Hakkımda

Kişisel Bilgiler

Cinsiyet
Kadın
Şehir
adana
Memleket
türkiye
Doğum Günü
29/05/1970
Meslek
öğrenci

Hakkımda

Sevdiğim Yazarlar
çok
Müzik
çok
Filmler
üüü
Hangi Bölümlere Katkı Yapabilirim?
Makale
Teori
Solpedia
Sinema

Arkadaşlar

  • emrah polat

Gruplar

  • COM_COMMUNITY_GROUPS_NO_JOINED_YET

Son Girdiler

  • Sinema
  • Kitap
  • Müzik
Yalanın İcadı
Üye Puanı
 
0.0 (0)
Torino Atı - Béla Tarr
Üye Puanı
 
10.0 (1)
Benny's Video - Michael Haneke
Üye Puanı
 
8.6 (1)
Düğün Elbisesi
Üye Puanı
 
8.9 (1)
Aslı Gibidir
Üye Puanı
 
8.8 (2)
Fräulein - Michael Haneke
Üye Puanı
 
0.0 (0)
Bir Zamanlar Anadolu'da
Üye Puanı
 
9.1 (2)
Funny Games - Michael Haneke
Üye Puanı
 
8.6 (1)
Biletler
Üye Puanı
 
8.5 (2)
Ekmek ve Sokak
Üye Puanı
 
9.9 (2)
Tecrübe
Üye Puanı
 
9.5 (2)
Yakın Plan
Üye Puanı
 
8.8 (2)
Para - Robert Bresson
Üye Puanı
 
9.7 (1)
10
10
Üye Puanı
 
8.9 (2)
Üye Puanı
 
9.0 (1)
Zeytin Ağaçları Arasında
Üye Puanı
 
9.2 (2)
Ve Yaşam Sürüyor
Üye Puanı
 
9.4 (1)
Babil'in Oğlu
Üye Puanı
 
9.1 (2)
Boşluğa Dokunmak
Üye Puanı
 
8.0 (1)
İNŞAAT
Üye Puanı
 
8.9 (1)
Yankesici - Robert Bresson
Üye Puanı
 
8.0 (1)
Yarım Ay
Üye Puanı
 
8.7 (2)
Değirmen
Üye Puanı
 
9.4 (1)
Werckmeister Harmonies - Béla Tarr
Üye Puanı
 
9.0 (1)
Kaplumbağalar da Uçar
Üye Puanı
 
9.3 (2)
Anavatanımın Şarkıları
Üye Puanı
 
9.3 (2)
Votka Limon
Üye Puanı
 
8.7 (1)
“BİUTİFUL” NASIL YAZILIR SAHİ ?
Üye Puanı
 
8.0 (2)
Ayrılık
Üye Puanı
 
9.4 (2)
Dr. Caligari'nin Muayenehanesi
Üye Puanı
 
7.5 (1)
1.
Fıskiyeli Hamsi
Üye Puanı
 
10.0 (2)
2.
Kiraz ve Zehirli Böğürtlenler
Üye Puanı
 
0.0 (0)
3.
Kiraz Herkese Küsünce
Üye Puanı
 
0.0 (0)
4.
Büyük Makineler - Kamyonlar
Üye Puanı
 
0.0 (0)
5.
Down Sendromlu Bir Arkadaşım Var
Üye Puanı
 
0.0 (0)
6.
İmparator Tırtılı
Üye Puanı
 
0.0 (0)
7.
Mavi Kelebeğin Dönüşü
Üye Puanı
 
0.0 (0)
8.
1001 Hayvanı Bulun
Üye Puanı
 
0.0 (0)
9.
Çıkarmayı öğrenmek
Üye Puanı
 
0.0 (0)
10.
Farklı Olanı Bul
Üye Puanı
 
0.0 (0)
11.
Karşıtlıklar
Üye Puanı
 
0.0 (0)
12.
Büyüklükler
Üye Puanı
 
0.0 (0)
13.
Saymaya Başlamak
Üye Puanı
 
0.0 (0)
14.
Renkler
Üye Puanı
 
0.0 (0)
15.
Zaman
Üye Puanı
 
0.0 (0)
16.
10'a Kadar Saymak
Üye Puanı
 
0.0 (0)
17.
Rakamlar
Üye Puanı
 
0.0 (0)
18.
Şekiller
Üye Puanı
 
0.0 (0)
19.
Ölçmeye Başlamak
Üye Puanı
 
0.0 (0)
20.
Toplamayı Öğrenmek
Üye Puanı
 
0.0 (0)
1.
Üye Puanı
 
0.0 (0)
3.
Afion
Üye Puanı
 
0.0 (0)
5.
Merdoum Kings Play  Songs of Love
Üye Puanı
 
0.0 (0)
12.
Van der Graaf Generator / Godbluff
Üye Puanı
 
10.0 (1)
13.
Deep Purple / Fireball
Üye Puanı
 
8.3 (1)
14.
Deep Purple / InRock
Üye Puanı
 
10.0 (1)
15.
Deep Purple / Deep Purple
Üye Puanı
 
10.0 (2)
16.
The Book of Taliesyn / Deep Purple
Üye Puanı
 
9.1 (1)
17.
Shades of Deep Purple / Deep Purple
Üye Puanı
 
7.9 (1)
18.
Cicibebe - Tabuttaki Son Çivi
Üye Puanı
 
8.1 (1)
19.
Bandista - De Te Fabula Narratur
Üye Puanı
 
9.8 (1)
20.
GOLEM - Orion Awakes
Üye Puanı
 
9.0 (1)
21.
Jazz İstanbul (Volume 1)
Üye Puanı
 
9.0 (1)
22.
Siddartha - Siddartha
Üye Puanı
 
9.0 (1)
23.
Cem Adrian - Essentials/Seçkiler
Üye Puanı
 
9.5 (1)
24.
GÄA - Auf Der Bahn Zum Uranus
Üye Puanı
 
10.0 (2)
25.
Paranoid - Black Sabbath
Üye Puanı
 
9.0 (2)
26.
Black Sabbath
Üye Puanı
 
10.0 (1)
27.
Par les Fils de Mandrin - Ange
Üye Puanı
 
8.2 (1)
28.
Düm-Tek (Hittit Sun) - Moğollar
Üye Puanı
 
9.6 (2)
29.
Arzachel - Arzachel
Üye Puanı
 
0.0 (0)
30.
Moonmadness - Camel
Üye Puanı
 
10.0 (2)
  • Blog
  • Forum
  • Yorum

Anket

Sizce Rakı En iyi Ne ile içilir?
You have voted on this poll. Thank you for your feedback.

Note: Results are hidden from public viewing. Please contact poll manager/us to know more about it.
Total votes: 5

Twitter'da Bizi Bulun

Twitter Image
ismet tekerek

ismet tekerek

aslı gibidir
- 1 year ago
  • Karma
  • Member since
  • Cumartesi, 19 Eylül 2009 10:52
  • Last online
  • 1 year ago
  • Profile views
  • 723 views
  • ismet tekerek, Gülün Mucizesi başlıklı girdi için yeni bir yorum yazdı
    wall 408 days ago
  • ismet tekerek, Seçimler Yaklaşıyor... başlıklı girdi için yeni bir yorum yazdı
    wall 409 days ago
  • ismet tekerek, Vahşi Duygular başlıklı girdi için yeni bir yorum yazdı
    wall 409 days ago
  • ismet tekerek Önemli Makaleler bölümüne ERMENİ MESELESİ başlıklı yeni bir girdi ekledi.
      V.GURKO-KRJAZHIN     ERMENİ MESELESİ   (1926, Büyük Sovyet Ansiklopedisi’nden bir makale)   Çeviren: İsmet Tekerek    Bakû-1990
    wall 411 days ago
  • ismet tekerek Çeviri Roman bölümüne Gülün Mucizesi başlıklı yeni bir girdi ekledi.
      JEAN GENET (Jan Jöne) Hırsız, dolandırıcı, eşcinsel, antipatik, gaddar, ağzı bozuk, gayri meşru çocuk... Bir o kadar da yaratıcı... Masum olduğu halde hırsızlıktan mahkum olunca...
    wall 412 days ago
  • ismet tekerek Önemli Makaleler bölümüne The death of universities başlıklı yeni bir girdi ekledi.
      Academia has become a servant of the status quo. Its malaise runs so much deeper than tuition fees
    wall 412 days ago
  • yeni bir avatar yükledi
    profile 412 days ago
  • friends emrah polat ve ismet tekerek şimdi arkadaşlar
  • ismet tekerek, Kürtlere Samimi Birkaç Soru başlıklı girdi için yeni bir yorum yazdı
    wall 412 days ago
  • "BUGÜNLERDE INTERNET'TE BİR HAYALET DOLAŞIYOR"  KOMÜNİST MANİFESTO'DAN ALDINIZ DİYE OKUMUŞTUM.

    SON GÜNLERDE BİR ŞEY DUYDUM... NEJAT İŞLER DENEN HERİF VAR YA..HERİF İN

    myblog 413 days ago
  • ismet tekerek, Seçimler Yaklaşıyor... başlıklı girdi için yeni bir yorum yazdı
    wall 413 days ago
  • wall 414 days ago
  • ismet tekerek, Seçimler Yaklaşıyor... başlıklı girdi için yeni bir yorum yazdı
    wall 414 days ago
  • ismet tekerek Politik-Teori bölümüne Hegel’e Dönüş başlıklı yeni bir girdi ekledi.
      Althusser’in aşağıdaki Hegel’e Dönüş (1950) makalesinin Türkçe versiyonunun kaynağı, www.khaos.info adlı sitedir (erişim tarihi 1 Ekim 2010). Makalenin bu Türkçe versiyonunun, internet ortamına aktarılmasıyla ilgili...
    wall 414 days ago
  • İllegalite hakkında…

    myblog 414 days ago

  • ismet tekerek, KENDİNİZİ DÖVDÜRÜR MÜSÜNÜZ? başlıklı girdi için yeni bir yorum yazdı
    wall 415 days ago
  • ismet tekerek Politik-Teori bölümüne SPINOZA VE HEGEL’DE BİLİNÇ* başlıklı yeni bir girdi ekledi.
      Bu yazıda, öncelikle G. Deleuze’ün Spinoza yorumundan hareketle, Spinoza’da bilinçten ne anlaşıldığını ele alacağım; daha sonra Hegel’in Spinoza’ya yönelik eleştirilerini göz önünde tutarak, bu iki...
    wall 415 days ago
  • ismet tekerek forumda Spinoza vs Hegel başlıklı yeni bir konu başlattı.
    Siteye MonoKL’da yayınlanmış bir makale yüklemeyi düşünüyorum, “Spinoza ve Hegel’de Bilinç”, Deleuze’den hareketle ama ona karşı. Fakat bu, Spinoza’yı
    Devamını oku...
    wall 415 days ago
  • Discovery Channel’de bir belgesel: LA Ink.

    myblog 419 days ago

  • wall 421 days ago
  • wall 423 days ago
  • ismet tekerek, Kürtlere Samimi Birkaç Soru başlıklı girdi için yeni bir yorum yazdı
    wall 424 days ago
  • ismet tekerek Şu Forum başlığında kullanıcılardan birine teşekkür etti: Cvp: Bazı Değişiklikler başlıklı konuda yeni bir mesaj yazdı.
    wall 490 days ago
  • ismet tekerek, BEYAZ BANT - M. HANEKE başlıklı girdi için yeni bir yorum yazdı
    wall 490 days ago
  • aslı gibidir
    profile 490 days ago
  • ismet tekerek forumda Cvp: teknik problem başlıklı konuda yeni bir mesaj yazdı.
    net cafeden... operator javascript eklentisini kontrol etti. Ve JS etkinmiş. versiyonu hatırlamıyorum ma onun ediğine göre pc.de tarayıcı ayarında bir
    Devamını oku...
    wall 490 days ago
  • ismet tekerek, Koca Dağlar Deviren "Liberal" G**ler başlıklı girdi için yeni bir yorum yazdı
    wall 490 days ago
  • ismet tekerek, Bal başlıklı girdi için yeni bir yorum yazdı
    wall 504 days ago
  • ismet tekerek forumda Cvp: teknik problem konusunu cevapladı.
    1. Konu: Makale ekle buradan çalışmıyor. Sorun nedense her defasında benim başıma geliyor. Bir bakın. Bir arıza olmalı.
    Devamını oku...
    wall 504 days ago
  • ismet tekerek, En Iyi 50 Gizem Filmi başlıklı girdi için yeni bir yorum yazdı
    wall 508 days ago
  • ismet tekerek, Kürtlere Samimi Birkaç Soru başlıklı girdi için yeni bir yorum yazdı
    wall 508 days ago
  • ismet tekerek forumda Cvp: Yorumlar görünmüyor (mu?) konusunu cevapladı.
    Yorumu bilmem ama site vitrini gayet güzel olmuş (geçen söylemeyi unuttum) içi dışına çıkmış gibi, püfür püfür. elinize sağlık
    Devamını oku...
    wall 513 days ago
  • ismet tekerek added a new comment on the Bal
    wall 515 days ago
  • 515 days ago
  • Evcil bir hayvan besleyen birine hayırsever bir vatandaş, şu kediyi besleyeceğine bir fakiri doyur, der. Birazdan aşağıda vereceğim temel rakamlara göre, fakir bir birey bir ayda hem de “etle” doyacaksa, bence ülkedeki asgari ücret uygulaması gayet yeterlidir. Doymak bir kenara, üstüne gül gibi de geçinilir. Herhangi bir televizyon aldığınızda ya da özel bir futbol kanalına abone olduğunuzda, size kimse, şu televizyonu alacağına, tv’de şu futbolu seyredeceğine bir fakiri doyur, demez. Maşallah herkesin bir televizyonu ve kimilerinin de daha bilmem nesi vardır. Canlılar hiyerarşisinde bilimce, ve semavi dinlerce de, alt sırada sayılan bir canlıyı doyurmanız, alttakine verileni nasıl oluyorsa hak eden üst sıradakini açıkta bıraktığınız anlamına gelir, her nedense. Ama cansızlara akıtılan kaynaklar çoğu kişinin aklına gelmez. Dahası, kedi kişiselleşebilir de. Sadece bir kediyi, tek bir kediyi sevdiğiniz için onu doyuruyor olabilirsiniz. Makbul olan tüm kedileri sevmenizdir. Bütün kediler arasında rastgele bir tanesi sizin kediniz olmuştur. Bununla birlikte evinde bir kedi barınağını andırırcasına aşırı sayıda kedi bakan insanlar, o kediler için pek de uygun ortam sağlamış sayılmaz; kediler o tür ortamlarda sağlıklıca ve kendine yeter bir alan bularak yaşayamayabilir; sıra-dışı bir örnek olsa da bir yangın çıktığında hayvanlar toptan telef olabilir, yaşanmıştır.  Şimdi bakalım, bir kedi kaça patlar?
    Evde yetiştireceğiniz erişkin bir kedi, beslenme (yaş ve kuru hazır mamalar) ve tuvalet (kum) olmak üzere iki temel ihtiyacı kapsayacak şekilde ayda ortalama 80-100 TL gibi bir harcama  gerektirebilir. Yavru ve erişkin kedi arasında beslenme bağlamında yeme miktarı farklılığı olsa da, onlar için ayrı ayrı sunulan hazır mamalar fiyat açısından pek de farklı değildir. Kedinize ürün ambalajlarında tavsiye edilen beslenme miktarından daha fazlasını asla vermeyin, hatta tavsiyenin biraz altında verirseniz daha iyi olur, çünkü kediniz evde enerjisini yeterince harcayamaz, örneğin en basitinden avlanamaz, uzun bir alanda koşamaz, diğer kedilerle karşılaşmaz. Bütçenize göre düşük ya da yüksek kaliteli ürünler arasında seçim yapabilirsiniz, bununla birlikte kediler de bu alanda seçici olabilir, yüksek kaliteli bir mamayı bile reddedebilirler. Ayrıca bu kalite sınıflandırmasının hazır mama üreticilerinin bir oyunu olduğunu da unutmayın. Kedinizi, hazır mamalar yerine doğal yiyeceklerle, mutfak artıklarıyla da elbette besleyebilirsiniz, böylece yukarıdaki rakamlar çok daha aşağılara çekilebilir. Ancak bu tür bir diyete o yavruyken başlamanızı tavsiye ederim; insanları olduğu gibi kedileri de, özellikle bir karakter edinmelerinden sonra, alışkanlıklarından vazgeçirmek kolay değildir. Doğal gıdalar vereceğim derken, kedinizi her gün pilav, makarna ve benzeri gıdalarla ya da kimilerinin yaptığı gibi sıkı vejetaryen diyetle büyütürseniz, onun sağlıklı ve türüne uygun yetişmesini engellemiş olursunuz, birincisinde obezite, ikincisinde zayifiyetle karşılaşabilirsiniz. Kasaptan onun için alacağınız kırıntı vs. şeyleri ona yedirmeden önce pişirmelisiniz. Bu işlem kediye söz konusu etle geçebilecek hastalıkları önler. Kediniz için suyu, o içsin ya da içmesin, her daim kabında bulundurmalısınız. Kum konusunda, kedinizden çok sizin konforunuz ön plandadır. Ama kedileri de rahatsız edebilecek kendinden kokulu kumlar vs olabilir. Bir ara kumlardaki plastik katkılar nedeniyle kedilerde kanser riski oluşabileceği söylentisi yayıldı. Bu bence çok abartılmış bir iddia. Normal bir kedi günde iki defa o kuma girip hacetini giderir.  Halbuki biz insanlar, örneğin nerdeyse tüm gıda, su ürünlerimizi hem endüstriyel anlamda hem de evde plastik ambalajlarda saklıyoruz. Hazır kedi mamaları genellikle teneke kutu ve içi alüminyum folyo kaplı paketlerdedir. Kanser riskli bir grup varsa bu, kediler değil, daha çok biz insanlarız. Bu konudaki tavsiyem, birkaç kum çeşidini sırayla deneyip, hem sizin, hem de kedinizin rahatlığını sağlayacak olanını tespit etmenizdir. Kumu arada havalandırarak 20 günde bir değiştirmek yeterli olabileceği gibi, titizliğinize bağlı olarak bu süre düşebilir ya da artabilir de; çok artmasın. Yukarıdaki aylık ort. harcamaya zaten dahil edilmiş olan kumun fiyatı, paket başına 8-10 TL çevresinde değişebilmektedir. Kumu içine koyacağınız bir kaba da ihtiyacınız olacaktır. Marketten almak yerine evinizdeki kapları da değerlendirebilirsiniz. 40 cm çapında ya da 60’a 40 cm.lik bir kap erişkin bir kedi için işinizi rahat rahat görür. Kediniz yavruysa kabın kenarının onun üzerinden atlayabileceği kadar alçak olmasına dikkat etmelisiniz. Kedinizin beslenme ve tuvalet alanlarının farklı yerlerde olmasına ayrıca özen gösteriniz.
    Elbette masraflar, yiyecek ve tuvalet harcamasıyla bitmez. Yine temel bir masraf kapısı aşılardır. Kedinizi, ayrıntılarını veterinerinizden öğrenebileceğiniz ve hem sizin hem de özellikle onun korunması için iç parazit, kuduz vs. hastalıklara karşı aşılatmanız gerekecektir. Yavruyken bu aşılatma yılda 3-4 defadır. Kediniz erişkinliğe varınca aşı sayısı da azalır (yılda 2 defa). Mutat bir aşının fiyatı günümüzde ortalama 20-25 TL dır. İstanbul ve taşra arasında fiyat farkları olabilir, ayrıca veteriner kliniğinin yapısına göre de bu fiyatlar değişebilir. Aşılatmadan önce şunları da bir araştırmanız faydalı olabilir:  Çevrenizde belediyeye bağlı veteriner kliniği varsa, bu aşıları ücretsiz de yaptırma imkânına sahip olabilirsiniz. Genelde büyük şehirlerde, Hayvan Hakları hareketine bağlı olan kimi özel klinikler, veterinerler de bu aşıları gönüllü olarak ücretsiz yapıyor. Kedinizin yaşadığı ortamı dikkate alarak, örneğin hayvan sokakla temas etmiyorsa, hep ev içinde yaşıyorsa kuduz aşısından vazgeçebilirsiniz. Biz vazgeçtik, çünkü yıllardır bizimle yaşayan kedimizin kuduz olup bize bulaştırma ihtimali, bizim kuduz olup ona bulaştırma ihtimalimizle hemen hemen aynı. Ayrıca, kedimizden kaynaklanabilecek bu tip bir zarar riskine kıyasla, yaya olarak trafik kazasına uğrama riskimiz muhtemelen daha fazla. Yine de aşılar konusunda veterinerinizin tavsiyesine uyunuz.
    Yukarıdakiler dışında, kedinizi bir yerden bir yere taşımak ve özellikle toplu ulaşım araçlarında onunla seyahat edebilmek için bir kedi kafesine/kutusuna ihtiyacınız olabilir. Piyasada pek çok Çin malı kafes mevcut. Kedinizin büyüklüğünü ve ağırlığını da hesaba katarak ucuzundan bir tane edinebilirsiniz. Dilerseniz içine onun rahat etmesi için bir yaygı da serebilirsiniz. Ama kedi için bir şey fark edeceğini sanmıyorum. Kafesin içinde olmak yeterince can sıkıcıdır. Şehirler-arası toplu ulaşım araçları –özellikle otobüsler– evcil hayvanları kafesleri içinde ve ne yazık ki sadece kargo bölümüne kabul etmekte. Yine de kedinizin yolcu bölümüne alınması için ısrarcı olun; bu tutum her zaman olmasa da bazen işe yaramakta. Uzun yola gidecekseniz, kedinizi kargo bölümüne vermektense, mümkünse özel ulaşımı tercih edin ya da trenle gidin. Trende kafesleri içinde yolcu bölümüne kabul edilmekteler. Seyahatlerde yanınıza kedinizin aşı karnesini de almayı unutmayın. Seyahate gittiğinizde kedinizi evde bırakacaksanız, onun evde yalnız kalacağı süre 2-3 günü geçmesin, elbette yiyeceğini (kuru mama daha uygundur) ve suyunu tedarik ederek; hatta mümkünse bir tanıdığınız kedinize günlük yiyeceğini bizzat versin. Kedisini evde tek başına 1 hafta, hatta daha fazla süre yalnız başına bırakanlar olduğunu duyuyoruz. Kedinizin hem fiziksel sağlığı, hem de ruhu ve alışkanlıkları için bu hiç de iyi bir şey değil. Eve döndüğünüzde kedinizi size küsmüş bulabilirsiniz. Başka bir çare olarak, kedinizi yine bir tanıdığınıza bırakabilirsiniz. Ama kediler evlerini, bölgelerini sever, yabancı yerlerden pek hoşlanmazlar. Bu değişikliğe özellikle hassas olanlarının tuvalete gitmeyerek, bir köşeye sinerek, hatta yemek bile yemeyerek tepki gösterebileceğine hazırlıklı olun. Kedi pansiyonları yaygın olmamakla birlikte mevcutlarda farklı fiyat uygulamalarına rastlanabilir; bizim araştırmamıza göre günlük 15-20 TL idi. Pansiyondan ziyade bir tanıdık evi daha makbuldür. Yine de pansiyona mecbur kalıyorsanız yapacak bir şey yok.   
    Bir markete girdiğinizde, köpeklerle daha çok ama kedilerle de ilgili ıvır zıvır, cicili bicili pek çok şey gözünüze çarpabilir. Kedi sepetleri, şilteleri, kedi gezdirme tasmaları, boyunlukları, oyuncakları, fırçaları, şampuanları vs. Bunlar kediler için değil, sizin içindir! Kedilerin bunların hiçbirine ihtiyacı yoktur. Bir kediye özel bir yer yapmak istiyorsanız, yıpranmış eski bir minderi ona yatak olarak verebilirsiniz. Ama kedi muhtemelen oradan başka her yerde yatacaktır. Ne hayatımda, ne de bir belgeselde ya da kurgu bir filmde tasmayla dolaştırılan bir kedi görmedim. Belki sirklerde olabilir. Bu tasmaları da kimlere satıyorlar bilmiyorum; tasmalar muhtemelen tek kullanımlıktır, alanlar bir kere deneyip atmak zorunda kalıyordur. Bir kurdele de pek ala boyunluk olabilir, çok isterseniz. Ama sizinki de bizim kedimiz kadar huysuzsa o kurdeleyi çıkarana kadar huzur bulmayacaktır.

    Yavru bir kedi için oyuncak eğlenceli olabilir. Ama ona ne verseniz oynar zaten. Ayrıca bu oyuncakların ille de rengârenk olması gerekmez, çünkü kediler renkleri ayırt edemez. Nesnenin ses çıkartması daha eğlenceli olabilir onun için. Çünkü kedilerin en güçlü duyu organları burunları ya da gözleri değil, kulaklarıdır. Dolayısıyla, hışırtı çıkaracak bir kâğıdı buruşturup önüne atmanız yeterli olacaktır. Eskiden, kediler yün yumaklarıyla oynarken resmedilirdi. Annenizin, varsa, artık yünlerinden de bir oyuncak yapabilirsiniz.
    Kedinizin dökülen tüylerinden şikâyetçiyseniz elbette fırçalayabilirsiniz, bu işlem için eski bir saç fırçanızı feda edebilirsiniz. Fırçalamak sizin de, kedinizin de hoşuna gidebilir. Ama başta buna karşı da çıkabilir. Birkaç sevecen ama ısrarlı alıştırmadan sonra onu ikna edebilirsiniz. Fırçalama, yine sizin içindir. Bunun kedinizin umurunda olacağını yine pek sanmıyorum. Onun ihtiyacı olan tırnaklamak, tırnaklarını bir yere geçirip gerinmektir. Kışın daha az tüy dökerler, haftada birkaç kez fırçalamak yeterli olabilir. Bahar, yaz dönemi daha çok tüy dökecekleri için, size angarya gelmezse onu her gün fırçalayabilirsiniz. Kediler yıkanmaz, acil bir durum dışında, örneğin bir kireç kuyusuna düşmemişlerse. Onlar zaten gün boyu temizlenir. Pek de mis kokarlar. Ve ağzımızdaki bakteriler, kedilerin kıçındakilerden çoktur. Fakat erkek kedi doğası gereği, bölgesini işaretlemek için evin sağına soluna siğer. Burnunuz hassassa ve siğme kokusu ile ayrıca uğraşmak istemiyorsanız dişi kedi edinmenizi tavsiye ederim. Tüy dökümünü engelleyici ilaçları, mamaları tavsiye etmiyorum. Bu, kedilerin tırnaklarını kestirmekle aynı şeydir. Her ikisi de uygunsuzdur. Çünkü bu tavır, siz konuşabiliyorsunuz diye birinin gelip sizin ağzınızı bantlaması gibi bir şeydir. Kediler tırnaklarıyla, tırmıklarıyla ve tüyleriyle vardır. Tırnaksız bir kedi, kedi değil tırnaksız bir kedidir.     
    Kediniz garip sesler çıkararak kusacak gibi oluyorsa hemen telaşlanmayın. Muhtemelen yalayıp yuttuğu, midesinde birikmiş tüylerden oluşan yumağı dışarı atmaya çalışıyordur. Bir süre sonra çıkarır da. Bu tür durumlar için ya da hastalandıklarında, diğer kedigiller gibi, kediler de ara ara ot çiğneme, yeme ihtiyacı duyar. Markette kedi otu diye satılan üründen alabileceğiniz gibi, evde sağdan soldan toplayabileceğiniz yeşillikler de bulundurabilirsiniz. Ya da en iyisi biraz arpa ya da buğday tohumunu çimlendirip onun için bir kenara bırakmanızdır. Metnin konusunu aşmamak için, kediler hakkındaki diğer görüşlerimi başka bir yazıya bırakıyorum. Belki o zamana kadar “Bir Köpek Kaça Patlar?” bilgisi ya da diğer yorumlar gelir.

    Kedi ve köpeğin sözleriyle bitirelim:

    Bir köpek, sahibi ona yemek getirdiğinde şöyle der:  “İşte efendim geldi. Onu çok seviyorum, çünkü bana yemek veriyor.”

    Bir kedi ise, kişi –kedilerin asla sahibi yoktur– ona yemek getirdiğinde şöyle der: “Bu insan bana niye yemek veriyor?! Ahmağın teki olmalı. Neyse, yiyelim bari.”

     

    *Kediyi bedava edindiğinizi düşünüyorum.

    myblog 520 days ago
  • Güngör Dilmen’in eski tarihli bir tiyatro eserinin adı. Ve gerçek. Çin mutfağının bu çok özel yemeği, dünyadan, özellikle Amerika’dan çok turist çekiyordu. Hem kültürel, hem de turistik bir yemek.

    Maymun canlı, adı üstünde. Çok özel bir masada yeniyor canlı maymunun canlı beyni.

    Masanın ortasında bir delik var. Maymunun kafasının alnına kadar sığabileceği bir delik. Maymun masanın altına, herhalde kaçmaması ve işlem sırasında masayı sarsmaması için bağlanmış olarak, tıraşlanmış kafası delikten alnına gelinceye kadar geçecek şekilde yerleştiriliyor. Böylece masanın üstünde pembe bir bombe görüyorsunuz. Sonra keskin bir satırla, turistler için muhtemelen bir kılıçla o bombe bir kerede hızla yatay düzeyde kesiliyor, kapak açılıyor. İşte size taze maymun beyni. Kaşıkla yiyorsunuz. Tabak da gerekmiyor.

    Çin kültür devriminde ya da günümüzde bu lokantalar yasaklanmış olabilir. Çünkü artık kedi, köpek de pek yemediklerini biliyoruz, belki sadece açlar, o da gizlice…

    Tiyatro oyununda ise, Amerikalı karı-koca turist, maymun can havliyle kaçınca, yoksul ailesi için kafasını maymununkinin birkaç katına satan Çinli şairin beynini yemekle yetiniyorlar. Halbuki, o kadar yolu maymun beyni yemek için tepmişlerdi. Aynı tadı almışlar mıdır, bilemeyiz.

    myblog 520 days ago
  • ismet tekerek, Şam 2010 Adlı Albüme 61 Adet Yeni Resim Yükledi
    • 61
    • 60
    • 59
    • 58
    • 57
    “Bugün, tekrar düşündüğümde, gururlanmasından utanıyordu. Dedi ki: - Ben, uzun süre Doğu’ya hükmetmiş bir aileden geliyorum.” Doğunun Limanları; Amin Maalouf
    photos 523 days ago
  • ismet tekerek, Halep 2010 Adlı Albüme 26 Adet Yeni Resim Yükledi
    • 26
    • 25
    • 24
    • 23
    • 22
    "Bu çölde, ne kendisi, ne de misafiri bir şeydi. Yine de, Daru, bu çölün dışında bir yerde yaşayamayacaklarını iyi biliyordu.” Misafir(l’Hôte); Camus
    photos 523 days ago
  • ismet tekerek Felsefe bölümüne FELSEFİKA Düşünce Tarihine Fantastik Bir Yolculuk başlıklı yeni bir girdi ekledi.
    wall 525 days ago
  • ismet tekerek Deneme bölümüne Geçmişten Geleceğe Oyundan Seyirciye başlıklı yeni bir girdi ekledi.
    wall 525 days ago
  • 526 days ago
  • 526 days ago
  • 526 days ago
  • ismet tekerek bir blog yazdı Taraf...

    “Taraf” hakkında

    Taraf gazetesiyle ilk ve son maddi karşılaşmam, gazetenin çıktığı ilk gün oldu. Bir tane satın aldım, 1 TL’ye (1.000.000 TL). Bir gazetenin bu kadar pahalı olmasını anlayamamıştım. Haftalık, dergi statüsünde, bir gazete olsa ne âlâ. Günlük bir gazeteye asla 1 TL vermezdim, dünyanın sırlarını bile açıklasa. Nitekim, bir süre sonra gazetenin fiyatı, diğer gazetelerin düzeyine çekildi, 4’te birine indirildi. Ekstra bir finansman bulmuş olmalıydılar. Ama tirajla karşılaştırıldığında, bu finansman kaynağının bir gazeteye “gömülmesi” için, kaynak sahibinin gerçekten güçlü bir niyete sahip olması gerekir.

    90’lı yıllar, Ankara’da ana akım medyaya muhalif gazeteciler, muhabirler, iletişim fak. mezunları, üniversite öğrencileri vs. medya eleştirisi toplantıları yapıyor. Çevreden herkes katılmasa da, toplantılardan herkes haberdardır; Ankara küçük bir yer. O zaman (hatta şimdi de) bir-iki meşhur isim de var. Ele alınan ve önemsenen konulardan biri, “haber dili”. Neler yanlış yapılıyor, nasıl olmalı; örn. bireyin çiğnenen hakları, teröriste gerilla mı diyelim vs. Ne yapalım, nasıl değiştirelim.

    O toplantılara bugünkü Taraf’ın o günkü  Ank. çevresi, doğrudan katılmasa bile, kuvvetle muhtemeldir ki, haberdardır, “ilişkiler ağı” gereği. Belki katılmış bile olabilirler, bilmiyorum.

    Ana akım medyanın kendi deyişleriyle “amiral gemisi” Hürriyet gazetesi, başından beri, milliyetçi, merkez sağın “çığırtkan”ı, hatta “şirret”iydi. Ancak, Taraf, çıktığından beri, dozu da giderek arttırarak bu “çığırtkanlık” rolünü ondan kaptı. Hürriyet bile onun yanında sönük, hatta amatör kalıyor. Taraf’ın ideolojisinden söz etmiyorum, söyleminden konuşuyorum. Birazdan bir örnekle açıklamaya çalışacağım. Ama önce “çığırtkan”ın sözlük anlamı (TDK, 1983):

    1 Çağırtkan: Ötüşüyle kendi türünden olan kuşların çevresine toplanması için avcıların yararlandığı kuş, çığırtkan.

    2 Bir şeyi yüksek sesle çevreye duyuran.

    3 mec. Çıkarı olduğu için birini övüp koruyan kimse.

    Hangi anlamı alırsanız alın, medya eleştirileri açısından olumlu değil. 2. Anlam ehveni şer gibi görünse de, bir gazetenin “bağırmasını” beklemeyiz.

    “Çığırtkan” tipi, ideolojilerden bağımsız olarak bir anti-figüran. Kimin çığırtkanlığını yaptığınızın bir önemi yok.

    Taraf’ın rolünü iyi oynadığı kanısındayım. Haber diline bir bakalım:

    Tarihini verememekle birlikte bir habere, daha doğrusu ön sayfada yer alan bir spota bakacağız (arşivlerden bulunabilir):

    “CHP Annesinin Mahkemesine Başvurdu”

    (Yüklemden emin olmamakla beraber ilk üç sözcükten eminim. Meal de bu.)

    Çifte-anlamlılık, hatta üçüz, dördüz vs. anlamlılık moda olduğu için Taraf da, benimseyerek –belki benimsemeyerek!- bu modaya uyuyor.

    Spot, ilk bakışta çok açık görünmekle birlikte çok katmanlı. Belki spotu yazan bile bu kadarını ummamıştı:

    1. “Anasının Mahkemesi” diyemeyeceği için kibarca “Annesinin Mahkemesi” demiştir. Burada bir küfür iması –bâriz– vardır. Ve bu, tarihi medya eleştirileri toplantısında yerilen erkeksi, maço dildir. Taraf, sıkı “feminist”tir; eminim feminist liderleri, en azından bir kısmı, Taraf okuyordur. Peki, bu feminist okurlar, bu dilden rahatsız olmuyor mu? Yoksa, onlar da mı, bu küfür iması dolayımında, CHP’ye bıyık altından gülüyor?

    2. Spotun Freudyen bir göndermesi de mevcut, bana göre: CHP çocuktur, Mahkeme de onun annesi, elinden tutmuş gezdiriyordur. Çocuk, diğer çocukların attığı her taşı kafasına yediğinde, annesine koşturuyordur. Dolayısıyla, CHP, çocukluk, hatta fallik dönemde takılı kalmıştır, annesinin bağımsızlığından kurtulamamıştır.

    Spotla bilinçaltımıza enjekte edilen asıl budur.

    Bu nedenle, bir siyasal partiye “çocuk” diyerek, Taraf, ikinci kez “hakaret” etmektedir. Çünkü, söz konusu partiden, Taraf’ça beklenen “yetişkinlik”tir.

    Konumuz içerik değil ama buraya kadar gelmişken spotun içeriğine de bir göz atalım. Hem bu, Taraf’ın liberalliğinin –yerli malı liberalizmin– tutarsızlığını da gösterebilir.

    Liberal, her şeyden önce hukukçudur. Toplumsal meselelerin çözümünün hukukta yattığına inanır. Her şey bir yana, hukuk bir yanadır.

    Şimdi, liberalin bu hukuk vurgusu kimler içindir? Herkes içindir. Liberal bu ilkeyle övünür.

    Peki, CHP, herkes kümesi içinde değil mi? Sadece bireyler mi söz konusu? Kurumlar, partiler, sendika ve dernekler, vs. de toplumsal bireyler değil mi? Ya da hukuk önünde “kişi”ler?

    O halde, Taraf, neden kızıyor, alay ediyor, CHP’nin mevcut düzenin, hukuk düzeninin imkânlarına başvurmasına?

    Dava açma hakkına, ehliyetine sahip herkes dava açabilir. Hakkım neyse onu yaparım.

    Bu liberal hak neye göre, nasıl sınırlanacak? Taraf’ın bakışına göre mi?

    Yerli malı liberalizm, madalyonun diğer yüzüdür.

    myblog 537 days ago
  • Hayatımda “seyrettiğim” en feci sefaleti anlatmak istiyorum.

    Ülkemizde, örneğin Diyarbakır’da çocukların açlıktan çöpten ekmek topladığını seyretmiştik. Bu ve benzeri olayları ya bizzat görüyor, ya da TV’de, internette seyrediyoruz. Başımıza gelmediği için şükrediyoruz! Bunları ne küçümsüyor, ne de anlatacağımla kıyaslamak istiyorum. Her birinin kendi ağırlığı vardır. Ama insan ister istemez kıyaslıyor. Hele bu, marjinal bir manzara değil de, sistematik bir döngüyse.

    Nergiz Televizyonu’nda (En Ti Vi’de) seyrettiğim bu belgeseli sonradan aradım da bulamadım. Ne filmin, ne de yönetmeninin adını hatırlıyorum.

    Bir göl var.

    Afrika’da bir göl.

    Ülkeyi hatırlamıyorum. Sanıyorum gerek de yok. Afrika bir bütündür. Onu kendi çıkarlarına göre parçalara ayıran sömürgecilerdir (post’unu, pro’sunu bilmem).

    Bu gölde çok güzel, çok lezzetli balıklar yetişiyor. Çok özel balıklar. O kadar ki, gölden avlanan bu balıklar, aynı gün, işlendikten sonra, kasabaya bu amaç için kurulmuş küçük havaalanından yine sadece bu amaç için tahsis edilmiş uçakla Hollanda’ya gönderiliyor. Sonra jet sosyetenin sofralarını süslüyor; havyar kadar gözde, değerli balıklar bunlar.

    Ahalinin tüm geçim kaynağı bu balıklar. Balıkçılık yanında, balıkçıların getirdiği balıklar kasabanın kadınları tarafından işleniyor. Buraya kadar her şey sıradan gelebilir. Ama bununla bitmiyor.

    Belgesel, bu göl ve oradan çıkan balıkları, bu balıkların Afrikalı balıkçı ve işçilerin hayatındaki yerini, “kader”lerini belirlemesini, bunların ihracı ve gönderilişini, bir döngü içinde, hem ekonomik, hem de toplumsal bir zincir olarak sunuyor. Her bir halkasında yer alan bireylerle yapılan röportajlara tanık oluyoruz (ama bu insanlarla birlikte biz de seyirci olarak Hollanda’yı asla görmüyoruz).

    Balık artıklarını taşıyan kamyon şoföründen, fabrika bekçisine kadar. Fabrikaya kimse bekçi olmak istemiyor. Hırsızlar ve çatışmalı saldırılar yüzünden. Başka bölgeden gelen bekçi elinde silahıyla röportaj verirken bir an önce bu işten kurtulmanın yolunu gözlediğini söylüyor.

    Artıklardan tabii ki faydalanılıyor. Artık: Balık kafası ve üstünde et olmayan kılçıklardır. Tek bir kırıntı bile atılmıyor. Kamyon şoföründen öğreniyoruz: Fabrikada çalışan kadınlar o kadar düşük ücret alıyor ki (o kadar az ki hatırımdan çıkmış; Çinlilerden bile az) bir aylık ücretleriyle, işledikleri balıktan bir kg bile alamazlar (burayı hatırlıyorum). Ama artıklar var. Koca bir kasaba ahalisine düşen artıklar. Onlardan yapılan bir çorbayı görüyoruz.

    Artıklar, kasaba pazarına sunulmadan önce, kamyonlarla açık, geniş bir araziye taşınıyor. Orada ipten ya da telden raflara bu artıklar yine kadınlar tarafından seriliyor, kurutuluyor. Zemin, nemli toprak, yere düşen artıklar yüzünden de, solucan kaynıyor. O kadar çok ki zemin kımıldıyor sanıyorsunuz. Artıklarla ilgilenen kadın işçinin ayakları çıplak ve bu solucanlardan bulaşacak her tür hastalığa açık. Tiksinmeyi es geçiyorum. Belgeselci soruyor: “Neden ayaklarında plastik çizme yok?”. Kamera, kadının yüzünde değil, ayaklarında. Belgeselci, kokunun dayanılmaz olduğunu söylüyor. Çünkü kokuyu çekemez. Arazi çok geniş. Her taraf, artık ve solucan, ikisinin arasında çalışan bir kadın. Ücreti ayni, yine bu artıklardan olacak.

    Pazar yerine gidiyoruz. Bu artıklardan yapılan değişik yemekler satılıyor. Arada, uçağın Hollanda’ya doğru kalkışı.

    Yeni bir sahne. Adını bilmediğim küçük bir Afrika Birliği. Multivizyonda göl. Göl kirleniyor ya da kirletiliyor. Tek geçim kaynağı balıklar yok oluyor ya da yok ediliyor. Artıklar… Onlar da yok olacak. Ne uçak, ne kamyon, ne fabrika, ne ağlar, ne çorba, ne de solucanlar.

    Devlet görevlilerinin planlarına, konuşmalarına tanık oluyoruz. Ne pahasına olursa olsun göl yaşamalı, yaşatılmalı.

    Gölü uzaktan görüyoruz.    

    myblog 537 days ago
  • ismet tekerek bir blog yazdı Hayvanlar...

    Hayvanlara gelince…

    Hayvanların içgüdüsel davrandıkları bu alandaki en büyük iddiadır.

    Buna da şükür; çünkü bir zamanlar onların salt “makina” olduğu iddia ediliyordu.

    Bu sarsılmaz büyük iddiaya, kendimden, kendi kedimizden, basit, sıradan bir “tecrübe”yle yanıt vermeye çalışacağım.

    Hayvanların eğitilebilir olduğuna da inanılır. Çalışan hayvanlar; yük hayvanları, çobanlık, bekçilik yapan köpekler, vs.

    Bizim kedi de öğreniyor, ama bizim istediklerimizi değil. Kendi kendine öğreniyor: Örneğin kapıları kollarına asılarak açmayı çoktandır öğrendi (diğer kedi severler bu davranışı teyit edebilir).

    Bunun içgüdüsel olduğunu nasıl iddia edeceğiz? Kedinin doğasında, içgüdüsünde, kapı, kapı kolu ve bunların ilişkisi var mıdır?

    Belki bir boğa olsa, kapı koluyla uğraşmaz, doğrudan kapıya toslardı. Boğa aklı, tos vurmak olabilir.

    Ama kedi aklı, belki başta bir rastlantıyla ama o rastlantının üstüne giderek, kapı ve kolu arasındaki ilişkiyi çözmüştü. Kola asılırsam açılır. (Ama kapatmayı bilmiyor!)

    Şartlanma mı? Biz bu işlemi öğrensin diye ona ne ödül, ne de ceza vermiştik. Bundan haberimiz bile yoktu.

    Kedi, evin içinde serbestçe gezebilmek için, istediği odada uyuklamak için, bu yöntemi keşfetmişti. Örneğin yemek için değil. Yani temel bir ihtiyacını karşılamak için değil (örneğin tuvalet yerinin kapısı her zaman açıktır).

    Hayvanlar –en azından memeliler–, hemen yemekle, iştahla ilişkilendirilir. Ama kedinin başlıca sorunu yemek değil. Yemeği zaten önünde hazır buluyor. (Yaban hayatında, hayvanların çoğu  zamanı yemek peşinde geçiyor. Beslenme alanları da giderek daralıyor).

    Dolayısıyla kedi, salt kendi “keyfi” için kapıları açıyor. Öğrendiği için açıyor.

    Benzer bir davranış/öğrenme papağanlarda da var. Papağanların zeki hayvanlar olduğu söylenir (ben kargaların daha zeki olduğunu iddia ediyorum). Papağan kimse ona öğretmediği halde, kafesinin kilidini açıp dışarı çıkmayı beceriyor (asma kilid değilse tabii).  Papağanın doğasında kafes ve kilidi yok. Rastgele mi buldu? İlki rastgele olsa bile, en azından bunu unutmadı –“hafıza” diye bir şey olmalı; aklın bir bölümü-. Deneme yanılma yöntemiyle bulduysa. Bu da bir öğrenme yöntemi ve akıldan o denli de yoksun değil. Bu nedenle, birine “kuş beyinli” derken dikkatli olmalıyız; tam tersini söylüyor olabiliriz.

    Köpeklerin, atların eğitilebilir olduğunu, vs.yi biliyoruz. Ama benim burada söz ettiğim, bir eğitmenin gözetiminde şartlanma vesair yöntemlerle eğitim verilmesi değil. Kedinin, başka kedilerin de, papağanın, hayvanların kendi kendilerine öğrendiği şeyler. Bunların motivasyonunun da başlıca “yemek” olmaması.

    Kedinin kapıları açmasını önlemek için bazı kapıları artık kilitliyoruz. İşte bu insan aklı. Aslında, kedi, kilidi de keşfedebilir ama anahtarı çevirecek uygun patilere sahip olmaması, bu öğrenimi bu noktada durduracaktır. Maalesef.

    Özetle, şöyle bir şey: Kedi aklı, papağan aklı, boğa aklı ve insan aklı, vs.

    Diğer hayvan sahiplerinin, hayvanlarla uğraşanların, farklı, benzer tecrübeleri olabilir.

    myblog 537 days ago
  • ismet tekerek Politik-Teori bölümüne Nurettin Topçu Üzerine Notlar başlıklı yeni bir girdi ekledi.
    wall 544 days ago
  • ismet tekerek Spinoza ya da Ulus Baker'de "Birey" başlıklı girdi için yeni bir eleştiri yazdı
    wall 544 days ago
  • Aşağıdakiler yıllar öncesinden bazı çizgi film örnekleri. Dosyalar orijinal siteden kopyalanamadığı için link veriyorum. Ancak ne yazık ki, sanatçı, en azından benim seyrettiğim ve asıl paylaşmak istediğim eski ürünlerini kaldırmış. Yine de sitesini gezmek, yenilerini görmek ilginç olabilir. Bozetto, İtalyanların ünlü bir sanatçısıymış.

     

     

    http://www.rivelazioni.com/mm/bozzetto/storiadelmondo.shtml (Vakti olmayanlar için dünya tarihi; Bozetto)

     

    http://www.infonegocio.com/xeron/bruno/adam.html  (Adem; Bozetto)

     

    http://www.infonegocio.com/xeron/bruno/yesno.html  (Trafik; Bozetto)

     

    http://www.infonegocio.com/xeron/bruno/italy.html  (AB’ye girersek biz de İtalyanlar gibi olabiliriz)

     

    www.bozzetto.com

     

     

    Yabancı bir internet sitesinde dünya fıkra yarışması yapılmıştı. (Ne kadar dünya, orasını bilemeyeceğim). O yılın seçilen fıkrası aşağıda :

     

    Sherlock Holmes ve Dr. Watson gece kamptadırlar.

     

    Bir ara, Holmes uyanıp Dr.Watson’u dürter:

     

    -Watson, yukarı bak ne görüyorsun?

     

    -Evren ne kadar büyük Holmes. Şu yıldızlara, şu Samanyolu’na bak. İnsanın içini huzur kaplıyor.

     

    -Watson! Çadırımızı çalmışlar!

     

     

    Buna benzer bir fıkra, Eski Yunanlılarca anlatılır. Hatta bunun bir fıkra değil de kayda geçmiş bir tarihi söylence olduğunu bile belirtebiliriz (Kay: Copleston’un Felsefe Tarihi, İlk Filozoflar ve Sokrates) . İlk filozoflardan bir tanesi –adını şimdi hatırlamıyorum-, astronomiyle uğraşan ve ilk takvimlerden birini yapan, gökyüzüne dalmış gezine gezine yürürken önüne çıkan kuyuyu görmemiş ve içine düşmüş!

    myblog 544 days ago
  • ismet tekerek bir blog güncelledi Amerikan stand-up: G...

    Sözünü ettiğim Amerikalı ve şimdi hayatta olmayan stand-upçı George Carlin. Şimdi duymuş olanlarınız çıkabilir.

    Buraya vidyolarını ekleyemeyeceğimden dolayı ve merak edenler için youtube'dan linkleri taşıdım. Çalışmazsa, George Carlin diye doğrudan arattığınızda vidyo listesi geliyor zaten. hasbi stand-up nasıl yapılırmış görmek için:

    http://www.youtube.com/watch?v=MeSSwKffj9o      ("Religion is bullshit")

    http://www.youtube.com/watch?v=sDkhzHQO7jY&feature=related ("We like war")

    vs. vs. vs.

    myblog 544 days ago
  • ismet tekerek Reel Politikanın Kıskacında Yaşlanan Sol adlı girdiyi favori listesine ekledi.
    wall 544 days ago
  • ismet tekerek Gezi bölümüne Komşumuz Suriye başlıklı yeni bir girdi ekledi.
    wall 548 days ago
  • Sözünü ettiğim Amerikalı ve şimdi hayatta olmayan stand-upçı George Carlin. Şimdi duymuş olanlarınız çıkabilir.

    Buraya vidyolarını ekleyemeyeceğimden dolayı ve merak edenler için youtube'dan linkleri taşıdım. Çalışmazsa, George Carlin diye doğrudan arattığınızda vidyo listesi geliyor zaten. hasbi stand-up nasıl yapılırmış görmek için:

    http://www.youtube.com/watch?v=MeSSwKffj9o      ("Religion is bullshit")

    http://www.youtube.com/watch?v=sDkhzHQO7jY&feature=related ("We like war")

    vs. vs. vs.

    myblog 552 days ago
  • ismet tekerek MİZAHTA KRİZ VAR! adlı girdiyi favori listesinden çıkardı.
    wall 557 days ago
  • ismet tekerek MİZAHTA KRİZ VAR! adlı girdiyi favori listesine ekledi.
    wall 557 days ago

My kunena updates

ismet tekerek hasn't join any discussion yet.

My Kunena Forum Posts

My Listings

Üye Puanı
 
0.0 (0)
Üye Puanı
 
10.0 (1)
Üye Puanı
 
0.0 (0)
Üye Puanı
 
0.0 (0)
Üye Puanı
 
0.0 (0)
SERSERİ MAYINLAR
Üye Puanı
 
0.0 (0)
SOUL KITCHEN
Üye Puanı
 
8.0 (1)
Üye Puanı
 
0.0 (0)
Üye Puanı
 
0.0 (0)