Şiir

40 Yaş Şiiri

Yazar: hasever on .

40 Yaş Şiiri

Çocukluğum
Bin asır geçmiş sanki
Oysa kırk yaşındayım
Daha dün doğmuş gibi.
İki ömrüm var
Biri
Marmara’ya kıyı
Adını bilmediğim bir koyda
Durur yirmi üç yaşında
Diğeri yanımda
Onyedisinde
Büyütüyorum
Kararmış çatıların şehrinde.

Ah Zürich
Ne çok benziyorum sana
Gönlüm cebimde
Kanıyorum zamana.


Hasever
Zürich, 6 Mayıs 2012, 01:02

THE CITY

Yazar: YEWANDE on .

KENT

  "Başka diyarlara, başka denizlere giderim, dedin.

Bundan daha iyi bir kent vardır bir yerde nasıl olsa.

Sanki bir hükümle yazgılanmış bir çabam;

ve yüreğim sanki bir ceset gibi gömülmüş oraya.

Daha ne kadar çürüyüp yıkılacak böyle aklım?

Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada

gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın yalnızca 

yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın."

Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler.

Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. Dolaşacaksın

aynı sokaklarda. Ve aynı mahallede yaşlanacaksın

ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların.

Hep aynı kente varacaksın. Bir başka kent bekleme sakın,

ne bir gemi var, ne de bir yol sana.

Nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte,

yıktın onu, işte yok ettin onu tüm yeryüzünde.

                                                        


Çeviri : Herkül Millas ve Özdemir İNCE

Şehir

Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim, dedin

bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.

Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;

-bir ceset gibi- gömülü kalbim.

Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?

Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,

kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,

boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede.

 

Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.

Bu şehir arkandan gelecektir.

Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,

aynı mahallede kocayacaksın;

aynı evlerde kır düşecek saçlarına.

Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.

Başka bir şey umma-

Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,

öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.

 

Çeviren: Cevat Çapan

BİLMEM Kİ

Yazar: kankardeş on .

 

Sekiz harfli ve ıslak tenli bir sözcük müydü sevişmek?

Yoksa ötesi miydi yüce bir lisanın?

Bilmem ki…

Hiç sevişmedim ki ben

Üç heceli ve gevrek bir sözcük müydü sevişmek?

Yoksa işteş çatılı bir eylemin çatısız hüznü müydü?

Çarpım tablosu var mıydı sevişmenin?

Hangi duygular çarpılırsa sevişiliyordu?

Fiilden fiil yapıyordu ya sevişmek

Camdan kalp

Hüzünden bahar

Çamurdan tebessüm biraz da…

Mürekkebi kaç dakikada kuruyordu sevişmenin

Hiç mi uğramazdı saklambaç saatlere

Hiç mi sığmazdı beslenme çantasına

Hiç mi?

Dışarıdan bitiriliyor muydu sevişme mektebi

Peki ya, adam sayılıyor muydu sevişme cahilleri

Bilmem ki…

Hiç sevişmedim ki ben…

İnsan ölünce de sevişir miydi hiç

Peki ya ölüşür müydü sevişerek ölünce

Bilmem ki

Ben hiç sevişmedim ki…

Ve ben hiç ölüşmedim ki…



ERKAN ŞEMİN

ARALIK 2009-İZMİR


Ölümün gölgesi...

Yazar: yasar on .

Sen de mi gönlüm

alıp başını gidiverenler gibi

ardında bıraktığın gölgene esir,

cücelerin dev

devlerin cüce gölgeleri gibi öksüz,

kimi sığ, yüce kimi

bir açmazda bekleşir...

 

Siyah

simsiyah,

beyaz

bembeyazken daha

kirlenmemişken sükutu hayallerle

gece,

çığlıkların gölgesi uzaaar

uzar

en kara bahta inat güne doğru...

 

Doğrusu

eğrinin dipsizliklerinde

yusufsulara kuyu,

kalk

gidiyoruz

bırak uykuyu... diyen sesi

yankılanır zamanın,

aklında en cühelanın

nolcak memleket sorusu...

 

Hayat

ölümün gölgesi,

gölge

hayatın öfkesi...

 

09.12.2009 - İSTANBUL