Değerli Erkan,
Belki konu başlığının dahil olduğu üst başlık sadece felsefe değil felsefe-psikoloji olmalıydı diyeceğim ama yazdıklarından işin psikoloji kısmını es geçmeyi yeğlediğini anlıyorum. Yanılıyorsam düzeltirsin.
İnsanı tanıma hakkında benim düşündüklerim ise şöyle:
Kişinin kendi içinde bulunduğu ruh durumunu analiz etmek istemesi ve bunu gerçekleştirebilmesi için derin felsefi bilgilere haiz olması gerekmiyor bence. Dolayısıyla bir insanın kendini tanıyabilmesini beyin ameliyatı yapabilmek ile eşdeğer tutulamaz. Fakat insan, vicdan, töz, varoluş, fikir gibi temel felsefi kavramlar hakkında "atıp tutmadan" önce elbette iki dakika düşünmek gerekir. İnsanlar senin de dediğin gibi bunları anlayabilmek için tüm yaşamlarını ortaya koyuyorlar.
Oysa gerçekten kendini tanımanın tek yolu; kendi olmayana bakmaktır, kendi içine değil. Arzulara, hayallere, amaçlara değil; gerçekleştirilenlere bakmaktır.
Burada sanırım "kendi olana bakmaktır" demek istedin.
Dediğin gibi olsaydı herkesin herkesi tanıyor olması gerekmez miydi? Herkesin yaptığı ortada olduğuna göre ve herşeyiyle tanındığına göre niye hala gol yiyoruz birbirimizden?
İlk iki paragrafında yazdıklarına tamamen katılıyorum. Bunu yapmak gerçek bir alçak gönüllülüğü gerektirir.