|
Hoş geldiniz,
Ziyaretçi
|
1. Metaın İki Öğesi: Kullanım Değeri ve Değer
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
Kapital
|
BAŞLIK: 1. Metaın İki Öğesi: Kullanım Değeri ve Değer
1. Metaın İki Öğesi: Kullanım Değeri ve Değer 13 Tem 2009 13:07 #2502
|
(Alaattin Bilgi'nin çevirisini esas alıyorum) Yapıt, kitaplara; kitaplar, kısımlara; kısımlar, bölümlere; bölümler de kesimlere ayrılıyor. Ben de okumayı her kesim için bir başlık açarak yapmanın uygun olduğunu düşünüyorum.
Birinci kitabın birinci kısmının birinci bölümünün birinci kesiminin adı "Metaın İki Öğesi: Kullanım Değeri ve Değer". İlkönce bir soru: Neden "Metanın İki Öğesi" değil de "Metaın İki Öğesi", 'n' neden yok? (Sadece bu kesim için) Anahtar Sözcükler: Meta, Kullanım-değeri, Değişim-değeri, Somut insan emeği, Soyut insan emeği, Emek-gücü, Değer, Emek-zaman Alıntılar: Meta, her şeyden önce, bizim dışımızda bir nesnedir ve, taşıdığı özellikleriyle, şu ya da bu türden insan gereksinmelerini gideren bir şeydir. İncelemek üzere olduğumuz toplum biçiminde, bunlar [Kullanım-değerleri], ayrıca, değişim-değerinin maddi taşıyıcılarıdır. Bunun için, birincisi: belli bir metaın geçerli değişim-değerleri eşit bir şeyi ifade eder; ikincisi: değişim-değeri, genellikle yalnızca bir anlatım biçimi, metada bulunan, ama ondan ayırdedilebilen görüngüsel (phenomenal) bir biçimdir. diyelim, 1 quarter buğday = x ton demir olsun. Bu denklem bize ne anlatır? Bu denklem, bize, iki farklı şeyde, bir quarter buğday ile x ton demirde, her ikisinde de eşit miktarlarda ortak bir şeyin var olduğunu anlatır. Öyleyse bu iki şeyin, ne biri ne de ötekisi olmayan üçüncü bir şeye eşit olması gerekir. Bunun için de, bunların herbirinin, değişim-değeri olarak, bu üçüncü şeye indirgenebilir olması gerekir. metaların değişimi, kuşkusuz, kullanım-değerinden tamamen soyutlanarak karakterize edilen bir iştir. Öyleyse, bir kullanım-değeri, ancak yeterli miktarda olmak kaydıyla, bir başka kullanım-değerinden farksızdır. Kullanım-değeri olarak metalar, her şeyden önce birbirinden farklı niteliklerdir; ama değişim-değerleri olarak yalnızca farklı miktarlardır Emek ürününü, kullanım-değerinden soyutlarsak, aynı zamanda, onu kullanım-değeri yapan maddi öğelerden ve biçimlerden de soyutlamış oluruz; artık o, masa, ev, iplik ya da herhangi yararlı bir şey değildir. Maddi bir şey olarak varlığı, yokolmuştur. Ve artık kendisine, bir doğramacının, duvarcının, eğiricinin ya da başka türden belirli bir üretici emeğin ürünü olarak bakılamaz. Ürünlerin yararlı nitelikleri ile birlikte, hem bunlarda şekillenmiş çeşit çeşit emeğin yararlı niteliğini, hem de bu emeğin somut biçimlerini yoketmiş oluruz; hepsinde ortak olandan başka bir şey kalmamıştır; hepsi de tek ve aynı tür emeğe, soyut insan emeğine indirgenmiştir. bunların [metaların] üretimleri sırasında, insan emek-gücü harcanmıştır, ve bunlarda insan emeği cisimleşmiştir. Hepsinde ortak olan bu toplumsal özün kristalleri olarak bakıldığında, bunlar Değerdir metalar değişildiklerinde, kendisini, değişim-değeri olarak ortaya koyan ortak öz, onların değeridir. İncelememiz ilerledikçe, değişim-değerinin, içersinde metaların değerinin kendisini gösterebildiği ya da ifade edilebildiği tek biçim olduğu görülecektir Bir kullanım-değeri ya da yararlı bir madde, bu nedenle, ancak, içersinde soyut insan emeğinin somutlaştığı ya da maddeleştiği için bir değere sahiptir. Peki öyleyse bu değerin büyüklüğü nasıl ölçülecek? Besbelli ki, malın içerdiği, değer yaratıcı özün, yani emeğin niceliğiyle ölçülür. Emeğin niceliği, onun süresiyle ölçülür, ve emek-zamanının ölçütü de hafta, gün ve saat olarak ifade edilir. değerin özünü oluşturan emek, türdeş insan emeğidir, bir biçimli (uniform) emek-gücü harcamasıdır. Bir toplumun, ürettiği tüm metaların toplam değerinde somutlaşan toplam emek-gücü birçok tek tek birimlerden meydana gelmekle birlikte, burada, türdeş insan emek-gücü kitlesi olarak kabul edilir. Bu birimlerin herbiri, toplumsal ortalama emek-gücü niteliğini taşıdıkları ve bu nitelikleri ile etkili oldukları sürece, birbirlerinin aynıdır; yani bir metaın üretimi için ortalama olarak gerekli ya da toplumsal olarak gerekli zamandan daha fazlasına gereksinme göstermedikleri sürece, biri diğerinin aynıdır. Toplumsal olarak gerekli emek-zamanı, bir malı, normal üretim koşulları altında, o sıradaki ortalama hüner derecesi ve yoğunluğu ile elde edebilmek için gerekli zamandır herhangi bir malın değerinin büyüklüğünü, toplumsal olarak gerekli-emek miktarı ya da onun elde edilmesi için toplumsal bakımdan gerekli emek-zamanı belirler Bir metaın değeri ile başka bir metaın değeri arasındaki ilişki, birincisinin üretimi için gerekli emek-zamanı ile ikincisinin üretimi için gerekli emek-zamanı arasındaki ilişki gibidir. "Değer olarak, bütün metalar, donmuş emek-zamanının belirli kitlelerinden başka bir şey değildir bir metaın değeri, o metada maddeleşmiş emeğin miktarı ile doğru orantılı, üretkenliği ile ters orantılı olarak değişir. Bir şey, değere sahip olmadan da bir kullanım-değerine sahip olabilir. Bu, o şeyin insana yararlılığı emeğe bağlı olmadığı zaman sözkonusudur. Hava, işlenmemiş toprak, doğal çayırlar ve otlaklar vb. böyledir. Marks özetlerinden bıkmış biri olarak kesimi özetlemeye çalışmaktansa, Marks'ın kendi sözcüklerinden alıntılar yapmak daha uygun geldi. Bu kesimin çok önemli olduğunu düşündüğüm için çok alıntı yaptım. Serbest Uçuş Bölgesi: Metanın bir kullanım-değeri olduğu için bir değişim-değeri var. Değişim, farklı kullanım-değerleri olan metaların varlığıyla mümkün ancak. Farklı kullanım-değerlerine sahip metalarda farklı somut insan emekleri billurlaşmıştır. Bütün cümlelerde bir aynılık-farklılık vurgusu var sanki: Metalar, kendilerinde farklı türde emekler içerdikleri için birbirlerinden farklı kullanım-değerlerine yani niteliğe sahiptirler. Öte yandan aynı metalar, birbirleriyle değiştirilmelerine olanak veren ortak bir öze, soyut insan emeğine sahiptirler. O zaman birbirleriyle aynıdırlar ve sadece nicelikleri karşılaştırılır. |
|
Son Düzenleme: 15 Tem 2009 13:59 Düzenleyen .
|
Cvp:Metaın İki Öğesi: Kullanım Değeri ve Değer 13 Tem 2009 14:02 #2503
|
Bu konu çok önemli..Zira herşeyi başı burası.,
Ancak burası, bence çok sağlam bir eleştirinin yöneltidildiği yer de. Eleştiri Negri'den geliyor. Bu kategori'deki The Constitution Of Time adlı mesajda aktarmıştım ama gözden kaçtı galiba; konun en calıcı noktasını bir daha aktarayım; Increasingly the real subsumption of society by capital reaches a stage in which it is no longer possible for use-value even to be conceived of as independent of exchange-value. Marx'ın Kapital'in orjinal baskılardan çıkardığı yayınlanmamış, tartışmalı bir bölümü var; "The Results of Immediate Process Of Pruduction" Burda ve (Sanıyorum Grundrisse'de de) Marx bir sermayenin biçimsel tahkkümü ve gerçek tahakkümü (formal subsumption ve real subsumption) adlı bir ayrım yapıyor. Sermayenin toplumun her dokusunu kendisine tabii ettiği en gelişmiş aşamasında, kullanım değeri ve değişim değeri arasındaki ayrım silikleşiyor. Misal; iPod'un kullanım değeri nedir? Yukarıdaki pasajda da dile getirildiği gibi, metalara belli bir kullanım değeri yükleyen değişim değeridir. Yani soyut toplumsal ilişkiler tarafında bir meta yapay olarak yaratılır ve bir kullanım değeri bahşedilir. Neyse konu böyle ofisten yazılan bir mesajla geçiştirilecek birşey değil..İşin bir de soyut emek boyutu var. Farklı emek kategorilerini ölçmek için toplumsal olarak belirlenmiş bir soyut emek kategorisine ihtiyaç var. Ancak bütün emekler için ölçü olacak soyut emek, ele alınan toplumun dinamikleri ile aşır belirlenmiş bir kategori. Analitik bir araç olarak ele alınabilir birşey değil gibi..Bu konuda da The Constitution of Time adlı mesajımda Metteo Mandarini'nin önsözünden çok önemli pasajlar aktardım.. Bu tür bela konularla uğraşmayı Marx sanıyorum Grundrisse ve Kapital'in bu kayıp bölümünde ele almayı denemiş.. Konu o kadar çetrefil ki, düşünün Negri salt Grundrisse üzerine "Marx Ötesi Marx" kitabını yazıyor. Bu tartışmanın üzerine iyi gidersek zamanımıza yönelik çok ufuk açıcı olacaktır. |
|
|
Cvp:Metaın İki Öğesi: Kullanım Değeri ve Değer 14 Tem 2009 14:21 #2504
|
Kendi hesabıma konuşayım, Negri'nin emek-gücü eleştirisini tam anlamıyla değerlendirebilmek için herşeyden önce Kapital üzerine bildiklerimi tazelemem gerekiyor. Okuyalı beş yıl geçti. Aklımda kalan sadece sığ bir tortu.
|
|
|
Cvp:Metaın İki Öğesi: Kullanım Değeri ve Değer 14 Tem 2009 16:07 #2505
|
Kuşkusuz konuya hakim olduğumdan değil de, olası tekrar okuma esnasında kafada cevap aranacak sorular çıkarmak için, Negri'nin söylediklerini benim kafamda ne gibi çağrışımlar yarattığını aktarayım.
Hani, sanırım Melih Cevdet Anday'dı, der ya; iyi romanlar en az iki kere okunmalıdır diye. İlkinde olay örgüsünün akıcılığına kapılıp merak içinde hızlıca okunur ve asıl dikkat edilmesi gereken yerler gözden kaçırılır. Benzer gerekçeler ve daha fazlası nedeniyle klasik teorik kitaplar da birden fazla okunmalı belki. İkincisinde kafadaki sorulara cevap aramak için. Negri'nin yazdıkları benim kafamda bir hayli soru yarattı, o yüzden ikinci kez okumanın vakti geldi. Şimdiye kadar aktardığım pasajlarda iki ana konu öne çıkıyor -benim anladığım kadarıyla-; 1. Sermayenin tam tahakkümü -real subsumption of capital- aşamasında, değişim değeri mutlak belirleyici olandır. Pazardaki mal alışverişinin mekanizmalarını kuran değişim değeridir. Sermayenin ilk aşamasında, yani biçimsel tahakküm aşamasında -formal subsumption- metaların değeri değişimden sonra bir kullanım değerine sahip oldukları için realize edilir. Yani pazarda etkileşime girenler, metaları bir kullanım değeri olduğu için değişirler. Sanıyorum biraz vulgarizasyon olacak ama, sermayenin biçimsel tahakkümünde değişim değerini belirleyen ya da başlatan kullanım değeridir; başka bir ifade ile değişim değeri mutlaka bir dışarısına -değişim dışarısına- yani kullanım değerine referansla kurulur. Ama tam tahakküm aşamasında değişim değeri kendi için vardır, bir kullanım değerine referans yapmayabilir ya da onu beliryebilir. Sanırım bu sonradan görmler için anlatılan bir Rus fıkrası ile dile getirebilir; Sonradan görme iki "yeni Rus" yaptıkları alışverişler hakkında konuşamktadır. Birincisi; "Yeni kravatımı gördün mü Caddedeki falanca mağazadan 500 dolara aldım.Çok pahallı değil mi?" der. Diğeri; "Oohh fena kazıklanmışsın; Caddenin hemen karşısındaki filanca mağazada aynı kravatı 1500 dolara satıyorlar" Yani şu pasajla Increasingly the real subsumption of society by capital reaches a stage in which it is no longer possible for use-value even to be conceived of as independent of exchange-value. bağlantılı olarak ben şöyle anlıyorum; bir kravat değişim değeriyle bağlantılı olarak, yani çok pahallı olamsıyla, kendi kullanım değerini yaratır. 2. Farklı emek türlerini tek bir ölçüte vurmak için kullanılan soyut emek kavramı çok sorunludur: Bütün artı-değer analizi homojen bir emek ölçeği gerektirir. Yani toplam emek zamanını, emek gücünün fiyatı için ayrılan ve artı-değer üretmek için diye ayrılan iki kısma bölüyorsun. Bu nasıl mümkün olur? Yani 10 saatlik bir işgünün diyelim 2 saati emek gücünün ücreti için ödenen, kalan 8 saati de artı-değer için kapitalistin el koyduğu bölüm diye nasıl ayırıyorsun? Burda adeta doğal birimlerde kullanılan türden sabit kesin bir ölçü birimi sözkonusu. Ancak emeğin üretkenliği ve dolayısıyla toplam emek zamanını ücret için ve artı-değer için ayrılan diye ikiye bölmek için kullandığın ölçü, -yani soyut emek- son derece dengesiz, değişken ve toplumsal olarak belirlenen birşey. Marx bunu, "O anda geçerli olan olan toplumsal üretkenlik seviyesine referansla toplumsal avaraj emek üretkenliği" gibi bir ifadeyle dile getiriyor. İşte Negri'nin itirazı da burda -ki bana çok sağlam bir itiraz gibi görünüyor- The central aporia is born of the failure of Marx's attempt to reduce the complex, material, qualitative elements -of struggle, of antagonism, of new social subjectivities, of productive ınnovation - to the analytic, synchronic elements Yani sen bir toplumun sosyo-kültürel yapısı, sınıf mücadelesi ve antagonisması vs.vs tarafından bir anlamda "üstbelirlenen" bir kategoriyi, analitik bir araç olarak nasıl kullanırsın diyor? Neyse..Dediğim gibi sadece soru olarak bulunsun diye gündeme getirdim..Bu gibi şeyler hatırda tutularak okuma yapılabilir. Bu tür analizlerin detayı Negri'nin "Marx Ötesi Marx" adlı kitabında. Siparişi yaptık..Yakında gelir..O zaman daha derli toplu aktarmalar yapabilirim. |
|
|
Cvp:Metaın İki Öğesi: Kullanım Değeri ve Değer 14 Tem 2009 17:43 #2506
|
Yani sen bir toplumun sosyo-kültürel yapısı, sınıf mücadelesi ve antagonisması vs.vs tarafından bir anlamda "üstbelirlenen" bir kategoriyi, analitik bir araç olarak nasıl kullanırsın diyor? Önder, "Bunları hatırımızda tutalım, okumaya devam edelim" olarak anladığım önerine kesinlikle katılıyorum. Gene de, mevcut bölük pörçük düşüncelerimle, alıntıladığım yer üzerinden ben de bir şeyler yazayım. Marks'ın yaptığı gibi iki metayı karşılaştırmak iyi bir yöntem gibi geliyor. Meta olarak poğaça ve simiti alalım. Bir fırında da bir poğaça ustası ve bir simit ustası olsun. Şimdi bazı kabuller yapalım. 1. Poğaça ustası ve simit ustası fiziksel olarak aynı yeteneklere sahiptir, yani aynı büyüklükteki kaslara, aynı sinirlere, aynı fiziksel dayanıklılığa vs. sahiptir. Diğer bir deyişle emek-güçleri eşittir. 2. Poğaçanın ve simidin hammaddesi aynı olsun, yani aynı miktarda su, un, maya ve ısı enerjisi. 3. Simidi yapmak altı dakika, poğaçayı yapmak üç dakika sürsün. Buradan çıkacak sonuçlar: 1. Somut insan emeği, simidi yapmak için farklı, poğaçayı yapmak için farklıdır. Bu somut emek farklı olduğu için metaların içerdiği kullanım değerleri de farklı olacaktır. 2. Simit ve poğaçanın içerdiği somut insan emeği farklı olmakla beraber, bir başka açıdan bakınca soyut insan emeğidir ve bu nedenle aynıdır. Bu aynılık (ya da ortaklık) bu iki metayı karşılaştırma olanağını veren yegane şeydir. Yani bence soyut emek kategorisi, "üstbelirlenen" bir kategori değildir. 3. İki metada içerilen soyut emek miktarı kıyaslamak yoluyla , Bir Simit = İki Poğaça eşitliğini elde edebiliriz ancak. Aklıma gelen soru şu: Negri, soyut emek kategorisinin "üstbelirlendiğini" nasıl kanıtlıyor ya da savunuyor? |
|
|
Cvp:Metaın İki Öğesi: Kullanım Değeri ve Değer 14 Tem 2009 20:34 #2508
|
Erkan,
Negri'nin kendisi soyut emek konusunda "üstbelirlenme" kavramını kullanmıyor. Onun yazdıkları hakkında çevirmeninin önsözde yazdıklarının bende bıraktığı izlenim sonucu "üstbelirlenme"yi kullanan benim. Negri konuyu bildiğim kadarıyla iki kitapta ele alıyor. İlki aktarmaları yaptığım ve sanırım türkçede olmayan, hapishane notlarından oluşan "Time For Revolution" kitabından. İkincisi ve daha önemlisi "Marx Beyond Marx". İki kitabı da henüz okumadım. Sadece ilkinin önsözünü okudum. Malum bu meseleler göbek çatlatan cinsten..Yeterince motivasyon kaynağı olmayınca okunamıyor. Umarım açtığın Forum başlıklarında bir momentum yakalarız da okumak için bir heves oluşur. Dolayısıyla Negri'nin kanıtlarını sunmaktan çok uzağım. Ancak "benim" üstbelirlendiğini söylüyor diye yorumladığım emek değil, soyut emek.. Şu anda tamamen spekülasyonla şunları söyleyebilirim şimdilik; Örneklerinden devam edersek (gerçi örnek, poğaça ve simit üretimine giren somut emeğin niteliğinin çok az değişmesi yüzünden çok uygun değil). Anladığım kadarıyla Negri şunları söylüyor; Soyut emek kategorisi doğa bilimlerinde kullanılan ölçekler gibi sabit değildir; yaşanılan zamana, kültüre, yerel pazarın dinamiklerine ve en önemlisi zamanın kullanım tarzına vs bağlı olarak sürekli değişir. Yani diyelim 20 sene öncesine kadar taş fırında yapılmak zorunda olan simit ve poğaça, sanayii tipi modern çelik doğal gaz fırınların kullanılması ile birlikte çok daha kolay yapılır hale gelmiştir. Bu değişimin evrensel emek ölçüsü olarak soyut emeği nasıl etkilediği kestirilemez. Mesala çelik fırının devreye girmesi ile 2 poğaca=1 simit eşitliği bozulmuş olabilir, 1 simit = 1 poğaça haline gelmiş olabilir. Sonra yine atıyorum, poğaçanın üretimi Diyarbakır'da farklı, İzmir'de farklı emek üretkenliğine dayanıyor olabilir. Yani İzmirlilerin gelir düzeyi yüksek ve damak zevkleri farklı olduğu için kahvaltıda poğaçayı tercih etmiyordur da karışık tostu tercih ediyordur. Dolayısıyla İzmirli bir işletmeci aynı emek gücüne aynı ücreti ödeyerek (asgari ücret) daha az poğaça ürettirirken, diyarbakırlı işletmeci emekçiyi aynı birim zamanda çok daha fazla üretmeye zorluyordur. Yani, soyut emek pekçok değişken tarafından sürekli etkileniyordur. Bir kilometre, kilogram, metreküp, litre vs gibi değişmez bir ölçü birimi olamaz. Negri'nin günahını almayayım ama..Adama söylemediği şeyleri söylettiriyor olmayayım..sonuçta sadece bir önsözden çıkarak yazıyorum bunları.. Hele şu "Marx Ötesi Marx" bir gelsin bakalım..Hafif hafif merak oluşmaya başladı. |
|
|
Cvp:Metaın İki Öğesi: Kullanım Değeri ve Değer 15 Tem 2009 06:53 #2509
|
örnek, poğaça ve simit üretimine giren somut emeğin niteliğinin çok az değişmesi yüzünden çok uygun değil Bu görüşe katılmıyorum. Birbirlerinden değişik türde emek içeren metalardır poğaça ve simit. En azından simidin dairesel şeklini oluşturmakla, poğaçanın dikdörtgensi şeklini oluşturmak için gereken hüner farklıdır. İki nesne arasındaki karşılaştırmada onlara yüklediğimiz belirlenimlerin çokluğu veya azlığı, onları birbirine çok benzer veya birbirinden çok farklı olarak nitelememize neden olur. Tabi bu dediğim, poğaça yapmakla simit yapmak arasındaki benzerliğin, poğaça yapmakla peynir yapmak arasındakinden fersah fersah fazla olduğunu reddetmek değildir. Herneyse.. Soyut emek kategorisi doğa bilimlerinde kullanılan ölçekler gibi sabit değildir; yaşanılan zamana, kültüre, yerel pazarın dinamiklerine ve en önemlisi zamanın kullanım tarzına vs bağlı olarak sürekli değişir. İlkine katılmıyorum ama ikinci cümle kesinlikle doğru, ama Marks buna karşı epey bir açıklama yapıyor. Emeğin üretkenliğinden, türdeş insan emeğinden, toplumsal olarak gerekli emek zamanından bahsediyor, yani Bazıları, bir metaın değeri, onun için harcanan emeğin niceliğiyle belirlendiğine göre, işçi ne kadar tembel ya da beceriksiz olursa, metaın üretimi için o kadar fazla zaman gerekeceğinden, onun metaının o kadar değerli olacağını sanabilirler. Oysa, değerin özünü oluşturan emek, türdeş insan emeğidir, bir biçimli (uniform) emek-gücü harcamasıdır. Bir toplumun, ürettiği tüm metaların toplam değerinde somutlaşan toplam emek-gücü birçok tek tek birimlerden meydana gelmekle birlikte, burada, türdeş insan emek-gücü kitlesi olarak kabul edilir. Bu birimlerin herbiri, toplumsal ortalama emek-gücü niteliğini taşıdıkları ve bu nitelikleri ile etkili oldukları sürece, birbirlerinin aynıdır; yani bir metaın üretimi için ortalama olarak gerekli ya da toplumsal olarak gerekli zamandan daha fazlasına gereksinme göstermedikleri sürece, biri diğerinin aynıdır. Toplumsal olarak gerekli emek-zamanı, bir malı, normal üretim koşulları altında, o sıradaki ortalama hüner derecesi ve yoğunluğu ile elde edebilmek için gerekli zamandır. İngiltere'de buharla işleyen dokuma tezgâhlarının kullanılmaya başlanmasından sonra, belirli bir miktar ipliği kumaş haline getirmek için gerekli emek-zamanı belki de yarıya inmişti. Oysa el tezgâhında çalışan dokumacılar, aynı işi, eskisi kadar aynı zamanda yapmaya devam etmişlerdir; ama bu değişiklikten sonra, emeklerinin bir saatlik ürünü yalnızca yarım saatlik toplumsal emeği temsil etmiş ve bunun sonucu olarak da eski değerinin yarısına düşmüştür. Öyleyse görüyoruz ki, herhangi bir malın değerinin büyüklüğünü, toplumsal olarak gerekli-emek miktarı ya da onun elde edilmesi için toplumsal bakımdan gerekli emek-zamanı belirler. Buna bağlı olarak tek tek her meta kendi türünün ortalama örneği olarak kabul edilmelidir. Bunun için, eşit nicelikte emek içeren ya da aynı sürede üretilebilen metaların değerleri, aynıdır. Bir metaın değeri ile başka bir metaın değeri arasındaki ilişki, birincisinin üretimi için gerekli emek-zamanı ile ikincisinin üretimi için gerekli emek-zamanı arasındaki ilişki gibidir. "Değer olarak, bütün metalar, donmuş emek-zamanının belirli kitlelerinden başka bir şey değildir." Birinci ciltte bir alıntı yapıyor Marks: William Petty'nin dediği gibi, maddi servetin babası emek, anası da topraktır. Burada ben iki karşıt tarafa dikkat çekmek istiyorum: Emek ve toprak (biz doğa olarak genişletelim). Etrafımda gördüğüm herşey (bütün dünya), ya el değmemiş doğa ya da içinde insan emeği olan (ve bu şekilde) dönüştürülmüş doğadır. Yani, bu ifadede, harcanan emeğin niteliği benim için önemli değildir. İnsan ve doğa karşı karşıyadır ve insan, niteliğinin öne çıkarılmasının analizin bu aşamasında önemli olmadığı (yani soyut) bir emek harcayarak doğayı dönüştürmektedir. Marks'ın deyişiyle: Demek ki, metaların kullanım-değerini bir yana bırakırsak, geriye ortak tek bir özellikleri, emek ürünleri olmaları özelliği kalır. Ancak, emek ürününün kendisi bile elimizde bir değişikliğe uğramıştır. Emek ürününü, kullanım-değerinden soyutlarsak, aynı zamanda, onu kullanım-değeri yapan maddi öğelerden ve biçimlerden de soyutlamış oluruz; artık o, masa, ev, iplik ya da herhangi yararlı bir şey değildir. Maddi bir şey olarak varlığı, yokolmuştur. Ve artık kendisine, bir doğramacının, duvarcının, eğiricinin ya da başka türden belirli bir üretici emeğin ürünü olarak bakılamaz. Ürünlerin yararlı nitelikleri ile birlikte, hem bunlarda şekillenmiş çeşit çeşit emeğin yararlı niteliğini, hem de bu emeğin somut biçimlerini yoketmiş oluruz; hepsinde ortak olandan başka bir şey kalmamıştır; hepsi de tek ve aynı tür emeğe, soyut insan emeğine indirgenmiştir. |
|
|
Cvp:Metaın İki Öğesi: Kullanım Değeri ve Değer 15 Tem 2009 20:12 #2517
|
"Marx Ötesi Marx" bugün elime ulaştı.
Göbek eritme faaliyetlerinden vakit kalırsa başlayayım okumaya.. |
|
|
|
Sayfa oluşturulma süresi: 0.39 saniye

