DOST MUSUN? Popüler

Dost musun? Öyleyse canın canımdır... Aynan olmalıyım... Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi... Hem sakınmadan, mertçe... Hani bilirsin, esirgemem lâfımı, Ne şekil gelirse, öylece... Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama, Seni de dupduru isterim karşımda... Dostsan, Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden! Arkamdan şikayetlenme! Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme! Lâf değil, icraat beklerim senden! Öyle bak ki,

hislerini görebileyim... Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim... Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı! Dil dönerken söylenmeli her şey... Kulak duyarken anlatılmalı... Göz bakarken bakmalıyım sana... Can sağ iken sarılmalı... Keşkelere meydan vermemeli hayatım, Pişmanlıklarla yoğrulmamalı.... Hayır! Dirime selâm vermeyen, Ölüme de fazla yaklaşmasın! Dostsan, ölmemi bekleme! Haklıysam, yaşarken savun beni! Yaşarken yanımda ol! İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan! Ve inanmamışsan, sakın rol yapma! Her söylediğimi onaylaman şart değil... Her yaptığımı beğenmen de gerekmez... Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma! Yadırgayabilirsin beni, Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma... Kandırmanı asla kabul edemem! Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama, Beni, bana sormadan yargılama! Her yediğimiz aynı olmaz belki, Her dakikamız birlikte geçmez... Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de, Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım... Belki her çağırdığında gelemem, fakat Derdine ortak ararsan, koşarım... Ben de herkes gibi insanım elbet, Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok! Senin işin bu değil! Benim zaten bir yerim var herkes gibi; yer ile gök arasında... Dostsan, Küçümsemeden, küfretmeden, Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma... Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım, ama... Yorulduğum zamanlarda, Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına... Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim Ve bir deli kadar art niyetsiz... Uğruna seve seve hesabı şaşırırım... Görmezden gelebilirim yanlışlarını... Başkaları enayilik sayabilir, Başkaları akılsızlığıma yorabilir, Bunları dert bile etmem, ama, Sen, aslında aptal olmadığımı, Her an, tekrar tekrar hatırla! Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma! Seviyorsan, cimrilik etme, söyle! Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla, Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum! Neyse, o olmalı insan... Kendisi olmaktan korkmamalı! Kendisi olmaktan kaçmamalı! Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama, Ben olduğum için bırakırsan beni, Yas da tutmam arkandan! Bedel mi? Ödemeyeceksen çıkma yola! İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin... Kendince küser barışır, kendi kendini yersin! Dostsan, mevsimince yağ... Kışsan kar ol, güzsen yağmur... Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem, Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama, Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma... Belki de çok geldi bunca talep... Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma... Sana fazla geldiğim ilk anda, Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin... Geçip gidebilirsin, borçluluk hissetmeden... Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama, Gitmeye davranırsam bir gün, Sen de karşımda set olma! Dost musun? Öyleyse, canın canımdır, Yoluna baş koymaya hazırım ya, Başını da yollarımda isterim, unutma! Yazarı ben değilim ancak araştırıyorum.

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İmgelem*  
konu seçimi, başlık, klişe kullanımı, metaforlar,
İçerik*  
plan ve ayrım çizgileri, ses, biçim ve yapı
Dil Ustalığı*  
tekrarlar, gösterim veya anlatım olması, uyak, ölçü
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (4)
  • gurkangur
    avatar

    Gozlemlerin dogru arkadasim.
    Adamlar mal satacaklar. Herkes almis alacagini. Teknoloji neredeyse limitini doldurmus. Ya geriye donus yapiliyor moda adina ya da parca parca zaten satin alinmis mallar yenilenerek piyasaya suruluyor. Boylelikle komsu almis ben de alayim dusuncesi yeniden hortlayarak eller cebe iniyor. Bir yandan da tuketim habire medya kanaliyla koruklenmekte. Genc kusak zaten isim hastasi olmus.
    Ben kapitalizmin kucaginda yasiyorum.
    Kizlarimla alisveristeyiz. Kahvalti icin cereal denen su misir gevregi var ya ondan almam gerekiyor. Fiyatlara baktim, en ucuzu torba icerisinde supermarketinh kendi urunu. Hemen yaninda da suslu puslu kartonda cok bilinen bir firmanin urunu. Mal ayni mal. Ben tabi ucuz olani aldim. Benim buyuk kiz, baba oburunden alsana dedi. Ben de ayni sey dedim. Parayi veren ben oldugumdan karar yetkisi de bende tabii ki. Eve geldik. Kahvaltida yedik bir guzel. Benim kiz sonuctan memnun.
    Ben de tabii.
    Bugun uretimde onumuzdeki 10-20 yilin teknolojisini kullanabilecek duzeydeler. Ancak bekleniyor. Cunku eldeki mallar satilacak once. Sonra yavas yavas yeni teknolojili urunler sunulacak. Boylelikle satis garantisi var. Sermaye bu sekilde omur boyu calisanin ucretinin bir bolumunu geri aliyor. Calisan parasini seve seve veriyor. Hem de komsusuna hava atarak!
    Duzenin tekerlegi donmekte, biz enerjimizi bosa harcamaktayiz.
    Saygi ve sevgilerimle

  • AsabiDEV
    avatar

    Zaten ben de şiiri düzgün asamamışım. Topluiğne falan bulamayınca Charlie Chaplin`in resminin altına sıkıştırıp, kendimce bir „asılmıştır“ kabullenişine yönelmiştim. Sabah baktım yerinde yok. Düşmüş yere seninki. Şu iki tarafı yapışkanlı elementlerden mi alsam? çok pratik oluyormuş. Almazsam eğer; selobantı kendi etrafında yuvarlayıp iki tarafı yapışkan bir kolaylık haline getirmeyi planlıyorum. Bir tarafı duvara öteki tarafı kendisine asmak istediğin şeye yapışıyor ve ortama sağlam bir anonim ortaklık duygusu salıyor. Sen sanıyorsun ki kağıt duvara uhuyla yapıştırılmış ama aslı öyle değil tabii ki de.

    Eskiden sadece klasik topluiğne ve klasik raptiye vardı; insan „nasıl yapıştırmalıyım acaba?“ şeklinde bocalayamıyordu bile. Kendince pratik bir durumdu. Duvara kağıt asmak istediğinde alıyordun bir topluiğne veya raptiye sokuyordun kağıt üstünden duvara doğru. Şimdi her şey karmaşıklaştı bir şekilde. Önce topluiğnelerin başlarını büyüttüler, sonra farklı renklerde üretmeye başladılar. Sebep: ortama bir renk uyumu gelsin de elalem, konu komşu seni beni ayıplamasın diye. Yeni kuşak böyle oyunlara daha çocukken gelince, ilerde farkedemiyor garipliğini sistemin. Rengarenk kalemler, kalemkutuları, cikletler… albenisini artırıyor tabii ki de materyalin. Adamlar cin gibi.

    Şu iki tarafı yapışkanlı elementlerden bahsediyordum. Önce bunların sadece tek tarafı yapışkan olanını ürettiler. Bir tarafını kağıda öteki tarafını uhuyla destekleyip duvara doğru yapıştırma amaçlı. Yeteri kadar uhu satıldıktan sonra, daha önceden zaten üretmiş oldukları her iki tarafı yapışkanlı elementi piyasaya sürdüler. Insanlar coştu be kardeşim. „Duydun mu? Her iki tarafı da yapışıyor artık“ gibi bir heyecan, bir neşe ortama dahil oldu ve kırtasiyelere hücum edip kapıştılar elementleri. Sonra bu gurubun sağlam bir yüzdesi geri dönüp kartpostal aldılar; çünkü duvara yapıştıracakları bir şey bulamadılar evde. E kim kazandı bu işten? Tabii ki de sistem.

    Bu ve benzer yöntemlerle insanlar, emek verilip üretilen şeylere yabancılaşmaya başladılar. Örneğin insanların öyle camlı çerçeve yaptırmaya falan ihtiyacı da kalmadı zamanla. Çerçeve yaptırmak, üzerine cam taktırmak birden tam bir lüks oldu kardeşim. Bizim Camcı Hüseyin Amca ne yaptı? Önce dükkanı kapattı. Kapıya „tadilat dolayısıyla…“ yazdı. Bir ay sonra Camcı Hüseyin Amca oldu Kırtasiyeci Hüseyin Amca. Kasanın önüne de -ne yapsın adamcağız?- dizdi rengarenk cikletleri, şekerleri… Sistem böylece zanaatkarı vs… yavaş yavaş yuttu ve kendine benzetti. Her şey naylon ve kartpostal oldu. Yazıklar olsun!!!

    Bu aşamada, sen, ben ve e-HayalET dostları gibi topluiğne ve raptiye kullanan arkadaşların, ortama el atıp en azından yeni kuşağa bir uyanış yönlendirmesi, bir uyarış yapmaları kaçınılmaz ve bu amaç doğrultusunda her destek paha biçilmez görünmekte. Saygılarımla.

  • gurkangur
    avatar

    Merhaba arkadasim,
    Onur duydum.
    Ancak siir bana ait degil. En altta yazmistim sairini ariyorum diye. Yavas yavas sandigin kapagini aciyorum. Katkiya devam edecegimden suphen olmasin.
    Tesekkurler.

  • AsabiDEV
    avatar

    Biraz önce „Umut“ adlı fotoğrafının altına bu şiirini ekleyip çalışma masamın tam karşısına astım. Eğer başka şiirlerin de varsa e-HayalET ile paylaşmanı dilerim. Tebrik ediyorum.

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #4 Gurkan Gur 18-07-2009 03:59
Gozlemlerin dogru arkadasim.
Adamlar mal satacaklar. Herkes almis alacagini. Teknoloji neredeyse limitini doldurmus. Ya geriye donus yapiliyor moda adina ya da parca parca zaten satin alinmis mallar yenilenerek piyasaya suruluyor. Boylelikle komsu almis ben de alayim dusuncesi yeniden hortlayarak eller cebe iniyor. Bir yandan da tuketim habire medya kanaliyla koruklenmekte. Genc kusak zaten isim hastasi olmus.
Ben kapitalizmin kucaginda yasiyorum.
Kizlarimla alisveristeyiz. Kahvalti icin cereal denen su misir gevregi var ya ondan almam gerekiyor. Fiyatlara baktim, en ucuzu torba icerisinde supermarketinh kendi urunu. Hemen yaninda da suslu puslu kartonda cok bilinen bir firmanin urunu. Mal ayni mal. Ben tabi ucuz olani aldim. Benim buyuk kiz, baba oburunden alsana dedi. Ben de ayni sey dedim. Parayi veren ben oldugumdan karar yetkisi de bende tabii ki. Eve geldik. Kahvaltida yedik bir guzel. Benim kiz sonuctan memnun.
Ben de tabii.
Bugun uretimde onumuzdeki 10-20 yilin teknolojisini kullanabilecek duzeydeler. Ancak bekleniyor. Cunku eldeki mallar satilacak once. Sonra yavas yavas yeni teknolojili urunler sunulacak. Boylelikle satis garantisi var. Sermaye bu sekilde omur boyu calisanin ucretinin bir bolumunu geri aliyor. Calisan parasini seve seve veriyor. Hem de komsusuna hava atarak!
Duzenin tekerlegi donmekte, biz enerjimizi bosa harcamaktayiz.
Saygi ve sevgilerimle
Alıntı
 
 
0 #3 AsabiDEV 17-07-2009 22:06
Zaten ben de şiiri düzgün asamamışım. Topluiğne falan bulamayınca Charlie Chaplin`in resminin altına sıkıştırıp, kendimce bir „asılmıştır“ kabullenişine yönelmiştim. Sabah baktım yerinde yok. Düşmüş yere seninki. Şu iki tarafı yapışkanlı elementlerden mi alsam? çok pratik oluyormuş. Almazsam eğer; selobantı kendi etrafında yuvarlayıp iki tarafı yapışkan bir kolaylık haline getirmeyi planlıyorum. Bir tarafı duvara öteki tarafı kendisine asmak istediğin şeye yapışıyor ve ortama sağlam bir anonim ortaklık duygusu salıyor. Sen sanıyorsun ki kağıt duvara uhuyla yapıştırılmış ama aslı öyle değil tabii ki de.

Eskiden sadece klasik topluiğne ve klasik raptiye vardı; insan „nasıl yapıştırmalıyım acaba?“ şeklinde bocalayamıyordu bile. Kendince pratik bir durumdu. Duvara kağıt asmak istediğinde alıyordun bir topluiğne veya raptiye sokuyordun kağıt üstünden duvara doğru. Şimdi her şey karmaşıklaştı bir şekilde. Önce topluiğnelerin başlarını büyüttüler, sonra farklı renklerde üretmeye başladılar. Sebep: ortama bir renk uyumu gelsin de elalem, konu komşu seni beni ayıplamasın diye. Yeni kuşak böyle oyunlara daha çocukken gelince, ilerde farkedemiyor garipliğini sistemin. Rengarenk kalemler, kalemkutuları, cikletler… albenisini artırıyor tabii ki de materyalin. Adamlar cin gibi.

Şu iki tarafı yapışkanlı elementlerden bahsediyordum. Önce bunların sadece tek tarafı yapışkan olanını ürettiler. Bir tarafını kağıda öteki tarafını uhuyla destekleyip duvara doğru yapıştırma amaçlı. Yeteri kadar uhu satıldıktan sonra, daha önceden zaten üretmiş oldukları her iki tarafı yapışkanlı elementi piyasaya sürdüler. Insanlar coştu be kardeşim. „Duydun mu? Her iki tarafı da yapışıyor artık“ gibi bir heyecan, bir neşe ortama dahil oldu ve kırtasiyelere hücum edip kapıştılar elementleri. Sonra bu gurubun sağlam bir yüzdesi geri dönüp kartpostal aldılar; çünkü duvara yapıştıracaklar ı bir şey bulamadılar evde. E kim kazandı bu işten? Tabii ki de sistem.

Bu ve benzer yöntemlerle insanlar, emek verilip üretilen şeylere yabancılaşmaya başladılar. Örneğin insanların öyle camlı çerçeve yaptırmaya falan ihtiyacı da kalmadı zamanla. Çerçeve yaptırmak, üzerine cam taktırmak birden tam bir lüks oldu kardeşim. Bizim Camcı Hüseyin Amca ne yaptı? Önce dükkanı kapattı. Kapıya „tadilat dolayısıyla…“ yazdı. Bir ay sonra Camcı Hüseyin Amca oldu Kırtasiyeci Hüseyin Amca. Kasanın önüne de -ne yapsın adamcağız?- dizdi rengarenk cikletleri, şekerleri… Sistem böylece zanaatkarı vs… yavaş yavaş yuttu ve kendine benzetti. Her şey naylon ve kartpostal oldu. Yazıklar olsun!!!

Bu aşamada, sen, ben ve e-HayalET dostları gibi topluiğne ve raptiye kullanan arkadaşların, ortama el atıp en azından yeni kuşağa bir uyanış yönlendirmesi, bir uyarış yapmaları kaçınılmaz ve bu amaç doğrultusunda her destek paha biçilmez görünmekte. Saygılarımla.
Alıntı
 
 
0 #2 Gurkan Gur 17-07-2009 06:19
Merhaba arkadasim,
Onur duydum.
Ancak siir bana ait degil. En altta yazmistim sairini ariyorum diye. Yavas yavas sandigin kapagini aciyorum. Katkiya devam edecegimden suphen olmasin.
Tesekkurler.
Alıntı
 
 
0 #1 AsabiDEV 17-07-2009 00:14
Biraz önce „Umut“ adlı fotoğrafının altına bu şiirini ekleyip çalışma masamın tam karşısına astım. Eğer başka şiirlerin de varsa e-HayalET ile paylaşmanı dilerim. Tebrik ediyorum.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile