|
Hoş geldiniz,
Ziyaretçi
|
3. Değerin Biçimi ya da Değişim-Değeri
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
Kapital
|
BAŞLIK: 3. Değerin Biçimi ya da Değişim-Değeri
3. Değerin Biçimi ya da Değişim-Değeri 17 Tem 2009 13:10 #2529
|
İlk cildin ilk bölümü acayip zoruma gidiyor. Şimdiye kadar hiç bilmediğin, kimsenin adını anmadığı kavramlar tek tek karşına çıkıyor, bir kavram-kategori bombardımanına uğruyorsun. Bu bölümü okuyup geçmek diye birşey olamaz. Her satırında durup düşünmek gerekiyor, çünkü söz konusu olan yani öğrenmeye çalıştığımız şey bir bilimdir ve zorluk olarak fizikten, matematikten aşağı kalır yanı yok.
Birinci bölümün kesimlerinin içinde ise en kallavisi üçüncüsü yani şimdi ele alacağımız. Ele alacağımız demek biraz yüksek kalıyor aslında, okuyacağımız demek daha doğru. Bir not: Marks'ta birbirine zıt iki yanı olan kategoriler gördük şimdiye kadar: İlki Kullanım-Değeri ve Değişim-Değerine sahip olan meta ise, ikincisi de somut ve soyut niteliğiyle emek. Bunun Hegel'in mirası olduğu aşikar bence. "Nasıl kendinde ve saf özdeşlik içinde olan Tin, kendini tanımak için, mutlak zıddının, yani doğanın içinde yokoluyorsa" Kullanım-Değeri de zıddına yani Değişim-Değerine (Değere) dönüşerek kendini daha ileri bir konumda tanımlıyor. Yani Mösyö Althusser'in dediği gibi Hegel'i anlamadan Marks'ı anlamak pek mümkün görünmüyor. Başka bir açıdan ise ona katılıyorum: Bana göre Hegel'i anlamak için Marks'ı okumak gerekiyor Bu bölümde aslında para-biçiminin macerası anlatılıyor. "Değerin biçimi" dört farklı eşitlik içinde ele alınıyor. Bu eşitliklerin ilki "Değerin basit ya da rastlantısal biçimi"ni sonuncusu ise "para-biçimi"ni gösterir. Ki para-biçimi aslında "değerin genel biçimi"nin bir şeklidir sadece. Marks şunu vaadediyor: ..paranın ne olduğu bilmecesini de çözeceğiz. Az şey değil ha? Ama etrafında gördüğü en şaşılasıları da dahil her olguyu çok normal kabul eden bizler için belki az şeydir, bilemiyorum. Anahtar sözcükler: değer ilişkisi, basit ya da rastlantısal biçim, nispi biçim, eşdeğer biçim, toplam ya da genişlemiş değer biçimi, değerin genel biçimi.. Yukarıdaki kavramların hepsinde bir "biçim" sözcüğü geçiyor. Bu, bildiğimiz biçimdir. "Onun bizimle gelmesini istememeni anlıyorum ama bunu dillendirme biçimin iyi olmadı" cümlesindeki kullanımla aynı. Bir öz (bizimle gelmesini istemiyorum) bir biçime ("ya sen gelmesene, istemiyorum seni") dönüşmüştür. Ve meşhur eşitlik (basit ya da rastlantısal biçim): 20 YARDA KETEN BEZİ = 1 CEKET Ve iki önemli cümle: Değer biçiminin bütün sırrı, bu basit biçimde gizlidir. Bu nedenle, bunun tahlili oldukça güçtür. Neymiş? Bütün sır burada. Eşitlikte, keten bezinin değeri, ceket ile ifade ediliyor yani keten bezi nispi değer olarak, ceket eşdeğer olarak görünür. keten bezinin değeri ancak nispi olarak, yani başka bir meta ile oranlanarak ölçülebilir. Keten bezinin değerinin nispi biçimi, bu yüzden, eşdeğer bir biçimde başka herhangi bir metaın varlığını —burada ceket— öngörür. Bir kutupluluk durumu daha var: "Nispi Biçim", "Eşdeğer Biçim"e karşı. Atalım bu ikiliyi de torbaya.. Peki ceket ne imiş? Bu ikinci meta [yani bizim ceket], değeri ifade edilen meta değildir. Onun görevi, yalnızca birinci metaın değerinin ifade edildiği araç olarak hizmet etmektir. Ceket sadece başka bir metanın değerini ifade edebilmek için sahnede. Yani "pasif bir rol oynuyor". Ya eşitliği tersine çevirirsek: 1 CEKET = 20 YARDA KETEN BEZİ Şimdi ceket nispi-biçim'e, keten bezi eşdeğer biçime büründü. Bir meta, değerin aynı ifadesi içinde ya nispi biçime ya da eşdeğer biçime bürünür, bu iki biçim birbirini dışlar. Bu noktada Marks, "herkes bu eşitliğin nicelik tarafına takıldı kaldı, siz aynı hatayı yapmayın" diyor. Yani eşitlik, bir miktar keten bezinin, bir miktar cekete eşit olduğundan çok daha fazla şey söylüyor. Ortadaki sadece kuru bir matematik denklemi değildir yani. keten bezi=ceket, denklemin temelidir Bir eşitlik, aynı birimle ölçülebilen bir büyüklük karşılaştırmasıdır. Yani keten bezi ve cekette aynı birimle ölçülebilen bir büyüklük sözkonusu.. Ceket ile keten bezini eşdeğer hale getirmekle, birincide somutlasan emeği, ikincide somutlaşan emek ile eşitlemiş oluyoruz. Burada, ceketi yapan terziliğin, keten bezini yapan dokumacılıktan farklı türlerden somut bir emek olduğu gerçektir. Ama terzilik, dokumacılığa eşitlenmekle, her iki tür emekte de gerçekten eşit olan bir şeye, ortak nitelikteki insan emeğine indirgenmiş oluyor. Öyleyse bu dolaylı yoldan, dokumacılığın da, değer dokuduğu sürece, terzilikten farklı bir şey olmadığı ve dolayısıyla soyut insan emeği olduğu ifade edilmiş oluyor. Değer yaratan emeğin özgül niteliğini ortaya koyan, ancak farklı türden metalar arasındaki eşdeğer ifadesidir, ve bunu, farklı türden metalarda somutlaşan emekleri, ortak nitelikleri olan soyut insan emeğine fiilen indirgemek suretiyle yapar. Ne imiş? 20 yarda keten bezi = 1 ceket ifadesi emeğin özgül niteliğini ortaya koyuyormuş. Nasıl? Keten bezindeki ve cekette somutlaşan emekleri, ortak nitelikleri olan soyut insan emeğine indirgeyerek.. ceketin keten bezine eşdeğer olduğu değer denkleminde, ceket, değer-biçimi görevini görüyor. Keten bezi metaının değeri, ceket metaının maddi biçimiyle ifade ediliyor; yani birinin değeri, ötekinin kullanım-değeri ile ifade ediliyor. Kullanım-değeri olarak keten bezi, gözle görülür elle tutulur biçimde ceketten farklı bir şeydir; değer olarak ise, ceket ile aynıdır ve bu durumda, ceketin görünümüne sahiptir. Böylece keten bezi, kendi fiziksel biçiminden farklı bir değer-biçimine bürünür keten bezi, düşüncelerini, bir tek kendisinin bildiği bir dille, metaın diliyle açığa vuruyor. Kendi değerinin, insan emeğinin soyut niteliği içersindeki emeğiyle yaratıldığını bize anlatmak için, ceketin keten bezi değerinde olduğunu, yani değer olduğunu, keten bezinin aynı emekten oluştuğunu söylüyor. Keten bezi, değerini insanlara ceket cinsinden anlatabilir ancak. Ceket nasıl anlatır? İçinde barındırdığı somut emekle yani kullanım-değeriyle. denklemimizde ifade edilen değer-ilişkisi aracılığıyla B metaının maddi biçimi, A metaının değer-biçimi haline geliyor, ya da B metaının maddesi, A metaının değerinin yansıdığı ayna oluyor. Bu aşamada Marks, "nispi değerin nicel belirlenmesi"ni inceliyor. Yani 20 yarda keten bezi de, 1 ceket de "aynı miktar emeğe ve aynı nicelikte emek-zamanına maolmuştur." Fekat ya üretkenlikte meydana gelebilecek değişmeler ne olacak? Diyelim ki, keten bezi dokumak için gereken emek-zamanı iki kat uzadı ya da çok güzel bir makine yaptı adamın teki iki kat kısaldı, o zaman ne olacak? Metalarda içerilen emek miktarı değişeceği için keten bezi= ceket denklemindeki katsayılar değişecek. Marks, bu durumları ele alıyor: 20 yarda Keten-bezi ya da 1 Ceket için gereken emek-zaman artarsa ne olur, azalırsa ne olur yani değer ilişkisi nasıl etkilenir? (devam edecek) |
|
Son Düzenleme: 17 Tem 2009 13:15 Düzenleyen .
|
|
Sayfa oluşturulma süresi: 0.26 saniye

