakat Ömrün Ödülü 190 değil 300 sayfa olsa, karakterlere daha fazla zaman (sayfa) ayırsa, birkaç yan karakter daha ilave etseydi daha doyurucu olurdu.

    Kitapda genel olarak düz-doğrusal bir anlatım dikkat çekiyor. İfade-duygu dalgalanmaları olmak ile beraber, birkaç bölüm dışında bunların sayısı fazla değildi.

    Kitabın genel havasında Dostoyevski rüzgarını hissetiğimi eklemem lazım. Yukarıda aktardığım gibi böyle bir rüzgar ve bu sayfa sayısı Üstat'ın bir kaç kitabında mesela 'Beyaz Geceler' de rastlıyoruz. O kitaplarda da karakter sayısı az, gözlem ve derinliğine ifadeler çokluğu kitabın ağırlaşmasını sağlıyor.

    Bir de şunu eklemem lazım, Murat bundan sonra yazmayı plandığı kitapların arasına Atilla'nın köydeki hocası (sanırım Nedim) anlatmayı düşünürse, bence hoş ve sıcak bir roman konusu yakalamış olur.

    Murat eline sağlık... Umarım yazmaya ve basmaya devam edersin.

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #23 Önder Kurt 15-01-2009 18:38
Walla malum ben şaşırmadım..Dem iştim daha önce; bizde herkes büyük denizde boğulmaya çalışır..Underg round kültürümüz yok bizim..Adı sanı duyulmamış bir sitede kimse sanatsal ürününü heba etmek istemez.
Alıntı
 
 
0 #22 AliOsman KOCAK 15-01-2009 17:19
Zaten kitap basılmış olsa, sitede duyuru/reklamın ı yaparız di mi :-)

Murat İngiltereye gitti. Yoğun olacağım oradan bakamayabilirim dedi. Onun accountunu da kontrol ediyorum. Fakat ses yok henüz.
Alıntı
 
 
0 #21 emrah polat 15-01-2009 17:09
Merhaba Murat,
İlgin için teşekkürler. Kitap şubatta çıkıyor; http://www.pupayayinlari.com/hazirlananlar.html Bir kaç aydır hazırlıklarını yapıyoruz.

Önder, ne kadar işim olursa olsun adresine bakmaktayım. ;-) Fakat tık yok hocam.
Alıntı
 
 
0 #20 AliOsman KOCAK 15-01-2009 16:54
Bir kere yazışmıştık. Basımı normalde aralıktaydı ama ertelenmiş. Şubat yada Martta olacak gibi bir şey demişti.
Alıntı
 
 
0 #19 Önder Kurt 15-01-2009 15:01
Valla benim haberim yok Murat. Emrah detaylı bir bilgi vermedi. Son 3-4 gündür de ortalıkta yok..Herhalde yoğunluktan siteye uğrayamıyor..Bi r kaç güne kadar ses verir herhalde.
Alıntı
 
 
0 #18 Murat Müfettişoğlu 15-01-2009 13:16
Arkadaşlar,
Emrah Polat' ın kitabını nasıl temin edebilirim? Sorumu yanıtlayacak bir vatanpervere ihtiyacım var.
Murat
Alıntı
 
 
0 #17 Önder Kurt 13-01-2009 19:55
Yok Murat sadece konuşurken seni anlamak için çok konsantre olmak gerekiyor demek istedim aslında..

Bu yavaşlık konusunda kaygılarımı arttırıyorsun.. "IE6.0 kullanıyorum" de de rahatlayayım..G erçi ilk bağlanma anı biraz yavaş..ama bağlandıktan sonra oyle rahatsız edici bir yavaşlık olmaması lazım.
Alıntı
 
 
0 #16 Murat Müfettişoğlu 13-01-2009 19:48
Merhaba Emrah,
Kitabını nasıl temin edebilirim?
İdefix ya da pandora' da bulamadım.
Selamlar,
Murat
Alıntı
 
 
0 #15 Murat Müfettişoğlu 13-01-2009 19:12
Önder,
Sırf "Sende mi Bürütüs" demek için girdim siteye. Girmek için de tam yarım saat bekledim, bilesin.
Murat
Alıntı
 
 
0 #14 Önder Kurt 13-01-2009 18:55
Konuşurken dili dolambaçlı kullandığın konusunda Alper haklı bence..Şahidim. .:-)
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile