"Bloglar"ın Amacı Hakkında Popüler

Blog hepimiz için yeni bir kavram. Bizde pek yaygın olmasa da diğer ülkelerde populerlikleri ve etkileri oldukça artmış durumda.

Sanırız Blogların sıradan günlük gözlemlere dayanan, herhangi bir üslup, yöntem kaygısı olmadan serbest çağrışımla yazılan yazılar olduğunu söyleyebiliriz. {sidebar id=4}

Bu özelliği yazılmalarını çok kolaylaştırsa da, bizimkisi gibi ülkeler için aynı zamanda bir handikap da sayılabilir. Malum , bu topraklarda bizler ezik bir bireysellik içinde yetişiyoruz, topluluk içinde konuşmanın/yazmanın gerektirdiği medeni cesareti yaşamlarımızın göreceli geç dönemlerinde ediniyoruz. "Normal" politik/edebi/felsefi konularda yazacak cesareti toplayabilsek bile, kendimiz hakkında bireysel yazılar yazmayı tuhaf buluyor, ayıp birşeymiş gibi algılıyoruz.

Ülkenin bu genel ruh haline, sol kültürün bireyciliğe karşı soğukluğu da eklenince, sol bir medyada kişisel yazılar içeren Blog'lar gibi bir bölümü canladırmanın zor olduğunun farkındayız. Büyük bir olasılıkla böyle bir girişim de, "neoliberal" bir yaklaşım olarak küçümsenecektir bazılarınca.

Oysa bireysel sorunları/kaygıları/özlemleri paylaşıma açabilecek kanalların eksiliği, bizce sol adına önemli açmazlarından biridir. Bu eksiklik bizce kamusal sol varoluş tarzını ciddi, asık suratlı, sürekli olumsuzlukları öne çıkaran keyifsiz bir hale getirmektedir. Bir sol partinin yöneticisinin "Bu topraklarda sol çilesiz olmaz" diye kamuya yönelik beyanat verebilmesi, solun kendini ne denli münzevi ve çilekeş bir perspektife mahkum ettiğinin itirafı olarak okunabilir. Bu ifadenin nelere gönderme yaptığını, bu topraklarda yetişmiş insanlar olarak hepimiz birebir deneyimliyoruz. Bu coğrafyada çile çekmek için, herhangi bir politik formasyona sahip olunması da gerekmiyor. Herhangi bir insan günlük hayatının herhangi bir anında şiddete, aşağılanmaya maruz kalabilir. Bu şiddetin sadece iktidar yapılarından gelmesi de gerekmiyor, şiddet yaşamımızın her alanına sızmış  durumda. Lakin bir gerçeği ifade ediyor dahi olsa,  umut kaynağı olması gereken sol bir siyasal yapılanma insanlara çile çekmeye hazır olmaları çağrısı yapamaz. AKP'nin meydanlarda "Vatandaşlar sizden çile çekmenizi bekliyoruz" diye oy toplamaya çalışacağını düşünmek son derece abes olacakken, tuhaf bir şekilde, aynı şeyi sol bir parti talep ettiği zaman aynı derecede abes bulmuyoruz. Sol kendini hep bir{sidebar id=6}  özveri, özgecilik, acı vs ile belirlenen çileci bir etiğe mahkum etti ve bu yüzden  haklı iddialarına  kulak verecek insanlar bulamadı. Yaşamın kendi asli dinamiğidir, hiçbir yaşam formu kendi varoluşunu acılı hale getirecek bir sürece bile isteye girmez. Hayatta kalmak içini mücadele eder ve bu mücadele içinde karşılaştığı zorluklarla başetmeye çalışır. Ama bu, o zorlukların hayatın temel belirleyicisi olması gerektiği anlamına gelmez. Toplumu değiştirme mücadelesi elbette kaçınılmaz olarak çilelidir ama bu, ideolojik çağrının çile çekme üzerine temellendirilmesi gerektiği anlamına gelmez. Hayatlarında zaten yeterince çile olan insanlara, toplumsal kurtuluş adına fazladan çileler çekmeye hazır olamaları talep edilemez.

Sosyalizm, hayatın herkes için adil ve keyifli hale getirilmesi idealidir. Kanımızca doğru politik yaklaşım bu idealin gerçekleştirilmesi için çekilmesi gereken çileleri değil, onun insan ve toplum hayatına getireceği keyifleri öne çıkarmalıdır. Sosyalizm ideali, bu anlamda  gerekli potansiyellere fazlasıyla sahiptir.

TOPLUMUN BAĞRINDA YATAN İKİ ÖNEMLİ İHTİYAÇ 

1. Son zamanlarda Facebook, Myspace gibi sitelerinin akıllara durgunluk veren fenomenel başarıları, toplum bağrında yatan muazzam bir ihtiyacı açığa çıkarmıştır; kapitalizmin insanları mahkum ettiği yalnızlıktan çıkmak ve diğer insanlarla biraraya gelmek. 

2.  Blog kültürünün sürekli yükselmesi, Ekşi Sözlük, Wikipedia gibi sitelerin başarısı, insanların içeriğin oluşturulmasına doğrudan katılması anlamına gelen Web 2.0 devrimi (sistem gazetelerinin bile okuyucu yorumlarına, düzenli blog'lara, okuyucu resim galerilerine yer verir hale gelmesi) , insanların aktif olarak kendilerini ifade etme ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.

BLOGLARIN SİTEMİZ İÇİN ÖNEMİ

İşte sitemizde Blog'lara yer vermenin,  ortaya çıkan bu iki çok güçlü ihtiyacı  karşılamada ve solun gerçek insanların günlük sıradan sorunlarına dışsallığını aşmada faydalı olacağına inanıyoruz. Yaşamın her alanında İnsanların aktif olarak katılımına dayanması gereken sosyalist kültür, sadece birkaç yazarın kendisini ifade etmesine dayanan bir iletişim modelini sürdüremez. Sosyalist iletişim modeli insanların koşulsuz, spontan üretimine ve farklı kanalllara kendilerini ifade etmelerine açık olmalıdır.{sidebar id=5}

Bu yaklaşımın bir başka açılımı ise, daha yukarıda bahsedilen solun ciddiliğini, soğukluğunu, sadece politik faaliyet üzerinden bir kollektivite oluşturma perspektifini aşıp, insanların varoluşlarının bütün yönleriyle yakınlaşmalarını sağlayacak oluşudur.

Onlarca yıllık alışkanlıkları, yerleşik toplumsal kültürü aşıp hayatlarımızı bütün karmaşıklılığı ve çok yönlülüğü ile paylaşıma açıp, bu paylaşımlar üzerinden yeni bir toplumsal varoluş kültürü oluşturmanın muazzam güçlüğünün farkındayız. Ama böyle bir perspektif geliştirmedikçe solculuk hayata dışsal bir faaliyet olarak kalmaya devam edcektir.

Blog'lara bu denli önem vermemizin arkasında yatan nedenlerden bir diğeri ise, politik alanın  özel meziyetler isteyen, fedakarlık ve zaman gerektiren bağımsız bir alan olarak kavranışına olan itirazımızdır. Bizce yaşama dair herşey politiktir ve herkes politik faaliyetin öznesidir. Dolayısıyla, günlük yaşam deneyimlerinin paylaşılması, koolektif bir politik öznenin kurulmasında etkili olacaktır.

Birbirleriyle henüz dost olamamış, yeterince yakınlaşmamış insanların kurumsal kollektivitesi yabancılaşmış bir biriliktelik olmanın ötesine pek geçemeyecektir. Varoluşsal birliktelik, en az ideolojik birliktelik kadar önemlidir.

Tezlerine sonuna kadar katıldığımız bir yazının sahibiyle, sırf bizimle benzer düşünüyor diye bir insani yakınlaşma sağlayamayız. Buna karşın sadece bizim bireyselliğimize özgün bir seymiş gibi algıladığımız, öznel, mahrem bir deneyimin, sevilen bir filmin, müziğin, kitabın bir başkası tarafından bir yazıda ele alınması, teorik bir yazıdan  çok daha fazla bir ortak ruhunu oluşmasına ,karşılıklı bir empatinin kurulmasına hizmet edecektir. Ayrıca böyle bir empatinin kurulması, faklı ideolojik çözümlemelere karşı daha hoşgörülü olunmasını sağlayacaktır.

SONUÇ 

Bütün bu söylenenlerin ışığında, olabildiğince içten, şeffaf, çekincesizce dile getirilen serbest çağrışımlı blogların,  yabancılaşmamış, olabildiğince interaktif yeni bir iletişim paradigmasının oluşturulmasında çok önemli olduğunu düşünüyoruz.

Bu yüzden hepinizi, aklınıza gelen herhangi bir konuda, istediğiniz sıklıkta kendi blog sayfalarınız oluşturmaya çağrıyoruz. 

 

 

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile